This Blog is protected by DMCA.com

15 Aralık 2018 Cumartesi

Google 2018'in Arama Trendlerini Açıkladı

Her yıl olduğu gibi bu yılda Google, en çok aranan kelimeleri bizimle paylaştı. Hem her ülkenin ayrı paylaştı hemde Dünya çapında yapılan aramaları paylaştı. Türkiye listesi 7 kelimeden oluşuyor ve bu liste geçen yılla karşılaştırıldığında bu yıl en fazla artış gösteren arama terimlerine göre oluşturuluyor. Listede herkes gibi benimde aradığım kelimeler var. Genel aramalarda Dolar, Soy Ağacı-edevlet aramasını yaptım, dizilerden Çukur'u aradım, kişilerden Mina Başaran,Arda Öziri, Münir Özkul aramasını yaptım, nasıl yapılır kısmından hiç birini aramadım ama başka tarifleri bol bol aradım. Bu yüzden gündemi düşünürsek aramalar normal geldi. Ayrıca Google tüm aramaları listesini bir video ile duyurdu. Video için tıkla

 

İrmik Helvası Yapılışı

Geçen hafta sonu irmik helvası yapmıştım, herkes çok beğenince blogumda hemen paylaşmalıyım diye düşündüm. İlk defa kabartma tozu katarak yaptım. Bir programda kabartma tozu ile iyi olduğunu söylemişlerdi. Oradan gördüğüm için ne kadar tedirgin olsam da denedim. Kabartma tozu tadına bir farklılık katmamıştı ama daha iyi birleşmesini sağlamıştı. İrmik dağılır topak topak olur ya, sanki kabartma tozu un helvası gibi daha iyi birleştirmişti. Yanlış düşünmediysem yaptığımda bu durumun bundan kaynaklı olduğunu düşündüm. İsterseniz siz kabartma tozu katmayabilirsiniz. Ben un helvasını daha çok sevsem de irmik helvası da çok hafif oluyor. İrmik helvasını ceviz ve dolmalık fıstık ile çok yakıştırıyorum. Özellikle dolmalık fıstık çok uyuyor. Diğer kullanılacak çerezler sanki un helvasına daha iyi gidiyor gibi geliyor. Özellikle fındık ile uyumu çok iyi oluyor. Fakat yaparsanız ve çerez koymak isterseniz damak tadınıza hangisi uygunsa onu koymalısınız. Çerez koymadan sade bir şekilde de yapabilirsiniz. Kış ayındayız ama dondurma da çok güzel oluyor. Yalnız sıcakken güzel oluyor. Soğuduktan sonra yapılınca damağa yapışıyor. Gerçi irmik ısıtılıp aynı işlem yapılabilir. Ben irmiği geniş bir kaseye koyup ortasını oyuyorum, ortasına bir top kaymaklı dondurma koyup irmik helvası ile üzerini kapatıp kaseden çıkarıyorum. Tam ortaya denk gelince eridiği için çok farklı bir tat veriyor. Tabii yanına da konulabilir, bu sizin tercihinize kalmış. 
İşte benim tarifim böyle, belki bu haftada siz yaparsınız.

İRMİK HELVASI

14 Aralık 2018 Cuma

Doğadan Zencefil Limon Kabuklu Deneyimi

Ne kadar bitki çayı içmem yasak olsa da yeni tatlar keşfetmeyi seviyorum. Bunlardan biri de Doğadan'ın Zencefil Limon Kabuklu çayı oldu. Sağlıklı bir birey olmadığım için bana bünyem açısından pek iyi gelmedi bu çay. Fakat evin diğer üyeleri tadını çok beğendiler. Yumuşak içimli olmasının yanı sıra zencefilin acılığı da damak tadıma uymadı. Yani keskin bir zencefil tadı aldım. Limonun ekşiliği ile sanki acılık daha da artmış gibiydi. Fakat içilmeyecek derecede değildi.

Not Defteri Sever misiniz?


Not defteri sever misiniz?
-Ben çok severim. 

Daha doğrusu ben kırtasiye ürünlerini çok severim. Hatta öyle ki 30 yaşına gelmiş ben sevimli şekilli kırtasiye ürünlerini daha çok severim. Bazen utanıyor muyum? -Evet. Hemde yüzde yüz utanıyorum ama kendimi de alamıyorum. Herkesin bir ilgi alanı var. Kiminin kozmetik ürünler, kiminin moda, kiminin mutfak, kiminin dekorasyon benimde kırtasiye. 

9 Aralık 2018 Pazar

Kurenai no Buta (Anime Film)

Porco Rosso, nam-ı diğer Kırmızı Kanatlar, bir Miyazaki filmi... İzlediğim Miyazaki filmleri içinde şu ana kadar sıkıldığım tek film bu filmi oldu. Aslında animeyi sevdim ama en sorunlu günlerimde izlemiş olmalıyım ki çok kasvetli geldi. Ya da verilen mesajı anlamak istemedim. Fakat sonuna kadar elbette izledim.

Doğru mu algıladım bilmiyorum ama anime bana fazla siyasi içerikli geldi. Belki 1. dünya savaşında geçtiği için öyle gelmiştir bilemiyorum. Benim için artı puanları da çoktu. Savaş temalı olması macera türünde olmasını sağlamıştı. Bu durumda ilgi çekici bir durumdu. Pilot'un büyülü güçler tarafından domuza çevrilmesi de fantastik temayı güzel temsil etmişti. Ve Miyazaki'nin vazgeçilmezi uçak tutkusu büyük ölçüde anime de betimleniyordu.

Ne kadar sıkılsam da izlerken, anime bana 90'ları hatırlattı. 90'larda çocuk olduysanız hafta sonları sabah saatlerinde çizgi filmler yayınlanırdı bilirsiniz. Özellikle soğuk kış günlerinde yeni yakılmış ve henüz evin tam ısınmadığı vakitlerde uykulu bedenimle, üşüyerek televizyonda izlediğim çizgi filmleri aklıma getirdi. Belki 92 yapım olduğundan kaynaklıdır ama o günleri ne kadar çok özlediğimi fark etmeme sebep oldu.

Kasvetli havasıyla, komedisiyle, macerasıyla yer yer romantik sahneleriyle film bütün olacak sıcacık bir hikayeye sahipti. İşleyiş konusunda da biraz daha akıcı olsaydı kesinlikle çok sevebileceğim bir animeydi. Ben izledikten sonra yorumlara göz gezdirdiğimde herkesin çok beğendiğini ve olaydan ders çıkardıklarını gördüm. Sanırım sıkılmak konusunda tek kaldım. İzlemek isterseniz denemelisiniz... Belki diğer beğenenler gibi sizde beğenirsiniz. 
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Porco Rosso
( 紅の豚, Kurenai no Buta, Crimson Pig, Kırmızı Kanatlar)

Paa (Film)

-spoiler içermez-
Bir baba oğul filmi Paa. Amitabh Bachchan ve Abhishek Bachchan'ın baba - oğul olarak çektiği bir çok film var, bu filmde onlardan biri. Özel hayatlarında ki uyumun yanı sıra iş arkadaşı olarak da çok uyumlu bulduğum çift. Aynı kandan olduklarından mı bilmiyorum ama birlikte oldukları sahneler her zaman hoşuma gider. Beni bu filme çeken Amitabh Bachchan ve oynadığı karakter oldu.

Oynadığı karakter o kadar vurucu, o kadar etkileyici bir karakterdi ki bir kaç gün etkisinden çıkamadım. Filmi izlerken de çok fazla ağladım. Çünkü 12 yaşında bir çocuk var ve bu çocuk hasta bir çocuk. Film de bu çocuğun hastalığı ile mücadele ederken yaşadıklarını ele alıyor. Hint sinemasını takip edenler iyi bilir temasında filmin acı varsa o filmde o acı sınırları zorlayarak anlatılıyor. Bu da tabii ki izleyen izleyiciyi derinden etkiliyor. Bu yüzden beni de derinden etkilemesi kaçınılmazdı.

Amitabh Bachchan filmin çekildiği yıl 67 yaşında bir aktördü. (Şu an 76- 77 yaşlarında.) Yaşına rağmen 12 yaşında bir çocuğu müthiş bir şekilde canlandırmıştı. Hala aynı enerjiye sahip ama bu filmde 12 yaşında olması ve çocuk enerjisinin performansını bize göstermesi kendisine hayranlığımı arttırdı. Hindistan Amitabh Bachchan gibi bir çok aktöre sahip ama yaşına rağmen enerjisi düşmediği için ve hala performansı genç oyunculardan yüksek olması nedeniyle bence bir hazine. Bana göre hindistan çok şanslı bir ülke. Bence Amitabh Bachchan ile gurur duymalılar. Böyle bir oyuncu bir daha gelmez gibi geliyor.
Ayrıca Amitabh Bachchan'a yapılan plastik makyaj da çok iyiydi. Kim yaptıysa ellerine sağlık makyajı çok iyi betimlemiş ve kusursuz hale getirmişti.
Abhishek Bachchan, Amitabh Bachchan'ın oğlu olmaya layık bir oyuncu olduğunu düşünüyorum. Babası kadar olmasa da iyi bir oyuncu ve iyi bir oğul. Film boyunca oynadığı karaktere bir çok oyuncu düşündüm. Khan'ları düşündüm, Kapoor'ları düşündüm, Tellywood oyuncularını bile düşündüm ama hiç biri Abhishek Bachchan kadar yakışmadı. Bu yüzden bu karakter için biçilmiş kaftan olduğunu düşünüyorum. Belki gerçekte baba oğul oldukları için bana duygu geçişini doğru vermiştir kim bilir. Film boyunca performansını çok beğendim.

Vidya Balan, Abhishek Bachchan, Amitabh Bachchan ailesine çok yakışan bir oyuncu. İkilinin olduğu tüm filmlerde kadın oyuncuları düşündüğüm zaman Aishwarya Rai Bachchan dahil pek yakıştıramıyorum. Fakat Vidya Balan, anlamsız bir şekilde ikisinin yanına çok yakışıyor. Oyunculuğu iyi olmasının yanı sıra çok içten ondan olabileceğini düşünüyorum. Filmde çok etken bir karakter değildi. Daha çok sanki Auro ve Amol Arte karakterlerinin ilişkisi üzerinde gidiyor gibi geldi. Auro karakterinni annesiydi ama ikisinin arasında ki bağ yüzeyseldi. Bu yüzden arka planda kalmış bir karakteri canlandırıyordu. Fakat performans ve Abhishek Bachchan ile uyumunu sevdim.

Film her Amitabh Bachchan filmi gibi yavaş başlayıp sonradan kendine bağlayan fimlerdendi. Büyük dersler çıkarılabilecek diyaloglar ve sahneler vardı. Film bittiği zaman durup düşünülecek ve izleyenin kendine pay biçeceği türde bir işleyişi vardı. Ben filmi de, oyuncuları da çok sevdim. Bana göre ölmeden izlenilmesi gereken filmlerden biri. Hatta 10 üzerinden puan verme hakkım varsa bu filme 10 üzerinden 9 verirdim. 1 puan kırmamın sebebi ise başlarda yavaş ilerlemesinden dolayı. Fakat Amitabh Bachchan'ın filmi olduğunu belli eden özellikte bu'dur. Sonuç olarak bence bu filme bir şans verin ve izleyin. Eminim siz de benim kadar çok seveceksinizdir.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Paa ( पा, Father) 

8 Aralık 2018 Cumartesi

Elektrik Faturam 0 Lira Geliyor

Çarpıcı bir başlık aradım ama bulamadım bende bir kaç ay önce komşularıma söylediğim sözümü başlık olarak kullanmak istedim. Başlıktan da okuduğunuz gibi 15 lirayı geçmediği için elektrik faturam 0 lira geldi. Peki nasıl geldi ve neler yaşadım. 

Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.

Gake no Ue no Ponyo (Anime Film)

Bu animeyi izleyeli 2 yılı geçti sanırım. Fakat bloguma bir türlü yazma fırsatı bulamadım. Bu gün şu gün derken bir baktım 2 yıl geçmiş. İzlediklerimi tuttuğum arşivime bakarken de gözüme ilişti ve sizlerle düşüncelerimi paylaşmak istedim.

Miyazaki ruhu diye bir tanım var belki duymuşsunuzdur. Diğer tüm animasyon, anime yapan çizerlerden Miyazaki'yi soyutlayan bir özellik bu. Bu farklılığın ne olduğunu tam olarak bilemiyorum ama izleyicisinde diğerlerinden farklı bir duygu bırakıyor.

Bu çizdiği projede de aynı duyguyu iliklerime kadar hissettim. Film bittiğinde bir çok ders çıkardım, bir çok hoş sahne kaldı aklımda. Sosuke ve annesi Lisa'nın merhameti, Ponyo'nun insani duyguları yaşadıktan sonraki şaşkınlığı bunlardan bir kaçıydı. Bana anlatılan konu ve işleyiş çok tatlı ve hoş geldi.

Çizim klasik Miyazaki çizimiydi. Diğer çizdiği animelerde olan karakterlerden çizim şeklini anımsattığım karakterler vardı. Mesela Yürüyen Şato animesinde Calcifer adında bir ateş karakter vardı. O animesini izlediyseniz Ponyo'nun suratı o ateşe benziyordu. Yürüyen Şato 2004, Ponyo 2008 yapım. Bu yüzden Ponyo'yu çizerken Calcifer'den esinlendiğini düşündüm. Ya da ben iki karakteri birbirine benzettim bilemiyorum. Bunun gibi bir çok benzerlik bu animesinde mevcuttu.

Ponyo'yu benimsememin en büyük etkeni çok saf bir Japon balığı olmasıydı. Biraz deniz kızı hikayesine benzerliği de benimsememe sebep oldu. Sahneleri çok karışık ve detaylı çizilmişti. Yer altını bu denli iyi ve detaylı çizmesi hayranlık vericiydi. Beni en çok heyecanlandıran sahnesi suların yükselip Sosuke ve annesini Ponyo'nun takip etmesi oldu. O dalgaların balık figürü alması ve Ponyo'nun o dalgaların üzerinde yürümesi çok heyecan vericiydi. Sahnede ne olacağını biliyordum ama o dalgaların arabanın üzerine gelmesi ''-İşte şimdi araba dalgalara kapıldı.'' düşüncesine sebep oluyordu. 2 yıl geçmesine rağmen yazarken bile o sahnesi heyecan veriyor.

Ben her animesi gibi bu animesini de çok sevdim ve her yaştan kesimin izleyebileceğini düşünüyorum. Benim için animenin tek üzücü yanı Japonca seslendirme de bulamamam olmuştu. Neden bilmiyorum ama Japonca dublajlı olarak yüklenen sitelerde de büyük bir ihtimal telif yüzünden kaldırılmıştı. Bu yüzden İngilizce izlemek zorunda kaldım ve bana orijinal dilinde olmadığı için haz vermedi. Fakat dublajı sevenler için bu durumun pek etkisi olacağını düşünmüyorum. İzlemediyseniz de kesinlikle izlemenizi öneririm. 
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Ponyo 
( 崖の上のポニョ, Gake no Ue no Ponyo, Ponyo on the Cliff)

7 Aralık 2018 Cuma

Son Günlerde Severek Paylaştığım Instagram Güncellemelerim #3

Instagram: renklitirtil
Facebook: renklitirtil
Twitter: renklitirtil
Tumblr: renklitirtil
Snapchat: renklitirtilblg


Neredeyse 1 yıl olmak üzereyken bu postumu yeniden yazmak istedim. Instagram'ı çok seviyorum. Hele ki telefonumu değiştirdiğimden bu yana çektiğim fotoğrafları yüklerken daha bir seviyorum. Aslında çok kötü fotoğraf çekiyorum ama her biri benim için bir anı, bir yaşanmışlık hissi veriyor bana. Bende burada bu paylaşımlarımı göstermek istedim. Belki bana ne neden bu postu yazdın diyeceksiniz ama kalbimden geçmişken yazmasam olmazdı. Neredeyse her gün 2 defa çektiğim fotoğrafları paylaşıyorum hesabımda. 

Paylaştığım güncellemelerim; 

Kuzenimi parka götürmüştüm, parkta otururken canım sıkılınca çimlere gittim ve kuzenimin oyuncağı ile bu fotoğrafı çekmek istedim. Güzel bir kare yakaladığımı düşündüğüm içinde Instagram'da paylaştım.

Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.

6 Aralık 2018 Perşembe

Artan Kek Topları Yapılışı

Artan ya da yenilmeyen kek oluyor mu evinizde ve ya bayatlamaya yakın kek... Ben çok fazla kek yaptığım için benim evimde oluyor. Bir süre sonra kalan keki kimse yemek istemediği için de farklı arayışlara giriyorum. Ve ya diyelim ki hiç bir şey yok ama misafir gelecek, marketten aldığım hazır kek ile bu tarif kurtarıcım oluyor.  Bazen de yaptığım kek tepsiye yapışıyor çıkmış mecburen keki  çıkartırken dağıtıyorum. Hazır keki, dağılmış keki ya da kalan keki olduğu gibi ikram etmek yerine bu tarifi yapıp farklı bir hava katıyorum. Bazen çikolatayı benmari usulü eritip toplara birer kürdan takarak çikolataya batırıyorum. Bazen hindistan cevizine buluyorum, bazen de çubuk pasta süsleri ile süslüyorum. Hayal gücüm hangisini istiyorsa o şekilde işlem yapıyorum. Bana, hem basit geliyor hemde ıslak olduğu için farklı bir sunum gibi geliyor. Özel olarak ikram etmek istediğim zaman çikolataya batırıp donduktan sonra muffin kağıtlarına koyuyorum. Çikolata ikram etmek yerine böyle bir ikramlık yapmak daha şık geliyor. Özellikle bayramlarda samimi olduğum misafirlerime ikram ederken severek ikram ediyorum ya da evimde verdiğim özel toplantılarımda. (gün, mevlit vs.) Hafif bir tadımlık olmasının yanı sıra içerisine fındık, ceviz, badem gibi kuru yemişler konulmuşsa yerken büyük bir haz veriyor. Denemeyen varsa bu basit tarifi hazır kek ve ya evde yaptığınız kek ile denemenizi tavsiye ederim.

Artan Kek Topları Yapılışı 

Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.

Tart Kalıbında Kolay Pasta Yapılışı

Aslında bu bir tart, tarttan tek farkı muhallebi olmaması ve kekin süt ile ıslatılması. Bir başka fark ise tadının tarta göre daha hafif olması. Bana yaparken bu tarif çok basit geliyor. 10 dakika kadar kekin hamurunun hazırlanması ve 5 dakika kadar da üzerinin hazırlanması sürüyor. Bu şekilde pişme süresini saymazsak 15 dakika kadar bir işlem yapmam gerekiyor. Pişmesi fırından fırına değişir ama benim fırınıma göre 35-40 dakika kadar sürdü ve fanlı kısımda pişirdim. Fakat sizin fırınınızda nasıl olur bu durum bilemiyorum. Bu yüzden keki pişirirken sık sık kontrol etmenizi ve kendi fırınınızda nasıl kek pişiriyorsanız o derecede pişirmenizi öneririm. Ben kek çok kabarıp taşmasın diye ya da sönmesin diye önceden ısıtılmış fırında 200 derece üzeri piştikten sonra 170 derecede devam ediyorum. Benim gibi çok kabartıp taşıran varsa bu yöntemi deneyebilirler. Bu arada normal kek yaptığınızda kekiniz çabuk sönüyorsa 1 paket değil 2 paket kabartma tozu ile kekinizin hamurunu yapın o zaman kek sönmesi olmuyor.

Tart Kalıbında Kolay Pasta

1 Aralık 2018 Cumartesi

Beklenen Mektup Geldi


Aforizmik blogu ile ile tam tamına dört kez temas aline geçme şansım oldu. Geçen yıl ben aforizmik blogunun çekilişini kazanmıştım. İlk temasımız o şeklide gerçekleşti sonrasında bloggerlar arasında bu yılın başında yılbaşı kartlaşması etkinliği yaptık oradan da temasımız oldu ve son olarak benim yaptığım çekiliş aforizmik'e çıktı ve yine bir temas oldu. Bu kadar temas olduğu için haliyle samimiyet kurma şansımız oldu. Bunların üzerine bir de benimle röportaj yapınca birbirimizi daha iyi anlama şansımız oldu. 

30 Kasım 2018 Cuma

Bir Tutam Aşk / Love in the Moonlight (Güney Kore)

-spoiler içermez-
Kanal 7'den yeniden Kore dizisi almasını beklemiyorum. Çünkü izleyici, kitle gerçekten yeniden alınmasını hak etmiyordu. İzleyici dublajı beğenmedi ona takıldı izlemeyi bıraktı, saatini beğenmedi izlemeyi bıraktı. Gel gelelim ki sonuç olarak reytinglere yansıdı bu durum ve çok istek yapılmasına rağmen kanalı yarı yolda bıraktı izleyici. Bu yüzden de tekrar alınmasını beklemiyordum. Haliyle dizilerin yayınlanacağının reklamı yapıldı zaman çok şaşırdım. Bir dizi değil, bir kaç dizi alınması da daha çok şaşırttı.

Bu alınan diziler;
The King in Love - Sevda Masalı,
Love in the Moonlight - Bir Tutam Aşk,
ve
Queen for Seven Days - Ömre Bedel'di. 

Kanal ilk olarak Bir Tutam Aşk dizisini yayınlamaya karar verdi. Ben bu tercihten çok memnun oldum. Diğer ikisine bakarak bu dizi biraz daha melodram türüne yakın. Bu yüzden kararı yerinde buldum. İsim olarak seçimi ilk defa beğenmedim. Basit ama uzun yani akılda kalıcı bir isim değil. Daha farklı bir isim seçilebilirdi. Diğer seçtikleri isimlere göre bu isim bana bööyle bir izlenim verdi.

Dublaj konusunda da Kim Yoo jung haricinde tüm seslendirmenlerin doğru eşleştiğini düşünüyorum. Kim Yoo jung'un sesi yaşına göre büyük mü yoksa küçük mü pek kavrayamadım ama oturmamış bir şeyler vardı. Yanlış anlaşılmasın seslendirmenin sesi çok güzel ve senkron çok doğru ama ses tonu fiziksel olarak pek uyumlu gelmedi.

Dizinin saati bu sefer daha iyi olmuş gibi geldi. Tekrar saati çok uçuk bir saat olsa da tam 15'te başlamasından hoşlandım. Fakat tam okul çıkış saatine denk geliyor başlaması. İzleyiciye nasıl bir etkisi olur bilmiyorum. Ben evde olduğum için benim için sıkıntı yok.

Dizi hakkında spoiler vermeyeyim ama içinizi ısıtacak bir dizi olduğunu düşünüyorum. Biraz Kore klasiği bir dizi. Buna benzer bir çok dizi ismi sayabilirim ama oyuncuların uyumu ile işleyişin akıcı olmasından dolayı hiç sıkmıyor. Zaten 18 bölümcük bir dizi olduğundan hemencik bitiyor. Vaktiniz varsa ve yayın saatinde evdeyseniz diziye bir şans verin. bence seversiniz.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
26 Kasım 2018 Pazartesi gününden itibaren hafta içi her gün 15.00'da tekrarı ise 00.30'de Kanal 7'de.
Love in the Moonlight 
 (Bir Tutam Aşk, 구르미 그린 달빛, Gureumi Geurin Dalbit, Moonlight Drawn by Clouds, Ay Işığında Aşk)

Neutrogena Visibly Clear // Sivilce Karşıtı Günlük Temizleme Jeli

Neutrogena

Sivilcelerle baş etmemle ilgili ürün yazdığım kaçıncı post oldu bilmiyorum. Ürünler kah işe yaradı, kah cildimi daha kötü yaptı ama hepsini deneyip deneyimlerimi sizle samimi bir şekilde paylaştım. Yine samimi bir şekilde paylaşacağımı düşündüğüm bir ürünü size yazmak istiyorum. Çünkü artık sadece üzümü yıkıyorum ve başka bir ürün yüzüme kullanmıyorum.

23 Kasım 2018 Cuma

Şahin Tepesi (Dizi)

Dizi hakkında ilk bilgiler çıktığında annem -''Bu bizim gençliğimizin dizisi mi? Ay! Ne izlerdik Dallas gibi diziydi. Kesin buna bakalım aynısını mı yapmışlar.'' dedi durdu. Bu dizinin ilk bölümüne annem için şans gibi bir şey oldu. Neden bilmiyorum fragmanları dönerken ama hiç içimden izlemek gelmedi. Hatta yüzeysel bir izleme yaparım diye düşündüm. Fakat dizi başladı ve sonrasında ilerledikçe düşüncelerim değişti.

Zerrin Tekindor ve Ebru Özkan'ı birlikte yazmak istiyorum. İkisinin de aynı düzeyde olduklarını düşünüyorum. Ana karakter olarak iki oyuncunun seçilmesi çok yerinde olmuş. Zerrin Tekindor asil duruşu ile kötü karaktere çok yakışmıştı. Herkesin bildiği karakteriyle Matmazel'den kötü bir kadın karakter çıkabileceğini hiç düşünmezdim. Sanırım bu yüzden bölüm boyunca hayranlıkla izlediğim bir performansı oldu. Ebru Özkan ise anaç ve daha masum bir karaktere daha iyi gitmişti. Bu yüzden bana göre karakter eşleşmesinde bu iki oyuncu için doğru karar verilmişti. Yalnız Melek yani Ebru Özkan'ın karakteri beni benden aldı. Karakter o kadar tutuk, o kadar her şeyi sineye çekmiş bir karakter olarak yazılmıştı ki içimi şişirdi. Umarım işleyişte karakterin gözü açılır ve güzel bir mücadeleye girer.

Murat Aygen genel olarak çapkın ve sinsi karakterlerin oyuncusu oluyor. Bu dizi de nasıl bir karakteri var ilk bölümden çözemedim ama bence bu karakteri de çok fena bir karakter olacak. En azından Tuna ve Melek'in birbirine daha çok düşmesine zemin hazırlayacak gibi duruyor. Bu dizide de çapkın canı sağ olsun.

Esra Dermancıoğlu'nu sanki ilk defa iyi bir karakterde izleyecek gibi hissediyorum. Başımıza taş mı yağacak ne olacak ki yapımcılar sonunda oyuncuya iyi kadın karakterini vermeyi düşündüler anlayamadım. Hangi yapımda olursa olsun oyuncuya kötü kadın karakterini yapıştırmışlardı, sanki tek düzey gidiyor gibiydi. Bu karakterde görünce şükür ettim yazsam abartı olmaz. Sonunda bir şans tanınmış ve farklı karakterleri de oynayabileceğini herkese ispatlama şansına kavuştu. Eğer böyle devam ederse ben karakterini çok beğendim. Hatta Esra'nın karakter seçimi konusu da mis gibi olmuş.

Kaan Taşaner'in bu dizi de olacağını bilmiyordum. Bir iki gün önce dizi hakkında bilgiler araştırırken dizi de olduğunu fark ettim ve şaşırdım. Dizide sonuna kadar kalıcı olur mu bilemiyorum ama avukat karakterini yakıştıramadım. Genelde daha başrol karakter ya da ona yakın karakterlerde olduğu için bu dizi de çok yan karakter kalmış gibi geldi. Tabii sonrasında sahnesi çoğalır mı bilemiyorum. Karakterini yadırgadığım için sevip sevmeme konusunda emin değilim.

Leyla Tanlar'ın ilk dizisinde ki performansını da finaline kadar sevememiştim bu dizide de ilk bölümden sevemedim. Fakat Zerrin Tekindor ile olan sahnelerinde de bayıldım. O sahnelerde çok iyiydi ama bölüme genel baktığımda iyi değildi. Yani, ortalama düzeyde bir oyunu oldu. Can verdiği karakterini sevdim. Bence iyi ortalık karıştırıcı bir karakter çıkarabilir senarist. İnsanın yaşamındaki en cahil dönemini canlandırdığı için bolca hata yaparak güzel bir sinsi karakter ortaya çıkar diye düşünüyorum.

Mustafa Mert Koç'u ne zaman ekranda görsem arabada şarkı söyleyen fenomenlerden biri olduğu aklıma geliyor. Ha ekrana yakışıyor mu yakışıyor, yetenekli mi yetenekli ama yaş ortalaması yüksek izleyicisi kazanmak istiyorsa şu arabada şarkı söyleme işini bırakması gerekiyor. Sosyal medyadan bilen benim gibi izleyicilerin bakış açısını bu durum çok etkiliyor. Bu da yeteneğini gölgeliyor. Karakter konusunda haşin bir karaktere can veriyor. Böyle karakterleri çok severim. Bir iki bölüm sonra karakter daha iyi oturursa sahneleri eğlenceli olur.

Boran Kuzum'u çok seviyorum. Hem oyuncu olarak, hem magazinsel yönden, hem bir önceki karakterinden dolayı her şekilde seviyorum. Ekrana aşırı yakışan yetenekli geleceği parlak oyunculardan. İlk defa dönem dizisi olmayan bir dizide oynuyor sanırım ve günümüze de çok yakışmış. (Yine de ben kedi bıyıklarını görmek isterdim.) dizi de klişe bir erkek karakterine can veriyor. Manken sevgilisi olan, zengin, biraz şımarık ve çapkın evin küçük beyi karakteri... Fiziksel olarak bu karaktere çok uygun olduğunu düşündüm. Aybüke ile de çok yakışmışlardı.

Aybüke Pusat'ı ilk gördüğümde bu kızı sevmiyorum, neden bu kız demiştim. Hatta bu yüzden diziden soğumuştum. Fakat bir önceki dizisinde kendini geliştirmiş ve tükürdüğümü yaladım. Hala sevmesem de diziye yakışmış. Belki bu dizi ile sevebilir, ön yargımı kırabilirim.

Dizinin ilk dakikalarında dizi çok klişe, çok kasvetli, fazla entrika dolu bu dizi bu akşam sünecek diye düşündüm ve kanalı değiştirmeyi düşündüm. Tabii ki yazı yazacağım için böyle bir şansım yoktu ve sabretmeye karar verdim. Dizinin ilk 20 dakika filan çok sıkıcıydı. Sonrasında dizi birden açıldı. İşleyiş hareketlenmeye başlayınca ister istemez meraklandım. Bu şekilde bölümün sonunu getirdim. Dizinin sonraki bölümleri saçmalar mı bilmiyorum ama çok heyecanlı olacağını düşünüyorum. Özellikle şantaj olayı filan işin içine girince olaylar annemin tabiriyle tam bir Dallas'a dönecek. Dizi de büyük bir kadın çekişmesi yaşanacağı için entrikanın da yükseleceğini düşünüyorum. Zaten bir dizi de iki kadının güç gösterisi varsa o dizi de kendin adrenalin yüksek oluyor. Dizinin senaristinin Melek Gençoğlu olması ve yönetmeninin Hilal Saral olması benim için artı bir puan kazandırdı. Melek Gençoğlu'nun kalemine çok güveniyorum. Aynı yapım olduğu için dizi isimlerini kullanabilirim, Aşk-ı Memnu, Yaprak Dökümü, Dudaktan Kalbe, Menekşe ile Halil, Fatmagül'ün Suçu ne?, Kuzey Güney, MedCezir, Kurt Seyit ve Şura dizilerini efsane yapan bir kalem. Bu yüzden bu dizinin de çok iyi bir işleyişe sahip olacağını düşünüyorum. Bana göre ilk 20 dakikası haricinde dizi iyi başladı. Vaktiniz varsa bu tür dizileri seviyorsanız deneyin derim.
Dipnot: Dizi, ABD yapımı olan Falcon Crest dizisinden uyarlamadır.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
ŞAHİN TEPESİ

22 Kasım 2018 Perşembe

Çarpışma (Dizi)

Fragmanlarıyla beni etkileyen ve merakla beklediğim dizi sonunda başladı. Dizinin kadrosunun yıldız şöleni gibi olmasının yanı sıra konusu da çok ilgi çekici gelmişti. Bu yüzden de başlayana kadar çatlayarak bekledim ve bu gece sonunda başladı. Beklediğime değdi mi diye sorarsanız bence beklediğime değdi. Her ne kadar başlangıcında acaba desem de, ''Evet bu bir Ay yapım projesi ve kötü olduğu beklenemez.'' diye düşündüm.

Kıvanç Tatlıtuğ dizinin ilk bölüm kahramanıydı. Resmen sektördeki rakiplerine oyun nasıl oynanır rol nasıl kesilir onu gösteriyor, izleyiciye görsel şölen yaşatıyordu. Hani derler ya ''Bir döndü tam döndü!'' resmen öyle oldu. Bölüm boyunca, heyecanlandırdı, üzdü, güldürdü, gaza getirdi. Bölüm boyunca performansı çok yüksekti ve bu da izleyiciye yansıdı.

Elçin Sangu beklediğimden daha iyi bir performans sergiledi. Şimdiye kadar neredeyse tüm projelerini izlememe rağmen dizinin ağırlığından dolayı olmaz gibi geliyordu. Fakat performans olarak iyi olduğunu düşündüm ama yine de bir kaç bana geçmeyen sahneleri vardı. Mesela kızının alındığı sahne ve sonrasında ki çaresizlik kısmı bana bir duygu vermedi. Zamanla karakter oturunca duygu geçişlerinin de oturacağını düşünüyorum.

Onur Saylak kesinlikle efsaneydi. Oyunculuk kısmında kendisine hayranım ve saygı ile izliyorum. Özellikle kötü karakterler için biçilmiş bir kaftan gibi. Oynadığı her kötü karakteri iliklerine kadar yaşıyor ve izleyiciye o hissi veriyordu. Bu dizide ki karakteri de bana her karakterinde olduğu gibi bu hissi yaşattı. Kıvanç'tan sonra bana göre en iyi performansı çıkaran oyuncuydu.

Melisa Aslı Pamuk artık bu karakterden ne zaman sıyrılacak çok merak ediyorum. Zengin ailenin tatlı, prenses kızı karakterleri artık baydı. Sanki her oynadığı dizide aynı karakterin devamını izliyormuşum gibi geliyor. Aynı konuşma tarzı, aynı beden dili, aynı mimikler ve aynı karakterin havasından sıyrılması gerekiyor.

Alperen Duymaz geleceği parlak gözüken, emin adımlarda ilerleyen bir oyuncu. Her karakterinde başka bir adam oluyor. Bir önceki dizisinde nefret doluydum ve bu karakterin üzerine başka karakter olmaz üzerine yapışır diyordum. Bu dizi başladı ve tüm ön yargım kırıldı. Tamamen başka bir hava ile oynadığı bu karakter bir önceki karakterini unutturdu.

Mustafa Uğurlu ve Rojda Demirer'in sahneleri ilk bölüme göre çok azdı. İkisinin de gelecek bölümlerde çok iyi performans sergileyeceğini düşünüyorum. Fakat Mustafa Uğurlu'nun dizide çok etkisinin olacağını düşünmüyorum. Bu arada Rojda Demirer'e ilk bölümden sinir oldum.

Merve Çağıran ve Hakan Kurtaş bu diziye çok uyumlu olmamışlar. İki karakterde çok havada kalmışlar. İlerleyen bölümlerde nasıl bir işleyiş yazılacak bu karakterlere bilmem ama olmasalar da olurlarmış diye düşündüm. İkisi de diğer oyuncuları düşününce çok ortalama geldiler.

İsmail Demirci dizi de beni en çok sinir eden karaktere can veriyor. İsmail Demirci çok iyi oynasa da karakter ezik ve sinmiş yazılınca tamamen performansını gölgelemişti. İnşallah sonradan bir yerlerden çıkıp Zeynep karakterinin hayatını daha fazla mahvetmez.

Son olarak tabii ki usta oyunculardan Erkan Can hakkında yazmak isterim. Erkan Can'ın babacan bir karaktere can vermesi çok hoşuma gitti. Bir kaç kez kötü karakterde gördüğümde içime sinmemişti. Çünkü kendisine böyle babacan karakterler yakışıyor. Kıvanç Tatlıtuğ ile ikili sahnelerini de çok benimsedim. İnşallah bir baba oğul havası verilen bu ikili sahneleri daha çok görürüz.

Dizinin yönetmeni Uluç Bayraktar olunca bana çok fazla bir şey yazmak kalmıyor. Yönetmen zaten yönettiği projelerle kendini ispat etmiş bunun üzerine pek fazla yazmaya gerek yok. Tek kelime ile mükemmeldi. Çekim açıları, rengi, konuya göre seçilen mekanların atmosferi, geçişler ve bu işin görsel tekniği neyse abartısız hepsi çok iyiydi. Beni ilk bölümde bir çok sahne etkiledi. Mesela, patlama sahnesi çok etkiledi., Zeynep karakterinin kızının elinden alındığı sahne çok etkiledi, Cemre'nin Kerem tarafından bıçaklanması çok etkiledi, Kerem ile arkadaşının arabada tartışması çok etkiledi, dizinin adının verildiği çarpışma sahnesi çok etkiledi. İlk bölüme göre bu sahneler izleyicisi için akılda kalacak sahnelerdi. İlk dakikaları yani karakter tanıtımında dizi biraz yavaş olsa da sonradan hareketlendiğini düşünüyorum. Dizinin konusu, işleyişi ve kurgusu iyi yapıldığı içinde genel olarak diziyi çok beğendim. Eğer saçmalamazsa bu diziyi izlemeyi düşünüyorum. Sizinde bu geceye izlediğiniz bir diziniz yoksa izlemenizi tavsiye ederim.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 10. sırada, tekrarı ise 27. sırada tamamladı.
ÇARPIŞMA

17 Kasım 2018 Cumartesi

Tozkoparan (Dizi)

Ulusal kanallarda hep belli bir yaş üstü insanların izleyebileceği diziler yapılıyor. Çocukların izleyebileceği türde diziler yapılmadığı için ulusal kanallarda böyle bir açlık vardı. TRT1'in devlet kanalı olarak ulusal kanallara öncü olması açısından bu dizinin TRT1'de yayınlanmasını çok doğru buldum. Bu şekilde çocuklarımızın izleyebileceği türde dizilerin yapılabileceği gösterildi. Genelde çocuk kanallarında diziler olsa da ulusal kanallarda da bu tür dizilerin olmasının iyi olacağını düşünüyorum. Çünkü çoğu çocuk kanalı uydu üzerinden yayın yapıyor ve bazı evlerde bu uydu kanalları çekmeyebiliyor. Bu şekilde daha büyük bir çocuk kitleye ulaşılabilir ve çocuklarımız temiz bir yayın izlemiş olur. Bu yüzden bu projesi gönülden destekliyorum. Diziyi ve oyuncuları çocuk dizisi olarak yorumlayacağım için benim açımdan çok basit olacak.

Özgür Ege Nalcı başrol çocuk oyuncu olarak doğru seçim olmuş. Çipil çipil mavi gözleri ile insanın içine içine işleyen bir karakter olmuş. Yaşına göre güzel bir performans sergilediğini düşünüyorum. Özellikle ok atarken ki tavırları ve beden dili çok hoşuma gitti.
Burak Kut bu karakterlerin adamı gibi geliyor bana. Yani baba karakteri için bulunmaz bir hint kumaşı. Baba karakterine o kadar çok uyuyor ki her baba karakterinde gerçekten o dizide ki çocuk oyuncunun babasıymış hissi veriyor.

Burcu Altın ile Burak Kut'ta çok uyumlu çift olmuşlardı. Fakat Burcu'nun anne karakterini çok yadırgadım. Şöyle ki Burcu hep uçarı, çatlak karakterlerin oyuncusuydu. Bu dizide ise sorumluluklarını bilen ağır başlı bir anne karakterini canlandırıyordu. Bu yüzden bölüm boyunca karaktere alışamadım ve yadırgadım. Zamanla alışacağımı düşünüyorum.

Yalnız baba ve anne karakteri çok yerinde olmuştu. Evimizde gördüğümüz anne ve baba karakterinin doğru yansıtılması çocuklar açısından artı bir puandı.

Helin Melike Çal'ı bu yıl başka bir dizide bir karakterin çocukluğu olarak keşfetmiş ve çok beğenmiştim. Ara vermeden yeni bir projede tekrar görmekten mutlu oldum. Yolu açık olsun iyi bir oyuncu olacağını düşünüyorum. Fiziksel olarak Burcu Altın'a benzediğini düşünüyorum. Güzel bir anne- kız olacaklardır.

Yusuf Gökhan Atalay'ın karakterini çok havalı buldum. Hem çocuklar tarafından fantastik bir karakter haline getirilmiş Yabani karakterine can veriyor hemde eski bir kemankeş... Bence çok çok havalıydı. Dizi nasıl ilerler bilmiyorum ama her karakterin oyuncusu olduğu gibi bu karakterinde oyuncusuydu.

Leya Kırşan, Tuana Naz Tiryaki, Demir Saygı, Doruk Kaan Aslan, Yağız Kılınç, Fatih Yılmaz, Alara Kardak, Deniz Erayvaz çocuk oyuncular da karakterlerini gayet güzel oynamışlardı. Daha her biri bir bebek olduğu için yolları uzun büyüdükçe daha harika işler çıkaracaklardır.

Dizide beni rahatsız eden bir durum vardı. Televizyona hakim olduğum kadarıyla aslında tüm çocuklara yönelik dizi ve çizgi dizilerde bu muhakkak oluyor. Bahsettiğim konu Sinan karakterinin aksi olması, nefret dolu olması. Bu karakter üzerinden sanki çocuk kitleye bir şeylerin aşılandığını düşünüyorum. Umarım zamanla bu karakter kötülük peşinde olmak yerine daha iyi bir karakter olur. Unutmayalım ki yaş kitlesi 8-12 yaş aralığını kapsıyor. Böyle düşününce karakterin çok yanlış olduğunu düşündüm. Mesela bir sahnede arkadaşının elini dolaba sıkıştırıyordu sinirlenip ve eğer dolaba sıkışmasaydı diğer arkadaşını dövecekti. Bundan etkilenebilecek ve havalı bulabilecek çocuk sayısının fazla olduğunu düşünüyorum. Bu karakter daha dikkatli ve çocuk gözünden yazılırsa daha doğru olabilir. Bu karakter haricinde her şeyin aile örf ve adetlerimize uygun yazıldığını üşündüm. Bu arada yukarıda 8-12 yaş aralığı yazdım ama dizi daha üstünün de izlemesine uygun bir diziydi. Yani evin diğer büyük üyelerinin de hoşuna gidebilecek bir diziydi.

Dizi de sporun yanı sıra fantastik unsurda kullanılacağı için en çok merak ettiğim kısım fantastik unsurdu. Bana göre fantastik sahneler yerinde işlenmişti. Yani çocukları korkutmadan çocukların dikkatini çekebilecek sahnelerdi. Benden bu sahneler tam not aldı. İşin içine sporun katılması da çocukların zihni açısından doğru görünüyordu. Çekim stilinden ve canlı bir tema kullanılmasından çok hoşlandım. Çekim yerini ve çekim için seçilen evi çok beğendim. Senaryo şimdilik akıcı ve kullanılan dil sadeydi. Senaryo ve diyaloglarda aile teması iyi kullanılmıştı. Dizi de en sevdiğim yer jeneriği oldu. Dizinin jeneriği temasına ve türüne çok uygundu. Bu sezon başlayan çoğu diziden daha iyiydi. Benim için dizi bir iki sahne ve karakter haricinde güzeldi. Siz anne babalar daha iyisini bilirsiniz ama çocuklarınız ile birlikte bu diziyi beraber deneyebileceğinizi düşünüyorum. Benden sizlere tavsiyedir.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 25. sırada, tekrarı ise 42. sırada tamamladı.
TOZKOPARAN

10 Kasım 2018 Cumartesi

İkizler Memo - Can (Dizi)

Ne kadar oyuncularını sevsem de fragmanlarından dolayı pek ilgimi çeken bir dizi olmamıştı. Yine de bir şans verip bir iki bölümünü izleme fırsatı buldum. Diziyi ne sevdim ne sevmedim ikisi arasında kaldım.
Özgürcan Çevik 'i farklı bir karakterde gördüğüme çok sevindim. Bir önceki karakterine yakın ama kaba saba bir karakter değildi. Şayet dizi tutulursa bir önceki karakterini unutturabilir gibi geldi. Dizi de dayı vasfında bir karakteri canlandırması ve bir dayının babacan tarafını izleyiciye doğrudan yansıtması hoşuma gitti. Emir Berke Zincidi ile dayı - yeğen ilişkisini de çok güzel yansıtmışlardı.

Nehir Erdoğan bana göre ilk bölümün kahramanıydı. Ara vermesine rağmen performansı çok yüksek başladı. Ne oyunculuğundan, ne güzelliğinden bir şey kaybetmemişti. İzlediğim bölümler içerisinde en çok beğendiğim karakter ve oyuncu Nehir Erdoğan oldu. Umarım çok fazla ara vermeden bu şekilde bir çok projede görebiliriz kendisini.

Emir Berke Zincidi bana göre çocuk oyuncu olarak çok yetenekli bir oyuncu. ne kadar çoğu izleyici bunun tersini düşünse de ben yaşına rağmen çok iyi oynadığını düşünüyorum. Dizide iki karaktere hayat vermesi ve bunun üstünden gelmesi gelecek için de umut vericiydi. İlerde çok iyi bir aktör olabileceğini düşünüyorum. Böyle yetenekli çocuk ve gençlere ihtiyacı var sektörün. Dizide ki karakteri beni çok çekmedi. Yani ne kadar iki karakter olsa da bir renkliliği yoktu. Dümdüz bir çocuk karakteri yazıldığını düşünüyorum.

Burak Hakkı'nın oyunculuğunu eskiden bu yana çok beğenirdim. Ayrıca ekranda görmekten de hoşlanırım. Fakat bu dizide ki karakteri çok donuk olmuş. Aslında karakter değilde sanki oyunculuğu çok donuk gibi geldi. O mimikleri olan, tatlı tatlı bakan, beden dilini doğru kullanan Burak Hakkı gitmiş de yerine donuk bir oyuncu gelmiş gibiydi. Sanki bir şeyler eksik gibi geldi. Karaktere mi oturmamış yoksa karakter içine mi sinmemiş anlamadım ama umarım gelecek bölümlerde oturur.

Son olarak Mazlum Kiper ve Atilla Saral'ı dizide gördüğüme çok sevindim. İkisi de ara vererek ekranlara döndüğünden özletiyorlar kendilerini.

Dizinin başlangıç kısmı sanki Arka Sokaklar dizisinin bir bölümünün başlangıcı gibiydi. Bu durum çok hoşuma gitti. Arka Sokaklar ekibinin diziye dahil olması iki dizinin birleşimi bir bölümün çıkarılması dizinin içinde dizi gibi farklı bir başlangıç olmuştu. Fakat kurgu ve senaryo çok basitti. Sanki bu günden 10 yıl öncesi eski dizilere benziyordu. Bana göre entrikasız eski tip bir dizi gibiydi. Yani, Cennet Mahallesi, Akasya Durağı tadındaydı. Senaryo basit olduğu gibi sahnelerde çok basitti. Diyaloglar günlük konuşma şeklinde ilerliyordu. Jenerik ve dizi müzikleri klasik Erler Film jeneriği ve müziğiydi. Ben bu yüzden sevip sevmeme arasında kaldım. Benim sevdiğim türde bir dizi değildi ama izlenmeyecek türde bir dizide değildi. Bu tür dizileri seviyorsanız bir şans verin, belki çok sever izlersiniz.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 3. sırada, tekrarı ise 13. sırada tamamladı.
İKİZLER MEMO- CAN 

9 Kasım 2018 Cuma

renklitirtil'a Sürpriz Kargo Geldi #10


Amigurumi Kraliçesi blogger amigurumicenneti'nden bu hafta içi bir kargo aldım. 
Aslında bu hediye olayı spontane gelişen bir olaydı. amigurumicenneti Instagram hesabından ördüğü oyuncakları paylaşıyor bende gördükçe yorum yapmaya çalışıyordum. Onunda sanırım içinden geldi ve bana yollamak istediğini yazdı. Tabii ki görür görmez çok mutlu oldum hemen hediyeyi kabul etmek istediğimi yazdım. Fakat bir çok aksilik olunca göndermesi biraz zaman oldu.

Kozmetik Tasarrufumda Bitenler 4

Tasarruf olayını düşünüp harekete geçirdiğime çok seviniyorum. Çünkü yılbaşından bu yana istikrarlı bir şekilde uyguluyorum. Bu konuda ki son yazımdan şimdiye sadece 1 adet ürün aldım. Onu da ihtiyacım olduğu için bir marketten 14 lira vererek aldım. 11 ay boyunca aldığım ürünlere bakarsam 1 adet oje 1 adet şampuan ve 1 adette yüz yıkama jeli aldım. Son aldığım ürünle 11 ayda kozmetiğe verdiğim para toplam 29 lira olmuş oldu. Bu da bence bayağı bir tasarruf etmiş olmama sebep oldu. Sanırım kozmetik açısından ilk defa bu yıl bu kadar az para harcamış oldum. Buna rağmen hala en kozmetik dükkanı gibi ve çoğunun son kullanma tarihi 2019 olarak gözüküyor. Bu durumda 2019'da da bu tasarrufun devam etmesi gerekli. Yoksa maalesef ürünler çöpe gidecek ve verdiğim paralar buhar olup uçacak. 9. ve 10. ayda pek evde değildim. Bu yüzden oturup kendime bakım yapma ve ya uğraşma gibi bir durumum olmadı. Bu yüzden biraz az ürün kullanabildim. Bu bitirdiğim ürünler;

6 Kasım 2018 Salı

İmparatoriçe Ki / Empress Ki (Güney Kore)

-spoiler içermez-
Sonunda herkesin yıllardır beklediği an geldi ve TRT1 bizlere hiç hissettirmeden bir Kore dizisi aldı. Hatta aldım diye reklamını bile döndürmedi çok az bir zaman kalımı dizi geliyor diye fragman döndürdü ve beklemeden yayınladı. Reyting kaygısı olmayan bir kanalın böyle yapması çok şaşırtıcı değildi ama çok ani gelişmesi de beklenilecek bir durum değildi. Şahsen TRT1'in tekrar Kore dizileri almaya başlaması beni sevindirdi. Sonuçta bu işin üstadı ve deneyimlisi TRT1'di. İzleyici memnuniyeti açısından da iyi olduğunu düşündüm.

Türkçe dublaj yapılan Kore dizilerinde hep diğer izleyiciler ile karşı karşıya geldim. Ben genel olarak beğenirken onlar dublaj konusunda memnuniyetsiz oldular. Fakat bu sefer herkesle hemfikir oldum. Yani dublajın çok iyi yapıldığını düşündük. Bu yazımda bu konu hakkında yazmayacak olmam da beni mutlu etti. Dublaj çok iyiydi, sesler karakterlere ve oyunculara çok yakışmıştı. Özellikle Ha Ji won, Joo Jin mo ve Ji Chang wook'un sesleri nokta atışı olmuş. En merak ettiğim ses Ji Chang wook'un sesiydi ve beklediğime değdiğini düşündüm. Senkron kısmı da gayet yerindeydi bundan dolayı da başarılı buldum.

İsim olarak direk dizinin ismini Türkçeye çevirmişler. Zaten kolay ve akılda kalıcı bir isim olduğu için güzel durmuş. Farklı bir isim olur mu diye düşündüm ama farklı bir isim çok havada kalırmış gibi geldi. Bu yüzden isim konusu akıllıca bir seçim olmuş.

Dizinin yayın saati ve günleri güzel seçilmiş. Haber önü olması benim açımdan mantıklı geldi. Çünkü yanlış bilmiyorsam okula giden kesim saat 15 ve ya 16 arası okuldan çıkıyorlar. Eve gitme süresini düşününce tam öğrenci kesiminin dinlenme saatine denk geliyor. Yine ev hanımı kısmını düşünürsek tüm işlerin bitip beş çayı dediğimiz vakte gelmesi saat konusunu mantıklı kılıyor. En azından benim için tüm işlerimi bitirdiğim vakit dizinin başlama vakti oluyor. Hafta sonu dizinin yayınlanmama kısmını da sevdim. Genelde hafta sonları evimde misafir ağırlıyorum ya da dışarıda oluyorum. Şayet yayınlansaydı haftada iki bölüm izleyemiyor olacaktım. Hafta sonu yayınlanmaması çok işime geldi ve sevindirdi. İnşallah günlerde ya da saatte değişiklik olmaz ve 51 bölüm boyunca aynı çizgide izleme şansımız olur.

Daha evvel izlemiştim ama dublajlı olarak da diziyi sevdim. Belki orta ve son bölümlerine doğru üzülüp canınız sıkılabilir ama kesinlikle izlemelisiniz. Ülkesinde yayınlandığı ve Türkçe alt yazısı güncel olduğu zamanlar hem ülkesinde hem Dünya çapında ilgi çekmiş bir diziydi. Hatta emin değilim ama hatırladığım kadarıyla, sanki yayın zamanı ülkesinde reyting konusunda da kendi rekorunu kırmış bir diziydi. Bu kadar insan severek izlediyse şansı da hak ettiğine inanıyorum ve şiddetle öneriyorum.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.

5 Kasım 2018 Pazartesi gününden itibaren hafta içi her gün 17.30'da tekrarı ise 07.20'de TRT1'de.


Empress Ki 
(İmparatoriçe Ki, 기황후, 奇皇后, 
Gi Hwanghu)

1 Kasım 2018 Perşembe

Muhteşem İkili (Dizi)

Uzun zamandır yayına girmesini beklediğim bu dizi geçte olsa sonunda başladı. Benim için genel olarak ilk etapta her yeni başlayan dizinin konusu çekse de bu dizi de ilk başta oyuncu kadrosu dikkatimi çekti. Çünkü kariyerine başrol olarak devam eden ve gündemde olan oyunculardan bir kadro oluşturulmuştu. Her bir oyuncuyu ayrı ayrı ele alırsak kendi çapında bir üne sahip ve odak noktası olan oyuncular. Bu yüzden kadrosu beni çok şaşırttı. Fakat senaristlere birazcık üzüldüm. Çünkü kadro çok ağır olunca çok dikkatli yazmaları gerekiyor bana göre şu an işleri iki katı ağır bir durumda olmalı.

Bana göre ilk bölümün kahramanı Kerem Bürsin'di. O kadar güzel mimikleri vardı ki beni benden aldı. Zaten inandırıcı ve iyi oyunculuğu vardı birazda fazlaca mimik kullanması hem sempatik yapmış hemde bölümün kahramanı olmasını sağlamıştı. Ayrıca Kerem'in aksanının bir tık daha iyileşmiş olmasına çok sevindim. Diğer projelerine baktığımda aksan, oyunculuğunun önüne geçiyordu. Bu projesinde ise biraz daha Türkçesi düzelmiş bir şekilde karşımıza çıktı. Bu benim açımdan Kerem'e artı puan kazandırdı.

İnsan olarak düşündüğümde böyle adamlar itici gelse de İbrahim Çelikkol'a agresif kaba saba karakterler çok yakışıyor. Nedendir bilmiyorum ama farklı ve çekici geliyor. bir önceki projesinde de karakterini çok beğenmiştim bu dizide de çok beğendim. Zaten hemen hemen aynı kulvarda bir performans çıkarmıştı. Yani sanki o karakterin polis olmuş hali gibi geldi. Gerek ses tonu gerek mimikleri gerek beden dili bana o karakterini hatırlattı.

Özge Gürel'in oyunculuğu bana ortalama derecede geliyor. Bu dizide de yine ortalama bir oyunculuk sergilemişti. Fakat diğer karakterlerini düşününce bu karakteri biraz daha gerçekçi ve güzel geldi. Bana göre sonunda kendine yakışan bir karakter bulmuş gibiydi. Belki karakterle bütünleştiği için bu şekilde bana yansımıştır ama ben çok beğendim. Hatta dizide karakterini sevdiğim ilk oyuncu oldu. Saçları yüzüne çok yakışmıştı, bayıldım.

Öykü Karayel'in oynadığı karakterleri düşününce hep dramatik karakterlerin kadını oldu. Hep bir ciddiyet hep bir hüzün barındırdı karakterlerinde. Bu dizide ilk bölüme göre ilk defa renkli bir karaktere can verecek olduğunu düşündüm. Dizi nasıl işler bilmiyorum ama eğlenceli yönünü görecekmişiz hissine kapıldım. Umarım yanılmam ve o eğlenceli tarafını görme şansı buluruz. Karakter olarak doğru projede ve doğru karakterde olduğunu düşünüyorum. Oyunculuğunu sevdiğim için karakterini de sevdim.

Engin Şenkan ve Zafer Algöz usta oyuncular hakkında yazmak bana düşmez ama bir iki cümle yazmak istiyorum. İkisini de ekranlarda gördüğüme çok sevindim. Diziye farklı bir hava katmışlar. İkisi de karakterlerine cuk oturmuşlar.

Eren Hacısalihoğlu'na kötü adam olmak çok yakışıyor. böyle hain sinsi karakterlerin adamı resmen. Yılansı bakışları ve mimikleri ile karakteri oynamıyor yaşatıyor gibi geliyor. İlk bölümde performansını gayet başarılı buldum.

Çocuk karakter Fatih Odabaş çok tatlıydı. Bıcır bıcır konuşması, tatlı tatlı bakışları içimi ısıttı. fiziksel olarak yine kendi gibi çocuk oyuncu olan Alihan Türkdemir'e benzettim. Sanki onun farklı bir versiyonu gibiydi. Kerem Bürsin'e benzemesi ve bir baba oğul uyumu yakalanması güzel olmuştu.

Hazır uyum yazmışken karakterlerin uyum kısmını es geçmek istemiyorum. Karakter kısmı o kadar güzel yazılmıştı ki tüm ikili sahnelerde uyum yakaladım. En sevdiğim uyum Özge ve Kerem uyumu oldu. Ağabey ve kardeş uyumuna bayıldım. Özge ve İbrahim'in kimyasını da sevdim. Çok tatlı bir çift olacaklarını düşünüyorum. Yine Öykü ve Kerem'in de kimyasının uyması güzel olmuştu. Atıştıkları diyaloglar hoşuma gitti. Bu da benim gözümde çift seçiminin doğru yapıldığı anlamına geliyordu. Engin Şenkan ve İbrahim'in baba oğul ilişkisinden de hoşlandım. Tıpkı Kerem ve Fatih Odabaş uyumu gibi Engin Şenkan ve İbrahim ikilisinde de uyum vardı. Son olarak tabii ki İbrahim ve Kerem uyumu da güzel yakalanmıştı. Birbirine zıt iki karakterin yüksek bir şekilde atışması hoşuma gitti.

Bu yıl dizilerin jenerikleri bir garip olsa da bu dizinin jenerik kısmını beğendim, müzikleri güzeldi. Senaryoda diyaloglar ilk bölüme göre güzel yazılmıştı, güçlü buldum. Fakat işleyişte sevmediğim yerler oldu. Mesela, başlangıç sahnesi etkileyici ama biraz şişirilmişti. Aksiyon sahneleri ilk bölüme göre abartılıydı ve amerikanvari geldi. Bazı sahnelerde bu Türk dizisi mi demeden geçemedim. Yine de ilk bölümü genel olarak komikti. İnşallah senaryo bu şekilde devam eder. İlk bölümde çok fazla mekan yoktu ama dikkatimi çeken arka plana alınmış dış mekanlar vardı. Hemen hemen arka planların hepsini beğendim. Anlayacağınız dizi beklentimi karşıladı. Sonraki bölümlerde senaryo bozacakmış hissi verse de devam etmeyi düşünüyorum. Eğer vaktiniz varsa diziye bir şans vermelisiniz. Bence çok seveceksinizdir, tavsiye ederim.
 Dipnot: Dizi Tango&Cash filminden uyarlamadır.  
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 7. sırada, tekrarı ise 22. sırada tamamladı.
MUHTEŞEM İKİLİ

12 Ekim 2018 Cuma

Kızım (Dizi)

Beklediğim dizi sonunda başladı şükürler olsun. Kanalı yüzünden reytinglerinin iyi gitmeyeceğini düşünüp üzülüyordum şimdiye kadar yayınlanan bölümlere göre reytinglerde iyi gidiyor oh mis! Bu dizinin Kore versiyonunu ayıla bayıla izlemiş bol bol üzülmüştüm. Türk versiyonu nasıl olur, nasıl olacak diye düşünürken harika bir dizi ortaya çıkardıklarını gördüm. Bence sahnelerin ve karakterlerin doğru yazılması ile hakkını vererek bir versiyon yapmışlar. Bu yüzden tebrik etmek istiyorum senarist ve yönetmeni.

Dizi de ilk olarak Buğra Gülsoy ve Beren Gökyıldız uyumuna bayıldım. Beren Gökyıldız'ın daha önceki dizilerindeki çift olduğu ağabey ve ablalarını düşününce en uyumlu Buğra Gülsoy ile olduğunu düşündüm. Bana göre baba kız ilişkisini güzel yansıtmışlardı. Dizinin orijinalinden bildiğim için sonra ki bölümlerini düşününce daha çok bunu hissettireceklerini düşünüyorum.

Beren Gökyıldız yaşına göre çok çok iyi bir çocuk oyuncu değil, oyuncu. Çünkü ne kadar küçük olursa olsun her oynadığı dizide farklı etki yaratabiliyor. Bu da bana göre ALLAH vergisi doğuştan gelen bir yetenek. Büyüdüğü zaman nerelerde olur bilmiyorum ama bu kulvarda devam ederse adını sıkça göreceğimiz aktrislerden biri olacaktır. İnşallah ailesi şöhret ve ya para için değil de yetenek kısmında yoğunlaşır ve kızlarının iyi yere gelmesini sağlarlar. Dizide ki karakteri orijinalinde de kalbimi çok kırıyordu ama Türk versiyonunda içten beni çok üzüyor. Kıyaslama yaparsam bizim küçük kızın oyunculuğunu daha çok beğendim.

Buğra Gülsoy'un oyunculuğuna aşığım. Şimdiye kadar Buğra Gülsoy olup da beğenmediğim bir dizisi olmadı. Geçmişten günümüze hemen hemen her dizisini izledim ve hepsinde de karakter olarak çok sevdim. Buğra Gülsoy'un daha iyi yerleri hak ettiğini ve hakkını alamadığını düşünüyorum. Yine Kore versiyonu ile kıyasladığımda oradaki oyuncuyu da çok sevsem de Buğra Gülsoy daha baskın oldu bende. Belki Beren ile uyumunu sevdiğimden kaynaklıdır ama daha sevimli daha sıcak geldi.

Leyla Lydia Tuğutlu sanki bu diziye biraz olmamış gibi geldi. Bilmiyorum ama Buğra Gülsoy ile çok yakıştıramadım. Yanlış anlaşılmasın çok güzel oynuyor ama Buğra ile pek yakıştıramadım. Buğra ile düşününce eğer boşta olsalardı karakter için Hazal Kaya ve ya Özge Özpirinçci daha iyi olurdu diye düşündüm. Buğra'nın yanına fiziksel olarak daha bir uyumlu olurlardı gibi geliyor. Özellikle boy kısmında internete göre doğruysa Leyla ile Buğra aynı boyda ama Leyla daha uzun gibi duruyor, yakıştırmamamın en büyük etkeni de bu zaten. Fakat Leyla Lydia Tuğutlu başrol olduysa ona göre yorumlamalıyım diye düşünüyorum. Leyla Lydia Tuğutlu fiziksel olmasa da karakter kısmına uygun geldi. Orijinal versiyonundaki oyuncu ile kıyasladığımda Kore daha ağır bassa da ben Leyla Lydia Tuğutlu'nun performansını beğendim. Yalnız duygu anlamında bana tam geçemedi. Yani bir yerlerde eksiklikler var gibi şimdilik. Belki karakterle tam bütünleşememiş olabilir ama zamanla oturacağını düşünüyorum. İnşallah ilerleyen bölümlerde ön yargımı kırabilirsem pek gözüme batmaz.

Serhat Teoman'ı hep cici çocuk olarak izlediğim için kaderin kötü yaptığı karakterini çok yadırgadım. Hatta ilk sahnesinde nasıl yani bu karakteri Serhat Teoman mı canlandıracak oldum. Sahneleri arttıkça ısındım ve sevdim. Gerçekten çok doğal ve iyi oynuyordu. Hatta keşke daha önce böyle bir karakterle karşımıza çıksaymış bile dedim. Eğer iyi değerlendirirse bu karakteri bana göre oyunculuğunun farklı taraflarını da izleyiciye keşfettirebilir. Serhat Teoman için bu karakter çok büyük fırsat olmuş. Bilmiyorum ama ben mimiklerini, beden dilini, delici bakışlarını çok sevdim. Serhat Teoman bu karakter ile bana tam olarak istediğim duyguyu verdi.

Tugay Mercan'ı bir seviyorum bir sevmiyorum. Her oynadığı karakterinde farklı bir his yaratıyor bende. Bu dizide de karakterini hiç sevmedim. Karakterini sevmediğim için de oyunculuğu itici geldi. Bu şekilde de ne kadar başarılı olduğunu gördüm. İyi ki böyle bir karakter yazılmış ve bunu da Tugay Mercan oynamış. Keza başka biri oynasaydı bu kadar başarılı olacağını düşünmüyorum.

Sinem Ünsal ve Suna Selen'in sahneleri çok çok az. Buna rağmen etkilerinin güzel olduğunu düşündüm. Biraz daha fazla sahneleri olsaydı dizi açısından iyi olurdu diye düşünüyorum.

Bu sezon diziler çok iyi başladı. Bir iki dizi dışında sevemedim kara gözlüm listesine dizi giremedi. İnşallah bundan sonraki dizileri de çok beğenirim. Çünkü her dizi de bir emek var, kamera arkasında bir sürü emekçi var ve kötü eleştirirken içten içe kötü oluyorum. Fakat böyle sevdiğim diziler çıkınca ve övünce daha mutlu oluyorum. Dizinin yönetmeni başka dizilerden tanıdığım Gökçen Usta. Bir önceki dizisini düşündüğümde hemen hemen aynı stilde bir çekim kullanmıştı. Geçişler, çekim rengi, çekim açıları ve mekanlar birbirine benziyordu. O dizisini sevdiğim için bu dizisini de sevdim. Dizide kullanılan müzikler hoşuma gitti. Dizinin afişine bayıldım. Bana göre her şey yerli yerindeydi, oyuncularda pot duran bir oyuncu yoktu, senaryo akıcı ve güzeldi, orijinaline hemen hemen sadık kalınmasına çok sevindim. Diziyi gönül rahatlığı ile sizlere tavsiye ederim. Diziyi internetten dahi olsa muhakkak izleyin.
Dizi, Oh My Geum Bi (My Fair Lady) Kore dizisinden uyarlamadır.

Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 4. sırada, tekrarı ise 12. sırada tamamladı.

KIZIM

10 Ekim 2018 Çarşamba

Bir Deli Rüzgar (Dizi)

Kesinlikle dizilerin başlayacağı zaman evden kıpırdamamam lazım benim yoksa gördüğünüz üzere dizileri tahlil etmem bayağı uzun zaman alıyor. Bu şekilde de olayın büyüsü kalmıyor, bende güzelliğini yitiriyor. Bu dizinin olduğu gün ben şehir dışında düğündeydim. Bu yüzden diziyi bayağı bir ertelemek zorunda kaldım. Sonunda dün oturdum ilk bölümünden son yayınlanan bölümüne kadar izledim. Diziyi yazmamı bekleyen izleyicilerim tarafından bayağı övülmesine rağmen yorumlardan etkilenmeden kendi görüşümü çıkardım. Aldığım notlara göre de şimdi dizi hakkında birazcık yazacağım.

Dizinin konu ve işleyişine göre ana karakterinin Hatice Aslan olduğunu gördüm. Geçmiş ve gelecek arasındaki bir bağ, bir kilit karaktere can veriyor. Geçmiş karakterin günümüz karakterini oynamasına rağmen çok iyi bir performans sergilemişti. Almila Ada'nın oynadığı karakterin devamını getirdiği halde izleyici olarak hiç bir yadırgama olmadı bende. Bilakis karakter ile bütünleştiği için beni oyunculuğu içine çekti. Bu yüzden Melike Candan karakterini çok sevdim. Hatice Aslan çok iyi oynadığı için Almila Ada'nın işi çok zorlaşmıştı.

Çünkü Almila Ada, çok toy bir oyuncu birde bir karakteri bir usta oyuncu ile paylaştığı için batırma olayı çok yüksekti. Fakat gördüm ki bir önceki dizisinden sonra oyunculuğu bir tık daha iyi olmuş ve karakterle bütünleşebilmişti. Bu şekilde daha inandırıcı bir oyunculuk sergilemişti. Ben Melike Candan karakterinin gençliğini güzel canlandırdığını düşünüyorum. Yanlış anlamadıysam söylediği şarkılarda başkasının sesini kullanmışlardı ve ona rağmen sahneye çıktığı sahnelerde çok iyi duruyordu. Yani, mimik ve beden dili o zamanların videolardan gördüğümüz assolistleri ile eş değerdeydi. Ayrıca dinamik bir performans sergilemesinden de hoşlandım.

İzlediğim tüm bölümleri düşünürsem Pınar Deniz performansı ile şimdiye kadar yayınlanan tüm bölümlerin kahramanıydı. ALLAH kıza ses vermiş, güzellik vermiş, oyunculuk yeteneği vermiş... Daha ne olsun? Karakterine, oyunculuğuna, sesine, mimiklerine, duruşuna ba-yıl-dım. Resmen oyunculuğuyla döktürmüştü. Gökçe karakteri başına buyruk hiç bir şeyi umursamayan hedefine odaklanmış bir karakter gibi görünse de ruhu acı dolu bir karakter. Bu yüzden kendimi karaktere çok yakın hissettim, çok sevdim. Pınar Deniz'de karakterin hakkını verince en sevdiğim karakter Gökçe oldu.

Keza Berk Cankat'a aşık oldum. Her dizisinde farklı bir karakter ve görünüş ile karşımıza çıkıyor. Bu da oyunculuk yelpazesinin geniş olduğunu gösterir. Bu dizisinde de haldır huldur yani kaba saba bir adamı canlandırıyor. Tip olarak da bu tanıma uygun bir tipi vardı. Fakat hiç tarzım olmamasına rağmen hoşuma gitti. Artık Berk'in oyunculuğundan mı kaynaklı oldu, yoksa karakter güzel yazılmış ondan mı kaynaklı oldu bilemiyorum ama gözlerimi alamadım. İşin güzeli Pınar ile de çok yakışmışlardı. Kimyaları uyduğu için çift olarak da çok sevdim.

Birde Erdem Kaynarca vardı. Resmen 2. adam sendromu yaşattı performansı ile. Karakteri çok hoş ama ''seni üzerler'' dediğimiz bir karakter. Naif, Gökçe'ye destek olan bir karakter gibi duruyor şimdilik. Pınar ile de yakışmışlardı, hatta ikisi olsa da güzel olur gibi geliyor.

Dizi 1978 yılından günümüze kadar olan süreci işliyor. Bu yüzden sanki iki ayrı diziyi birleştirmişler gibi bir his veriyor. Dizi de geçmiş ve gelecek olarak iki ayrı kadının benzer yaşamları anlatıldığı için geçmiş ve gelecek karakterleri birbirine eş değerdi. Jenerik kısmını hiç beğenmedim ama jenerik müziği ve dizide kullanılan şarkılara bayıldım. Bana göre dizi de müzik şöleni yaşanıyor. Dizinin çekim kalitesi, rengi ve açıları hoşuma gitti. Gelecekte seçilen mekanlar hoştu ama ben geçmişte kullanılan mekanlar, sokaklar ve kıyafetlere bayıldım. Retro ve vintage tarzdan hoşlandığım için daha çok ilgimi çekti. Yani, tam benim tarzımdı. Özellikle kullanılan kıyafetleri baştan aşağı inceledim. Anlayacağınız geçmişte geçen görüntüler benim için muazzamdı. Dizinin geçmiş ve gelecek olarak yayınlanan sahnelerin geçişleri de hoşuma gitti ve işleyişte kullanılan geçiş görüntülerini de sevdim. Dizinin kurgu kısmından çok hoşlandım. Farklı zamanlarda iki ayrı kadının aynı öyküyü yaşıyor olması çok iyi düşünülmüştü. Karakterlerden sadece geçmiş zamanlardaki Sevim Soylu'dan ve şimdiki zamanda ki Melis Rengin'den hiç hoşlanmadım. İkisi birbirine eş değer karakterler zaten birinden hoşlanmayınca muhakkak diğerinden de hoşlanmamam gerekiyordu. İki karakter harici de sevmediğim bir karakter olmadı. Dizi şu an için heyecanlı gidiyor. Eğer işleyiş bozmazsa zihinlere kazılacak değişik işleyişi olan dizilerden biri olacaktır. Ben diziyi beğendim, vaktiniz varsa sizde bir deneyin.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.

Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 1. sırada, tekrarı ise 14. sırada tamamladı.
BİR DELİ RÜZGAR

8 Ekim 2018 Pazartesi

Can Kırıkları (Dizi)

Konu ve fragmanları incelediğimde beklediğim diziler arasında yerini almıştı bu dizi. Merakla ne zaman yayınlanacak diye düşünürken sonunda tarihi oldu ve bir başlangıç yapıldı. Benim ilk izlenimim diziye karşı olumluydu. Hatta gizemli ve merak uyandırıcı bir dizi olduğunu düşündüm. İlk bölüme göre bazı yerleri amatörce geldi (çekim, işleyiş vs.) ama çok önemli kısımlar değildi. İlk bölümün günahı olmayacağı için çokta önemsemedim.

Hande Doğandemir'in oyunculuğunu çok seviyorum. Fakat bu diziye yakışmayacağını düşünüyordum. İzledikten sonra anladım ki ön yargı kötü bir şeymiş. Resmen her sahnesinde ağzım açık izledim. Öyle güzel bir performans sergiledi ki bir kez daha kendini izleyiciye ispat etti. Ve dizi de erkekler olmasa yani sadece Funda Eryiğit ile ikisi olsa yine diziyi izlettirirlerdi.

Funda Eryiğit, diziye çok yakışmış. Zaten iyi bir oyuncuydu ama bu dizi ile birlikte bir başka oyuncu oldu gözümde. Hande Doğandemir gibi Funda Eryiğit'in performansı da müthişti. Öyle gerçekçi duyguya girmişti ki beni çok etkiledi. Oynadığı karaktere ayrı üzüldüm, Funda'nın duygu geçişlerine ayrı üzüldüm. Kesinlikle şuan ki konumunu sonuna kadar hak eden bir oyuncu.

Seçkin Özdemir'in son projelerinde yüzü hiç gülmedi. Şanssız oyuncular listesinde adı olduğu için insan bir endişelenmiyor değil. Oyunculuğu güzel, yüzü güzel yetenekli bir oyuncunun dizilerinin aniden bitmesine çok üzülüyorum. İnşallah bu sefer yüzü güler de dizi uzun uzun ekranlarda kalır. Seçkin'in hayat verdiği karakterini sevdim. Leyla yani Hande ile de çok yakışmışlardı. Kimyalarının uyması sahnelerine ayrı bir tat katmıştı. İlk bölüme göre de güzel bir performansı vardı. Seçkin'imizin yolu açık olsun bakalım.

Alican Yücesoy benim gözümde usta bir oyuncu. Her karakterle öyle güzel bütünleşiyor ki insan bir önceki karakterini hızla unutuyor. Kötü karakterlerin yakıştığı nadir oyunculardan olması da büyük avantaj Alican için. Size de aynı etkiyi yaratıyor mu bilmiyorum ama beni oyunuyla içine çeken bir oyuncu. Bu dizi de nefret edeceğim ama gizemli olduğundan merak edeceğim karakterlerden birine hayat verecek gibi duruyor.
 
Özgür Çevik'i dizi de polis diye bekliyordum ben ama Zeynep'in eşi ve savcı olarak karşımıza çıktı. İlk bölüme göre biraz arka planda kalmıştı. Acaba sonrasında nasıl diziye bir etkisi olacak merak ediyorum. Çok fazla sahnesi olmamasına rağmen başarılı bir giriş yaptığını düşündüm.

Ecem Özkaya Üstündağ'ı bu dizi de beklemiyordum. Karakteri biraz sinmiş bir karakter gibi dursa da sonrasında kadın dayanışması olacağını düşürdürdü bana. Performansı her zamanki gibiydi. Sessiz, sakin, mimiksiz...

Hazar Motan'ı hemen bir dizi de görmekten mutluluk duydum. Ara vermeden hemen bir projeye katılması, iyi oyuncuların arasında olması kariyeri için artı bir puan olarak ona döneceğini düşünüyorum. Şimdilik güzel bir karakter gibi duruyor, performansı da yüksekti. İnşallah daha fazla sahnesi olur ve bol bol izleriz.

Dizi, Trabzon'da başladığı için benden artı puan aldı. Çünkü ben bir Batı Karadenizli olarak Trabzonu ve Trabzonluları çok seviyorum. Bu yıl ki jeneriklere göre bu dizinin jeneriği süper olmuş. Birde dizinin müziklerine bayıldım. Her sahnesine uygun özenle seçilmişti bu da müziklerin ön plana çıkmasını sağlamıştı. Dizi 10 yıl içinde olan bir hikayeden başlayıp günümüzde devam eden bir hikayeden bahsediyor. Bu durumu göz önünde bulundurursak kurgusu güzel duruyordu ve başarılı buldum. Yalnız dolmuş sahnesinde aklıma Özgecan Aslan'ı getirdiler, bu durumdan çok gerildim ve yüreğim yandı. Bir mesaj verilmek istenmiş iyi hoş ama Özgecan'ın ailesinin ya da yakınlarının izlediğini baz alırsak büyük bir travmaya sebep olunmuş olabilir. Bu da bana göre rahatsız ediciydi. Bunun haricinde hiç bir sorun yoktu dizi akıcı ve güzel bir başlangıç yaptı. İlk bölüm olmasına rağmen çoğu sahne çok yüksekti, bu şekilde yapıldığı içinde hiç sıkılmadım. Ben diziyi çok sevdim, kesinlikle izlenmesi gereken dizilerden biri olduğunu düşünüyorum. Eğer bu güne diziniz yoksa muhakkak bir şans verin.
 
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 12. sırada, tekrarı ise 54. sırada tamamladı.
CAN KIRIKLARI

7 Ekim 2018 Pazar

Bir Litre Gözyaşı (Dizi)


Bu dizinin başlayacağını gördüğüm ilk andan itibaren çok tedirgin ve endişeliydim. Çünkü ışıklar içinde uyusun Aya'nın hikayesinden o kadar çok etkilenmiş ve benimsemiştim ki hatırasına zarar vereceklerinden çok korkmuştum. Bu yüzden de şiddetle karşı çıkmıştım. İlk tanıtım ve fragmanlardan sonra endişem biraz daha artmıştı. Ta ki ilk bölüm yayınlanana kadar. Ufacık değişiklikler yapsalar da ilk bölümün güzel olduğunu düşündüm. Bu da biraz olsun içimin rahatlamasına sebep oldu. İnşallah final bölümüne kadar da güzel Aya'nın hatırasını korurlar.

İlk bölümün kahramanı bana göre Sanem Çelik'ti. Bana anne duygusunu o kadar iyi geçirdi ki bir yerden sonra kendimi tutamadım ve göz yaşlarım boşaldı. Ben orijinal versiyonunda Aya karakterine yani hasta olan kızı oynayan oyuncunun oyunculuğuna ağlamıştım. Fakat bunda direk olarak anne karakteri yani Sanem Çelik'in oyunculuğu beni çok etkiledi, hatta mahvetti. Annem orijinal versiyonunu izlerken çok ağlamıştı, Türk versiyonunda anneme baktığımda annemi de Sanem Çelik'in sahnelerinin etkilediğini gördüm. Bu yüzden bölümün kahramanı bana göre Sanem Çelik'ti. Çok başarılı ve muazzam bir performans sergilemişti.

Tolga Tekin ile Sanem Çelik'in uyumunu da çok beğendim. Figen ve Muzaffer çiftinin uyumu çok hoştu. Japon versiyonu ile kıyasladığımda bizim anne baba karakteri on numara beş yıldız olmuştu. Japonların aile yapısından kaynaklı sanırım her zaman aile ilişkilerinde bir mesafe oluyor ya da izleyiciye aile ilişkisi kavramını doğru veremiyorlar. Fakat biz de direk olarak ''gerçek'' eşlermiş gibi bir ilişki betimlenmiş. Bu da tabii ki karakterlere artı bir puan katmıştı. Tolga Tekin'in oyunculuğu çok güzeldi ama çok eminim bu karakter ile benimsenirse kesinlikle izleyicinin aklında iyi bir yer edinmiş olacak. Bu karakter Tolga Tekin için bir dönüm noktası bile olabilir.

Miray Daner'in karakterle bütünleşmiş olması içimi rahatlattı. Acaba nasıl bir oyunculuk sergileyecek soru işaretine performansıyla güzel bir cevap vermiş oldu. Böyle bir karakteri bu kadar doğal oynayabileceğini tahmin edememiştim. Çünkü ülkemizde ki ''melek kız'' karakteri klişe bir karakter olduğu için çok yapmacık duruyor ama Miray Daner doğal oynayarak bu tabuyu kırmış gibi oldu. İnşallah Japon dizisinde ki Aya karakteri kadar Cihan karakteri de Miray Daner'in performansı ile içimi yakar.

Helin Kandemir'in kız kardeş karakteri olarak daha fazla göz önünde olması ve birazda çirkef olmasını beklerdim. Yani Elif karakterine gıcık kapmamız lazımdı. Bu versiyonunda biraz geri planda kalmış gibi hissettim. Tabii ilk bölüm daha sonraki bölümlerde neler olacak bilmiyorum ama beklentim gıcık kapmaktan yana. Geri planda olduğu için oyuncunun performansını ya da yeteneğini tam inceleyemedim. Şimdilik iyi gibi duruyor en azından sahnelerde bir potluk yoktu.

Keza diğer kardeşler Görkem Mete Demir ve Revna Çolak'ta bu şekildeydi. İlk bölümde sanırım daha çok Cihan karakterine yer vermek istediklerinden kaynaklı oldu bu durum. İnşallah daha fazla kardeş karakterleri de görebiliriz.

Mert Yazıcıoğlu tam beklediğim gibi bir oyunculuk sergilemişti. Yine Japon versiyonu ile karşılaştırdığımda hemen hemen Japon oyuncu ile aynı performansı sergilemişti. Bakışlar mimikler duruş ses tonu neredeyse aynıydı. Acaba Japon versiyonunu izledi mi diye düşündüm. Bence karakterine en iyi çalışmış oyunculardan biri olmuş Mert Yazıcıoğlu. Size nasıl yazsam sanki tamamen karakter ile empati kurmuş ve o karakterin geçmişte ki yaşamını yaşamış gibi bir duyguya girmişti. Spoiler olmasın ama Mahir karakterinin de geçmişi pek parlak değil. Bunu bildiğim için izlerken bu düşünce ile izledim karakteri. Cihan ve Mahir ikilisinin de güzel olduğunu ve Mert ile Miray'ın yakıştığını düşünüyorum.

Mehmet Aykaç'ın performansı gayet iyiydi ama neden Ali karakteri var dizi de anlayamadım. Tamam böyle bir karakter vardı ama çok yüzeysel belki bir iki sahnelik olan bir karakterdi. Ne bileyim sevgili olayı filan oldu biraz şaşırdım ve rahatsız oldum. Keşke sadık kalırken bu olaya da sadık kalsalardı diye düşünüyorum. Ve inşallah Ali karakteri kalıcı bir karakter olmaz. Çünkü bu hastalığın yanı sıra Cihan ve Mahir'in dostluğu da ön plandaydı. Ali karakteri girince işin içine o büyü bozulur gibi düşündüm. Ayrıca ışıklar içinde uyusun Aya'nın hatırasına da hiç yakışmamıştı.
Mehmet Aykaç'a gelince ben oyuncuyu bir önceki dizisinden seviyordum. Karakter olarak olmasa da dizi de gördüğüme sevindim.

Dizi ilk bölüme göre beklentimin çok üstünde bir dizi olmuştu. Yönetmeni tanımıyorum ama çekim stilinden hoşlandım. Bu sezon tüm jenerikler aynı olmasına rağmen bu diziye konu itibarıyla çok yakışmıştı. Gerek oyuncuların uyumu, gerek işleyişi, gerek seçilen mekanlar birbirine uygundu. Bildiğim bir konu olmasına rağmen severek ve ilk defa izliyormuş hissini yaşadım. Bu da senaryonun doğru yazıldığını gösterir. Yani, senaryo kısmını da başarılı buldum. Yalnız keşke dizinin bitiminde hikayedeki gerçek kızı (Aya) ve günlüklerini gösterselerdi çok hoş olurdu. Doğruyu yazmak gerekirse böyle bir hamle beklemiştim yapımdan. Bence bu diziyi kaçırmayın. İzlediğiniz herhangi bir dizi varsa bırakın bu diziye başlayın, bir dizi izlemiyorsanız da hiç durmadan şans verin. Bu dizi izlenmeyi hak eden ve verilen emekle hak etmiş bir dizi olmuş. Şiddetle tavsiye ederim. Umarım sonuna kadar hikayeye sadık kalınır. 

''Dizi gerçek bir hikayeden uyarlamadır. 
Dizinin kitap adı: Bin Damla Gözyaşı: Bir Genç Kızın Yaşam Savaşı
Japon dizisinin adı: 1 Liter Of Tears''
 Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 10. sırada, tekrarı ise 22. sırada tamamladı.
 BİR LİTRE GÖZYAŞI

Ağlama Anne (Dizi)

Sosyal medyaya göre dizi çok sevilmiş bu yüzden başıma bir şey gelmeyecekse sevemedim karagözlüm listesine ekleyeyim bu diziyi. Yani maalesef oyuncuları iyi olsa da konu ve işleyişi beğenmedim. Kaçıncı aynı hikaye üzerinden yapılan dizi hatırlamıyorum. Zaten iki annesi olan diziler de pek tutulmuyor. Fakat inşallah bu dizi tutar ve yolu açık olur.

Dizinin konusu klişe olduğu için işleyişi de yavaş olduğu için beni çekmedi. Fakat yazdığım gibi beğenen insan sayısı hayli yüksekti. Hatta ilk bölüm reytinglerinin de pazar günü yayınlanan diziler arasında yüksek bir sıralamada olacağını düşünüyorum. Bunun sebebi ise güzel kurgulanmış olmasından kaynaklı olacağını düşünüyorum. Birde tabii oyuncuları da iyi oyuncu olunca izleyiciye daha ilgi çekici gelmiş olabilir diye düşündüm.

Birce Akalay oyunculuğunun yanı sıra müthiş bir kadın. Fakat bu saçlar neden hala kısa? Tamam kısa saç yakışıyor ama karakter uyumlu olmamış. En başta modern bir saç gibi durmuyor. Birde karakteri düşününce bu kadar kısa saçı yakıştıramadım. Evet bir anneyi oynayacak ama çok yaşlı durmuş. Hatta Cansel'in bile ablası gibi durmuş. İnşallah dizi devam ederse sonraki bölümlerde saçlarını uzatır. Oyunculuk konusunda zaten kendini kanıtlamış bir oyuncu üzerine çok şey yazmama gerek yok. Performansı harikaydı.

Keza Özlem Yılmaz'ında performansı çok iyiydi. Bir dizi de bu kadar iyi iki oyuncuyu buluşturmak delilik gibi bir şey olmuş. Birce ile Özlem'in sahnelerinde hangisinin performansına odaklanacağımı şaşırdım. Resmen görsel şölen yaşatıyordu ikisi de. Alev karakterini ne kadar çözebildiysem, Damla karakterini o kadar çözemedim. İyi bir karakter mi yoksa kötü bir karakter mi çok kapalı işlenmiş ilk bölümde. Şu an için fedakar sıfatı yüklenmiş bir karakter ve sanki sonradan bu karakter biraz kötü olacak gibi duruyor.

Cansel Elçin her projesinde acaba sesini kullanacak mı merakı hep oluyor. Çok uzun zaman kendi sesini kullanmadığından dolayı hep bir acaba oluyor ama yine kendi sesini kullanmayı seçmişti. Bu durum oyunculuğunu daha gerçekçi hale getiriyor ve görünen o ki artık kendi sesini kullanmaya devam edecek. Cansel'in karakter ön izlemesini okuduğumda işinin zor olduğunu düşündüm. Çünkü karakter çok kilit nokta olmuş. Karakterin hayatında 3 kadın var ve bunları dengede tutmak zorunda. Cansel umarım performansını hiç düşürmeden oynayabilir.

Sezin Akbaşoğulları'nı çok beğeniyorum. Çok nafi, çok güzel ve yetenekli bir oyuncu ama artık aynı karakteri oynamasından bıktım. Sürekli aynı karakteri tekrarladığı için sahnelerinden sıkılıyorum. Bu yüzden çok fazla yazmaya gerek duymuyorum. Sezin Akbaşoğulları'nı herhangi bir dizide izlediyseniz o dizide ki oyunculuğunun aynısı.

Selim Bayraktar favori oyuncuları listemde bu karakteri ile sonunda yerini aldı. Her karakteri bir giysi gibi o kadar güzel giyiyor ki bir önceki karakterini hemen unutturuyor. Bu dizide de performansı muazzamdı. Galiba Alev karakterinin en iyi destekçilerinden biri olacak.

Ekin Mert Daymaz ilk bölüme göre biraz geri planda kalmıştı. Kendini oyunculuk konusunda biraz daha geliştirmesi gerektiğini düşünüyorum. İnandırıcılık kısmı iyiye gidiyor ama hala oturmayan yerler var Ekin'de.

Aslıhan Malbora daha önceki projelerine göre biraz daha başarılı buldum. Daha yolun çok başında zamanla daha iyi olacaktır. Dizi seçimi konusunda oyuncu kısmını düşünürsek çok doğru seçim yapmış. Bence bir çok şey katacaktır oyuncuya. Zeynep karakteriyle tam bütünleşememiş olduğunu gördüm. İlk bölümün nazar boncuğu olsun bu durumda.

Yukarıda da yazdığım gibi dizinin hikayesini, konusunu ve işleyişini sevmedim. Çekim kalitesi ve mat çekim rengi çok hoşuma gitti. Birde jeneriğine ve jenerik şarkısına bayıldım. dizinin genel bütünlüğüne bakılınca sevilmeyecek bir dizi değil. Zaten genel olarak sevildi de. Beni çekmese bile sizlerin bir şans vermesi gerektiğini düşünüyorum. Vaktiniz varsa bir göz gezdirin belki seversiniz.
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 7. sırada, tekrarı ise 35. sırada tamamladı.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
AĞLAMA ANNE
Tasarım:Sawako Kuronuma