10 Ocak 2018 Çarşamba

Babamın Günahları (Dizi)

İlk fragmanlarını ve haberlerini gördüğümde sinirlendiğim dizi olarak dizi izleme tarihimde yerini aldı bu dizi. Gel zaman, git zaman dizi başlama tarihi belli oldu ve yılın ilk akşam kuşağı başlayan dizisi olarak dizi başladı. Beklentim o kadar yerlerdeydi ki ön yargı ile izleyemeyeceğimi sandım. Fakat dizinin başlamasıyla ve küçük kızı görmemle tüm düşüncelerim silinip gitti ve diziyi orijinal bir diziymiş gibi izlemeye başladım.


İlginç ama Babamın Günahları dizisi çok iyi başladı. Beklentimin üstünde bir işleyiş tarzı vardı.Yine de hem Two Weeks, hemde Jun Ki ile mukayese etmeden izlemeye özen göstersem de ister istemez kıyaslama yaptım. İlk olarak Babamın Günahları dizisinde Two Weeks'in kemik konusunu alıp farklı işlemeye çalışmışlar, ilk dakikaları olmasına rağmen başarılı duruyor. Özellikle kurgu kısmından çok hoşlandım. Two Weeks'in ön planında baba kız ilişkisi ve bir babanın dağ bayır kaçışı işlenirken Babamın Günahları dizisinde daha çok mafyavari bir yaklaşım olacak ve mafya ile uğraşacak gibi duruyor. Bu işleyişin farklı olması ve yeni karakterler eklemelerinden kaynaklı gibiydi ki tamda düşündüğüm gibi oldu. İlk bölümün sonlarına doğru hikayeni dolaylı yoldan işlediklerini fark ettim. Bizim dizilerimizin uzunluğundan dolayı sanırım böyle bir yola gidilmişti. Bu da çok zekice olmuş.


Dizi iyi başlasa da Kadir Doğulu konusunda emin değildim. Benim için bir Jun Ki olamaz ama performansını değerlendirmeye çalıştım. Kadir Doğulu ortalama olan oyunculuğunu bu dizi ile bir tık daha öteye götürmüş Her oyuncuya yakışmıyor ama baba rolleri Kadir'e çok yakışıyor. ALLAH gerçekte de baba olmayı nasip etsin ama baba kız ilişkisini çok iyi yansıtmıştı. Hem çocuk oyuncu hemde Kadir'in kimyaları uymuştu. Hatta size şöyle bir şey yazayım Lee Jun Ki ve Lee Chae Mi'nin baba kız etkileşiminden daha çok geçti bana Kadir ve Gökçen Bilge'nin etkileşimi. Duygu yönünden mimik yönünden ve gözlerinde ki enerji beni daha çok etkiledi. Ben Two Weeks dizisinin ilerleyen bölümlerinde çok gözyaşı dökmüştüm. Bu diziyi saçmalamadığı sürece izlemeyi düşündüğüm için bu etkileşimle iki katı göz yaşı dökerim gibi geliyor.


Gökçen Bilge Çiftçi on numara bir seçim olmuş. Hem yüz olarak Kadir'i andırıyor hemde ses tonu çok etkileyici. Üzüldüğü sahnelerde insanın içine içine işliyor.


Orijinali olmasaydı Melisa Sözen bu diziye hiç uymamış diye düşünürdüm. Fakat orijinalinde ki kız o kadar güzel ve uyuzdu ki Melisa Sözen naif oyunculuğu ile kesinlikle uymuş oldu. Kadir ile pek yakıştıramasam da anne rolü için hoş duruyordu. Ayrıca ne kadar Kadir ile uymasa da İsmail Demirci ile de yakışmışlardı. Genel olarak İsmail Demirci ile etkileşimi olacaksa orijinali gibi hoş bir çift bizi bekliyor olabilir gibi geldi.


Mustafa Uğurlu ve Sezin Akbaşoğulları kendilerini ispat etmiş usta oyuncular oldukları için haklarında yazmak bana düşmez ama dizi için doğru seçim gibi gözüküyorlar.


Mehrnoush Esmaeilpour savcı rolü için biraz sönük kalmış. Zamanla daha diktatör daha kararlı gözünü intikamı bürümüş bir karakter çıkarmış bilmiyorum ama pasif olmasından pek hoşlanmadım. Senaristin daha etkin olduğu sahneler yazması şart gibi duruyor.


Dizi şimdilik benden tam not aldı ama dizinin hiç bir yerinde başında ve sonunda hangi diziden alındığı senaryonun kime ait olduğu belirtilmemişti. Bu yüzden yapımı ve ekibi küçük bir kınama yapmadan es geçemem. Esinlenme dahi olsa yazılması taraftarıyım. Bu yüzden bu konuda yeni bölümlerde ibareleri görmek isterim. Tek problem buydu. Yasal olarak alınmadan dizi çekimi olduysa çok üzülürüm. Özellikle Abdullah Oğuz sevdiğim yönetmenlerdendir izleyici olarak eksi puana düşmesini istemem. Eğer çarşamba günlerine diziniz yoksa kesinlikle bu diziye bakın. Bu dizi kaçmaz.


BABAMIN GÜNAHLARI

9 Ocak 2018 Salı

renklitirtil'a Yılbaşı Kartları Gelirse #2

Blogger arkadaşlarımla birlikte yılbaşında 2. defa kartlaşma fırsatı buldum. Geçen senelerde kartlaştığım arkadaşlarımla yaptığımız bu aktiviteden memnun kaldığım için bu yıl tekrarlamak istedim.

Etkinliği bir nevi ben düzenledim gibi bir şey oldu. Bu seferki kartlaşmanın en güzel yanı kimsenin birbirini doğru düzgün tanıyor olmamasıydı. Bu nostaljik olayın ardından birbirimizi daha iyi tanıyıp anlayacağımızı düşünüyorum. İnternet ortamında iyi insanların yanı sıra kötü insanlar da var. Bu yüzden kimseye doğru düzgün güvenip kendimi açamıyorum. Bunu biraz kırmak ve iyi, güvenilir insanların olduğunu da görmüş oldum. 

Ben bir blogger olarak diğer bloggerlarla ve sosyal hesaplarımdan kimse ile yakınlaşamıyordum. Hatta blogumu açtığım ilk zamanlar daha katıydım. Hatta 2 yıl sadece 1 adet blogu takip ettim. 
Daha sonrasında bu kartlaşma olayı gerçekleşti ve ön yargılarım yavaşça kırıldı.

Zaman içerisinde blogger arkadaşlarımdan kargolar, mektuplar ve küçük hediyeler evime gönderildi. Bunun yanı sıra numaramı bile vermeye başladım. 

O yüzden bu kartlaşma olayının insanları birbirine yakınlaştırdığını düşünüyorum.

Etkinliği yapmaya karar verdikten sonra tek tek gözüme kestirdiğim bloggerlara  olayı yazdım. Hepsi etkinliğe sıcak baktı ve tanımasalar bile yollamalarının sorun olmadığı yazdılar. Olumlu cevap almam beni çok mutlu etti. Hemen 1 ay içerisinde yazıştık, tanıştık,  planladık ve aralık ayı içerisinde birbirimize kartlarımızı attık.

Şimdi sizinle bu kartları paylaşmak istiyorum;

8 Ocak 2018 Pazartesi

Gözüm Fırladı...Sandım

Kaç gündür blog yazmadığımın farkındasınızdır. Bu yüzden bile blogumu takipten çıkaranları görmek beni üzdü. Sorun değil biri gider başkası gelir beni ben olduğum için yazılarım için takip edin de başka bir şey istemem. Hepinizi tanımasam da çok seviyorum her yorum her düşünce benim için çok değerli. 

3 Ocak 2018 Çarşamba

Yılbaşında Gelen Hediyeler


Bu yıl yılbaşı öncesi adeta bana hediye yağdı. Benim için çok verimli bir yılbaşı oldu. Ailemden gelen hediyeler beni çok mutlu etti. Belki daha fazla da gelebilirdi ama bu yıl ailemin hepsi ile görüşme fırsatım olmadı. Zaten 7 yıldır hayatımda bir tane bile arkadaşım yok. 
(İnşallah geçmişte bıraktığım insanlar hayatımın gelecek zaman diliminde karşıma çıkmazlar ve hayatıma tekrar girmezler.) 
 Bu yüzden küçücük güzel hediyeler aldım.

31 Aralık 2017 Pazar

2017 Oh! Bitti Hadi Gidelim

Defol git, git bir daha gelme! Ne nefret verici bir yıldı benim için size anlatsam da yaşamadan anlamazsınız. Sanki tüm sıkıntılar beni bulmuş gibi hissediyorum. Tabii yeni yılla 2017'nin yükünü üzerimden atmış kadar hafifim. 


ALLAH'a şükürler olsun yaşanacakmış yaşanmış ama 2017 sürekli hastanelerde geçti benim için bunun yanında maddi ve manevi sıkıntılar yaşadım. Yeni yılın bana uğur getirmesini ve huzur getirmesini istiyorum. Tüm yıl çok huzursuz hissettiğim için 2018 ile ilgili başka bir dileğim yok sağlığım huzurum yerinde olsun başka şey istemem. Zaten gerisini nasipse ALLAH bir şekilde bir vesile ile bana gönderiyor.

Fakat huzur ve sağlık olmayınca isterse yağsın mal mülk ama bir işe yaramıyor. Bu yüzden 2018 için tek dileğim bu. Birde bu yıl eş istiyorum kendime. -''Aa! Bunu bu kız mı yazıyor.'' diye düşünmeyin okurken. Blogumda evlilik ile düşüncelerim hep katı oldu ama artık 28 yaşındayım evlendim diyene kadar 29 olur diye düşünüyorum. Ne kadar hazır hissetmesem de kendimi, artık zamanı olduğunu ve hayatıma birini dahil etmem gerektiği içten hissediyorum.

Sanırım o beklenilen zaman geldi. Böyle garip coşkulu bir his var içimde, 2018'de sanki biriyle tanışacakmışım gibi geliyor. Belki 28 yıldır beklediğim hayatımın aşkını hissediyorum sanki. Yine de nasip belki de yanlış bir histir kim bilir.

Böyle işte bir iki gündür böyle garip bir duygu yoğunluğu yaşıyorum inşallah sonu hayır olur. 2017 çoğumuz için zor geçti. Umarım 2018 hepimize şans, aşk, sağlık, huzur ve başarı getirir. ALLAH bizi sevecek, doğru ve güzel insanlarla karşılaştırsın. 

Yeni yılımız kutlu olsun, hayırlıysa kalbinizden geçirdiğiniz tüm dilekler gerçek olsun. İyi yıllar.

30 Aralık 2017 Cumartesi

2017 Begendigim Kore Dizileri Top 10

Bu yıl dizi seçiminde yani top10 oluşturmada çok rahattım. Çünkü her diziyi çok izlemedim. Kore dizileri Dünya çapında ünlü olduktan sonra bozulmaya başladı. Eski duygular tatlar yok dizilerinde. Eski yapımları izlerseniz bir de son yapımları izlerseniz aradaki senaryo samimiyetini ve oyuncuların verdiği duyguları çok iyi kavrayıp ne yazmak istediğimi anlayabilirsiniz. Bu sene daha da çok klişe ve bozduğu için de çok rahat dizilerden pat pat top 10 listesi yaptım. Bu yıl top 10 listemde Revolutionary Love dizisine haksızlık yapıldığını düşündüm. Gerçekten dizi hak ettiği değer Türk izleyicisinden alamadı.

 Birde asla öneri listeme almadığım Man Who Dies to Live adlı kendi nezdimde ''iğrenç'' diye nitelendirdiğim, emeği geçen tüm ekibe saydırdığım bir dizi var. İslam ile dalga geçmek gibi bir hadsizliğe ve sklandala yol açan bu mahluk dizinin çevirisine denk gelirseniz de sakın izlemeyin. (İzleyenlere saygı duyuyorum ama izlemeyenleri uyarmak görevim.)
Uyarı:


Benim fikrimi alarak aynı düzende öneri açan arkadaşlar neden kendi stilinizi yaratma geregi duymuyorsunuz üste bir iki cümle yazıp alta afişleri sıralamayı geçtim birde yüzlü yüzlü afişleri de bu post içinden alıyorsunuz.Ben bir afiş için bile en az yarım saat aradım afişlerin arasında seçim yaptım..Bu fikir için bile günlerce uğraştım diğer bloglara göre farklı olsun diye  düşündüm fakat siz ne yapıyorsunuz hazır fikir hazır post var nasıl olsa deyip benim günlerce uğraştığım emegimi yarım saatte blogunuza açıyorsunuz.Bu biraz ayıp olmuyor mu? Birazcık özgün bir blog olmaya çalışın kendi fikrinizi tarzınızı yaratın ki okuyucunuzda fark yaratın.

Benim blogumdan aldıgınız herhangi bir fikri herhangi bir afişi herhangi bir düzeni blogunuzda izinsiz kullanıyorsanız hakkım haram olsun.

Taklitler aslını yaratırmış derler ama ben taklit istemiyorum.Çünkü bu blog benim sizin kopyala yapıştır bloglarınız gibi olsun istemiyorum.Sizin için eğlence ya da iş olan bu blog alemi benim için bir yaşam tarzı ve siz her dakika benim yaşam tarzıma tecavüz ediyorsunuz.

Ha birde benden size bir iyilik daha; bu şekilde post açan arkadaşlar size geçmiş olsun.Zaten en büyük cezayı size Google verecektir.Hep benimle uğraşacak değil ya biraz da Google sizle uğraşsın.Emin olun Google salak değil hemde hiç değil.Lafın kısası ayvayı zaten yemişiniz benim ahıma baştan gerek kalmamış..


Bu yıl için  şu şekilde bir Top 10 oluşturdum; 

29 Aralık 2017 Cuma

Tavsiye Edebilecegim Kore Dizileri #vol 6

Her yıl sonu gelen postlarda 6 olmuşuz. Kah taklit edildik, kah çalındık ama yılmadık yine postu paylaştık. Kaç kişi paylaştık bilmiyorum ama paylaştık. Sonuç olarak cidden bu yılda bu postu paylaştığım için mutluyum. En azından bekleyen takipçilerim var. Ve onlar için böyle yararlı şeyler yapmak beni mutlu ediyor. 2017'de bir sürü dizi geldi ama ben sadece izlediğim dizilerden post hazırlamak istedim. Yani şu dizi yok bu dizi yok diye yazmayın tavsiye etmek isterseniz tavsiyelerinize her zaman açığım. Aslında 2017 başında artık Kore dizisi tavsiye etmemeyi ve izlememeyi düşünmüştüm ama çevre faktörlerinden yine kopamadım ve izledim. Yıl sonunda izlediğim dizilerin afişlerine baktığımda tam 50 tane afiş olduğunu gördüm. Ne zaman oldu bu bilmiyorum. Çünkü ben bu yıl hep Çin dizisi izledim gibi hissediyorum.7/24 Çin dizisi yayınlansa izleyecek kıvama geldiğim şu yıllarda bu kadar Kore dizisi izlemem şaşırtıcı geldi. Listeye baktığımda -'' İyi ki izlemek istememişim birde izlemek isteseydim neler olurdu.'' diye düşünmeden edemiyorum. Her neyse inşallah listem beklediğiniz gibidir ve inşallah beğenirsiniz. İzleyeceklere şimdiden iyi izlemeler.

Uyarı:


Benim fikrimi alarak aynı düzende öneri açan arkadaşlar neden kendi stilinizi yaratma geregi duymuyorsunuz üste bir iki cümle yazıp alta afişleri sıralamayı geçtim birde yüzlü yüzlü afişleri de bu post içinden alıyorsunuz.Ben bir afiş için bile en az yarım saat aradım afişlerin arasında seçim yaptım..Bu fikir için bile günlerce uğraştım diğer bloglara göre farklı olsun diye  düşündüm fakat siz ne yapıyorsunuz hazır fikir hazır post var nasıl olsa deyip benim günlerce uğraştığım emegimi yarım saatte blogunuza açıyorsunuz.Bu biraz ayıp olmuyor mu? Birazcık özgün bir blog olmaya çalışın kendi fikrinizi tarzınızı yaratın ki okuyucunuzda fark yaratın.

Benim blogumdan aldıgınız herhangi bir fikri herhangi bir afişi herhangi bir düzeni blogunuzda izinsiz kullanıyorsanız hakkım haram olsun.

Taklitler aslını yaratırmış derler ama ben taklit istemiyorum.Çünkü bu blog benim sizin kopyala yapıştır bloglarınız gibi olsun istemiyorum.Sizin için eğlence ya da iş olan bu blog alemi benim için bir yaşam tarzı ve siz her dakika benim yaşam tarzıma tecavüz ediyorsunuz.

Ha birde benden size bir iyilik daha; bu şekilde post açan arkadaşlar size geçmiş olsun.Zaten en büyük cezayı size Google verecektir.Hep benimle uğraşacak değil ya biraz da Google sizle uğraşsın.Emin olun Google salak değil hemde hiç değil.Lafın kısası ayvayı zaten yemişiniz benim ahıma baştan gerek kalmamış..

Tasarım:Sawako Kuronuma