This Blog is protected by DMCA.com

31 Aralık 2018 Pazartesi

Hoşça Kal 2018




Acısıyla tatlısıyla gidiyorsun. İyi ki geldin, iyi ki gidiyorsun.
 Şimdi yalan yazmayacağım geçtiğimiz üç dört seneye baktığımda içinde en huzurlu olduğum yıl 2018'di. ALLAH'a binlerce kez şükürler olsun en kötü günümde böyle oldu. Yıl boyunca iki cenaze çıktı ailemden. En çok onlara üzüldüm, onun harici bir iki tane aile arası sorun çıktı. Gerçekten akrabalık zor iş, günümüzde hele çok çok zor iş. Neyse ki hepsini aile bağları ile atlattık. 

29 Aralık 2018 Cumartesi

2018 Begendigim Kore Dizileri Top 10

Her yıl olduğu gibi bu yılda top 10 listesi yapmayı es geçmedim. Tüm yıl izlediğim dizileri öneriyorum ama listem çok uzun olduğu için dizi seçmek bazı izleyicilerim için çok zor oluyor. Onlar içinde böyle bir kolaylığı yıllardır yapıyorum. Bu yıl benim için Kore dizisi anlamında verimli geçse de top 10 oluşturmam zor oldu. çünkü bu yıl top 10'um, bu diziyi çok sevdim dediğim dizi yok gibi bir şeydi. Bende normal sevdiğim bir dizi listesi oluşturmak istedim. Yani, konu işleyiş ve oyuncularıyla beni kendine çeken diziler listesi olacak. Bunun yanında iki tane de genel izleyicinin sevdiği ve benim de sevdiğim ama top 10umda olmayan iki dizi olacak. Herkes tarafından sevilen bu dizileri bu yıl özenle seçtim. Çünkü bu yıl herkesin çok sevdiği bir çok dizi çıktı. Bu dizilerin içinden seçim yapmak zordu. Umarım listemi beğenirsiniz, bu arada sizlerin top10 listenizi de yorumlar kısmına beklerim. Sizlerin top 10 listesini de çok merak ediyorum. O halde listeme geçeyim.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Bu yıl için şu şekilde bir Top 10 oluşturdum;

Tavsiye Edebilecegim Kore Dizileri #vol 7

Bu yıl yazabilir miyim, yazamam mı nasıl olur diye düşünürken bir de baktım ki bir sürü dizi gelmiş geçmiş. Az dizi çıkacağını düşünürken tam tamına 61 adet dizi çıktı 2018'de. Geçen yıl 50 adet dizi önermiştim bu yıl daha fazla çıktı. Bence sayı bayağı bayağı iyi. Bu şekilde bir sonuç aldığıma ve sizinle paylaştığıma çok mutlu oldum. Geçen yıl ki yazıma baktığım da geçen yıldan bu yana Kore dizilerini izlemekten soğumuşum. Her yılın başında acaba bu yılın sonunda tavsiye postu yazabilir miyim diye düşünüyorum. Hem artık Kore dizileri işleyiş ve konu olarak istediğimi vermiyor hemde dış faktörlerden dolayı o hevesle izlediğim zamanlar kalmadı. Bu da çoğu zaman beni zorla izlemeye itti. Fakat size her yıl söz verdiğim gibi bu yılda sözümde durmak istediğim için kendimi zorladım ve şuan da gönül rahatlığı ile bu yazıyı yazabiliyorum. Bu yazımda size faydalı olabilirsem amacıma ulaşmış olacağım. Önereceğim diziler içinde inşallah kendinize göre bir dizi bulabilirsiniz. İyi seyirler. 
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
İşte o afişler;
Afişler, alfabetik sıraya göre sıralanmıştır.
100 Days My Prince

28 Aralık 2018 Cuma

2018 Begendigim Çin / Tayvan / Tayland Dizileri Top 10

O kadar güzel diziler çeviri buldu ki bu yıl içinde top 10 yaparken çok zorlandım. Gönül isterdi ki daha fazla dizi listeleyeyim ama o zamanda bir önceki postta ki gibi tavsiye listesi olurdu en çok sevdiklerim olmazdı. size top 10 listem haricinde iki adet dizi daha önereceğim. Bu diziler çok sevilen istenilen ve ilgi gören diziler olacak. Çin dizilerini daha çok sevdiğim için listem biraz Çin ağırlıklı oldu. Birde Çin dizileri daha çok ilgi gördüğü için ister istemez listemde etkilendi. İyi ki Diğer Asya dizilerini keşfetmişim, eğer keşfetmeseydim izlemem gerek çok şey kaçırmış olurdum diye düşünüyorum. Bir önceki postumda da bahsettiğim gibi dizileri www.tayvan-drama.com sitesinden izliyorum ve herkesin özgün çeviri yapan yani bir yerlerden başkasının çevirisini çalmayan emek veren sitelerden izlemesini tavsiye ediyorum. Her postumda bahsettiğim gibi Tayvan ve Çin aynı dili konuşuyor yani Çince konuşuyor bu yüzden Çin dizilerine karşı ön yargılı olmamalısınız. Tayvan dizisi izleyebiliyorsanız otomatik olarak Çin dizisi de izleyebilirsiniz. İki ülkenin aralarında ki fark Çin'in daha gelenekçi ve daha hoş replikler çıkarması, bölüm sayılarının daha kısa olması... Bunun haricinde iki ülkenin dizileri aynı düzen içerisinde. Tayland dizileri bu iki ülkeden çok farklı. Eğlenceli, kültür olarak diğer iki ülkeye göre daha açık ve bölüm süreleri ideal. Yani ön yargılı olanlar ve ilk defa izleyecekler bence bir şans vermelisiniz. Eminim ön yargıyı kenara bıraktığınızda çok seveceksiniz ve bağımlısı olacaksınız. O halde hemen top 10 listeme geçeyim.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Bu yıl için şu şekilde bir Top 10 oluşturdum;

Tavsiye Edebilecegim Çin / Tayvan / Tayland Dizileri #vol 2

Diğer Asya dizilerini her yıl daha fazla seviyorum. Çünkü artık Türk ve Kore dizileri bana şok klişe geliyor. 2003'ten bu yana Kore izliyorum eskiden dizileri muazzamdı ama şimdi maalesef öyle değil. Türk dizilerine zaten aşinasınız ve durumu biliyorsunuz. Bu yüzden farklı bir şeyler izleme isteğimi Diğer Asya dizileri olarak tercih ettim. Her çevrilen dizide daha bir hoşuma gitmeye başladı. Ben dizileri www.tayvan-drama.com üzerinden izliyorum orada da çeviri çok iyi. Yani Türkçe'ye dikkat ediyorlar, yazım hatası yok ve noktalama işaretlerini çok iyi kullanıyorlar. En önemlisi çevirmen notu yok. Hal böyle olunca daha çok izleme isteği geldi bana. Birde finale kadar diziler çevrilince güncel izleme şansı da oluyor ondan tercihim bu site yönünde. Sosyal medyadan gördüğüm kadarıyla Tayvan ve Tayland'da göre ülkemizde, Çin dizileri daha ilgi çekiyor. Sanırım daha masum, daha geleneksel diziler olduğundan kaynaklı bu durum. Zaten üç ülkenin dizileri de Kore dizilerine yakın olduğu için sevildi ama Çin özellikle dil konusunda aşinalık kazanılınca ilgi çekmeye başladı. Ne yalan yazayım benimde favorim Çin dizileri. Hem süresi kısa, hem konular daha naif, hemde replikleri anlamlı olduğu için çok hoş. Bu yüzden rica ediyorum Çin ve Tayvan dizilerine dil konusunda ön yargılı olmayın. Cidden keşfetmeniz gereken diziler olduğunu düşünüyorum ve şans vermenizi istiyorum. Çince düşündüğünüz kadar rahatsız edici bir dil değil. Şunu çok duyuyorum Tayvan dizilerini izleyebiliyorum ama Çin dizilerini izleyemiyorum. İki ülkede Çince konuşuyor ama ön yargı olduğu için dil konusunda sanki farklı dil gibi algılanıyor. Bu yüzden ön yargılarınızı kenara bırakıp lütfen bir kere deneyin. Emin olun bağımlısı olacaksınız. 

Diziler alfabetik sıraya göre sıralanmıştır; 
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.

27 Aralık 2018 Perşembe

2si 1 arada Şekersiz BizzCafe Kahve Deneyimi

 Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.

Sıcak kahve olarak genellikle Türk kahvesi tüketsem de arada bir keyif yapmak için çözülebilir kahvelerde tüketiyorum. Marka konusunda çok fazla takıntım yok ama farklı bir isimde kahve görürsem muhakkak denemek isterim. Bu kahvede onlardan biriydi. İlk denediğimde 8'li paket alıp içmiştim ve beğenmiştim sonrasında ise kutusuyla almıştım. Yaklaşık 1 yıl boyunca kutusu bana yetti. Bir kutuda yaklaşık 50 adet kahve vardı. Şimdi ise son 3 taneye kaldı. O yüzden de bitmeden yazmak istedim.

Bebak Acı Badem Makyaj Temizleme Sütü

 Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.

Makyaj temizleme sütleri normalde makyaj sonrası cildi dinlendirmek, yumuşatmak için sürülür ve ya makyaj temizlerken kullanılır. Fakat makyaj temizlemenin yanı sıra krem yerine kullanıyorum Bebak Acı Badem sütünü. Evet yanlış okumadınız, hem makyaj temizlemek için hemde krem olarak kullanıyorum. Şimdi o nasıl olur diyecekleri duyar gibiyim.

Ben düzenli olarak Bebek markasının sütünü kullanıyorum. Daha doğrusu ürünlerini. Çünkü cildime iyi geliyor ve gözle görülür bir şekilde cildimi yumuşatıyor. Sütte ise ara ara elime minicik damlatarak yediriyorum ve ya ayaklarıma sürüyorum. İçeriğinde acı badem yağı olduğu için hızlıca yumuşatma özelliğine sahip. Bazen de ellerim ve ayaklarım aşırı derecede geriliyor ve sert oluyor. O zamanlarda acı badem sütü kurtarıcım gibi oluyor. Garip ama ben bu şekilde kullanıyorum.

Ayrıca yazın güneş ışınları kışın Ankara'nın ayazından çok etkilendiğim için dışarıdan geldikten sonra yüzümü dinlendirmek amacıyla makyaj yapsam da yapmasam da kullanıyorum. Beyaz tenli olduğum için hava şartları yüzümü çok yıpratıyor. Bu yüzden çözüm olarak acı badem sütüne sığınıyorum.

Kokusu badem gibi kokuyor, bu kokuyu aldığım an ürünü yeme isteğim oluyor. En sevdiğim yönü aslında bu. Sadece bu ürünü değil makyaj temizleme mendili, nemlendirici ve el ve vücut kremini de severek kullanıyorum. Onlarda da aynı yeme isteğini duyuyorum. Bebak'ın ürünlerinin çok kaliteli olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden kullanmanızı tavsiye ederim.

Gülşah Gül Suyu

 Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.

Yüzüme maske yapacağım zaman ya da makyajımı temizleyeceğim zaman gül suyu kullanmayı seviyorum. Hem cildimi yumuşacık yapıyor hemde kimyasal olarak daha masum geliyor. Bu yüzden her daim makyaj masamda bir iki marka gül suyu bulunur. Bunlardan biri de Gülşah Gül suyu. Bu üründe beni cezbeden taraf, gerçek bir gül gibi güzel kokması, boya ve alkol içermemesiydi. Cilt dengesi ile uyumlu olması da albenisini yükseltiyor. Kolayca makyajımı çıkardıktan sonra ferahlık vermesi de hoşuma gidiyor. Maske olarak ise havlu kağıdı göz ve ağız olmak üzere yuvarlak şeklinde kesiyorum daha sonrasında gül suyu ile ıslattığım maskeyi yüzümde 5-7 dakika arası bekletiyorum. Diğeri ise pirinç ununu küçük bir kaba alıyorum üzerine gül suyu ile ıslatarak bir maske hazırlıyorum yine bunu da cildime uygulayıp pirinç unu kuruyunca yıkıyorum. Bu da 15 dakika kadar zaman alıyor. Gül suyu maskesini cildimi ferahlatmak ve cilde iyi geldiği için yapıyorum. Pirinç ununu ise cildimde ki sivilce lekelerinden kurtulmak için yapıyorum. Bu yüzden ürünün çok kullandığım ürünler arasında yeri var. Ürünün neredeyse sonuna geldim ve son kullanma tarihi de çok yaklaştı ama her hangi bir alerji ve ya sorun yaratmadı cildimde. Bu yüzden bu markadan memnun kaldım.

26 Aralık 2018 Çarşamba

Günlük Yüz Bakımımı Nasıl Yapıyorum

Şükürler olsun ki sivilcelerimden kurtulduğumu daha önce yazmıştım.   Çok fazla kozmetik ürünü denedim ama maalesef hiç biri yüzümde başarılı olmadı.   Aslında kullandığım süreçte oldu ve çok bayıldığım ürünler oldu ama bıraktığım an  maalesef  tekrar sivilcelenme  yaşadım. Bir ara  bu döngü o kadar çok başımı döndürdü ki  hiç bir zaman sivilcelerden kurtulamayacağımı düşündüm.  Artık tamam bitti  bu şekilde yaşamaya mahkumum dediğim an  tüm ürünlerden vazgeçip sadece yıkama jeli kullanmaya başladım. 

İlk başta  cildimi tanımadığım halde yaptığım yanlışları bir kağıda yazdım ve nedenlerini düşündüm.  Neden bu ürünü kullandığımı  sorguladım sonra  internet üzerinden neden sivilce çıkar  başlığını araştırdım.  Cildim yağlı olduğu için neme ihtiyacı olduğunu düşünmedim. Daha doğrusu yanlış  bildiğim doğrulardan  birini çözmüş oldum. Bu nu nasıl düzeltebilirim diye düşündüm. Ben kurak memleket Ankara'da yaşıyorum. Haliyle deniz  havasının verdiği nemden yoksunum  yani  cildimin  gözenekleri  su almıyordu.  İlk önce bunu çözmem gerekiyordu. İkinci olarak sadece dışarıdan değil içeriden de su   takviyesi almam gerektiğini düşündüm ve günde en az 1 litre su tüketmeye başladım.  Genel olarak 2 litreyi geçmesini sağladım. 
Şimdi gelelim neler yaptığıma; 


 Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.

İlk başta sivilceyi önleyecek içeriği olan bir ürün almak istedim bunu da Neutrogena Visibly Clear Sivilce Karşıtı Günlük Temizleme Jeli olmasında karar kıldım.  
Bu deneyimimi blogumda uzun bir yazı ile anlatmıştım. tık tık
Günlük olarak ve deneyimleyerek bu ürünü kullanmaya başladım. Sabah  uyandığım an yüzümü yıkayıp, akşamda yatmadan evvel yıkayarak   cildimin temiz bir görünüm de olmasını sağladım. 

Kozmetik Tasarrufumda Bitenler 5

Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Tasarrufta bu yıl için son yazımı yazmadan yılımı bitirmek istemedim. ALLAH nasip ederse 2019'da da bilinçli tüketimime devam edeceğim. Bu yıl benim için çok verimli geçti. İlk defa bu yıl bilinçli ve ekonomik yaşadı ve bu durumu çok sevdim. Çünkü aç gözlü olan tarafımı törpüledim, paramın kıymetini bildim ve param cebimde kaldı. Bu yüzden de iyi ki ben böyle bir karar almışım ve uygulamışım diyorum. Geçen ay yazdığım yazı da kozmetik anlamında yıl boyunca cebimden 29 lira çıktığını yazmıştım. Eğer 31 ocağa kadar herhangi bir alışveriş yapmazsam 29 lira harcamış olarak yılı kapatacağım. Bu tasarruf bana ne kadar çok kozmetik aldığımı fark ettirdi. Hatta çoğunu unutmuşum, son kullanma tarihi gelmişti bile. Daha nereden baksanız 2019'u çıkaracak kadar ürün var elimde ve hepsini bitirmeden ürün almak istemiyorum. Yani mini bir kozmetik dükkanı açabilirmişim elimdekilerle. Çoğunun son kullanma tarihi yaklaştığı için inşallah çöpe gitmez.
Bu ay bitirdiğim ürünler şunlar;


25 Aralık 2018 Salı

Balen Organik Hindistan Cevizi Yağı %100 Soğuk Pres

Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Hindistan cevizi yağı kullananlar var mı düşünceleri nasıl merak ediyorum. Ben uzun süredir kullanıyorum ve çok memnunum. ALLAH'ın bize yolladığı her bitki, her meyve güzel ve şifalı ama Hindistan cevizini bir başka şifalı buluyorum. Çünkü günlük kullanımımda her yerde kullanabiliyorum. Bazen ellerim çok kuru oluyor Ankara ayazında küçük bir kaşıkla biraz alıp krem gibi kullanıyorum, Haftalık dudak bakımı için yine alıp dudaklarıma bakım yapıyorum, ya da kahvemi içerken daha etkili olması için içerisine minicik atıyorum.   Yine saçlarım için  ara ara kullanabiliyorum, saçlarım daha sağlıklı ve ışıl ışıl görünüyor.  Bu yüzden  çok seviyorum, birde çok bereketli olduğunu düşünüyorum. Sanki    elimdeki kavanoz hiç bitmeyecekmiş hissi uyandırıyor. 

24 Aralık 2018 Pazartesi

Cafe Crown Ice Latte / Şeftali Aromalı Deneyimi

 
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.

Ömre Bedel / Queen for Seven Days (Güney Kore)

-spoiler içermez-

Spoiler olmadığı için yazabilirim ki dizi işleyiş itibariyle aşk konusunda çok tatlı ama taht konusunda acımasız olan bir işleyiş. Bu savaşta kazanan olmadığı gibi hırsların da ne kadar kötü olduğunu göreceğiz. Dizi 6 yıl sonradan yani olayların sonuca kavuştuğu andan itibaren başlıyor. Daha sonrasında olayların nasıl bu duruma geldiğini 6 yıl önceye dönerek anlatıyor. Haliyle dizinin her bölümünde acaba neden demeden kendinizi alamıyorsunuz ve izleme merakı uyandırıyor. Diziyi güzel yapan da bu durum bence. Diziyi izlerseniz ne yazmak istediğimi daha iyi anlarsınız.

Dizi aslında ayın 20sınde yani perşembe günü başladı. Fakat teknik bir sorun yaşandığı için ilk dakikalarından sonra diziyi kesip bir özür mesajı yayınlandı. Demek ki kısmet pazartesi gününeymiş bu gün başladı. Sevdiğim bir dizi olduğu için haliyle yayınlanmasına çok sevindim. Fakat küçücük bir sahne olsa da Park Ming Young'a ses tonunu hiç yakıştıramadım. Sanki uymamış gibi ses tonu. Tabii ki ilerleyen bölümlerde daha iyi inceleme şansım olur ama ilk etapta çok yadırgadım. Gençliğini oynayan kıza yakışmıştı. İsim konusunda bir önceki Kore dizisinin ismini beğenmemiştim. Fakat bu isim yerinde olmuş. Kısa ve akılda kalıcı isimler olması anne ve anneannelerimiz için çok iyi oluyor. Uzun ve karışık bir isim seçildiği zaman unutup gidiyorlar. Bu yüzden isim, akıllıca bir seçim yapılmıştı.

Saat konusunda inşallah bir önceki dizi gibi istikrarlı olurlar. çünkü benim tam temizliğin bittiği yemek yapmadan önceki kahve molası dediğimiz o saat dilimine denk geliyor. Bu yüzden benim gibi evde olan insanlar için ideal bir saat. Tabii ki öğrenciler ve çalışanlar için uygun bir saat mi bilemiyorum. Ben teknik olarak ilk bölümünde dublajda senkron uyumsuzluğunu ufak tefek gördüm ama çok önemli değildi. Uzun süreli olmayıp küçük olduğu için dikkatli bakmadıkça belli olmuyordu. Zaten ilk bölümde de teknik bir problem yaşanmıştı. Bu yüzden pek önemli bir durum olduğunu düşünmüyorum. En azından diğer bölümlerde sorun yaşanmayacak diye düşünüyorum. Ben diziyi her şeyi ile sevmiştim. Aşk konusunda naif ama bir yandan da sert bir dizi olacak. Bu yüzden izlemeye değer bir dizi. Bence yayın saati evdeyseniz diziyi kaçırmayın derim.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
24 Aralık 2018 Pazartesi gününden itibaren hafta içi her gün 15.00'da tekrarı ise 00.45'de Kanal 7'de.

Queen for Seven Days 
( 7일의 왕비, 7 Ileui Wangbi, 7 Day Queen, Yedi Gün Kraliçe, Ömre Bedel)

Holika Holika Waterdrop Tint Stick

Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.

Uzak Doğu bir çok alanda geliştiği gibi Kozmetik alanında da gelişmiş ve gelişmeye devam ediyor. Bu gelişen ülkelerden biri de Güney Kore. Son yıllarda ülkemizde bir Kore furyası var. Benim ergenlik zamanlarımda ve ya daha genç olduğum zamanlarda güzel bir fanlık vardı ama şu an da sadece furya var. Haliyle bu furya da Kore kozmetiğine ilgi iki üç katına arttı ve bazı markalar Türk pazarına giriş yaptı. Bunlardan biri de Holika Holika. Bu furyanın en güzel yanı bence Holika Holika ve diğer mağazaların gelişi oldu. Fakat emin olmamakla birlikte sanki Türkiye'den vazgeçti gibi geliyor. Çünkü satış yapılan resmi sitesinde ürünler yok, Ankara Tunalı Hilmi'de mağazaları vardı duruyor mu bilmiyorum. Bende mi sorun var anlamadım. Birde siz bakın.

23 Aralık 2018 Pazar

AYNAsun Aloe Vera Jel // %99 Bioaktif


Eylül ayından bu yana kullandığım ve her daim yanımda gezdirdiğim bir jelden bahsetmek istiyorum size. Artık yüzüme hiç bir şey sürmüyorum beni takip ediyorsanız biliyorsunuzdur. Çünkü aldığım bir tıbbi madde yüzünden cildim bozuldu. Doktorum cildiyeye gitmemi uygun görse de hastane ve hastalardan bıktığım için gitmedim. Sonuç olarak olay büyüdü gitti. Tabii ben kendi kendime düzeltmeye çalışırken iş çığırından çıktı. Son olarak bu sivilcelerle başa çıkılmaz deyip her şeyi bıraktım. O zamanlarda tanıştığım bu güzel ürün de nereye gitsem yanımda olmaya başladı. Şehir dışına bile gitti bu ürün.

Nestle Salep Deneyimi


Uzun zamandır içecek deneyimi yazmıyordum. Hazır kış ayları gelmişken yazmak istedim. Belki paketli yiyecekler, içecekler zararlı yazacaksınız ama kış gelince iki üç haftada bir kez olsun salep tüketmeyi çok seviyorum. Çünkü sağlığımla ilgili problemlerim var ve boğazımı sıcak tutmam gerekli. Ankara'nın da ayazı çok ve sürekli de siyah çay ve ya sade süt içemeyeceğim için alternatif olsun diye tüketiyorum. Salep olarak bir çok markayı denedim. Elbette ki bunlardan biri de Nestle markasıydı.

22 Aralık 2018 Cumartesi

Beş Çayı

Sütlaç Yapılışı

Aralık ayı girdi gireli sürekli evde bir şeyler deniyor ve yiyorum. Vallahi yemelere doyamadım ve kilo aldığımı hissediyorum. Artık tartıya çıkmaya korkar oldum. Gelecek dolunaydan dolayı olduğunu varsayıp suçu dolunayın üzerine atmak istiyorum. Tatlı konusunda bir iştahım açıldı ki düşman başına. İşin tuhaf tarafı hamaratlığım üzerimde ve üşenmiyorum saat kaç olursa olsun kalkıp gördüğüm tarifi denemek istiyorum. Aslında sütlacı bir yerden görmedim. Yazdan bu yana sütlaç yapılmamıştı evde. Bu yüzden tadını özledim ve tarifi annemden alarak yaptım. Evde sakız olsaydı sakız katmayı planlıyordum ama nasip olmadı bende aroma olarak vanilin ve hindistan cevizi katmayı uygun gördüm. Fakat siz tercih ederseniz sakız alıp katabilirsiniz. (Marketlerde en son 4 lira filandı sakız.) Şimdi bu basit tarifimi sizlerle paylaşmak istiyorum. 

SÜTLAÇ YAPILIŞI
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.

21 Aralık 2018 Cuma

Bu Akşam Nar Kırıyorum (21 Aralık)

Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Son üç belki dört yıldır yaptığım bir ritüel var, nar kırma. Bu nar kırma ritüelini aslında astroloji ile ilgilenmeye başladıktan sonra yapmaya başladım ve kalpten inandığım içinde yıl içinde etkili olduğunu gördüm ve düşündüm. Nar kırma ritüeli Anadolu'da evin içinde kırılır ve nar parçalandığında eve dağılırmış. Bu dağılma ile birlikte eve bolluk bereket geleceğine inanılırmış. Bu ritüel ya da gelenek nesiller boyunca sürmüş ve bize kadar gelmiş. Ben yıllardır yapıyorum ama bu yıl arkadaşlarımla bu bilgiyi paylaşmak istedim. Fakat gördüğüm kadarıyla bu ritüeli bilen çok insan yokmuş. Bu yüzden onları bilgilendirirken sizleri de bilgilendirmek istedim. 

Bu ritüel yılbaşı akşamı 23.30-00.00 arası da yapılıyor yani bu akşam yapmayanlar (21 Aralık) yılbaşı akşamı da bu ritüeli gerçekleştirebilirler. 

Nasıl Yapılır;

15 Aralık 2018 Cumartesi

Google 2018'in Arama Trendlerini Açıkladı

Her yıl olduğu gibi bu yılda Google, en çok aranan kelimeleri bizimle paylaştı. Hem her ülkenin ayrı paylaştı hemde Dünya çapında yapılan aramaları paylaştı. Türkiye listesi 7 kelimeden oluşuyor ve bu liste geçen yılla karşılaştırıldığında bu yıl en fazla artış gösteren arama terimlerine göre oluşturuluyor. Listede herkes gibi benimde aradığım kelimeler var. Genel aramalarda Dolar, Soy Ağacı-edevlet aramasını yaptım, dizilerden Çukur'u aradım, kişilerden Mina Başaran,Arda Öziri, Münir Özkul aramasını yaptım, nasıl yapılır kısmından hiç birini aramadım ama başka tarifleri bol bol aradım. Bu yüzden gündemi düşünürsek aramalar normal geldi. Ayrıca Google tüm aramaları listesini bir video ile duyurdu. Video için tıkla
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
 

İrmik Helvası Yapılışı

Geçen hafta sonu irmik helvası yapmıştım, herkes çok beğenince blogumda hemen paylaşmalıyım diye düşündüm. İlk defa kabartma tozu katarak yaptım. Bir programda kabartma tozu ile iyi olduğunu söylemişlerdi. Oradan gördüğüm için ne kadar tedirgin olsam da denedim. Kabartma tozu tadına bir farklılık katmamıştı ama daha iyi birleşmesini sağlamıştı. İrmik dağılır topak topak olur ya, sanki kabartma tozu un helvası gibi daha iyi birleştirmişti. Yanlış düşünmediysem yaptığımda bu durumun bundan kaynaklı olduğunu düşündüm. İsterseniz siz kabartma tozu katmayabilirsiniz. Ben un helvasını daha çok sevsem de irmik helvası da çok hafif oluyor. İrmik helvasını ceviz ve dolmalık fıstık ile çok yakıştırıyorum. Özellikle dolmalık fıstık çok uyuyor. Diğer kullanılacak çerezler sanki un helvasına daha iyi gidiyor gibi geliyor. Özellikle fındık ile uyumu çok iyi oluyor. Fakat yaparsanız ve çerez koymak isterseniz damak tadınıza hangisi uygunsa onu koymalısınız. Çerez koymadan sade bir şekilde de yapabilirsiniz. Kış ayındayız ama dondurma da çok güzel oluyor. Yalnız sıcakken güzel oluyor. Soğuduktan sonra yapılınca damağa yapışıyor. Gerçi irmik ısıtılıp aynı işlem yapılabilir. Ben irmiği geniş bir kaseye koyup ortasını oyuyorum, ortasına bir top kaymaklı dondurma koyup irmik helvası ile üzerini kapatıp kaseden çıkarıyorum. Tam ortaya denk gelince eridiği için çok farklı bir tat veriyor. Tabii yanına da konulabilir, bu sizin tercihinize kalmış. 
İşte benim tarifim böyle, belki bu haftada siz yaparsınız.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.

İRMİK HELVASI

14 Aralık 2018 Cuma

Doğadan Zencefil Limon Kabuklu Deneyimi

Ne kadar bitki çayı içmem yasak olsa da yeni tatlar keşfetmeyi seviyorum. Bunlardan biri de Doğadan'ın Zencefil Limon Kabuklu çayı oldu. Sağlıklı bir birey olmadığım için bana bünyem açısından pek iyi gelmedi bu çay. Fakat evin diğer üyeleri tadını çok beğendiler. Yumuşak içimli olmasının yanı sıra zencefilin acılığı da damak tadıma uymadı. Yani keskin bir zencefil tadı aldım. Limonun ekşiliği ile sanki acılık daha da artmış gibiydi. Fakat içilmeyecek derecede değildi.

Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.

Not Defteri Sever misiniz?


Not defteri sever misiniz?
-Ben çok severim. 

Daha doğrusu ben kırtasiye ürünlerini çok severim. Hatta öyle ki 30 yaşına gelmiş ben sevimli şekilli kırtasiye ürünlerini daha çok severim. Bazen utanıyor muyum? -Evet. Hemde yüzde yüz utanıyorum ama kendimi de alamıyorum. Herkesin bir ilgi alanı var. Kiminin kozmetik ürünler, kiminin moda, kiminin mutfak, kiminin dekorasyon benimde kırtasiye. 

9 Aralık 2018 Pazar

Kurenai no Buta (Anime Film)

Porco Rosso, nam-ı diğer Kırmızı Kanatlar, bir Miyazaki filmi... İzlediğim Miyazaki filmleri içinde şu ana kadar sıkıldığım tek film bu filmi oldu. Aslında animeyi sevdim ama en sorunlu günlerimde izlemiş olmalıyım ki çok kasvetli geldi. Ya da verilen mesajı anlamak istemedim. Fakat sonuna kadar elbette izledim.

Doğru mu algıladım bilmiyorum ama anime bana fazla siyasi içerikli geldi. Belki 1. dünya savaşında geçtiği için öyle gelmiştir bilemiyorum. Benim için artı puanları da çoktu. Savaş temalı olması macera türünde olmasını sağlamıştı. Bu durumda ilgi çekici bir durumdu. Pilot'un büyülü güçler tarafından domuza çevrilmesi de fantastik temayı güzel temsil etmişti. Ve Miyazaki'nin vazgeçilmezi uçak tutkusu büyük ölçüde anime de betimleniyordu.

Ne kadar sıkılsam da izlerken, anime bana 90'ları hatırlattı. 90'larda çocuk olduysanız hafta sonları sabah saatlerinde çizgi filmler yayınlanırdı bilirsiniz. Özellikle soğuk kış günlerinde yeni yakılmış ve henüz evin tam ısınmadığı vakitlerde uykulu bedenimle, üşüyerek televizyonda izlediğim çizgi filmleri aklıma getirdi. Belki 92 yapım olduğundan kaynaklıdır ama o günleri ne kadar çok özlediğimi fark etmeme sebep oldu.

Kasvetli havasıyla, komedisiyle, macerasıyla yer yer romantik sahneleriyle film bütün olacak sıcacık bir hikayeye sahipti. İşleyiş konusunda da biraz daha akıcı olsaydı kesinlikle çok sevebileceğim bir animeydi. Ben izledikten sonra yorumlara göz gezdirdiğimde herkesin çok beğendiğini ve olaydan ders çıkardıklarını gördüm. Sanırım sıkılmak konusunda tek kaldım. İzlemek isterseniz denemelisiniz... Belki diğer beğenenler gibi sizde beğenirsiniz. 
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Porco Rosso
( 紅の豚, Kurenai no Buta, Crimson Pig, Kırmızı Kanatlar)

Paa (Film)

-spoiler içermez-
Bir baba oğul filmi Paa. Amitabh Bachchan ve Abhishek Bachchan'ın baba - oğul olarak çektiği bir çok film var, bu filmde onlardan biri. Özel hayatlarında ki uyumun yanı sıra iş arkadaşı olarak da çok uyumlu bulduğum çift. Aynı kandan olduklarından mı bilmiyorum ama birlikte oldukları sahneler her zaman hoşuma gider. Beni bu filme çeken Amitabh Bachchan ve oynadığı karakter oldu.

Oynadığı karakter o kadar vurucu, o kadar etkileyici bir karakterdi ki bir kaç gün etkisinden çıkamadım. Filmi izlerken de çok fazla ağladım. Çünkü 12 yaşında bir çocuk var ve bu çocuk hasta bir çocuk. Film de bu çocuğun hastalığı ile mücadele ederken yaşadıklarını ele alıyor. Hint sinemasını takip edenler iyi bilir temasında filmin acı varsa o filmde o acı sınırları zorlayarak anlatılıyor. Bu da tabii ki izleyen izleyiciyi derinden etkiliyor. Bu yüzden beni de derinden etkilemesi kaçınılmazdı.

Amitabh Bachchan filmin çekildiği yıl 67 yaşında bir aktördü. (Şu an 76- 77 yaşlarında.) Yaşına rağmen 12 yaşında bir çocuğu müthiş bir şekilde canlandırmıştı. Hala aynı enerjiye sahip ama bu filmde 12 yaşında olması ve çocuk enerjisinin performansını bize göstermesi kendisine hayranlığımı arttırdı. Hindistan Amitabh Bachchan gibi bir çok aktöre sahip ama yaşına rağmen enerjisi düşmediği için ve hala performansı genç oyunculardan yüksek olması nedeniyle bence bir hazine. Bana göre hindistan çok şanslı bir ülke. Bence Amitabh Bachchan ile gurur duymalılar. Böyle bir oyuncu bir daha gelmez gibi geliyor.
Ayrıca Amitabh Bachchan'a yapılan plastik makyaj da çok iyiydi. Kim yaptıysa ellerine sağlık makyajı çok iyi betimlemiş ve kusursuz hale getirmişti.
Abhishek Bachchan, Amitabh Bachchan'ın oğlu olmaya layık bir oyuncu olduğunu düşünüyorum. Babası kadar olmasa da iyi bir oyuncu ve iyi bir oğul. Film boyunca oynadığı karaktere bir çok oyuncu düşündüm. Khan'ları düşündüm, Kapoor'ları düşündüm, Tellywood oyuncularını bile düşündüm ama hiç biri Abhishek Bachchan kadar yakışmadı. Bu yüzden bu karakter için biçilmiş kaftan olduğunu düşünüyorum. Belki gerçekte baba oğul oldukları için bana duygu geçişini doğru vermiştir kim bilir. Film boyunca performansını çok beğendim.

Vidya Balan, Abhishek Bachchan, Amitabh Bachchan ailesine çok yakışan bir oyuncu. İkilinin olduğu tüm filmlerde kadın oyuncuları düşündüğüm zaman Aishwarya Rai Bachchan dahil pek yakıştıramıyorum. Fakat Vidya Balan, anlamsız bir şekilde ikisinin yanına çok yakışıyor. Oyunculuğu iyi olmasının yanı sıra çok içten ondan olabileceğini düşünüyorum. Filmde çok etken bir karakter değildi. Daha çok sanki Auro ve Amol Arte karakterlerinin ilişkisi üzerinde gidiyor gibi geldi. Auro karakterinni annesiydi ama ikisinin arasında ki bağ yüzeyseldi. Bu yüzden arka planda kalmış bir karakteri canlandırıyordu. Fakat performans ve Abhishek Bachchan ile uyumunu sevdim.

Film her Amitabh Bachchan filmi gibi yavaş başlayıp sonradan kendine bağlayan fimlerdendi. Büyük dersler çıkarılabilecek diyaloglar ve sahneler vardı. Film bittiği zaman durup düşünülecek ve izleyenin kendine pay biçeceği türde bir işleyişi vardı. Ben filmi de, oyuncuları da çok sevdim. Bana göre ölmeden izlenilmesi gereken filmlerden biri. Hatta 10 üzerinden puan verme hakkım varsa bu filme 10 üzerinden 9 verirdim. 1 puan kırmamın sebebi ise başlarda yavaş ilerlemesinden dolayı. Fakat Amitabh Bachchan'ın filmi olduğunu belli eden özellikte bu'dur. Sonuç olarak bence bu filme bir şans verin ve izleyin. Eminim siz de benim kadar çok seveceksinizdir.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Paa ( पा, Father) 

8 Aralık 2018 Cumartesi

Elektrik Faturam 0 Lira Geliyor

Çarpıcı bir başlık aradım ama bulamadım bende bir kaç ay önce komşularıma söylediğim sözümü başlık olarak kullanmak istedim. Başlıktan da okuduğunuz gibi 15 lirayı geçmediği için elektrik faturam 0 lira geldi. Peki nasıl geldi ve neler yaşadım. 

Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.

Gake no Ue no Ponyo (Anime Film)

Bu animeyi izleyeli 2 yılı geçti sanırım. Fakat bloguma bir türlü yazma fırsatı bulamadım. Bu gün şu gün derken bir baktım 2 yıl geçmiş. İzlediklerimi tuttuğum arşivime bakarken de gözüme ilişti ve sizlerle düşüncelerimi paylaşmak istedim.

Miyazaki ruhu diye bir tanım var belki duymuşsunuzdur. Diğer tüm animasyon, anime yapan çizerlerden Miyazaki'yi soyutlayan bir özellik bu. Bu farklılığın ne olduğunu tam olarak bilemiyorum ama izleyicisinde diğerlerinden farklı bir duygu bırakıyor.

Bu çizdiği projede de aynı duyguyu iliklerime kadar hissettim. Film bittiğinde bir çok ders çıkardım, bir çok hoş sahne kaldı aklımda. Sosuke ve annesi Lisa'nın merhameti, Ponyo'nun insani duyguları yaşadıktan sonraki şaşkınlığı bunlardan bir kaçıydı. Bana anlatılan konu ve işleyiş çok tatlı ve hoş geldi.

Çizim klasik Miyazaki çizimiydi. Diğer çizdiği animelerde olan karakterlerden çizim şeklini anımsattığım karakterler vardı. Mesela Yürüyen Şato animesinde Calcifer adında bir ateş karakter vardı. O animesini izlediyseniz Ponyo'nun suratı o ateşe benziyordu. Yürüyen Şato 2004, Ponyo 2008 yapım. Bu yüzden Ponyo'yu çizerken Calcifer'den esinlendiğini düşündüm. Ya da ben iki karakteri birbirine benzettim bilemiyorum. Bunun gibi bir çok benzerlik bu animesinde mevcuttu.

Ponyo'yu benimsememin en büyük etkeni çok saf bir Japon balığı olmasıydı. Biraz deniz kızı hikayesine benzerliği de benimsememe sebep oldu. Sahneleri çok karışık ve detaylı çizilmişti. Yer altını bu denli iyi ve detaylı çizmesi hayranlık vericiydi. Beni en çok heyecanlandıran sahnesi suların yükselip Sosuke ve annesini Ponyo'nun takip etmesi oldu. O dalgaların balık figürü alması ve Ponyo'nun o dalgaların üzerinde yürümesi çok heyecan vericiydi. Sahnede ne olacağını biliyordum ama o dalgaların arabanın üzerine gelmesi ''-İşte şimdi araba dalgalara kapıldı.'' düşüncesine sebep oluyordu. 2 yıl geçmesine rağmen yazarken bile o sahnesi heyecan veriyor.

Ben her animesi gibi bu animesini de çok sevdim ve her yaştan kesimin izleyebileceğini düşünüyorum. Benim için animenin tek üzücü yanı Japonca seslendirme de bulamamam olmuştu. Neden bilmiyorum ama Japonca dublajlı olarak yüklenen sitelerde de büyük bir ihtimal telif yüzünden kaldırılmıştı. Bu yüzden İngilizce izlemek zorunda kaldım ve bana orijinal dilinde olmadığı için haz vermedi. Fakat dublajı sevenler için bu durumun pek etkisi olacağını düşünmüyorum. İzlemediyseniz de kesinlikle izlemenizi öneririm. 
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Ponyo 
( 崖の上のポニョ, Gake no Ue no Ponyo, Ponyo on the Cliff)

7 Aralık 2018 Cuma

Son Günlerde Severek Paylaştığım Instagram Güncellemelerim #3

Instagram: renklitirtil
Facebook: renklitirtil
Twitter: renklitirtil
Tumblr: renklitirtil
Snapchat: renklitirtilblg


Neredeyse 1 yıl olmak üzereyken bu postumu yeniden yazmak istedim. Instagram'ı çok seviyorum. Hele ki telefonumu değiştirdiğimden bu yana çektiğim fotoğrafları yüklerken daha bir seviyorum. Aslında çok kötü fotoğraf çekiyorum ama her biri benim için bir anı, bir yaşanmışlık hissi veriyor bana. Bende burada bu paylaşımlarımı göstermek istedim. Belki bana ne neden bu postu yazdın diyeceksiniz ama kalbimden geçmişken yazmasam olmazdı. Neredeyse her gün 2 defa çektiğim fotoğrafları paylaşıyorum hesabımda. 

Paylaştığım güncellemelerim; 

Kuzenimi parka götürmüştüm, parkta otururken canım sıkılınca çimlere gittim ve kuzenimin oyuncağı ile bu fotoğrafı çekmek istedim. Güzel bir kare yakaladığımı düşündüğüm içinde Instagram'da paylaştım.

Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.

6 Aralık 2018 Perşembe

Artan Kek Topları Yapılışı

Artan ya da yenilmeyen kek oluyor mu evinizde ve ya bayatlamaya yakın kek... Ben çok fazla kek yaptığım için benim evimde oluyor. Bir süre sonra kalan keki kimse yemek istemediği için de farklı arayışlara giriyorum. Ve ya diyelim ki hiç bir şey yok ama misafir gelecek, marketten aldığım hazır kek ile bu tarif kurtarıcım oluyor.  Bazen de yaptığım kek tepsiye yapışıyor çıkmış mecburen keki  çıkartırken dağıtıyorum. Hazır keki, dağılmış keki ya da kalan keki olduğu gibi ikram etmek yerine bu tarifi yapıp farklı bir hava katıyorum. Bazen çikolatayı benmari usulü eritip toplara birer kürdan takarak çikolataya batırıyorum. Bazen hindistan cevizine buluyorum, bazen de çubuk pasta süsleri ile süslüyorum. Hayal gücüm hangisini istiyorsa o şekilde işlem yapıyorum. Bana, hem basit geliyor hemde ıslak olduğu için farklı bir sunum gibi geliyor. Özel olarak ikram etmek istediğim zaman çikolataya batırıp donduktan sonra muffin kağıtlarına koyuyorum. Çikolata ikram etmek yerine böyle bir ikramlık yapmak daha şık geliyor. Özellikle bayramlarda samimi olduğum misafirlerime ikram ederken severek ikram ediyorum ya da evimde verdiğim özel toplantılarımda. (gün, mevlit vs.) Hafif bir tadımlık olmasının yanı sıra içerisine fındık, ceviz, badem gibi kuru yemişler konulmuşsa yerken büyük bir haz veriyor. Denemeyen varsa bu basit tarifi hazır kek ve ya evde yaptığınız kek ile denemenizi tavsiye ederim.

Artan Kek Topları Yapılışı 

Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.

Tart Kalıbında Kolay Pasta Yapılışı

Aslında bu bir tart, tarttan tek farkı muhallebi olmaması ve kekin süt ile ıslatılması. Bir başka fark ise tadının tarta göre daha hafif olması. Bana yaparken bu tarif çok basit geliyor. 10 dakika kadar kekin hamurunun hazırlanması ve 5 dakika kadar da üzerinin hazırlanması sürüyor. Bu şekilde pişme süresini saymazsak 15 dakika kadar bir işlem yapmam gerekiyor. Pişmesi fırından fırına değişir ama benim fırınıma göre 35-40 dakika kadar sürdü ve fanlı kısımda pişirdim. Fakat sizin fırınınızda nasıl olur bu durum bilemiyorum. Bu yüzden keki pişirirken sık sık kontrol etmenizi ve kendi fırınınızda nasıl kek pişiriyorsanız o derecede pişirmenizi öneririm. Ben kek çok kabarıp taşmasın diye ya da sönmesin diye önceden ısıtılmış fırında 200 derece üzeri piştikten sonra 170 derecede devam ediyorum. Benim gibi çok kabartıp taşıran varsa bu yöntemi deneyebilirler. Bu arada normal kek yaptığınızda kekiniz çabuk sönüyorsa 1 paket değil 2 paket kabartma tozu ile kekinizin hamurunu yapın o zaman kek sönmesi olmuyor.

Tart Kalıbında Kolay Pasta

1 Aralık 2018 Cumartesi

Beklenen Mektup Geldi


Aforizmik blogu ile ile tam tamına dört kez temas aline geçme şansım oldu. Geçen yıl ben aforizmik blogunun çekilişini kazanmıştım. İlk temasımız o şeklide gerçekleşti sonrasında bloggerlar arasında bu yılın başında yılbaşı kartlaşması etkinliği yaptık oradan da temasımız oldu ve son olarak benim yaptığım çekiliş aforizmik'e çıktı ve yine bir temas oldu. Bu kadar temas olduğu için haliyle samimiyet kurma şansımız oldu. Bunların üzerine bir de benimle röportaj yapınca birbirimizi daha iyi anlama şansımız oldu. 

30 Kasım 2018 Cuma

Bir Tutam Aşk / Love in the Moonlight (Güney Kore)

-spoiler içermez-
Kanal 7'den yeniden Kore dizisi almasını beklemiyorum. Çünkü izleyici, kitle gerçekten yeniden alınmasını hak etmiyordu. İzleyici dublajı beğenmedi ona takıldı izlemeyi bıraktı, saatini beğenmedi izlemeyi bıraktı. Gel gelelim ki sonuç olarak reytinglere yansıdı bu durum ve çok istek yapılmasına rağmen kanalı yarı yolda bıraktı izleyici. Bu yüzden de tekrar alınmasını beklemiyordum. Haliyle dizilerin yayınlanacağının reklamı yapıldı zaman çok şaşırdım. Bir dizi değil, bir kaç dizi alınması da daha çok şaşırttı.

Bu alınan diziler;
The King in Love - Sevda Masalı,
Love in the Moonlight - Bir Tutam Aşk,
ve
Queen for Seven Days - Ömre Bedel'di. 

Kanal ilk olarak Bir Tutam Aşk dizisini yayınlamaya karar verdi. Ben bu tercihten çok memnun oldum. Diğer ikisine bakarak bu dizi biraz daha melodram türüne yakın. Bu yüzden kararı yerinde buldum. İsim olarak seçimi ilk defa beğenmedim. Basit ama uzun yani akılda kalıcı bir isim değil. Daha farklı bir isim seçilebilirdi. Diğer seçtikleri isimlere göre bu isim bana bööyle bir izlenim verdi.

Dublaj konusunda da Kim Yoo jung haricinde tüm seslendirmenlerin doğru eşleştiğini düşünüyorum. Kim Yoo jung'un sesi yaşına göre büyük mü yoksa küçük mü pek kavrayamadım ama oturmamış bir şeyler vardı. Yanlış anlaşılmasın seslendirmenin sesi çok güzel ve senkron çok doğru ama ses tonu fiziksel olarak pek uyumlu gelmedi.

Dizinin saati bu sefer daha iyi olmuş gibi geldi. Tekrar saati çok uçuk bir saat olsa da tam 15'te başlamasından hoşlandım. Fakat tam okul çıkış saatine denk geliyor başlaması. İzleyiciye nasıl bir etkisi olur bilmiyorum. Ben evde olduğum için benim için sıkıntı yok.

Dizi hakkında spoiler vermeyeyim ama içinizi ısıtacak bir dizi olduğunu düşünüyorum. Biraz Kore klasiği bir dizi. Buna benzer bir çok dizi ismi sayabilirim ama oyuncuların uyumu ile işleyişin akıcı olmasından dolayı hiç sıkmıyor. Zaten 18 bölümcük bir dizi olduğundan hemencik bitiyor. Vaktiniz varsa ve yayın saatinde evdeyseniz diziye bir şans verin. bence seversiniz.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
26 Kasım 2018 Pazartesi gününden itibaren hafta içi her gün 15.00'da tekrarı ise 00.30'de Kanal 7'de.
Love in the Moonlight 
 (Bir Tutam Aşk, 구르미 그린 달빛, Gureumi Geurin Dalbit, Moonlight Drawn by Clouds, Ay Işığında Aşk)

Neutrogena Visibly Clear // Sivilce Karşıtı Günlük Temizleme Jeli

Neutrogena

Sivilcelerle baş etmemle ilgili ürün yazdığım kaçıncı post oldu bilmiyorum. Ürünler kah işe yaradı, kah cildimi daha kötü yaptı ama hepsini deneyip deneyimlerimi sizle samimi bir şekilde paylaştım. Yine samimi bir şekilde paylaşacağımı düşündüğüm bir ürünü size yazmak istiyorum. Çünkü artık sadece üzümü yıkıyorum ve başka bir ürün yüzüme kullanmıyorum.

23 Kasım 2018 Cuma

Şahin Tepesi (Dizi)

Dizi hakkında ilk bilgiler çıktığında annem -''Bu bizim gençliğimizin dizisi mi? Ay! Ne izlerdik Dallas gibi diziydi. Kesin buna bakalım aynısını mı yapmışlar.'' dedi durdu. Bu dizinin ilk bölümüne annem için şans gibi bir şey oldu. Neden bilmiyorum fragmanları dönerken ama hiç içimden izlemek gelmedi. Hatta yüzeysel bir izleme yaparım diye düşündüm. Fakat dizi başladı ve sonrasında ilerledikçe düşüncelerim değişti.

Zerrin Tekindor ve Ebru Özkan'ı birlikte yazmak istiyorum. İkisinin de aynı düzeyde olduklarını düşünüyorum. Ana karakter olarak iki oyuncunun seçilmesi çok yerinde olmuş. Zerrin Tekindor asil duruşu ile kötü karaktere çok yakışmıştı. Herkesin bildiği karakteriyle Matmazel'den kötü bir kadın karakter çıkabileceğini hiç düşünmezdim. Sanırım bu yüzden bölüm boyunca hayranlıkla izlediğim bir performansı oldu. Ebru Özkan ise anaç ve daha masum bir karaktere daha iyi gitmişti. Bu yüzden bana göre karakter eşleşmesinde bu iki oyuncu için doğru karar verilmişti. Yalnız Melek yani Ebru Özkan'ın karakteri beni benden aldı. Karakter o kadar tutuk, o kadar her şeyi sineye çekmiş bir karakter olarak yazılmıştı ki içimi şişirdi. Umarım işleyişte karakterin gözü açılır ve güzel bir mücadeleye girer.

Murat Aygen genel olarak çapkın ve sinsi karakterlerin oyuncusu oluyor. Bu dizi de nasıl bir karakteri var ilk bölümden çözemedim ama bence bu karakteri de çok fena bir karakter olacak. En azından Tuna ve Melek'in birbirine daha çok düşmesine zemin hazırlayacak gibi duruyor. Bu dizide de çapkın canı sağ olsun.

Esra Dermancıoğlu'nu sanki ilk defa iyi bir karakterde izleyecek gibi hissediyorum. Başımıza taş mı yağacak ne olacak ki yapımcılar sonunda oyuncuya iyi kadın karakterini vermeyi düşündüler anlayamadım. Hangi yapımda olursa olsun oyuncuya kötü kadın karakterini yapıştırmışlardı, sanki tek düzey gidiyor gibiydi. Bu karakterde görünce şükür ettim yazsam abartı olmaz. Sonunda bir şans tanınmış ve farklı karakterleri de oynayabileceğini herkese ispatlama şansına kavuştu. Eğer böyle devam ederse ben karakterini çok beğendim. Hatta Esra'nın karakter seçimi konusu da mis gibi olmuş.

Kaan Taşaner'in bu dizi de olacağını bilmiyordum. Bir iki gün önce dizi hakkında bilgiler araştırırken dizi de olduğunu fark ettim ve şaşırdım. Dizide sonuna kadar kalıcı olur mu bilemiyorum ama avukat karakterini yakıştıramadım. Genelde daha başrol karakter ya da ona yakın karakterlerde olduğu için bu dizi de çok yan karakter kalmış gibi geldi. Tabii sonrasında sahnesi çoğalır mı bilemiyorum. Karakterini yadırgadığım için sevip sevmeme konusunda emin değilim.

Leyla Tanlar'ın ilk dizisinde ki performansını da finaline kadar sevememiştim bu dizide de ilk bölümden sevemedim. Fakat Zerrin Tekindor ile olan sahnelerinde de bayıldım. O sahnelerde çok iyiydi ama bölüme genel baktığımda iyi değildi. Yani, ortalama düzeyde bir oyunu oldu. Can verdiği karakterini sevdim. Bence iyi ortalık karıştırıcı bir karakter çıkarabilir senarist. İnsanın yaşamındaki en cahil dönemini canlandırdığı için bolca hata yaparak güzel bir sinsi karakter ortaya çıkar diye düşünüyorum.

Mustafa Mert Koç'u ne zaman ekranda görsem arabada şarkı söyleyen fenomenlerden biri olduğu aklıma geliyor. Ha ekrana yakışıyor mu yakışıyor, yetenekli mi yetenekli ama yaş ortalaması yüksek izleyicisi kazanmak istiyorsa şu arabada şarkı söyleme işini bırakması gerekiyor. Sosyal medyadan bilen benim gibi izleyicilerin bakış açısını bu durum çok etkiliyor. Bu da yeteneğini gölgeliyor. Karakter konusunda haşin bir karaktere can veriyor. Böyle karakterleri çok severim. Bir iki bölüm sonra karakter daha iyi oturursa sahneleri eğlenceli olur.

Boran Kuzum'u çok seviyorum. Hem oyuncu olarak, hem magazinsel yönden, hem bir önceki karakterinden dolayı her şekilde seviyorum. Ekrana aşırı yakışan yetenekli geleceği parlak oyunculardan. İlk defa dönem dizisi olmayan bir dizide oynuyor sanırım ve günümüze de çok yakışmış. (Yine de ben kedi bıyıklarını görmek isterdim.) dizi de klişe bir erkek karakterine can veriyor. Manken sevgilisi olan, zengin, biraz şımarık ve çapkın evin küçük beyi karakteri... Fiziksel olarak bu karaktere çok uygun olduğunu düşündüm. Aybüke ile de çok yakışmışlardı.

Aybüke Pusat'ı ilk gördüğümde bu kızı sevmiyorum, neden bu kız demiştim. Hatta bu yüzden diziden soğumuştum. Fakat bir önceki dizisinde kendini geliştirmiş ve tükürdüğümü yaladım. Hala sevmesem de diziye yakışmış. Belki bu dizi ile sevebilir, ön yargımı kırabilirim.

Dizinin ilk dakikalarında dizi çok klişe, çok kasvetli, fazla entrika dolu bu dizi bu akşam sünecek diye düşündüm ve kanalı değiştirmeyi düşündüm. Tabii ki yazı yazacağım için böyle bir şansım yoktu ve sabretmeye karar verdim. Dizinin ilk 20 dakika filan çok sıkıcıydı. Sonrasında dizi birden açıldı. İşleyiş hareketlenmeye başlayınca ister istemez meraklandım. Bu şekilde bölümün sonunu getirdim. Dizinin sonraki bölümleri saçmalar mı bilmiyorum ama çok heyecanlı olacağını düşünüyorum. Özellikle şantaj olayı filan işin içine girince olaylar annemin tabiriyle tam bir Dallas'a dönecek. Dizi de büyük bir kadın çekişmesi yaşanacağı için entrikanın da yükseleceğini düşünüyorum. Zaten bir dizi de iki kadının güç gösterisi varsa o dizi de kendin adrenalin yüksek oluyor. Dizinin senaristinin Melek Gençoğlu olması ve yönetmeninin Hilal Saral olması benim için artı bir puan kazandırdı. Melek Gençoğlu'nun kalemine çok güveniyorum. Aynı yapım olduğu için dizi isimlerini kullanabilirim, Aşk-ı Memnu, Yaprak Dökümü, Dudaktan Kalbe, Menekşe ile Halil, Fatmagül'ün Suçu ne?, Kuzey Güney, MedCezir, Kurt Seyit ve Şura dizilerini efsane yapan bir kalem. Bu yüzden bu dizinin de çok iyi bir işleyişe sahip olacağını düşünüyorum. Bana göre ilk 20 dakikası haricinde dizi iyi başladı. Vaktiniz varsa bu tür dizileri seviyorsanız deneyin derim.
Dipnot: Dizi, ABD yapımı olan Falcon Crest dizisinden uyarlamadır.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 13. sırada, tekrarı ise 44. sırada tamamladı.
ŞAHİN TEPESİ

22 Kasım 2018 Perşembe

Çarpışma (Dizi)

Fragmanlarıyla beni etkileyen ve merakla beklediğim dizi sonunda başladı. Dizinin kadrosunun yıldız şöleni gibi olmasının yanı sıra konusu da çok ilgi çekici gelmişti. Bu yüzden de başlayana kadar çatlayarak bekledim ve bu gece sonunda başladı. Beklediğime değdi mi diye sorarsanız bence beklediğime değdi. Her ne kadar başlangıcında acaba desem de, ''Evet bu bir Ay yapım projesi ve kötü olduğu beklenemez.'' diye düşündüm.

Kıvanç Tatlıtuğ dizinin ilk bölüm kahramanıydı. Resmen sektördeki rakiplerine oyun nasıl oynanır rol nasıl kesilir onu gösteriyor, izleyiciye görsel şölen yaşatıyordu. Hani derler ya ''Bir döndü tam döndü!'' resmen öyle oldu. Bölüm boyunca, heyecanlandırdı, üzdü, güldürdü, gaza getirdi. Bölüm boyunca performansı çok yüksekti ve bu da izleyiciye yansıdı.

Elçin Sangu beklediğimden daha iyi bir performans sergiledi. Şimdiye kadar neredeyse tüm projelerini izlememe rağmen dizinin ağırlığından dolayı olmaz gibi geliyordu. Fakat performans olarak iyi olduğunu düşündüm ama yine de bir kaç bana geçmeyen sahneleri vardı. Mesela kızının alındığı sahne ve sonrasında ki çaresizlik kısmı bana bir duygu vermedi. Zamanla karakter oturunca duygu geçişlerinin de oturacağını düşünüyorum.

Onur Saylak kesinlikle efsaneydi. Oyunculuk kısmında kendisine hayranım ve saygı ile izliyorum. Özellikle kötü karakterler için biçilmiş bir kaftan gibi. Oynadığı her kötü karakteri iliklerine kadar yaşıyor ve izleyiciye o hissi veriyordu. Bu dizide ki karakteri de bana her karakterinde olduğu gibi bu hissi yaşattı. Kıvanç'tan sonra bana göre en iyi performansı çıkaran oyuncuydu.

Melisa Aslı Pamuk artık bu karakterden ne zaman sıyrılacak çok merak ediyorum. Zengin ailenin tatlı, prenses kızı karakterleri artık baydı. Sanki her oynadığı dizide aynı karakterin devamını izliyormuşum gibi geliyor. Aynı konuşma tarzı, aynı beden dili, aynı mimikler ve aynı karakterin havasından sıyrılması gerekiyor.

Alperen Duymaz geleceği parlak gözüken, emin adımlarda ilerleyen bir oyuncu. Her karakterinde başka bir adam oluyor. Bir önceki dizisinde nefret doluydum ve bu karakterin üzerine başka karakter olmaz üzerine yapışır diyordum. Bu dizi başladı ve tüm ön yargım kırıldı. Tamamen başka bir hava ile oynadığı bu karakter bir önceki karakterini unutturdu.

Mustafa Uğurlu ve Rojda Demirer'in sahneleri ilk bölüme göre çok azdı. İkisinin de gelecek bölümlerde çok iyi performans sergileyeceğini düşünüyorum. Fakat Mustafa Uğurlu'nun dizide çok etkisinin olacağını düşünmüyorum. Bu arada Rojda Demirer'e ilk bölümden sinir oldum.

Merve Çağıran ve Hakan Kurtaş bu diziye çok uyumlu olmamışlar. İki karakterde çok havada kalmışlar. İlerleyen bölümlerde nasıl bir işleyiş yazılacak bu karakterlere bilmem ama olmasalar da olurlarmış diye düşündüm. İkisi de diğer oyuncuları düşününce çok ortalama geldiler.

İsmail Demirci dizi de beni en çok sinir eden karaktere can veriyor. İsmail Demirci çok iyi oynasa da karakter ezik ve sinmiş yazılınca tamamen performansını gölgelemişti. İnşallah sonradan bir yerlerden çıkıp Zeynep karakterinin hayatını daha fazla mahvetmez.

Son olarak tabii ki usta oyunculardan Erkan Can hakkında yazmak isterim. Erkan Can'ın babacan bir karaktere can vermesi çok hoşuma gitti. Bir kaç kez kötü karakterde gördüğümde içime sinmemişti. Çünkü kendisine böyle babacan karakterler yakışıyor. Kıvanç Tatlıtuğ ile ikili sahnelerini de çok benimsedim. İnşallah bir baba oğul havası verilen bu ikili sahneleri daha çok görürüz.

Dizinin yönetmeni Uluç Bayraktar olunca bana çok fazla bir şey yazmak kalmıyor. Yönetmen zaten yönettiği projelerle kendini ispat etmiş bunun üzerine pek fazla yazmaya gerek yok. Tek kelime ile mükemmeldi. Çekim açıları, rengi, konuya göre seçilen mekanların atmosferi, geçişler ve bu işin görsel tekniği neyse abartısız hepsi çok iyiydi. Beni ilk bölümde bir çok sahne etkiledi. Mesela, patlama sahnesi çok etkiledi., Zeynep karakterinin kızının elinden alındığı sahne çok etkiledi, Cemre'nin Kerem tarafından bıçaklanması çok etkiledi, Kerem ile arkadaşının arabada tartışması çok etkiledi, dizinin adının verildiği çarpışma sahnesi çok etkiledi. İlk bölüme göre bu sahneler izleyicisi için akılda kalacak sahnelerdi. İlk dakikaları yani karakter tanıtımında dizi biraz yavaş olsa da sonradan hareketlendiğini düşünüyorum. Dizinin konusu, işleyişi ve kurgusu iyi yapıldığı içinde genel olarak diziyi çok beğendim. Eğer saçmalamazsa bu diziyi izlemeyi düşünüyorum. Sizinde bu geceye izlediğiniz bir diziniz yoksa izlemenizi tavsiye ederim.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 10. sırada, tekrarı ise 27. sırada tamamladı.
ÇARPIŞMA

17 Kasım 2018 Cumartesi

Tozkoparan (Dizi)

Ulusal kanallarda hep belli bir yaş üstü insanların izleyebileceği diziler yapılıyor. Çocukların izleyebileceği türde diziler yapılmadığı için ulusal kanallarda böyle bir açlık vardı. TRT1'in devlet kanalı olarak ulusal kanallara öncü olması açısından bu dizinin TRT1'de yayınlanmasını çok doğru buldum. Bu şekilde çocuklarımızın izleyebileceği türde dizilerin yapılabileceği gösterildi. Genelde çocuk kanallarında diziler olsa da ulusal kanallarda da bu tür dizilerin olmasının iyi olacağını düşünüyorum. Çünkü çoğu çocuk kanalı uydu üzerinden yayın yapıyor ve bazı evlerde bu uydu kanalları çekmeyebiliyor. Bu şekilde daha büyük bir çocuk kitleye ulaşılabilir ve çocuklarımız temiz bir yayın izlemiş olur. Bu yüzden bu projesi gönülden destekliyorum. Diziyi ve oyuncuları çocuk dizisi olarak yorumlayacağım için benim açımdan çok basit olacak.

Özgür Ege Nalcı başrol çocuk oyuncu olarak doğru seçim olmuş. Çipil çipil mavi gözleri ile insanın içine içine işleyen bir karakter olmuş. Yaşına göre güzel bir performans sergilediğini düşünüyorum. Özellikle ok atarken ki tavırları ve beden dili çok hoşuma gitti.
Burak Kut bu karakterlerin adamı gibi geliyor bana. Yani baba karakteri için bulunmaz bir hint kumaşı. Baba karakterine o kadar çok uyuyor ki her baba karakterinde gerçekten o dizide ki çocuk oyuncunun babasıymış hissi veriyor.

Burcu Altın ile Burak Kut'ta çok uyumlu çift olmuşlardı. Fakat Burcu'nun anne karakterini çok yadırgadım. Şöyle ki Burcu hep uçarı, çatlak karakterlerin oyuncusuydu. Bu dizide ise sorumluluklarını bilen ağır başlı bir anne karakterini canlandırıyordu. Bu yüzden bölüm boyunca karaktere alışamadım ve yadırgadım. Zamanla alışacağımı düşünüyorum.

Yalnız baba ve anne karakteri çok yerinde olmuştu. Evimizde gördüğümüz anne ve baba karakterinin doğru yansıtılması çocuklar açısından artı bir puandı.

Helin Melike Çal'ı bu yıl başka bir dizide bir karakterin çocukluğu olarak keşfetmiş ve çok beğenmiştim. Ara vermeden yeni bir projede tekrar görmekten mutlu oldum. Yolu açık olsun iyi bir oyuncu olacağını düşünüyorum. Fiziksel olarak Burcu Altın'a benzediğini düşünüyorum. Güzel bir anne- kız olacaklardır.

Yusuf Gökhan Atalay'ın karakterini çok havalı buldum. Hem çocuklar tarafından fantastik bir karakter haline getirilmiş Yabani karakterine can veriyor hemde eski bir kemankeş... Bence çok çok havalıydı. Dizi nasıl ilerler bilmiyorum ama her karakterin oyuncusu olduğu gibi bu karakterinde oyuncusuydu.

Leya Kırşan, Tuana Naz Tiryaki, Demir Saygı, Doruk Kaan Aslan, Yağız Kılınç, Fatih Yılmaz, Alara Kardak, Deniz Erayvaz çocuk oyuncular da karakterlerini gayet güzel oynamışlardı. Daha her biri bir bebek olduğu için yolları uzun büyüdükçe daha harika işler çıkaracaklardır.

Dizide beni rahatsız eden bir durum vardı. Televizyona hakim olduğum kadarıyla aslında tüm çocuklara yönelik dizi ve çizgi dizilerde bu muhakkak oluyor. Bahsettiğim konu Sinan karakterinin aksi olması, nefret dolu olması. Bu karakter üzerinden sanki çocuk kitleye bir şeylerin aşılandığını düşünüyorum. Umarım zamanla bu karakter kötülük peşinde olmak yerine daha iyi bir karakter olur. Unutmayalım ki yaş kitlesi 8-12 yaş aralığını kapsıyor. Böyle düşününce karakterin çok yanlış olduğunu düşündüm. Mesela bir sahnede arkadaşının elini dolaba sıkıştırıyordu sinirlenip ve eğer dolaba sıkışmasaydı diğer arkadaşını dövecekti. Bundan etkilenebilecek ve havalı bulabilecek çocuk sayısının fazla olduğunu düşünüyorum. Bu karakter daha dikkatli ve çocuk gözünden yazılırsa daha doğru olabilir. Bu karakter haricinde her şeyin aile örf ve adetlerimize uygun yazıldığını üşündüm. Bu arada yukarıda 8-12 yaş aralığı yazdım ama dizi daha üstünün de izlemesine uygun bir diziydi. Yani evin diğer büyük üyelerinin de hoşuna gidebilecek bir diziydi.

Dizi de sporun yanı sıra fantastik unsurda kullanılacağı için en çok merak ettiğim kısım fantastik unsurdu. Bana göre fantastik sahneler yerinde işlenmişti. Yani çocukları korkutmadan çocukların dikkatini çekebilecek sahnelerdi. Benden bu sahneler tam not aldı. İşin içine sporun katılması da çocukların zihni açısından doğru görünüyordu. Çekim stilinden ve canlı bir tema kullanılmasından çok hoşlandım. Çekim yerini ve çekim için seçilen evi çok beğendim. Senaryo şimdilik akıcı ve kullanılan dil sadeydi. Senaryo ve diyaloglarda aile teması iyi kullanılmıştı. Dizi de en sevdiğim yer jeneriği oldu. Dizinin jeneriği temasına ve türüne çok uygundu. Bu sezon başlayan çoğu diziden daha iyiydi. Benim için dizi bir iki sahne ve karakter haricinde güzeldi. Siz anne babalar daha iyisini bilirsiniz ama çocuklarınız ile birlikte bu diziyi beraber deneyebileceğinizi düşünüyorum. Benden sizlere tavsiyedir.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 25. sırada, tekrarı ise 42. sırada tamamladı.
TOZKOPARAN

10 Kasım 2018 Cumartesi

İkizler Memo - Can (Dizi)

Ne kadar oyuncularını sevsem de fragmanlarından dolayı pek ilgimi çeken bir dizi olmamıştı. Yine de bir şans verip bir iki bölümünü izleme fırsatı buldum. Diziyi ne sevdim ne sevmedim ikisi arasında kaldım.
Özgürcan Çevik 'i farklı bir karakterde gördüğüme çok sevindim. Bir önceki karakterine yakın ama kaba saba bir karakter değildi. Şayet dizi tutulursa bir önceki karakterini unutturabilir gibi geldi. Dizi de dayı vasfında bir karakteri canlandırması ve bir dayının babacan tarafını izleyiciye doğrudan yansıtması hoşuma gitti. Emir Berke Zincidi ile dayı - yeğen ilişkisini de çok güzel yansıtmışlardı.

Nehir Erdoğan bana göre ilk bölümün kahramanıydı. Ara vermesine rağmen performansı çok yüksek başladı. Ne oyunculuğundan, ne güzelliğinden bir şey kaybetmemişti. İzlediğim bölümler içerisinde en çok beğendiğim karakter ve oyuncu Nehir Erdoğan oldu. Umarım çok fazla ara vermeden bu şekilde bir çok projede görebiliriz kendisini.

Emir Berke Zincidi bana göre çocuk oyuncu olarak çok yetenekli bir oyuncu. ne kadar çoğu izleyici bunun tersini düşünse de ben yaşına rağmen çok iyi oynadığını düşünüyorum. Dizide iki karaktere hayat vermesi ve bunun üstünden gelmesi gelecek için de umut vericiydi. İlerde çok iyi bir aktör olabileceğini düşünüyorum. Böyle yetenekli çocuk ve gençlere ihtiyacı var sektörün. Dizide ki karakteri beni çok çekmedi. Yani ne kadar iki karakter olsa da bir renkliliği yoktu. Dümdüz bir çocuk karakteri yazıldığını düşünüyorum.

Burak Hakkı'nın oyunculuğunu eskiden bu yana çok beğenirdim. Ayrıca ekranda görmekten de hoşlanırım. Fakat bu dizide ki karakteri çok donuk olmuş. Aslında karakter değilde sanki oyunculuğu çok donuk gibi geldi. O mimikleri olan, tatlı tatlı bakan, beden dilini doğru kullanan Burak Hakkı gitmiş de yerine donuk bir oyuncu gelmiş gibiydi. Sanki bir şeyler eksik gibi geldi. Karaktere mi oturmamış yoksa karakter içine mi sinmemiş anlamadım ama umarım gelecek bölümlerde oturur.

Son olarak Mazlum Kiper ve Atilla Saral'ı dizide gördüğüme çok sevindim. İkisi de ara vererek ekranlara döndüğünden özletiyorlar kendilerini.

Dizinin başlangıç kısmı sanki Arka Sokaklar dizisinin bir bölümünün başlangıcı gibiydi. Bu durum çok hoşuma gitti. Arka Sokaklar ekibinin diziye dahil olması iki dizinin birleşimi bir bölümün çıkarılması dizinin içinde dizi gibi farklı bir başlangıç olmuştu. Fakat kurgu ve senaryo çok basitti. Sanki bu günden 10 yıl öncesi eski dizilere benziyordu. Bana göre entrikasız eski tip bir dizi gibiydi. Yani, Cennet Mahallesi, Akasya Durağı tadındaydı. Senaryo basit olduğu gibi sahnelerde çok basitti. Diyaloglar günlük konuşma şeklinde ilerliyordu. Jenerik ve dizi müzikleri klasik Erler Film jeneriği ve müziğiydi. Ben bu yüzden sevip sevmeme arasında kaldım. Benim sevdiğim türde bir dizi değildi ama izlenmeyecek türde bir dizide değildi. Bu tür dizileri seviyorsanız bir şans verin, belki çok sever izlersiniz.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 3. sırada, tekrarı ise 13. sırada tamamladı.
İKİZLER MEMO- CAN 

9 Kasım 2018 Cuma

renklitirtil'a Sürpriz Kargo Geldi #10


Amigurumi Kraliçesi blogger amigurumicenneti'nden bu hafta içi bir kargo aldım. 
Aslında bu hediye olayı spontane gelişen bir olaydı. amigurumicenneti Instagram hesabından ördüğü oyuncakları paylaşıyor bende gördükçe yorum yapmaya çalışıyordum. Onunda sanırım içinden geldi ve bana yollamak istediğini yazdı. Tabii ki görür görmez çok mutlu oldum hemen hediyeyi kabul etmek istediğimi yazdım. Fakat bir çok aksilik olunca göndermesi biraz zaman oldu.

Kozmetik Tasarrufumda Bitenler 4

Tasarruf olayını düşünüp harekete geçirdiğime çok seviniyorum. Çünkü yılbaşından bu yana istikrarlı bir şekilde uyguluyorum. Bu konuda ki son yazımdan şimdiye sadece 1 adet ürün aldım. Onu da ihtiyacım olduğu için bir marketten 14 lira vererek aldım. 11 ay boyunca aldığım ürünlere bakarsam 1 adet oje 1 adet şampuan ve 1 adette yüz yıkama jeli aldım. Son aldığım ürünle 11 ayda kozmetiğe verdiğim para toplam 29 lira olmuş oldu. Bu da bence bayağı bir tasarruf etmiş olmama sebep oldu. Sanırım kozmetik açısından ilk defa bu yıl bu kadar az para harcamış oldum. Buna rağmen hala en kozmetik dükkanı gibi ve çoğunun son kullanma tarihi 2019 olarak gözüküyor. Bu durumda 2019'da da bu tasarrufun devam etmesi gerekli. Yoksa maalesef ürünler çöpe gidecek ve verdiğim paralar buhar olup uçacak. 9. ve 10. ayda pek evde değildim. Bu yüzden oturup kendime bakım yapma ve ya uğraşma gibi bir durumum olmadı. Bu yüzden biraz az ürün kullanabildim. Bu bitirdiğim ürünler;

6 Kasım 2018 Salı

İmparatoriçe Ki / Empress Ki (Güney Kore)

-spoiler içermez-
Sonunda herkesin yıllardır beklediği an geldi ve TRT1 bizlere hiç hissettirmeden bir Kore dizisi aldı. Hatta aldım diye reklamını bile döndürmedi çok az bir zaman kalımı dizi geliyor diye fragman döndürdü ve beklemeden yayınladı. Reyting kaygısı olmayan bir kanalın böyle yapması çok şaşırtıcı değildi ama çok ani gelişmesi de beklenilecek bir durum değildi. Şahsen TRT1'in tekrar Kore dizileri almaya başlaması beni sevindirdi. Sonuçta bu işin üstadı ve deneyimlisi TRT1'di. İzleyici memnuniyeti açısından da iyi olduğunu düşündüm.

Türkçe dublaj yapılan Kore dizilerinde hep diğer izleyiciler ile karşı karşıya geldim. Ben genel olarak beğenirken onlar dublaj konusunda memnuniyetsiz oldular. Fakat bu sefer herkesle hemfikir oldum. Yani dublajın çok iyi yapıldığını düşündük. Bu yazımda bu konu hakkında yazmayacak olmam da beni mutlu etti. Dublaj çok iyiydi, sesler karakterlere ve oyunculara çok yakışmıştı. Özellikle Ha Ji won, Joo Jin mo ve Ji Chang wook'un sesleri nokta atışı olmuş. En merak ettiğim ses Ji Chang wook'un sesiydi ve beklediğime değdiğini düşündüm. Senkron kısmı da gayet yerindeydi bundan dolayı da başarılı buldum.

İsim olarak direk dizinin ismini Türkçeye çevirmişler. Zaten kolay ve akılda kalıcı bir isim olduğu için güzel durmuş. Farklı bir isim olur mu diye düşündüm ama farklı bir isim çok havada kalırmış gibi geldi. Bu yüzden isim konusu akıllıca bir seçim olmuş.

Dizinin yayın saati ve günleri güzel seçilmiş. Haber önü olması benim açımdan mantıklı geldi. Çünkü yanlış bilmiyorsam okula giden kesim saat 15 ve ya 16 arası okuldan çıkıyorlar. Eve gitme süresini düşününce tam öğrenci kesiminin dinlenme saatine denk geliyor. Yine ev hanımı kısmını düşünürsek tüm işlerin bitip beş çayı dediğimiz vakte gelmesi saat konusunu mantıklı kılıyor. En azından benim için tüm işlerimi bitirdiğim vakit dizinin başlama vakti oluyor. Hafta sonu dizinin yayınlanmama kısmını da sevdim. Genelde hafta sonları evimde misafir ağırlıyorum ya da dışarıda oluyorum. Şayet yayınlansaydı haftada iki bölüm izleyemiyor olacaktım. Hafta sonu yayınlanmaması çok işime geldi ve sevindirdi. İnşallah günlerde ya da saatte değişiklik olmaz ve 51 bölüm boyunca aynı çizgide izleme şansımız olur.

Daha evvel izlemiştim ama dublajlı olarak da diziyi sevdim. Belki orta ve son bölümlerine doğru üzülüp canınız sıkılabilir ama kesinlikle izlemelisiniz. Ülkesinde yayınlandığı ve Türkçe alt yazısı güncel olduğu zamanlar hem ülkesinde hem Dünya çapında ilgi çekmiş bir diziydi. Hatta emin değilim ama hatırladığım kadarıyla, sanki yayın zamanı ülkesinde reyting konusunda da kendi rekorunu kırmış bir diziydi. Bu kadar insan severek izlediyse şansı da hak ettiğine inanıyorum ve şiddetle öneriyorum.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.

5 Kasım 2018 Pazartesi gününden itibaren hafta içi her gün 17.30'da tekrarı ise 07.20'de TRT1'de.


Empress Ki 
(İmparatoriçe Ki, 기황후, 奇皇后, 
Gi Hwanghu)

Tasarım:Sawako Kuronuma