This Blog is protected by DMCA.com

22 Nisan 2018 Pazar

Ankara Atatürk Kültür Merkezi İl Tanıtım Günleri Kastamonu 2018 #1

Mart ayında bunalımdayım biliyorsunuz ne yapsam ne yapsam diye düşünürken bir Kastamonulu olarak telefonuma bir mesaj geldi. Ankara'da 14- 18 Mart arası Kastamonu Günleri varmış. Anneme gitmek istediğimi söylediğimde olumlu baktı. Bende cumartesi gününe hemen plan yaptım. Öğlen 14.00 gibi evden çıktık ve 14.40 gibi oradaydık. Saat 18.00'e kadar oranın güzelliğine doyamadık ve bir türlü çıkamadık. Bir Kastamonulu olsam da ilk defa böyle bir tanıtıma gittim. Oraya gidip oranın havasını atmosferini gördükten sonra çektiğim fotoğrafları bir anda değil de seri bir yazı halinde yazmam gerektiğini düşündüm. Çünkü o kadar eğlendim o kadar mutlu oldum ki tüm stresimi attım orada deşarj oldum.

Uzun süredir sıkıntıda olduğum ve tadını da çıkardığım için detaylı bir şekilde size de anlatmak istiyorum. Eğer şehrinizde böyle il tanıtım günleri oluyorsa ve Kastamonu da ilinize geliyorsa muhakkak gidin ve kültürünü görün. Bir Kastamonulu olarak bildiğim kültürün üzerinde bir kültür olduğunu keşfettim. Gerçekten memleketimle gurur duydum yazsam abartı olmaz. Gerek, kıyafetleri, gerek el işçiliği, gerek ikramlıkları, gerek yemekleri, gerek eğlencesi bildiğimden daha fazlaymış.

Tek ben böyle düşünmüyorum kütüğü başka memleketlerde olan ve her yıl müptelası olmuş insanlarla da tanıştım. Öyle ki artık oraya her yıl gelen esnafta o kişileri tanımış. Özellikle yiyecek satan bölümlerde diyaloglara kulak misafiri oldum. Geçen yıl hoşumuza gitti bu yıl daha fazla alacağım gibi cümleler vardı. Sanırım fiyatlarında orta kesime hitap ettiği için yani uygun geldiği için albenisi çoktu. Hatta bazı insanlar pazara gelir gibi pazar arabalarıyla gelmişlerdi. O pazar arabalarını doldurup doldurup evlerini gittiler. Ben bile onları gördükçe gaza gelip yediğim yiyeceklerle birlikte 200 liralık alışveriş yapmışım. Eve geldiğimde fark ettim ve kendime inanamadım. Güya para harcamayacaktım ama farkında olmadan harcamışım. Bakalım Kastamonu Günlerinde neler yapmışım;
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.

ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ'ne metro ile gitmeyi tercih ettim. Dikimevi metrosundan aktarma yaparak alana ulaştım.

12 Nisan 2018 Perşembe

Servet (Dizi)

Yusuf Çim için başlamasını beklediğim dizi sonunda başladı ama bu bölümü daha önce izlemişim gibi bir his oldu. Geçen günlerde başka bir kanalda başlayan dizinin neredeyse aynısı desem abartı olmaz. Hikaye olarak benzeyeceğini düşünmüştüm ama bu kadar aynı olacağı aklıma gelmezdi. Sanki iki dizinin senaristleri kafa kafaya vermişler ve birlikte yazmışlar gibiydi. Benzerliği yüzünden ikisi diziyi ister istemez karşılaştırmak zorunda kaldım. İki dizi arasındaki tek fark bu dizi işleyiş bakımından daha elit ve repliklerinin daha dolu dolu olmasıydı. Diğer dizi bu dizinin yanında biraz daha alt kesim biraz daha sokak ağzına yakın yazılmıştı. Haliyle bu diziyi daha çok sevdim.

Emir Khalilzadeh'in çektiği klipleri çok severdim. Dizi sektörüne geçti geçeli de elimden geldiğince takip ediyorum. Sanırım iki dizi bir kaç tane de filmi mevcut. Diğer işlerine göre bu dizisi biraz daha güzel olmuş. Bu sektöre iyice alıştığı belli oluyor... Çekim açıları, arka planlar, çekim rengi, muazzamdı. Özellikle çekim renginin konuya çok uygun olduğunu düşündüm. Koyu ama renkli bir renk seçilmesi çok hoş olmuş. İleri ki aşk yoğun yaşanırsa çok yakışır. Teknik olarak gözüme batan ya da eksik bir şeyler görmedim her şey dört dörtlüktü.

Yusuf Çim son iki projesinde kendini biraz daha geliştirdi. Eskiye nazaran daha gerçekçi ve daha doğal oynuyor. Bu dizisinde ilk defa oturaklı bir karakterde görmem biraz garip hissettirdi. Bence bu karakter hem fiziksel olarak hemde oyunculuk olarak daha çok yakışmış. Umarım bundan sonra ki projelerinde artık bu tür daha farklı karakterler seçer. Dizide ki karakterini sevdim. Yusuf'un farkında olmadan yaptığını düşündüğüm tuhaf mimikleri var aniden gülümsemesi filan karakterine çok uymuştu. Ben oyunculuğunu başarılı buldum.

Bahar Şahin, Yusuf Çim'e göre çok minik kalmış. Yakışmışlar ama Bahar o kadar minik kalmış ki ikisinin sahnelerinde çok gülümsedim. Bahar'ı oyuncu olarak severim. Bıcır bıcır bir kız ayrıca güzelde. Oyunculuğu da yıllar içerisinde güzelleşti ve güzelleşmeye devam ediyor. Bu diziyle birlikte biraz daha kendine bir şeyler katacaktır.

Ali Sürmeli ve Arsen Gürzap usta oyuncu oldukları için haklarında yazı yazmak bana düşmez ama ikisini de bir arada görmekten çok mutlu oldum. Çok hoş çift olmuşlardı.

Tülay Günal benim kadınım. Tüm izlediğim dizilerde oynasa neden tüm diziler de bu kadın var demem. Su gibi bir kadın. Tülay'ı ekranda gördüğümde resmen gözlerim şenleniyor. Oyunculuğu zaten şölen gibi... Eh daha ne olsun! Hiç ara vermesin hep olsun.

Kanbolat Görkem Arslan'ın oyunculuğunu da çok beğenirim. Bir önce ki oynadığı karakteri hatta dizisi bence bir hataydı. Özellikle ondan önceki polisiye bir dizinin ardından o gençlik çakması dizide oynamasından hiç hoşlanmamıştım. Fakat bu dizi ile oyunculuk karizmasını toparlayacağını düşünüyorum.

Baran Bölükbaşı ve Bora Cengiz'i dizide gördüğüme çok memnun oldum. Bora Cengiz'i ne kadar farklı bir karakterde göreceğim merak ediyorum. Oyunculuğunun çok iyi olduğunu biliyorum ama bu karakterler yakasına yapıştı gitmiyor. Keza Baran Bölükbaşı'da öyle. İlk dizisinde ki karakterine yakın bir karaktere dönüş yapmış gibiydi. Bu iki oyuncu bir katili oynasın ne bileyim bir mafyayı oynasın çok isterdim. Şahsen ikisine de yakışır da.

Bu dizide ki oyuncuları diğer dizilerden hemen hemen tanıyorum. Oyunculuklarını bildiğim içinde gözüme batan bir oyuncu olmadı. Cast kısmı çok iyi çalışmış belliydi. Hangi oyuncuya karakter uyuyorsa o formda bir liste çıkarılmıştı. Bu yüzden de oyuncularda pot duran oyuncu yoktu. Bence bu dizi de senaryo ilk bölüme göre güzel kurgulanıp bu şekilde devam ederse ben bu diziyi izlerim. Entrika, aşk ve dram üçlemesinden hoşlanıyorsanız bu dizi tam size göre. Gönül rahatlığıyla önerebilirim bu diziyi izleyin.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 25. sırada, tekrarı ise 59. sırada tamamladı.
SERVET

9 Nisan 2018 Pazartesi

Twitterda Blog Linkimin Spam Sayılmasını Düzelttim

Twitter hesabımın linki: https://twitter.com/renklitirtil

Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.

2017 yazında bir karar almıştım tüm hesaplarımı silip tekrar açacak ve tertemiz farklı bir yolda devam edecektim. Bunlardan biri de twitter hesabımdı 2010 yılında açtığım bir önceki hesabımda ve 2017 temmuz ayında tekrardan açtığım bu hesabımda da asla bir hata, sorun ile karşılaşmamıştım. Bu yüzden ilk defa böyle bir şey başıma geldiği için büyük bir şok yaşadım ve ardından sinirlendim. 

Tabii ki o sinirle ne yazdığımı bilmedenTwitter'da Blogumun Linkini Paylaşamıyorum bu postu yazmıştım. O günden bu güne 2 gün geçti. Bu iki günde bana destek olan herkese minnettarım ve teşekkür ediyorum. 

Blogumun twitterda güvenilmez sayılmasının ardından ne yapacağımı bilemedim ve internetten biraz araştırdım. Fakat bu araştırmamda sadece twittera tweet atamama ile ilgili yazılar buldum. Bir yerde bununla ilgili bir yazı vardı ama o da çok yeterli değildi. Bende tüm anlatılanları uygulamaktan başka çare bulamadım.

7 Nisan 2018 Cumartesi

Twitter'da Blogumun Linkini Paylaşamıyorum

Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Gün geçmiyor ki başıma bir şey gelmesin. Blogumdaki yazıların hırsızlar tarafından komple çalınma sorunu yetmiyormuş gibi şimdide durduk yere kırk yılın başında blog linkimi paylaştığım twitterda blogumun linki engellenmiş.

Blogumun linkini paylaştığım zaman twitter şu şekilde yazı gönderiyor: Bu istek otomatikleşmiş gibi görünüyor. Kullanıcılarımızı spam ve diğer kötü niyetli eylemlerden korumak için, şu anda bu işlemi tamamlayamıyoruz. Lütfen daha sonra tekrar dene. 

Tıkladığımda ise bu yazı çıkıyor:


Neden engellendi anlamadım. Hani sürekli tekrar tekrar bir linki yollasam anlarım ama doğru düzgün paylaşmadan spam sayılmam çok garip.
Yanlış spam diye bildirdim ama  7 gün beklemem gerekli sanırım. Sonrası ne olur emin değilim ama hayırlısı olsun. 

Blogum konusunda hiç bir zaman yüzüm gülmedi.
Annem bile ''Kapatsana blogunu neden tutuyorsun, emek veriyorsun bu kadar sorun varken.'' dedi. 

6 Nisan 2018 Cuma

Bir Mucize Olsun (Dizi)

Açıkçası pek beklediğim bir dizi değildi ama Furkan için dizinin gidişatını yakından takip ediyordum. Dizinin başlaması hayli uzun birazda magazinsel açıdan sorunlu oldu. Bir sürü çıkan haberin sonrasında dizi sonunda başladı.

Diziyi genel olarak O Hayat Benim dizisinin başka bir versiyonu gibi düşündüm. İşleyişi ne kadar farklı olsa da bana böyle hissettirdi. Dizinin ilk bölümünde bir konu bütünlüğü yoktu. Yani her konu çok hızlı gelişiyor ve hızlı bir şekilde sahneden sahneye geçiyordu. Bu yüzden bu geçişlerden hiç hoşlanmadım.

Fakat Hamdi Alkan'ın çekim stilini çok sevdim. Sanırım Hamdi Alkan'ın çektiği dizileri daha evvel dikkatli izlememişim. Bu kadar iyi bir yönetmen olduğunu bu dizi ile keşfetmiş gibi hissettim. Gerçi ben severim Hamdi Alkan'ın çekim tarzını ama bu denli iyi olması hoşuma gitti. Bazı sahnelerin çekim açısı ve çekim teknikleri çok hoşuma gitti. Müzikleri çok arka planda kalmıştı bu yüzden müziklerini sevmedim.

Sevmediğim bir şey daha vardı Furkan Palalı ve Su Kutlu'nun fiziksel uyumu. Oyuncu olarak yakışsalar bile çift olarak hiç hoşlanmadım.

Furkan Palalı çok iyi bir oyuncu. mimiklerini ses tonunu çok iyi ayarlıyor. Bu yüzden onun olduğu her karakter yavan bile olsa güzelleşiyor. Keza bu dizide de yavan bir karakteri canlandırdığı halde kendinden çok şey katmıştı, sevdim.

Su Kutlu zayıflamış mı yoksa bir şey mi olmuş anlamadım çok garip geldi yüzü. Şiş gibi de değil, çökmüş gibi de değil ama yakın çekimlerde hoşuma gitmeyen bir şey var gibiydi. Yüzü çok farklı geldi. Oyunculuk yönünden ortalama bir oyunculuğu olsa da bu diziye uygun bir oyuncu olduğunu düşünmüyorum. Masum bir yüze sahip değil bu yüzden masum kısmında pek inandırıcı gelmedi. Ondan dolayı başrol için uygun olduğunu düşünmüyorum. Fakat karakteri güzel oynamıştı.

Al Ahu Sungur'u vur Ayşegül Günay'a. İkisi de aynı formda oyuncular ve ikisi de aynı dizide. Cidden senaryo iyi yazılırsa bu diziyi mizacıyla uçuracak iyi değerli oyuncular. İkisi de karakterlerinin haklarını tam vermişlerdi. Sanırım dizi de en sevdiğim ve beğendiğim iki karakter oldular.

Ve Cihan Ünal... Cihan Ünal usta bir oyuncu olduğu için normalde yazmam yine yazmak haddime düşmez ama yazmadan da kendimi alamadım. Cihan Ünal karakterini fazla mı abartılı oynamıştı ne? Duruşunu, mimiklerini ve durduk yere sesini yükseltmesi filan çok şaşırttı beni. Sanırım karakter bu şekilde yazılmış.

Ben diziyi pek sevmedim. Artık klişe konuların üzerine basit işlenen diziler bana hoş gelmiyor. Fakat izleyici çekebilecek türde bir dizi. Eğer dizi tutulursa büyük bir ihtimal sadık bir izleyici kitlesi olacaktır. Yolu açık olsun dizinin büyük bir ihtimal annemden dolayı izleyicisi olacağım bir dizidir. Furkan'ın da etkisiyse %80 diziyi beğenmiş. Entrika ve klasik konulu dizileri seviyorsanız kaçırmayın derim.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 8. sırada, tekrarı ise 35. sırada tamamladı.
BİR MUCİZE OLSUN

31 Mart 2018 Cumartesi

İnsanlık Suçu (Dizi)

Bu diziyi çok bekledim ama beklediğime pek değmedi. İlk bölüme göre aşırı derecede yavaştı. Yönetmen koltuğunda Barış Yöş oturuyor. Deneyimli yönetmenin çekimlerini severim dizinin teknik kısmı çok iyiydi. Çekim rengi dizinin konusu ve kurgusuna çok uymuştu. Çekim için seçilen mekanlar on numaraydı ama senaryo kısmı maalesef iyi değildi.

Klasik, klişe konunun yanı sıra işleyişini de sevmedim. İlk bölüme göre oyunculuklar güzel olsa da işleyiş kısmının yavaşlığı bana sıkıntı verdi. Sıkıldığım içinde konsantre olamadım. İlk bölümün günahı olmaz daha başlangıç sonuçta ama bu şekilde işleyiş ilerlerse bu kadroya yazık olur. Kurgu kısmını da çok sevemedim. Bazı yerlerde oyuncuların oyun oynadığı da çok belli oluyordu.

Mesela ilk dakikalarda bir kaza kısmı vardı orada inandırıcılık sıfırdı. O sahnede Kaan Yıldırım'ın performansına çok şaşırdım. Fakat genel olarak Kaan Yıldırım'ın oyunculuğuna baktığımda çok iyiydi. Karakteri gururlu, onurlu bir karakterdi. Kaan'da belli ki karakterine çok çalışmış ve karakteriyle bütünleşmişti. Emeğine sağlık genel performansı çok iyiydi.

Gizem Karaca ve Kaan Yıldırım'ı pek yakıştıramadım. İkisi ayrı ayrı bakılınca çok iyi oyuncular ama birlikte olan sahnelerinde elektrik alamadım. İlk bölüm olduğundan sanırım tuhaf bir soğukluk vardı birbirlerine bakışlarında mimiklerinde beden dillerinde sanki çekim yok gibiydi. En azından ikisinin uyumu bana geçmedi. Fakat Gizem'in karakteri çok güzel yazılmış bir karakter. Gizem karakteri çokta güzel oynamıştı. Eşi diye yazmıyorum ama Kaan'ın karşısında
Ezgi Eyüboğlu olsa daha güzel olurdu diye düşündüm. Çünkü Gizem ile fiziksel olarak uyuyorlar ve Kaan ile uyumlular sanki karaktere daha iyi yakışırdı diye düşündüm. Fakat yazdığım gibi Gizem tek başınayken çok iyi bir oyunculuk sergilemişti.

Serkay Tütüncü'nün ilk rolü sanırım. Açıkçası oyunculuğunu hiç beğenmedim. İsim olarak severim sunduğu programı da izliyordum ama oyunculuk için fazla erken davranmış gibi geldi. İnşallah ilerleyen bölümlerde oturur oyunculuğu öğrenmeye açık bir insan gibi geliyor. Yolu açık olsun.

Deniz Uğur artık aynı karakteri oynamaktan ne zaman vazgeçecek merak ediyorum. Hep burnu kaf dağında zengin ve herkesi küçük gören karakterleri oynuyor. Cidden artık sıkıldım ve oyunculuğunu da gölgelemeye başladı.

Ve Ahmet Mümtaz Taylan... O bir efsane o bir usta oyuncu. Haddime değil ama yazmak isterim oyuncu hangi karakteri versen çatır çutur oynuyor. Her bir karakterinde farklı bir his yaratıyor. O kadar değerli bir oyuncu ki bence koruma altına alınmalı...

Vallahi yalan yazamam pek sevemedim. İlk 4 bölüm her zaman şans verdiğim için bu diziye de şans vereceğim. Sever miyim bilmiyorum ama şu an için olmadı. Fakat benim sevmemem başkasının sevmediği anlamına gelmiyor. Sosyal medyadan okuduğum kadarıyla dizi bayağı bir sevildi. Bence sizde bir şans verin beli siz seversiniz.
 Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 12. sırada, tekrarı ise 18. sırada tamamladı.
İNSANLIK SUÇU

Masum Değiliz (Dizi)

Dizinin ilk yarım saati sıkıcı gelince ''-Aha! Beğenmediğim bir dizi çıktı.'' dedim. Dizi sanırım bir mahalle dizisi şekilde gidecek diye beklerken bambaşka bir yere gitti. Aniden entrikalar, suç, gizem hepsi birden üst üste geldi. Ve dizi yavaş yavaş beni kendine çekti. İlk bölüme göre çok hızlı ve yükselen bir dizi değildi her ne kadar bir cinayet işlense de. Fakat sıkıcı bir dizide değildi. Bilakis merak uyandıran türdeydi.

Sadece dizide anlamadığım olay gerçek hayatta nişanlısı olan Ushan Çakır varken Damla Sönmez'in Uraz Kaygılaroğlu'na mı yar olacağıydı. Cidden bunu çok merak ediyorum diziyi hangi yönde yazacaklar.

Aslında tam olarak kim kiminle onu da anlamadım. Sanki eşleşen karakterler aslında eş değilmiş gibi geldi. Entrika yüksek olunca aldatmalı şeylerin ortaya çıkacağını düşündüm. En azından ilk bölümden öyle bir hava aldım. Dizinin ilk bölümüne göre çekim kısmını çok sevemedim. Konuya göre renklerin biraz mat ve kasvetli olmasını isterdim. Dolgun renk kullanıldığı için o katillermiş havasına giremedim. Yalnız arka planları olayın olduğu yeri ve açıları çok sevdim. Tabii sevdiğim bir şey daha vardı o da oyunculuklar. Başrolleri benim sevdiğim oyunculardan seçmeleri diziyi izleme nedenlerimden biri oldu.

Uraz Kaygılaroğlu'nu hayran derecesinde çok seviyorum. Ne kadar komediyi kendisine yakıştırsam da dram dizilerine de çok yakışıyor. Yalnız git gide eriyor mu n'apıyor ayrı bir yakışıklı oluyor. Eski hallerini hatırlayınca insan hayret ediyor. Bana göre şarap gibi adam ve bence ilk bölümün kahramanı da Uraz. Çünkü öyle iyi yaşanılan olayın duygusuna girmiş ki izlerken gerçekten yapmış hissi verdi. Duygu geçişleri müthişti.

Ushan Çakır konuşmasa öylece dursa yine izlerim. Saçlarını hiç sevmiyordum. Berduş havasından kurtulmasına çok sevindim. O yakışıklı yüzü aydınlanmış gibiydi. Bu dizide ki karakterine anlamsız şekilde sevdim. Bir doktor olarak karşıma çıkması hoşuma gitti. Oyunculuk yönünden kedi gibi bir oyuncu zaten. Hangi karakteri oynarsa oynasın o karakteri hemen benimsiyor. Her karakterinde duruşu, konuşması ve mimikleri değişiyor. İyi bir oyuncu ve bu diziye çok yakışmış.

Sercan Badur neden hem böyle rollerde oynuyor acaba hep merak etmişimdir. Hep bir yetersiz hep bir duygusal hep en çok ağlayan karakter... Cidden bu kadar iyi bir oyuncu bambaşka karakterleri oynayabilir diye düşünüyorum. Bölüm boyunca yine Damla Sönmez ile oynadığı dizide ki karakterini gördüm. Üstüne sanki o karakter yapışmış hissi verdi. Fakat performansı çok iyiydi.

Aras Aydın'ın karakterine sinir oldum. Zaten tüm her şey onun yüzünden oldu. Bence bu dörtlü de en pislik bence Emir. Olaydan hariç bir işler peşindeymiş gibiydi. Bir eve düşen yıldırım, bir zehirli sarmaşık gibiydi. Tüm bölüm boyunca -''Puu! ALLAH canını almasın pis.'' demekle geçti. Bu yüzden dizinin kötü karakteri bence Aras Aydın. Şimdiden nefret ettiğime göre çok iyi bir performans beni bekliyor gibiydi.

Damla Sönmez'in ilk bölüme göre sahnesi çoktu. Ortalama bir oyunculuğu var geçen sürede hiç değişmemiş. Aynı naiflikte aynı mimikler ve aynı ses tonlaması ile Bildiğimiz Damla Sönmez performansıydı. Karakterle ne kadar uyumlu tam belli değil ama büyük ihtimal Sercan Badur'la olan dizisinde ki kadar bir performansı olur. Yalnız inşallah senaristler Ushan Çakır ile yazarlar. İkisini seviyorum, çok yakıştırıyorum, çok tatlılar. Çok mutlu olsunlar.

Oya Unustası'nın da ortalama bir oyunculuğu var ama bu dizide çok itici geldi. Oysa ki çok severdim ben. Ne oldu anlamadım ama oyunculuğu beni çok itti. Hani bazı dizilerde bazı karakterler olur ya çok soğuk gelir. Bu karakterde bana öyle geldi. Karakter olarak tabir-i caizse çok uyuz yazılmış.

Bu kadar iyi kadro ile bu dizinin reytingleri düşük gelir ve ya senaryo ilerleyen bölümlerde klişe saçma olursa çok üzülürüm. Belli ki emek verilen bir proje olmuş. Her bölümün bu kadar iyi kurgulanması dileğiyle. Eğer entrika seviyorsanız tam sizlik dizi kaçırmayın derim.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 20. sırada, tekrarı ise 37. sırada tamamladı.
MASUM DEĞİLİZ

29 Mart 2018 Perşembe

Avlu (Dizi)

Her zaman ki gibi bir dizinin ilk bölümünü izlerken telefonumdan sürekli yenileyerek dizi hakkında atılan tweetleri de kontrol ediyordum. Bir tweet cidden hoşuma gitti. Kimin bu tweeti attığını ekran görüntüsü olarak paylaşmayacağım ama o kadar hoşuma gitti ki tweeti size de kopyalıyorum.

''#Avlu Keşke bir defa bile olsa bir şeyin hakkını veren bir toplum olabilsek ama yorumlardan da görüldüğü gibi cehalet yine üst safha...''

O kadar doğru ki son yayınlanan ''iyi'' dizilerde hep bu düşüncede oluyorum. Uyarlama olduğunu bilmeden uyarlama olan dizinin adını yazıp aa ben biliyorum havasında olan mı dersiniz dizinin başında kurumlarla ilgili yoktur hayalidir yazdığı halde nerede böyle hapishane yazan mı dersiniz ne derseniz deyin. Cidden araştırmadan ve düşünmeden yazarken okuyan ne düşünür diye düşünüyorlar mı merak ediyorum. Fakat şöyle bir gerçek var eskiden gardiyan deniliyordu şimdilerde infaz koruma memuru olarak geçen mesleği yapanların kaygı ve rahatsızlıklarını anlayabiliyor ve hak veriyorum. Onların tweetlerini saygı ile okudum. Bende olsam bende rahatsızlık duyardım.

Avlu, Prisoner dizisinden uyarlama bir dizi. Prisoner, 1979-1985 yılları arasında 16 bölümlük bir yapım olarak tasarlansa da toplamda 692 bölüm olarak yayınlanmış bir diziymiş. Dizi 2013'te WentWorth Prison adı ile Avustralya yapımı bir televizyon dizisi olarak uyarlanmış. Fakat dizi yayın boyunca izleyici Orange Is the New Black ve Vis a vis dizilerine de benzettiler.


Dizi de ilk dikkatimi çeken plato oldu. Hayal ürünü olduğu için böyle bir plato kurmaları çok iyi olmuş. X bir cezaevinde çekilseydi eminim ki şu an olumsuz yorum yapanlar daha şiddetleneceklerdi. Bu şekilde yapılması daha sağlıklı olmuş hemde izlemedim ama anladığım kadarıyla orijinaline de uygun olmuş. Yüksel Aksu favori yönetmenlerimdendir elimden geldiğince projelerini takip etmeye çalışıyorum. Bu diziyi izlememin yarı yarıya nedeni de Yüksel Aksu. Diziyi izlemeden önce acaba nasıl olur diye hiç düşünmedim. Çünkü istediğim gibi olacağından emindim. Dizinin çekiminden müziğine kadar her şeyini çok sevdim. Geçişlerde kullanılan o mekanlar beni benden aldı. Dizinin yönetmeni kadar görüntü yönetmeni de çok başarılı bir iş çıkarmıştı. Dizinin konusuna işleyişine göre çekim için seçilen renkte çok güzeldi. Yazılarımı okuyorsanız artık az çok bilirsiniz böyle grimsi mat çekim renklerine bayılıyorum. Diziye kasvetli bir hava veriyor.

Dizinin set ekibi kadar oyuncuları da çok iyiydi.
Demet Evgar'ın performansı çok güzeldi. Masum bir kadın gibi hissettirmese de çoğu sahnesinde tüylerimi diken diken etti. Gerçekçilik yönünde çıtayı bayağı yükseltmişti. Karakterine iyi hazırlandığı belli oluyordu.

Ceren Moray hangi karakteri oynarsa oynasın onun havasına hemen girebiliyor. Tam bir kedi kız. Psikopat ve pislik denilince akla gelecek oyunculardan biri bana göre. Bu yüzden karakterini en çok sevdiğim oyuncu Ceren oldu. Sanki gerçek kişiliği de böyleymiş gibi geldi.

Nursel Köse tam Ceren'in karşısına yakışır bir oyuncu olmuş. İkisinin uyumunu çok beğendim. Muhteşem bir şer ikilisi olabilirlerdi. Fakat senaryo gereği düşman iki kadını oynuyorlar..

Kenan Ece'yi bu diziye hiç yakıştıramadım. Çok pasif ve çok havada bir karakter olmuştu.

Keza Şebnem Dönmez'de hiç uymamıştı. Bir şeyler eksik ve havada kalmıştı. Özellikle gözlükleri çok canımı sıktı. O kadar uyumsuzdu ki onun sahnelerinde hep gözlüğü dikkatimi çekti. Neyse ki hızlıca diziden çıktı.

Rüçhan Çalışkur'u dizi de mahkum olarak görmeyi beklerken zengin bir görümce olarak karşıma çıkması da hayal kırıklığı yarattı. Ne güzel olurdu koğuşta şöyle bir kötülük timsali olsaydı.

Çağdaş Onur Öztürk'te Kenan Ece gibi diziye olmamıştı. Gardiyan havasına girememiş gibiydi.

Şeyla Halis ve Ayça Damgacı'yı dizide gördüğüme çok memnun oldum. Biraz süredir ikisi de ortalıkta yok gibiydi ve bana göre ikisi de aynı kulvarda oyuncular. İkisinin birden dizide olması çok farklı bir karakterle karşıma çıkması beni nedensiz yere mutlu etti.

Ve son olarak Ümmü Putgül oyuncunun ismi galiba ilk dizi projesi olduğunu düşünüyorum. Şivesi ile harikulade bir performans sergiledi. Bence ekranların böyle yetenekli oyunculara ihtiyacı var.

Ben diziyi seven kısımdayım. Dizi ülkemize göre üç beş beden büyük olsa da çok farklı ülkemize uymayan bir şekilde konu anlatılsa da sevdim. Bence böyle farklı konulara ihtiyacı var ekranların. Bence sizlerde bir şans vermelisiniz. Eminim diziyi seveceksinizdir. Bolca psikopat görmek istiyorsanız hemen izlemenizi tavsiye ederim.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 3. sırada, tekrarı ise 24. sırada tamamladı.
AVLU

25 Mart 2018 Pazar

Tehlikeli Karım (Dizi)

Uzun zaman sonra nefesimi tutarak izlediğim bir dizi buldum. ALLAH'ım şükürler olsun pazar günleri artık zap yapmaktan sıkılmaktan kurtuldum. Dizi cidden istenileni vermiş yapımda emeği geçen herkesi tebrik ederim, vallahi helal olsun. İnşallah yarın sabah çok yüksek bir reyting ile dizinin bu enfes bölümü taçlandırılır. Dizinin ilk dakikasından itibaren o kadar heyecanlandım ki normalde benim bilgisayar başında izlemem gerekirsen televizyonun önüne oturup sonuna kadar izledim.

Öyle bir kurgu yapmışlar ki -''Vay arkadaş!'' dedim. Resmen film gibi ilk bölüm çekmişler ve şimdiden nasıl devam edeceğini merak ediyorum. Her ne kadar buna benzer bir film olan Gone Girl'e benzetseler de senaristler işleyişte işi bitirmişler. Artık senaryolarını takip edeceğim iki senarist daha var. Bunlar Nalan Merter Savaş ve Vilmer Özçınar. Cidden ikisini de tebrik ederim. Mantıklı bir şekilde bu kadar entrika ve zekice kurgulanmış bir diziyi bize sundular.

Bu arada dizi ''Boku no yabai tsuma'' Japon dizisinden uyarlama. Fakat son zamanlarda çıkan diziler arasında cidden böyle bir diziye ihtiyacımız vardı ve onu karşıladılar. Açıkçası o kadar çok beğendim ve etkilendim ki diziden bıraksanız arka planda olan teknik ekip için sayfalarca methiyelerle dolu cümleler kurabilirim. İnşallah sonra ki bölümlerde ilk bölüm gibi olur ve düşüncelerim değişmez.

Gonca Vuslateri, Mustafa Üstündağ ve Bige Önal çok saygı değer ve iyi oyunculardır. Oyunculuklarını kusursuz bulurum ama bu dizide Seçkin Özdemir ayrıntısı çok göze çarpıyordu. Bence dizi tutmasa bile (tutacağını düşünüyorum) Seçkin doğru projeyi doğru karakteri bulmuş. 2014 yılında başrolünü oynadığı dizi bittikten sonra altı tane projede oynadı. Evet, diziler güzeldi ama Seçkin hep bir tık havada kalıyordu. Yani; bir şeyler tam oturmuyordu, yoktu. Fakat bu diziyle biraz da oyunculuğunu geliştirerek tam anlamıyla uymuş ve olmuş şekilde karşımıza çıktı. Bence bölümün kahramanı tartışmasız Seçkin Özdemir'di.

Gonca Vuslateri'ye bayılıyorum. Kadın minicik ama devasa boyutta bir oyunculuğa sahip. Ayrıca bu oyuncunun olduğu dizinin tutmama ihtimali de çok düşük oluyor. Seçkin Özdemir'le uyumlarına bayıldım. Tehlikeli bir eşi oynaması ve performansı muazzamdı.

Komik gelecek ama Mustafa Üstündağ ve Seçkin Özdemir'in uyumuna da bayıldım. Hatta ilerleyen bölümlerde bu ikiliyi birbirine yakıştırabilirim bile. Birbirlerine oyun atmaları, bakışmaları, beden dilleri çok hoştu. Başrolde bu ikisi olsaydı kadın oyuncular olmasaydı bile güzel olurmuş. Bence Seçkin ve Mustafa kamera arkasında çok iyi anlaşmışlar bu da kamera önüne yansımış.

Bige Önal'a fettan karakterler çok yakışıyor. Böyle bir sinsilik var oyunculuğunda. Direk bakıldığında tatlı kız ama oyunculuk kısmına gelince o sinsiliği hissettiriyor. Zaten bu hissettirdiği için çok iyi oyuncu. Kadın sinsiliği o kadar güzel oynuyor ki resmen bütünleşiyor. Şöyle tatlı, ev kedisi bir karakterde hiç düşünemiyorum. İlk bölüme göre gayet başarılı bir performans sergiledi.

Dizinin jenerik kısmını çok beğendim. Canlı renklerin kullanıldığı çekim ve çekim açıları hoşuma gitti. Seçilen mekanlar çok güzeldi. Drone detayını çok sevdim. Orijinalinde var mı bu detay bilmiyorum ama çok güzel düşünülmüştü. Sahnelerde ki arka plan yani dekor çok hoşuma gitti. Kıyafet seçimleri çok dikkat çekiciydi, oyuncuların kıyafetlerini de sevdim. Sahnelerde kullanılan müzikler, sahnelerle çok uyumluydu. Tüm oyuncular karakterlerini benimseyip bütünleşmişlerdi. Bu yüzden bana göre dizi kusursuz olmuştu. Yukarıda da yazdığım gibi inşallah dizi tutar ve sonraki bölümleri de böyle heyecanlı olur. İyi ki uyarlamışlar, iyi ki hakkını vererek bu projeyi bize sunmuşlar. Tüm set ekibini tebrik ederim. Vaktiniz bile yoksa vakit yaratıp bu diziyi izleyin. Şiddetle, hunharca diziyi öneririm. Muhakkak bu diziyi izleyin.

Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 13. sırada, tekrarı ise 28. sırada tamamladı.
TEHLİKELİ KARIM

20 Mart 2018 Salı

MEHMED Bir Cihan Fatihi (Dizi)

''Sonunda başladı hoş geldin, gönlümün sultanı Kenan İmirzalıoğlu...'' yazarak yazıma başlamayı isterdim ama önce sosyal medyada yazılanlardan bahsetmek istiyorum. Neden orada tanrı dedi? Bu adam 43 yaşında 20 yaşında bir padişahı nasıl canlandırabilir? Dekolte var yazıklar olsun... (Çıldırma emojisi yok mu yıl olmuş 2018 hala emojisi yok yazıklar olsun)

''Orada neden tanrı diyor? Orada ki kişi acaba müslüman bir kadını mı oynuyor? O kadın kimdir? Kim bu Mara Despina?'' bu soruların cevabını kendilerine sordular mı merak ediyorum. Eleştirmeden önce izlediğimiz şeyin gerçek tarihini biliyor muyuz, çok merak ediyorum. Gerçekten yorumları okurken beynim yandı. Hristiyan bir karakterin ALLAH demesini bekliyorlar resmen şaka gibi.

Diğer bir durum Kenan'ın yaşı... 20'li yaşlarda genç bir oyuncunun oynaması için bu karakteri kırk fırın ekmek yemesi lazım öncelikle ki böyle bir karakteri biz Kenan'da bile acaba diyerek izlerken nasıl genç deneyimi olmayan birini görecektiniz merak ediyorum. Gerçi o zaman da karaktere oyuncu olmamış yapamamışlar diye yazardınız orası kesin.

Dekolte kısmına gelince öyle yorumlar vardı ki gören göbeğine kadar dekolte açmışlar transparan giydirmişler sanır. Top topu 3- 5 kadın oyuncu çıktı onlarda zaten bir ikisi Bizans kadınıydı. Tamam biraz daha yukarıda olabilirdi kıyafetleri ama çok göze batan aman ALLAH'ım bu ne fazla dekoltelik bir durum yoktu.

Yani anlayacağınız sosyal medyada bir kesim daha dizinin 3. dakikasından itibaren diziyi izletmemek için ve kötülemek için ellerinden geleni yaptılar. Helede sonuna şu diziye bakın diye dizi kıyaslaması yapmaları alenen açık ediyordu niyetlerini. Ha eleştiri kısmında haklı olanlarda vardı. Mesela İstanbul Türkçesi ile konuşuyorlardı, bir tarihi hele de Osmanlı dizisine göre replik kısmı basit kalmıştı. Çekim hatalarını bu dizi için hatadan saymıyorum. Çünkü ilk bölüm için şanssızlıkların ardı arkası kesilmedi. Çok zor şartlarda, çok zor bir şekilde çekildiği medyaya yansıdığı için ilk bölümde ki tüm çekim hatalarını görmemezlikten geliyorum ve sonraki bölümlerde yavaşça oturacağını düşünüyorum. Dizinin müziklerini beğenmeyenlerin tam tersi ben beğendim. Kim yaptıysa ellerine sağlık insanı coşturacak sahnelerin ambiyansını sağlayacak cinstendi.

Her dizi yazısında tek tek oyuncuların oyunculuklarından bahsediyordum ama bu dizi için bahsetmek istemiyorum. Çünkü cast fazla iyi oyunculardan oluşmuştu. Bir iki yeni oyuncu vardı ama onlarda ustaların yanında kaynayıp gidiyorlardı. Bence hepsinin karaktere tamamen bürünmesi ve oldukça iyi performans göstermeleri hayran olunacak cinsteydi. Hele ki gönlümün efendisi Kenan İmirzalıoğlu bölümün kahramanı yazsam yalan olmaz. Öyle güzel bir Fatih olmuş ki yerine başka bir oyuncuyu düşünemem. İzlerken Fatih Sultan Mehmet'in o heybetini, o gözü karalığını ve kararlılığını tahmin edebiliyordunuz. Yani; Kenan o milli ruha bürünmüştü. Zaten bu karakter için bayağı kilo verdiğini ve çok çalıştığını söylemişti ama bu denli tamamen karakterle bütünleşebileceğini düşünmemiştim. Bence oynadı ve izleyiciye (en azından bana) yaşattı.

Diziyi şiddetle tavsiye ederim vaktiniz yoksa bile vakit yaratıp izleyin. Ben çok beğendim, salı geceleri için yeni favorim belli oldu.

...Ve sonunda başladı, hoş geldin gönlümün sultanı Kenan İmirzalıoğlu.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 3. sırada, tekrarı ise 14. sırada tamamladı.
MEHMED BİR CİHAN FATİHİ

19 Mart 2018 Pazartesi

8. Gün (Dizi)

Ay yapıma inanamıyorum ama sanırım kanaldan kaynaklı bir durum iki imzalı dizisini birbirine rakip yaptı. İki diziyi düşününce yapıma -''Seni çılgın!'' demeden edemiyorum. Cidden iki dizisinin aynı zamana denk gelmesi çok ilginç oldu. Gerçi yapımın adı varsa iki dizide başarılı olacaktır ama yine de merak etmeden insan kendini alamıyor. Şimdiden iki dizi için reyting sonuçları nasıl olacak merak ediyorum. Yarın sabahı iple çekiyorum yazsam abartı olmaz. Dizinin daha ilk dakikalarında ilginç bir dizi izleyeceğimiz belli oluyordu. Dizi baştan aşağı çok güzel kurgulanmıştı ve hikayeye göre çekim rengi çok güzeldi. Böyle soluk, mat, biraz grimsi çekimler her zaman beni benden alıyor. Ayrıca ilk bölüme göre seçilen mekanlarda muazzamdı.

Musa Uzunlar usta bir oyuncu olsa da hakkında saygı ile bir şeyler yazmak istiyorum. Tam anlamıyla usta kelimesini hak eden bir oyuncu. Bence bölümün kahramanı Musa Uzunlar'dı. Karaktere verdiği hava, profesyonel oyunculuğu kendine hayran bıraktırıyordu. Bir önceki karakterini silemez diye düşünüyordum ama ilk bölümden aldığım izlenime göre bu karakter o karakteri unutturabilir bence.

Ceyda Düvenci'yi ekranlarda görmek beni çok sevindirdi. Özel hayatını da çok sevdiğim oyuncu favori oyuncularımdandır. Ekranlara dönmesi gereken bir oyuncu olduğunu düşündüğüm zamanlarda döndüğünü görmek ve izlemek çok büyük bir zevkti. Şehnaz karakteri çok yakışmıştı.

Cem Davran ciddi karakteri oynadığı zaman bir garip hissediyorum. Sanki hep espri patlatacakmış gibi duruyor. Kendisi çok saygı duyduğum bir oyuncu ve iyi bir oyuncu. Diziye yakışmış, belki bu karakteri ile o ön yargımı kırar kim bilir... Dizinin kötü adamı da olsa onu seveceğimi umuyorum.

Yiğit Kirazcı ve Burcu başrol olsalardı en sevmediğim dizi çifti olabilirlerdi. Açıkçası eşi rolünde ama hiç yakıştıramadım. Oyunculuk yönünden uyumlulardı ama fiziksel olarak hiç yakışmamışlardı. İkisinden hiç güzel elektrik alamadım. Neyse ki başrolleri ikisi paylaşmıyor Yiğit Kirazcı bir önceki dizisinden bu yana oyunculuğunu daha gerçekçi hale getirdi. Kendini geliştiriyor olması her karakterinde çıtayı yükseltmesini çok beğeniyorum. Geleceği parlak bir oyuncu olarak görüyorum. Dizi için doğru seçim görünüyor.

Burcu Biricik çok farklı geldi. Normalde çok beğendiğim bir oyuncu değildir ama bu dizi de tüm performansını ortaya koymuş gibiydi. Annesini kaybettiğini öğrendiği sahne o kadar gerçekçiydi ki tüylerim diken diken oldu. Bunun günü çoğu yükseldiği sahneyi çok iyi oynamıştı. Oyunculuğu bu kadar iyi miydi yoksa kendini mi geliştirdi bilmiyorum ama daha önceki projelerinden farklı bir performansı vardı. Bu dizi ile ön yargılarımı kıracağım ikinci oyuncu olacak galiba.

...Ve müthiş adam Buğra Gülsoy. İyi ki Türkiye'de Buğra Gülsoy diye biri var ve iyi ki oyuncu. Türkiye'de hak ettiği değeri hemen hemen gören oyunculardan biri olduğunu düşünüyorum. Yaptığı işler o kadar güzel ki bence kıymetli oyuncularımızdan biri. Hem yazıyor, hem çekiyor, hem oynuyor... Böylesi üretken oyuncular koruma altına alınmalı diye düşünüyorum. O ses tonu, mimikleri, yerinde çıkışları... Hangi oyuncu ile oynarsa oynasın kendine yakıştırmayı biliyor. Bu dizide de Burcu Biricik ile yakışmışlardı. Şöyle romantik sahneler olsa ileri ki bölümlerde tadından izlenmez bir hal alır bence.

Tüm oyuncular doğru ve tanınmış oyunculardan seçilmişti. Pot duran bir oyuncu yoktu bilakis hepsi birbirinden güzel performans sergilemişlerdi. İnşallah reytingleri çok iyi olur. Reytingde üst sıralarda olmayı hak eden bir proje olmuş. Bu akşama bir diziniz yoksa şiddetle bu diziyi izlemenizi tavsiye ederim. Denk gelirseniz muhakkak izlemelisiniz.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 16. sırada, tekrarı ise 33. sırada tamamladı.

8. GÜN

Yasak Elma (Dizi)

Dizinin gününü sevmesem de izlemeden kendimi alamadım. İlk fragmanlarını gördüğümde şans vermem gerektiğini düşünmüştüm. Entrikalarla dolu bu diziye şans verdiğim için pişman olmadım. Fakat çok klişe olması gözümden kaçmadı. Türk dizilerinin klasik tüm sahnelerini ve konularını küçük küçük almışlar gibi geldi. Oyuncu hayranların yanı sıra izleyici kitlesinin hangi kesimden olacağı hemen hemen belli. Dizi genel olarak akıcı olsa da Çok farklı bir konu beklediğim için sanırım beni çok çekmedi.

Oyunculara baktığımda; 
Şevval Sam tüm hanımefendiliği ile diziye bambaşka bir hava vermişti. Duruşu, oyunculuğu o kadar asil ki izleyiciyi cezbediyor. Bana göre bu diziyi yukarıya taşıyan Şevval Sam olmuştu.

Talat Bulut'un son oynadığı projelerde hiç kötü olduğu karakteri hatırlamıyorum. Bu dizi ile sanki kötü bir karakter olacakmış hissine kapıldım. Sanki dizinin kötü karakteri Talat Bulut'muş gibi geldi. Şevval Sam ile uyumları olmuştu ama böyle katı bir karakterle ilk dakikadan beni kendinden itti.

Onur Tuna sanırım kendi ses tonunu kullanmış. Bu yüzden oyunculuğunun yanı sıra kendi ses tonunu kullandığı için benden puanı yüksek oldu. Fakat bu karakterin yerine gözü kara cengaver karakterleri ona çok yakıştırıyorum. Zengin, detaycı ve mükemmeliyetçi bir karakter olması gözüme battı. Fakat performansı gayet yerindeydi.

Eda Ece'nin gözlerini sonuna kadar açarak oyunculuk sergilemesi oldum olası gözüme batıyor. Sanki gözlerini ön plana çıkarmaya çalışıyor gibi. Pörtlek dediğimiz göz yapısına sahip değil ama neden açarak oynuyor anlam veremiyorum. Belki bu karakterle düzelir diye düşündüm ama bunda da aça aça oynuyor. Haliyle izleyici olarak direk gözlerine odaklanıyorum ve oyunculuğunu göremiyorum. Bu yüzden iyi mi kötü mü emin değilim ama ortalamanın üstünde olduğunu düşünüyorum.

Sevda Erginci bana göre muazzam bir oyuncu. her oyunculuğunda bir tık daha öteye götürüyor gerçekçiliğini. Bu karakter de ona çok yakışmış ve Onur Tuna ile uyumlu olmuşlardı. İkilinin sahneleri iç ısıtan cinstendi. Hani oyunculuk yaptıklarını bilmesem gerçekten ikisi arasında bir şeyler var diyebilirim. Eğer dizi tutarsa bu çiftte favori çiftler arasına adını yazdırabilir bence.


Şafak Pekdemir'in ses tonu beni benden alıyor. O kadar orijinal bir ses sahip ki o konuştuğu zaman ALLAH ALLAH demeden kendimi alamıyorum. Aslanlar gibi ses tonuna bayılıyorum. Bu dizide karakterine yakışmamış ama o ses tonu bende ki tüm olumsuz görüşleri yok ediyor. Bence hak ettiği yerde olmayan yetenekli oyunculardan biri Şafak Pekdemir.

Son olarak Sinan Eroğlu'ndan bahsetmek istiyorum. Daha önceki dizisinde bir doktoru canlandırmıştı. 2016 yılından bu yana ekranlarda yoktu ve samimiyetimle yazıyorum, özlemişim. İnşallah çok sahnesi olur dizide.


Dizi yukarıda da yazdığım gibi klişe bir dizi. Fakat işleyişi ve kurgusu çok akıcı. İlk bölüme göre fazla akıcı hatta konu geçişleri fazla hızlıydı. Eğer entrika seviyorsanız bu dizi tam size göre. Eğer denk gelirseniz ve vaktiniz varsa bu diziyi izlemeyi ihmal etmeyin. 

Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır. 

Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 9. sırada, tekrarı ise 27. sırada tamamladı.
YASAK ELMA

15 Mart 2018 Perşembe

BIOSCHA Nar / Zeytinyağlı / Aloevera Kremi

Son günlerde durmadan elime yüzüme dudağıma sürdüğüm favori kremlerimden memnun kalınca hemen size bahsetmek istedim. Bir gün teyzemin arabasında markanın Aloevera olan kremini gördüm. Basmalı ve kokusu güzel gelince almak istediğimi söyledim. Teyzemde sağ olsun hayır demedi. O günün akşamı ilk deneyimimi gerçekleştirdim. Hemen kremin emmesi ve cildimi yumuşacık yapması çok hoşuma gitti. 

Annemin cildi çok kuru bu yüzden cildi çok hassas. Durduk yere hemen derisi açılır ve kanamaya başlar. Çoğu zamanda pul pul dökülür. Birde komik ama kulağında bir sorun var bu yüzden sürekli kaşınıyor. Egzama değil ama ona benzer bir durum. Kulağının dış kısmında ki bu kaşıntıya doktorun verdiği kremlerde bir işe yaramıyordu. Bir süreyim güzel kremmiş cildimi tedavi etti dedi ve sürdü. İlginç ama kulağında ki kaşıntıyı da geçirdi. Bunun üzerine ben aloeveralı olanını kullanmamaya başladım. 20 günü geçti sanırım küçücük bir parça olarak kullanıyor annem ve cildi bayağı güzelleşti. Aloevera'dan dolayı mı yoksa kremin içeriğinden mi ondan emin değilim. Tabii kremde gözüm kaldı ama anneme de iyi geldiği için çabuk bitmemesi gerekliydi. 

Nereden bulurum diye düşünürken teyzeme gittim. Yatacağım odaya girdim direk zeytinyağlı ve narlı olanını gördüm. Hemen ben bunları vermesen bile alıyorum dedim. Biraz arsızca oldu ama yine teyzem bir şey demedi ve aldım. Narlı olan meyveli olduğundan sanırım şekerli sakızlar gibi kokuyor. Zeytinyağlı olansa normal krem kokusunda. Şu an kokusundan dolayı narlı kremi kullanıyorum ve yine güzel etkiler aldım. Bu yazıyı yazacağım için 2 gündür zeytinyağlıyı kullanıyorum yine memnun kaldım. Bu sürmelere doyamadığım krem hakkında biraz sizlere bilgi vermek istiyorum. 

14 Mart 2018 Çarşamba

Neden Blogumu Güncellemedim

Moralim bozuk olduğunda hiç bir şey yapmak istemiyorum. Son günlerde de olaylar ardı ardına gelince moral bozukluğundan bir türlü kurtulamadım. 


7 Mart 2018 Çarşamba

Minnetsiz İnsan En Tehlikeli İnsandır

+Canım şu işimi yapar mısın?
-Tamam yaparım.
(Senden iyisi yok.)

+ Canım benim için şuraya gidip şunu alır mısın?
-Tamam giderim.
(Senden güzeli yok.)

+ Canım çocukları iki güne bir sana getirip 1 ay kaldırıyorum ama yine sen de kalabilir mi?
-Tamam canım kalabilirler.
(Sen bir tanesin.)

+Canım evin küçük koyacak yerin yok ama 6 aylığına şu kocaman eşyam sen de kalabilir mi?
-Tamam kalabilir.
(Sen Dünyanın 8. harikasısın.)


+ Canım aynı şeyleri tekrar istiyorum ama hepsini yapar mısın?
-Hayır. 
(Senden kötü, küstah, lanet, saygısız, gıcık, iğrenç insan yoktur.)

28 Şubat 2018 Çarşamba

Börü (Dizi)

Çok bekletti izleyicisini ama sonunda beklememize değdi. Hoş geldin ekranlara BÖRÜ! Dizi daha başkamadan beni tanıtımlarıyla çok etkilemişti. Beklemesi beklenilen zaman diliminde başlamaması beni üzse de beklemeyi asla bırakmadım. Dizi hakkında bilgiler geldikçe daha çok heyecanım artmıştı. Bu gün de ilk bölümü yayınlanacak diye içim kıpır kıpır oldu sürekli bir bilgi var mı diye sosyal hesaplarımı yenileyip durdum.

İlk defa bir dizi de bu kadar heyecan ve etki duyduğumdan dolayı benim için gelmiş geçmiş en özel dizi oldu. Dizi 2014 Diyarbakır'da başlıyor. Askerimizin tehditlere karşı mücadelesini izleyeceğimiz dizi, tam beklediğim gibi çıktı. Haberlerde duyduğumuz konuların olguları çok net ve şeffaf bir şekilde doğrudan işlenmesi bir tebriği hak eder nitelikteydi. Her zaman önce oyunculardan sonra teknikten yazarım ama bu sefer önce teknik kısmından yazıma başlamak istiyorum.

Bu çekim ve ses kalitesi Türkiye'de ilk sanırım. Dizi başladığı andan itibaren resmen ekrana yapıştım. Sanki evde değilim de sinema salonunda Hollywood filmi izliyormuşum hissine kapıldım. Tüm incelediğim diziler bir yana bu dizinin çekimleri bambaşka olmuştu. Açılar, çekim stili, arkaplanlar, mekanlar, çekim rengi, ses netliği, görüntü geçişleri muazzamdı. Hele o sahnelerde ki minik ayrıntılar beni benden aldı. Bunun yanında güçlü bir hikaye, güçlü bir konu, güçlü kurgu ve güçlü bir işleyişte dizinin tadına tat katmıştı. Birde aklımdayken yazayım repliklerin altı çok iyi doldurulmuş duygu sömürüsü ve ya bir taraf olmadan doğrudan izleyiciye sunulmuştu. Bu da benim için dizi ekibinin ne kadar zeki ve işinde ne kadar iyi olduğunu gösteriyordu. Özellikle Alper Çağlar'ın zekası hayranlık duyulacak derecedeydi.

Serkan Çayoğlu'nun artık kendi sesini kullanmaya başlaması çok iyi oldu. Dublaj olduğu zaman oyunculuğu hakkında bilgi sahibi olamıyordum ama şimdi oyunculuğunu tamamen eleştirebiliyorum.
Serkan Çayoğlu bu karakterle bakış açımda biraz farklı geldi bana. Sanırım bu karakter için çok çalışmış ve kendini geliştirmişti. Bakışları, mimikleri ve ses tonlaması çok yerindeydi. Bu da gerçekçilik payını daha çok arttırmıştı. Ben karakteri ve Serkan Çayoğlu'nun oyunculuğunu çok başarılı buldum

Emir Benderlioğlu'nu oldum olası beğenirim. Diziye farklı bir renk kattığını düşünüyorum. Ayrıca karakter olarak da çok renkli bir karakter. Çabuk sinirlenen ama ortamı ısıtan bir karakter. Bu yüzden de en sevdiğim karakter Turan oldu.
Fırat Doğruloğlu bayağıdır yoktu. Böyle kaliteli bir işle dönüş yapması beni çok sevindirdi. Fırat Doğruloğlu'nu gördüğümde nedense çocukluğumu görüyor gibi oluyorum. Bu karakteri de ona çok yakışmış. Behçet Orbay ile tamamen bütünleşmişti. İzlerken Fırat'ın oyunculuğunu değil Behçet karakterinin sahnelerini izliyor gibi hissettim.

Keza Mesut Akusta'da bu şekildeydi. Karakterin havasına o kadar iyi girmişti ki İrfan Aladağ adlı gerçek bir insan var ve ben onu izliyor gibiydim. Ayrıca Fırat Doğruloğlu ile olan sahnelerinde çok iyi paslaşmışlardı.

Murat Arkın'da kendini özleten oyunculardan. Böyle değerli oyuncuları daha çok ekranda görmek istiyorum. İzlerken oyunculuğu tadından izlenmiyordu. Hele o hain ile olan diyaloğunda oyunculuğunu tamamen ortaya koymuş gibiydi.

Ahu Türkpençe dizinin tek kadın askeriydi. Dağ serisinde ki performansını aynı şekilde Börü dizisine de aktarmıştı. Bu oyuncu bu ülkede hak ettiği değeri bana göre almıyor. Daha çok projede olması ve konuşulması gerekirken maalesef ekranlarda göremiyoruz. Belki de kendi tercihidir ama diğer kadın oyuncular kadar konuşulması ve değer görmesi gerektiğine inanıyorum. Asena karakteri de güzel yazılmış ve doğru oyuncu oynamıştı.

Can Nergis ilk bölüme göre çok fazla etkin değildi. Karakteri hakkında eleştirecek fazla bilgi edinemedim ama gördüğüm kadarıyla güzel bir oyunculuk sergilemişti. Fakat hangi karakteri oynarsa oynasın benim için gazeteci olarak kalacak sanırım. Bu karakterine şu an alışamadım ve yadırgıyorum.

Diğer oyuncularda pot duran bir oyuncu yoktu. Belki çekimden önce çalışmış olabilecekleri aklıma geldi. Bence Börü bir diziden daha öte bir proje olmuş. Eğer vaktiniz yoksa bile vakit ayırın, internetten izleyin yine izleyin bu diziyi. Bence bu dizi kaçmaz. Ölmeden önce izlenmesi gereken diziler listenize muhakkak alın. Bana göre dizinin tek olumsuz yönü bölüm sayısının 6 olması, sinema olarak final yapacak olması ve bölüm süresinin 60 dakika olması. Bunun haricinde olumsuz eleştirecek hiç bir şey bulamadım. Siz ne düşünürsünüz bilmiyorum ama ben diziyi fazla kaliteli buldum. Bu yüzden de şiddetle tavsiye ederim.

DİPNOT:
-5 Maddede Börü- 
*Özel kanalların ilk mini serisi. BÖRÜ; Türkiye’de özel kanallarda yayınlanmış ilk mini seri olacak. Aynı zamanda büyük finalini sinemalarda yapan ilk mini seri olma özelliğini de taşıyacak. Alper Çağlar’ın birbirine bağlı bir öykü evreni yaratma projesinin ilk adımı.

*60 dakikalık sinema kalitesinde bölümler. BÖRÜ’nün 1’er saatlik her bölümü, senaryodan prodüksiyona kadar sinema filmi kalitesinde olacak. Bölümler, dünyanın en prestijli sinema kamerası markası olan RED’in, Türkiye’de ilk kez kullanılacak RED WEAPON 8K modeli ile çekiliyor.

*Gerçeklik ön planda. DAĞ serisinde olduğu gibi gerçeklik öğesi BÖRÜ’nün de kalbini oluşturuyor. 10 ay süren araştırmalar sonrasında gerçek hikayelerden esinlenen, gerçek ekipmanlar ile gerçek mekanlarda çekilen ve gerçek eğitimlerin olduğu bir proje olan BÖRÜ’de, proje için geliştirilen mekatronik ve efekt sistemleri kullanılıyor. Özel Harekat Daire Başkanlığının faal ve emekli üyeleri ile yapılan uzun mülakatlar sonrası, geçtiğimiz dört senenin en mühim operasyonları inceleniyor.

*Türkiye’nin ilk Amerikan stüdyo modeli işi. BÖRÜ; Yaratıcı yapımcı, yapımcı ve kanalın yapım stüdyosu ortaklığında hayata geçen ilk dizi olma özelliği taşıyor.

*Prodüksiyon ve hikayenin üstünlüğü var. Seri yaratıcısının liderliğinde yürütülen proje, sektöre yeni bir soluk getirecek. Amaç, DAĞ film serisinde olduğu gibi, yakın tarihe damgasını vurmuş Polis Özel Harekat’ın büyük fedakarlıklarını taçlandırmak ve seyirciye, yurt dışındaki özenli dizi projelerinin yerli halini sunabilmek…
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır. 

Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı,  6. sırada, tekrarı ise 31. sırada tamamladı.
BÖRÜ

24 Şubat 2018 Cumartesi

Adı: Zehra (Dizi)

Dizinin başlaması çok uzun sürdü. Tanıtımları uzun süre dönünce ben başlamayacak galiba bu dizi diye düşündüm. Fakat sonunda günü belli oldu ve izleme şansım oldu. Dizi Almanya'nın Frankfurt şehrinde başlıyor. Almanya'yı bilmiyorum ama büyük ihtimal Türk mahallesi gibi bir şeyde çekilmiş dizi. Çünkü bana İstanbul'da çekiliyormuş havası verdi. Zehra'nın baskıcı ailesi bana daha önce Almanya 'da başlayan dizilerde ki ailelerin hikayelerini anımsattı. Nedendir bilmiyorum Almanya'da yaşayan Türk aileler genelde baskıcı kızını döven namus diye kapalı bir hayat yaşayan ailelermiş gibi gösteriliyor. Almancı dediğimiz Almanya'da yaşayan Türk uyruklu aileleri bilmediğim için cidden medeniyet içerisinde bu denli baskıcı yapıları mı var emin değilim. Bu yüzden diziyi dizi olarak eleştireceğim. Gerçi bu durumun uyruğu vatandaşı olmuyor Dünya'nın tüm insan yaşamının olduğu yerlerde kadın, çocuk ve hayvana şiddet var bu da bir gerçek. Bu dizi neden bilmiyorum benim aklıma Menekşe ile Halil dizisini getirdi. Aslında ana tema da benzerlik olsa da işleyiş ve konu açısından alakaları yok. İzlerken hep aklıma o dizi geldi.

Zeynep Çamcı, Zehra karakteriyle bütünleşmişti. Bir ara sanki gerçekten Zehra diye bir insan yaşıyormuş hissine kapıldım. Zaten Zeynep'in oyunculuğunu severim ama bu dizi de bambaşka olmuştu. Sanki tüm yeteneğini bu karakter üzerinde gösteriyor gibiydi.

Bana göre Hatice Aslan'ın performansı yerindeydi. Usta bir oyuncu olduğunu bu karakterle yeniden kanıtlamıştı ama hep zengin bir kadını oynadığı için artık farklı karakterlerde de görmek istiyorum.

Keza Güneş Hayat'ta Zehra'nın annesi karakterini çok güzel oynamıştı. Dizi de Zehra ile uyumu çok güzeldi.

İnanç Konukçu bu diziye uymamış gibi geldi. Hem Almanya'da yaşayan bir Türk hemde Zehra'nın sevgilisi olma karakterini yakıştıramadım. İnanç Konukçu daha çok polis karakterlerine gidiyor gibi geliyor. Bilmiyorum ileri ki bölümlerde alışır mıyım ama şu an için çok tuhaf geldi.

Zehra'nın babası ve ağabeyine gıcık kaptım.
Sohel Altan Gol o kadar iyi oynuyordu ki öyle bir ağabeyim olsun asla istemezdim. Tam bir lanet pislik biriydi. Bir insan kardeşine de güvenemeyecekse kime güvensin hissini bana fazlasıyla verdi. Tabii ki hakaretlerimden de nasibini aldı.

Hele Ali Meriç öyle iyi oynamıştı ki görsem yüzüne tükürürdüm. Böyle baba mı olur sorusunu bölüm boyunca sordum. Ve tabii ki o da hakaretlerimden nasibini aldı.
Seda Güven, Hakkı Ergök, Emre Kıvılcım, Alican Yücesoy 1. bölümde çok az sahnelerde yer almışlardı. Bu yüzden karakterleri ve oyunculukları hakkında pek bir bilgi sahibi olamadım. Gerçi hepsinin oyunculuklarını biliyorum çok iyiler ama karakterlerde nasıl durdular emin değilim. Şimdilik pot duran ya da duracak bir oyuncu olduğunu düşünmüyorum.

Dizi tam anlamıyla Zehra'nın kaçmasıyla başlıyor. Daha dorusu dizi birazcık hareketleniyor. Bana göre dizi ilk bölüme göre fazla kasvetli ve yavaştı. Bazı yerlerde mantık hatalarını fark etsem de ilk bölümün günahı olmaz diye düşünüyorum. Almanya'da yakınları yaşayan insanların anlatımıyla Almanya'da düzen çok sıkıymış. Bir yere çöp atsan bile akşamları belli saatten sonra gürültü yapsan bile uyarı ve hatta ceza alabiliyormuşsun. Fakat Zehra bu kadar olay yaşarken sokaklarda alıkonulurken hiç kimsenin buna ses çıkarmaması yine sevgilisi Kadir'in bıçaklanması olayında Zehra'nın ailesinin ceza almaması çok garip geldi. Ayrıca Zehra'nın doğma büyüme Almanya'da yaşaması ama Almanca bilmemesi de garipti. Bu Zehra hiç mi televizyon izlemedi, bu Zehra hiç mi okula gitmedi , bu Zehra'nın hiç mi mahallede arkadaşı olmadı en azından kendini anlatabilecek kadar hiç mi bir iki kelime duymadı anlayamadım. Fakat bunların hiç birini yapamayan Zehra bir sevgili buldu ve ondan hamile kaldı. Bari sevgilisi bir iki kelime Almanca öğretseydi güzel olurdu.
Dizinin ilk 71 dakikası Zehra'nın hikayesi ile geçti. Bu süre zarfında İstanbul olayına hiç girilmedi. 71 dakika sonra İstanbul sahneleri başladı.Hatice Aslan ve Zeynep'in yani Hande ve Şule'nin karşılaşması çok içten olmuştu. Dizi de en sevdiğim sahne orası olmuştu.Fakat bana göre Şule Zehra'nın kızı Hande olmadığını çok iyi biliyordu. Belki de Hande karanlık bir olay yaşamış ve Şule susuyordu. En azından bana dizinin akışı öyle hissettirdi. Dizinin ilk bölümü yavaş olsa da sonra ki bölümlerde entrika dolu olacak gibi gözüküyor. Bu da dizinin hızlı olmasını sağlar gibi geliyor. Ben beğendim. Eğer vaktiniz varsa sizlerde bir bakın derim.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır. 
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı,  8. sırada, tekrarı ise 23. sırada tamamladı.
Adı: Zehra

18 Şubat 2018 Pazar

Jet Sosyete (Dizi)

İşin içinde Gülse Birsel olunca kalitesiz bir iş olmaz ve ekranlara yeni bir renk geleceği düşüncesi ile beklediğim bir diziydi. Gülse Birsel'in filminden sonra bu beklentim daha çok arttı.

Fakat şu an küçük bir hayal kırıklığı içerisindeyim. Çünkü beklediğimden yavan bir dizi çıktı. Öncelikle gülünmesi gerekilen yerlerde gülmedim. Alkış ve kahkaha sesleri çok sık ve gereksizdi. Gülünmeyecek yerlerde bile kahkaha sesi duymak çok itici yapıyordu.

Karakterler abartılı olsa bile ben çok sevdim ama Türkçe'yi olabildiğince bozmaları beni rahatsız etti. Belki sadece bir karakterin bu şekilde olması sorun olmazdı ama hemen hemen her karakterin kendine özgü, bozabilecek bir potansiyeli vardı.

Buna rağmen oyuncuların oyunculukları muazzamdı.
Enis Arıkan, Çağlar Çorumlu ve Cengiz Bozkurt'a bayılıyorum ama bu dizi de tam kendilerini bulmuşlar.

Çağlar Çorumlu da , oynadığı tiyatro programında ki bir karakterinin havasını sezdim. Bu yüzden de ilk ısındığım karakter o oldu.

Sarp Apak, Yalan Dünya dizisinde ki karakterine çok benzer bir karakteri canlandırıyordu. Sanki o karakterin ailesiymiş havası verdi.

Keza Derya Karadaş'ta Yalan Dünya dizisinde ki şivesi ile konuştuğu için o da devamı hissini verdi.
Yalnız Aslı Bekiroğlu'nun karakterini çok pasif buldum. Sanırım diğer oyuncuların karakterleri fazlasıyla abartılı olduğu için onun karakteri sönük kalmıştı.

Diğer oyuncularda pek gözüme batan bir şey olmadı. Zaten geneli tiyatro kökenli oyunculardan oluştuğu için saygı ile izledim.

Büyük ihtimal dizi, ilk bölümü olduğu için tanışma faslı yüzünden bu kadar sıkıcıydı ve 2. bölümden sonra normale oturur gibi geldi. Plato olduğu için mekan konusunda pek bir şey yazmama gerek yok ama dekorda karakterler gibi çok abartılı geldi. Yolu açık olsun ben Gülse Birsel olduğu için diziye güveniyorum, inşallah bol reytingli bir dizi olur. Dram dolu ekranda gülmek istiyorsanız bu diziyi tercih edebilirsiniz. Sizler de bir deneyin belki seversiniz.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır. 
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı,  3. sırada, tekrarı ise 20. sırada tamamladı.
JET SOSYETE

Limonlu Kek Yapılışı

Geçenlerde annemle canımız bir tatlı çekiyor ama resmen damarlarımız istiyor. Ne yapsak diye düşünürken bu tarife denk geldik. Yeni kek kalıbı almıştık hem onu deneyelim hemde tarif hoş görünüyor diye yapmaya karar verdik. Ben pek tatlı tüketemediğim için nasıl olacağı hakkında pek bilgimiz yoktu. Güzelce malzemeleri hazırladık ve keki yaptık. Ilıdıktan hemen sonra kestik ve ilk tadımda bayıldık. Sanırım limondan kaynaklı tadı çok hafif olmuştu. 1 dilim yerim diye düşündüğüm halde 2-3 gün 5 dilim tükettim. Hatta o kadar bereketli oldu ki ev halkı haricinde başkaları da nasiplendi. Şimdi ikinci bir defa misafirlerim için yapmayı planlıyorum. Fakat öncesinde tarifi sizle paylaşmak istedim. Ben tüketemediğim için üzerini süslemedik ama sizler pudra şekeri, çikolatalı sos ya da farklı şeylerle süsleyip yiyebilirsiniz. Denerseniz yorumlarınızı bekliyorum. Şimdiden afiyet olsun.
Limonlu Kek 

17 Şubat 2018 Cumartesi

Ben Kuzey Kore'ye gitmek İstiyorum #2

Başlığı gördüğünüzde verdiğiniz tepkiyi hayal edebiliyorum ama şaşırmayın sadece daha etkili olsun, dikkat çeksin diye bu başlığı kullandım. Fakat şansım olsa gitmek isterdim. 

Daha evvel başka bir turistin çekimlerini sizlerle şu yazımda paylaşmıştım. tıktık Şimdi ise başta bir turistin hesabını sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu seferki paylaşacağım hesabın adı pierredepont. 

pierredepont, bir fotoğrafçı ve kameraman. Kuzey Kore'nin yanı sıra başka ülkelerin de fotoğraflarını paylaşıyor ama genel olarak Kuzey Kore ile daha alakadar. Daha evvel ki postumda yazdığım cümleleri tekrar etmek istemiyorum. Sadece batının bize dayattığından farklı olduğunu düşünüyorum. Evet fakirlik var görülüyor ve bunun sebebi de kendi kendine bir şeyler yapmaya çalışmaları. Bir yerde okumuştum, başka ülkelerle iş birliği yapılması engellendiği için sadece Çin ile bir alışveriş içindeymiş. Şimdi bakalım pierredepont'un kamerasından Kuzey Kore nasılmış.

Hesap adı:  pierredepont

Hep bize bahsedilen Kore Kore'nin sadece başkenti Pyongyang'ın önemli olduğu diğer şehirlerinde sefaletin sürdüğüydü. Kuzey Kore'nin Kaesong şehrinden renkli bir bina. 

Kanal 7 Hint Dizilerinden Sonra Kore Dizileri Yayınlamaya Başlıyor


Kanal 7 20 Aralık 2017'de sosyal hesaplarından ilk müjdeyi verdi. Bu müjdenin ardından izleyici üçe bölündü. Kore dizileri yerine Hint dizileri isteyenler, dublajlı olacağı için istemeyenler ve can-ı gönülden kutlayıp sevinenler olarak. Bu tartışmaların içerisinde ben olaylara nötr kalmak istedim. 

A Seven-Faced Man / Kill Me Heal Me / 2017 (Çin)

Çevirisi başladığı andan itibaren bir türlü yazamadığım şu postumu hazır müsait olmuşken yazmam gerektiğini düşündüm. Dizinin tanıtımını ilk gördüğüm andan itibaren merak içerisinde çevirisini beklemiştim. Çünkü en sevdiğim iki oyuncunun oynadığı Kore dizisi Kill Me Heal Me'nin uyarlamasıydı. Neyse ki çevirisi hemen geldi ve izleme şansı buldum. Dizinini ilk bölümü orijinal versiyonuyla neredeyse aynıydı. Repliklerine bile sadık kalınmıştı. Fakat bazı yerler duygu bakımından daha yoğun ve daha güzeldi.


Örnek vermek gerekirse orijinalini izleyenler bilirler ki ilk bölümde saat sahnesi vardı bana göre Çin versiyonunda bu sahne daha çok bana geçti. (Postun en azında repliği paylaştım) Sanki duygu yoğunluğu daha çok yaşanmış gibiydi. Bunun gibi ilerleyen bölümlerde hissettiğim çok sahne oldu. Daha sonraları sahnelerin temeli aynı ama farklı işlediklerini fark ettim. Sanırım ilk bölüm olduğu için böyle yapmışlardı. Değiştirdikleri için bazı yerleri haliyle kurgu yönünden ve işleyiş yönünden Kore versiyonunda boşlukta kalan kısımları da doldurmuş olmuşlardı.


Zhang Yi Shan'ı fotoğraflarda Ji Sung'a benzese de izlerken fiziksel olarak hiç bir alakaları olmadı fark ediliyordu. Ayrıca oyuncu çok yetenekliydi ve kişilikleri güzel betimlemişti. Yalnız hangi versiyonu olursa olsun kötü olan karakter yani 2. kişilik karizma olmuştu. Bu versiyonunda da 2. kişiliğe bayıldım. Yalnız Kore versiyonunda ben 2. karakterin tarafını tutarken bu versiyonunda ana kişiliğin tarafındayım. Bu versiyonunda yine ne kadar pasif dursa da ana karakter daha güçlü ve daha kendinden emin. Sanırım bu yüzden Çin versiyonunda ana kişiliği daha çok sevdim.


Cai Wen Jing'in izlediğim ikinci dizisi bu dizi oldu. Daha evvel robot karakteri oynarken de çok yetenekli gelmişti ama bu karakterde daha çok kendini bulmuş gibi hissettim. Bana göre Hwang Jung eum'un yerini hiç kimse tutamaz. Çünkü oyunculuğunun yanı sıra kadının da hayranıyım. Bu yüzden diziyi izlemeden evvel biraz tedirgindim ve karakteri benimseyemeyeceğimi düşünüyordum. Ön yargı ile izlemeye başladığım Bai Xin Xin karakterini daha ilk bölümden en az Oh Ri Jin kadar sevdim. Hwang Jung eum kadar abartılı tepkiler vermese de Cai Wen Jing mimiklerini ve ses tonlamasını çok iyi kullanmıştı. Fakat bana göre sanki Bai Xin Xin karakteri bir tık daha çatlak olmuştu.

Keza ikizi rolünde ki Zhang Xiao Qian'da çok çatlak bir oyunculuk sergilemişti.
Oh Ri On karakteri bu kadar uçuk muydu hatırlayamıyorum ama Bai Xiang Rong daha böyle bir coşkulu geldi. Açıkçası fiziksel olarak ilk 4 bölümde filan
Park Seo joon'u düşününce Zhang Xiao Qian fiziksel olarak yadırgamama sebep oldu. Sanırım gözüm alışamadı, karakter olarak oturtamadım ama sonradan ne olduysa sevdim karakteri. Zaten iki karakter olarak farkı o zaman anladım.


Diğer oyuncularda yerindeydi pek bir potluk yoktu ama şu kuzeni şirketteki rakibi vardı dizi de hatırlar mısınız bilmem Cha Do Hyun'un kuyusunu kazıyordu Cha Ki joon'du adı. Birde nişanlısı vardı Han Chae Yeon. Bu dizide ikisini oynayan oyuncuların karakterlerine hiç ısınamadım. Bana göre
Oh Min seok daha iyi oynuyordu karakteri birde bunda daha çok her şeye burnunu sokuyor. Daha detaylı işledikleri için karakter itici durmuştu. Düşünün yani orijinalinde kuzen karakteri ne kadar iticiyse bunda iki katı itici olmuştu. Kuzene göre nişanlısının rolü daha azdı bu dizide. Daha yarısına geldi çeviri de ondan ilerleyen bölümleri bilmiyorum ama inşallah bu şekilde devam eder.


Ben dizinin Çin uyarlamasını başarılı buldum. Benden tam not aldı. Doğru oyuncular, doğru kurgu ve işleyişle orijinaline yakışır bir proje olmuş. Dil konusunda ve ırk konusunda ön yargınız yoksa, vaktiniz varsa tavsiye ederim. Bence seversiniz.
A Seven-Faced Man 
(柒个我, Qī Gè Wǒ, Kill Me Heal Me)

14 Şubat 2018 Çarşamba

Son Günlerde Severek Paylaştığım Instagram Güncellemelerim #2

Instagram: renklitirtil
Facebook: renklitirtil
Twitter: renklitirtil
Tumblr: renklitirtil
Snapchat: renklitirtilblg
En son 2017'nin temmuz ayında paylaşımlarım hakkında yazmıştım. Aklıma gelmişken son zamanlarda severek paylaştığım güncellemelerimi sizlerle paylaşmak istedim. Uzun zamandır yapmadığım içinde son günlerde paylaştığım 7 sevdiğim postu seçtim. 2018 geldi geleli çok dışarı çıksam da çıktığımda fotoğraf çekmek içimden gelmiyor.  Neden bilmiyorum sanki fotoğraf çekeceğim diye anı kaçırıyormuşum hissi oluyor. Bu iyi mi kötü mü bir his bilmiyorum ama şu an için doğru olanın bu olduğunu düşünüyorum.

 Bındık kız  Boncuk: 

9 Şubat 2018 Cuma

Sevgililer Günü için dev hizmet! Her ilişkiye uygun birbirinden farklı hediye önerisi

Evet, yine o malum tarih yaklaştı. Belki uzun zamandır evlisiniz, “Artık Sevgililer Günü mü kaldı bize?” diyorsunuz. Belki uzatmalı sevgilisiniz, her 14 Şubat geldiğinde ne alacağınızı kara kara düşünüyorsunuz. Belki yeni bir sevgili yaptınız, heyecandan ne alacağınızı bilemiyorsunuz. Belki de bu günü evinizde tüylü, minik dostlarınızla geçirecek ve “En güzel sevgi bu!” diyorsunuz. O da mı değil? E, o zaman neden kendi kendinize hediye almıyorsunuz? Tamam, merak etmeyin; bu listede hepinizi düşündük.

1 Şubat 2018 Perşembe

Saray Tahinli Susamlı Simit Kraker Tadım

 

Gelen ürünlerden son olarak Susamlı Simit Kraker kalmıştı çok geçmeden onu da yazmak istedim. Bu ürün bana kandil simidini hatırlattı. Sanki kandil simidinin mini hali gibiydi. Çok doyurucu olduğu için özellikle okul, iş ve uzun yolculukta kurtarıcı bir ürün olurmuş gibi geldi. Mini mini gözükse de bir kaç tanesi bile açlığı bastırır cinsteydi. Ben bu ürün dışarı çıkarken yanıma almıştım. Zaten küçük bir paket olduğu için atıştırmalık olacağını düşünmüştüm. Deneyimim yaz zamanlarına denk geldiği için açık havada tüketme şansı buldum. Sıcak havalarda hafif  bir tat olduğunu fark ettim.  Yalnız yağı yerinde ve tadı hafif olsa da  her kraker gibi susatma oranı yüksek.

Son Günler Ne Yaptım #7


En son ağustos 2017'de yoğunmuşum ki bu postu en son o zaman atmışım. Moralim çok bozuk, çok yorgunum ve rahatsızım. Öncellikle blogumun 344678997. kez dizi blogu değil kişisel blog olduğunu vurgulamak isterim. 7/24 dizi izleyen bilgisayar ve televizyon başından kalkmayan bir insan değilim. Sadece iyi bir izleyiciyim. Fakat bu şekilde bir izlenim bırakmak canımı çok sıkıyor. Fakat moral bozukluğum bundan değil. Bunun nedeni uzun olduğu için burada anlattım. tıktık

31 Ocak 2018 Çarşamba

Alija (Dizi)

Bu diziyi ilk TRT1'in haber saatinde görmüştüm. Sanırım yeni sezon başlarında filandı. Dizinin kamera arkasını gösterirlerken dikkatimi çekmişti ve -''Ben bu diziyi beklemeliyim!'' demiştim. Sonrasında dediğim gibi yaptım ve sabırla bekledim. Ne zaman, ne zaman derken sonunda başladı. Dizinin ilk bölümünün sonunda beklediğime değdiğini fark ettim. Aslında başlarda acaba doğru mu anlatıldı diye bir kaygım oldu. Fakat Alija'nın görüşünü savunduğu inancını doğru şekilde aktardıklarını düşündüm.

En başta dizinin jenerik kısmı beni çok etkiledi. Zaten Balkan şarkılarına/türkülerine karşı zaafım vardı bunu harmanlamaları farklı bir duygu uyandırdı bende. Tüylerim diken diken oldu, içim ürperdi. Üzerine dizi dualarla başlayınca benim için dizi farklı bir boyut kazandı.

Dizi, Alija'nın gençlik döneminden başladı. Anladığım kadarıyla son nefesine kadar yaşadıkları, başarıları ve ailesi anlatılacak. Dizinin her sahnesinde duygu geçişi yaşadım. Senarist o kadar güzel ve akıcı yazmıştı ki bir sahnede içim ısınırken, diğer sahnede üzüntü duydum. Gerçekten şimdi olduğu gibi geçmişte de biz müslümanlar için büyük haksızlıklar yaşanmış.

Gerçek bir hayatı anlattığı için dizi boyunca müslüman bir ülkede doğduğum için şükrettim. Alija'nın dostu Hasan'ın yaşadıkları ve son nefesini verdiği sahneler beni çok etkiledi. Baki Çiftçi karaktere çok iyi can vermişti. Yine aynı şekilde Alija'nın yaşadıkları, haksızlığa uğraması da çok üzdü beni. Alija'nın ruhu şad olsun, inandıkları ve inancı yüzünden çok şey yaşamış, çok şey yaşatmışlar.
Oyuncular genelde tanınmış oyunculardan oluşuyordu.

Usta oyuncuların böyle kıymetli bir hikaye için bir araya getirilmesi çok iyi düşünülmüştü. Cast kime aitse işinde çok iyi biri olmalı. Özellikle Alija'nın gençliğini oynayan Burak Poyraz ve Yurdaer Okur resmen birbirinin kopyası olarak seçilmiş. Bunun yanı sıra Alija İzetbegovic'e benzemeleri de tam isabet olmuş. Hatta neredeyse gerçek insanlarla oyuncuların birbirine benzediğini düşündüm. Özellikle aile kısmını çok başarılı buldum.

Çekim konusunda bir sorun yoktu, bilakis dönem dizisi olduğu için çekim rengi hoşuma gitti. O Balkanların otantik yerleşimine çok yakışmıştı. Senaryo dolu doluydu. Replik kısmı bayağı zengindi. Bir önceki dizisinde de çok başarılı bir proje ortaya çıkardığı için bu projede de iyi olacağını tahmin ediyordum ama sanki daha naif, daha yumuşak bir anlatım vardı bu projede. Sanki dizi değil de bir film izliyormuş gibi hissettim. Yayın yönetimini bana bıraksalar bu gün 6 bölümü de yayınlardım. Çünkü bölüm sonunda devamını izlemek istedim. Sanki bir sinemaya gitmişim ve filmin yarısında teknik sıkıntı yaşanmış, yarısında çıkmak zorunda kalmışım gibi hissettim.

Oyuncu performansı kısmında Yurdaer Okur direk olarak dikkatimi çekti. Yine yapmış yapacağını ve oynadığı karakterle bütünleşmişti. Resmen Alija'yı yaşamış ve izleyicilere yaşatmıştı.

Keza Burak Poyraz'ın performansını da çok beğendim. Düz bir oyunculuğu olduğu halde yüksek bir performans göstererek karakterin hakkını vermişti. Gamze Doğanoğlu 'nu ilk defa izlediğim halde çok sevdim. Daha fazla ekranda olması gerektiğini düşünüyorum. Burak Poyraz'la pek yakışmamışlardı ama gençliklerini anlattıkları için pek önemli bir detay değildi.

Görkem Yeltan ve Yurdaer Okur uyumu hoştu. Görkem Yeltan'ı oyuncu olarak beğenirim ama bu dizi de başka olmuş. Makyajsız olduğunu düşündüğüm sahnelerde güzelliğinin ne kadar doğal olduğu belli oluyordu.

Berke Üzrek, Dilşad Çelebi, Duygu Yürükçe 'nin de performansları güzeldi. Şimdiden Fatoş Kabasakal ve Berke Üzrek'in kimyasını çok merak ediyorum. Kızların eşlerinden de Emrah Girgin'in oyunculuğunu çok beğendim.

Dizi bana göre duygu yüklü güzel bir diziydi. Film tadında olması ve biyografik olmasından dolayı diğer dizilerden farklı bir yerde olduğunu düşünüyorum. Gerek kıyafetlerin kalitesinden, gerek seçilen mekanlardan, gerek oyuncularından, gerek çekim kalitesinden çok emek verildiği ince elenip sık dokunduğu belli oluyordu. Bence vaktiniz varsa bu mini diziye bir şans vermelisiniz. İlgilisine tavsiye ederim.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır. 

Dipnot: Bosna Hersek’in Efsane Lideri Alija İzetbegović’in hayat hikayesinin anlatılıyor. 6 bölümlük bu dizi, 110 günde çekildi.



Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı,  45. sırada, tekrarı ise 77. sırada tamamladı.
ALIJA

29 Ocak 2018 Pazartesi

Sen Anlat Karadeniz (Dizi)

Uzun zamandır Türk televizyonlarında beni bu kadar heyecanlandıran bir dizi olmamıştı. Fragmanlarından itibaren merakla beklediğim bu dizi beklediğime değdi. Ülkemiz dahil tüm Dünya'nın ortak sorunu olan kadın ve çocuk şiddetini anlatan bu dizi doğru yerden parmak basmış. Verilmek istenilen mesaj daha ilk bölümden, ben dahil çoğu seyirciye doğru bir şekilde aktarılmış gibi geldi. En azından ben anlatılmak istenileni olduğu gibi hissederek anladım. Bir ses iki insanın hayatını kurtarmaya yeterde artardı bile. 

Beni takip edenler iyi bilirler dizinin senaristleri, Ayşe Ferda Eryılmaz ve Nehir Erdem'i çok seviyorum. Özellikle Nehir Erdem favorim yazsam abartı olmaz. Onların ismini gördüğüm an düşünmeden oldukları projelere şans verdim ve şimdiye tüm yazdıkları dizileri başından sonuna kadar izledim.Bu kızlar varsa bir işte kötü olması beklenilemez. Bu dizilerinde de kadına şiddete ses çıkarmamız gerektiğini çok iyi betimlemişlerdi. Kızları böyle bir yaraya parmak basıp önümüze getirdiği için, duyarlı olmamız gerektiğini anlattıkları için seyirci olarak teşekkürü borç bilirim. Sosyal medya da bunu çoğu kişi dümdüz olarak algılamış ama izlerken Tahir karakterinin gözünden, Nefes karakterinin gözünden hikayeye bakmaları gerektiğini düşünüyorum. Çünkü insanların düşüncelerini okurken bu konuda çok yanlış bir algı oluştuğunu hissettim. Dizi, kadına nasıl şiddet yapmalıyız değil nasıl ses çıkarmamız gerekli onu anlatıyor. Yazdığım gibi diziyi izlerken birde beni baktığım şekilde bakmayı deneyin bu şekilde dizi daha farklı daha anlamlı oluyor. 

Teknik olarak bakarsak, 
Dizinin en başta müzikleri çok güzel. Bir Karadenizli olarak arka temada çalan müzikler daha farklı daha içsel olarak beni kendine çekti. Yani, içime içime işledi. Hele o drone ile çekilen kuş bakışı manzaralar o Karadeniz'in hırçın tabiatı beni benden aldı. Seçilen tema ve mekanlar o kadar enfes ve sanatsal duruyordu ki izlerken iç çekerek, keşke bende orada olsaydım, atın beni şu dağların, ağaçların arasına diyerek izledim. Beton binaların arasında ama sıcacık evimde, televizyon başında izlerken, içten içe memleket özlemi duyduğumu fark ettim. 


Dizi de her sahneyi çok benimseyerek izledim ama o parmak kırma sahnesi beni mahvetti. Oturduk ailecek ağladık desem abartı olmaz. Resmen benim parmağım kırılmış gibi içim gitti. Hele o parmak oturtma sahnesinde o kadar kaptırmışım ki kendimi sahne bitiminde terlediğimi fark ettim. Tahir'in parmaklarını sıktığı gibi kendimi sıktım.


Her neyse, 
Hikaye, kurgu ve diyaloglar çok iyiydi. Yalnız şive kısmı tam oturmamıştı. Çoğu zaman şive kayıyordu. Fakat bunun ilerleyen bölümlerde oturacağını düşünüyorum. Hikaye 2 gün önceden başladığı için seyircinin konuya daha iyi hakim olması sağlanmıştı. Bu konuda da ayrıca başarılı buldum. Gelin - kaynana atışmaları diziye ayrı bir renk katmıştı. Dizi dram ağırlıklı dizi olsa da repliklerle biraz komedi türü de kullanılmıştı. Evin Yangaz ikizleri beni çok güldürdü. Pazar sahnesi çok komikti. Sanırım bu Yangaz'lar beni çok eğlendirecekler. Aslında genel olarak Tahir'in ailesi çok komik ve sıcaktı. Karadeniz ailelerini ve Karadeniz erkeklerini güzel temsil ediyordu.


Özellikle Tahir'in ağabeyinin eşi ve kızına zaafına hayran kaldım. Sinan Tuzcu'da karakterin hakkını fazlasıyla vermişti. O çıkışlar, o birden sönüşü tam bir Karadeniz erkeğiydi. Ayrıca Öykü Gürman'la da çok yakışmıştı. Dizi de 2. favori çiftim oldular bile. 

Gözde Kansu ve Mehmet Ali Nuroğlu'nun karakterlerini hiç sevmedim. Gözde Kansu artık saçını uzatmaya başlasa iyi olur. Cidden yaşlı gösteriyor kısa saç. 


Mehmet Ali Nuroğlu efsaneydi. Magazinsel olarak bakınca oynadığı karakterin tam zıttı bir adam. Bu yüzden ilk dakikalarda biraz yadırgadım sonraki performansına bayıldım. Gerçek bir psikopat gibiydi. Bu da oyuncuya karşı hayranlığımı arttırdı. Bence bu karakter doğru oyuncuya verilmişti. Eminim Mehmet Ali Nuroğlu'da kendinden çok şey katmıştır bu karaktere. 

Ulaş Tuna Astepe ve İrem Helvacıoğlu'nun uyuma harikuladeydi. Kimyaları o kadar uymuştu ki daha ilk bölümden çok benimsedim. Bu uyumu nasıl yakaladıklar bilmiyorum ama aradaki bana geçen farklı bir tutku vardı. 


İrem Helvacıoğlu ortalama bir oyuncu kesinlikle değilmiş. Ben bu güne kadar çok haksızlık etmişim. Ya da bu karakterle kendini buldu ve bizler ilk defa gerçekten İrem Helvacıoğlu'nun yeteneğini izliyoruz. Bölümün şampiyonu tartışmasız İrem Helvacıoğlu'ydu. 


Keza Ulaş Tuna Astepe'nin oyunculuğunu bu diziye kadar hiç sevmiyordum. Bu dizi ile birlikte yeni gözdem gibi bir şey oldu. Ulaş Tuna Astepe'de İrem Helvacıoğlu'da o kadar iyi performans gösterdiler ki tüm tabuları tek tek gözümde yıktılar. 


Bana göre çocuk oyuncular dahil her bir oyuncu birbirinden iyi performans sergilediler. Bana göre bu dizi resmen bir yetenek şöleni olmuş. Bu yüzden dizide şive dışında herhangi bir eleştiri yapacak bir şey bulamıyorum. Her bir sahnesi her bir çekimi dolu dolu yıldızlar geçidi gibiydi. Ben bu diziyi şiddetle, ısrarla tavsiye ediyorum. Vaktiniz yoksa bile vakit yaratın düzenli izlediğiniz diziyi bırakın bu diziye şans verin, izleyin. Bu dizi kaçmaz.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır. 
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı,  2. sırada, tekrarı ise 5. sırada tamamladı.
SEN ANLAT KARADENİZ
Tasarım:Sawako Kuronuma