Image and video hosting by TinyPicVurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor, Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!

21 Mayıs 2017 Pazar

Zor Sevda / Qubool Hai (Hindistan)

Normalde Kanal 7'nin seçim yaptığı Hint dizilerini çok beğenirim. İzleyicisinden özür dilerim ama bu seçim pek hoşuma gitmedi. Oyuncuların kimyasını çok sevemedim. Oyuncuların oyunculukları da yapmacık geldi. Bu yüzden de oyunculara ısınamadım. Eskiden kalp gözü gibi diziler olurdu bizde abartılı abartılı, onlar gibi çok fazla yükseltilmiş sahneler vardı. Kavga sahneleri Hint dizi filmlerine uygun gibi dursa da onda da biraz aşırılık fazla gibi geldi. En azından benim gözüme battı. Fakat bir gerçek var ki başrol erkek çok hoşuma gitti. ALLAH var, şimdi yalan yazmam duruşu, yüzü, fiziksel hatları hoş bir adamdı. Tabii ki dizinin seveni çok olacaktır ama beni pek açmadı. İlk bölüm ikinci bölüm derken diziyi izleyemeyeceğimi düşündüm. Çünkü beni gerçekten sarmadı. Aslında beklediğim bir diziydi ama neden böyle oldu bilemedim. Sanki dizi de bir şeyler eksik gibi hissettim. O samimi Hint dizilerini hissedemedim. Birde dikkatimi çekti bu müslüman alt yapılı Hint dizilerinde neden erkeklerin iki eşi oluyor anlamıyorum. Bu dizide de anladığım kadarıyla babanın iki eşi var. Yine kanalın yayınladığı diğer dizide de çok eşlilik vardı bu durum biraz beni rahatsız etti ama Hindistan'da bulunan müslümanların sanırım birden fazla eşi var ki dizilere böyle yansıyor. Bu durumdan hiç bir şekilde hoşlanmıyorum ve günümüz koşullarında da bu durumu asla kabul etmiyorum. Diziyi tam olarak anlamıyla izlemediğim için yani bir iki bölümde bıraktığım için çok fazla bir şey yazamıyorum ama bu beğenmediğim ilk Hint dizisiydi. Yine de sizler bir bakın derim belki çok beğenirsiniz kim bilir. Bu arada seslendirmenler yine efsaneydi yazmadan edemeyeceğim.
Zor Sevda  (Qubool Hai ) 1 Mayıs  2017 Pazartesi  gününden  itibaren her gün 16.00'da tekrarı ise 11.00'da kanal 7'de.

Qubool Hai (Zor Sevda, I Do, कुबूल है)

6 Mayıs 2017 Cumartesi

NISSIN NOODLES (Ramen) Sebze Çeşnili/ Acılı, Tavuk Aromalı Soslu

Ülker noodle çıkardığını görür görmez körili ve tavuk olanını alıp alıp denemiş, ardından da blogumda yazmıştım. ( Ülker Noodle (Ramen) Çıkarmış - NISSIN NOODLES ) Gelen yorumlarda terbiyesizlik yapanlar kadar çok güzel yorumlar da almıştım. Bunlardan biri de Emine Tunç isimli yorumcumdu. Yorumcum, iki çeşidinin daha olduğunu onları tadıp görüşlerimi bildirmemi istemişti. Bende market market gezdim ve geçen günlerde buldum. Siz de merak ettiğiniz noodle (ramen) çeşidi varsa ve benim yorumlamamı istiyorsanız yorum kısmına yazabilir ya da önerebilirsiniz.

30 Nisan 2017 Pazar

Seni Kimler Aldı (Dizi)

Bu ATV dizilerinin afişleri beni çıldırtıyor. Dizilerin yapımları yayınlamazsa asla afiş bulamıyorum. O yüzden de ATV'ye sosyal hesaplarına sinir oluyor. Pastel Film afiş yayınlamamış haliyle bende afiş bulamadım. Anlayacağınız çıldırdım, fıttırdım. Pastel'den bir dizi çıkıyorsa o dizi muhakkak güzel ve entrika dolu olur. Yapımın bir kaç dizisi tutmasa da genelde başarılı olarak yoluna devam ediyor. Bu yüzden Pastel varsa o diziyi izlemeliyim diye düşünüyorum. Fakat bu dizi de Pastel etkeninden çok oyuncuların etkisi beni benden aldı. Fragmanında üç tane sevdiğim oyuncuyu başrol olarak görmek heyecanlandırdı. Yiğit Kirazcı'yı eskiden pek tutmuyordum ama son dizisinde kalbime kocaman bir taht kurdu. Oyunculuğunu geliştirmiş olması daha çok hoşuma gitmeye başlamasına sebep olmuştu. Bu dizide de yine oyunculuğunu konuşturduğunu hissettim. İnandırıcılık seviyesi her rolünde biraz daha artıyor. Sanırım Yiğit Kirazcı geleceğin jönleri arasında anılacak gibi duruyor. Umarım yolu geleceği parlak ve açık olur. İki çok sevdiğim kadın oyuncu Fulya Zenginer ve Duygu Yetiş'i bir dizi de buluşması benim açımdan dizinin artı puan kazanmasına sebep oldu. İkisini de ekranda izlemeyi çok severim. Duygu Yetiş bende biraz ağır bassa da bence iki oyuncu da diziye farklı bir hava katmışlar. Dizi, Pastel dizisi olduğu için Ezgi Asaroğlu ve Ceren Moray'ın dizilerinde ki oynadıkları karakter gibi Fulya Zenginer ve Duygu Yetiş'in oynadığı karakterlerin bir ilişkisi olacağını düşünüyorum. Umarım dizi tutarsa yıllarca sünmez karakterler demeden geçemedim. Acı ama Pastel'in o dizisi cidden çok uzadı dallandı budaklandı artık can sıkıcı olmaya başladı. Lafın kısası kabak tadı verdi. Neyse dizimize dönelim. Dizi de, gözüme tek batan oyuncu Serhan Yavaş oldu. Yıl oldu 2017 hala dublaj mı yapılıyor sesine demeden geçemeyeceğim. Kutsi bile o sesten kurtuldu sen hala aynısın be Serhan Yavaş. Aslında ses tonu ve diksiyonu da güzel adamın ama neden dublaj yapılıyor bilmiyorum. Oyuncunun kendine güveni mi yok düşüncesine kapılıyorum. Oyunculuğuna gelince oyunculuğunu da sevmiyorum. Neredeyse bir şekilde tüm dizilerini izledim ama bir türlü ısınamıyorum. Belki Yiğit Kirazcı hesabı bu dizide de Serhan Yavaş'ı severim kim bilir. Aslında Serhan Yavaş'ın rolü başka bir oyuncuya verilmişti. Fakat oyuncunun yaşadığı talihsiz bir olay yüzünden diziden çıkmak zorunda kaldı. O oyuncu olsaydı bu rolde sanırım efsane bir dizi olurdu. Keza onun efsane bir oyuncu olduğunu düşünüyorum. dizi genel anlamıyla çok güzeldi. İlk bölüme göre bayağı hareketli ve akıcıydı. Konusu fena durmuyor ama zamanla daha iyi şekillenecek gibi gözüküyor. Ben diziyi sevdim sizde entrika dizilerinden hoşlanıyorsanız bu diziyi bir izleyin derim.
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 10. sırada, tekrarı ise 28. sırada tamamladı. 
Seni Kimler Aldı

29 Nisan 2017 Cumartesi

Larissa Gacemer Türk Vatandaşı Olmuş

Türkiye'de yaşayan ekrandan gördüğümüz yabancı olarak nitelendirdiğimiz insanların Türklerden daha çok Türk olmaları bu ülkeyi bir çoğumuzdan daha çok sevmeleri çok ilginç değil mi?
Birde egoları alınmış gibi davranışları var. x bir Türk ünlü ile x bir Türkiye'de yabancı ünlüyü karşılaştırdığımızda çok çirkin bir sonuç ortaya çıkıyor. Dünya'yı ben yarattım edalarında olmadıkları için bazı Türkiye'de ünlü olan yabancı ünlüleri çok seviyorum. Bunlardan biri de Larissa Gacemer.

28 Nisan 2017 Cuma

The Pianist (Film)

-spoiler içermez-
Bu filmin yıllardır giflerini, resimlerini ve repliklerini görürdüm ama üzülmekten korktuğum için bir türlü izleyemezdim. Geçen akşam nereden aklıma geldiyse filmi aratıp alt yazılı bir şekilde izlemeye karar verdim. Başta Hint filmi arıyordum ama sonuç olarak bu filmi açmış bulundum. Film boyunca çoğu kez izleyip izlememek arasında kaldım. O kadar acı ve çaresizlik söz konusuydu ki benim yüreğim kaldırmıyordu. Bu işlenilen konunun gerçekten olduğunu düşündükçe her sahnesinde buz kestim. İnsanların sırf inançları yüzünden hiç kırpmadan öldürülmesi kadar dehşet verici bir durum yoktur herhalde. Film dahi olsa her sahnesinde bilgisayarın içine girip o insanları kurtarmak istedim. O kadar etkiledi ki yastığa başımı koyduğum andan itibaren sürekli kafamda film işledi. İzlediğim gece uyudum mu yoksa kurdum mu anlamadım. Sabah uyandığımda beynim o kadar yorgundu ki baş ağrısı yüzünden ağrı kesici almak zorunda kaldım. Yani bir nevi enerjim düşük uyandım. Filmden bahsetmek gerekirse beni en çok etkileyen sahnesi insanların bir trene balık istifi bindirilip bir bilinmeze doğru götürülmeleriydi. Düşünsenize gözlerinizin önünde sevdikleriniz, tüm aileniz sonunu bildiğiniz bir yere doğru götürülüyor ve sizin elinizden hiç bir şey gelmiyor. Hitler döneminin bu kadar korkunç olduğunu biliyordum ama izlemek daha başka bir şeydi. Duygularımı kelimelere dökemiyorum şunu yazabilirim ki, filmden sonra ayrı bir tiksindim o adamdan. Gerçi günümüzde de Hitler modeli bir çok insan var, bir çok ülkede aynı acımasızlıkla masum insanların kanı akıyor. Buna rağmen geçmişi kınayıp bu güne bakmadan Dünya'nın bu konuda bir şey yapamaması çok acı. Film günümüzde izlenirse geçmiş ve bu günü yüzümüze tokat gibi çarpıyor. Bana göre film ders çıkarılma niteliğinde yapılmış bir filmdi. Yani, bir dönemi değil tüm dönemlere ışık tutacak nitelikteydi. 2002 yapım olmasına rağmen sanki bu yıl yapılmış kadar güzeldi. Gerek efektler, gerek çekim açıları, gerek kullanılan renkler, gerek kıyafetler on numara beş yıldızdı. Filmde büyük bir emek olduğu belli oluyordu bu da onu yıllar geçse de eskimeyecek filmler kategorisine sokuyordu. Oyuncuların her biri çok iyi oynamışlardı, inandırıcılık yönünden çok iyilerdi ama iki oyuncu vardı ki benim gözümde parıl parıl parladılar. Biri tabii ki de Adrien Brody diğeri ise Frank Finlay. İkisi de oyunculukları ile gözlerimi şenlendirdiler. Rollerini o kadar iyi oynadılar ki sanki gerçekten karakterler onlarmış gibi hissettim. Gerçekten rolleri ile çok bütünleşmişlerdi. Birbiri ile kimyaları da çok uymuştu. Filmde tek üzüldüğüm Nazi Almanyası'nın askeri Wilm Hosenfeld oldu. Filmde karakteri Thomas Kretschmann canlandırıyordu ve karakterin, rolün hakkını da iyi vermişti. Yani içim cız etmedi desem yalan olur. Onun harici çok güzel bir oh çekmedim desem de yalan olur. Film bütünüyle mükemmeldi. Benim gibi hala erteleyen varsa çok şey kaçırmış demektir. Şiddetle bu filmi tavsiye ederim. Eminim siz de benim gibi unutulmaz filmler listenize ekleyeceksinizdir.
The Pianist (Piyanist)

Bakayım! O Tayland Kralı mı?

Dün biraz miskin galiba birazda pişkin bir şekilde magazin haberlerine, Dünya haberlerine bakıyordum. Bilirsiniz ben Tayland'ı çok severim
( Bilmiyorsanız da öğrendiniz.) Bakıp dururken Tayland haberi dikkatimi çekti ve tıkladım. Tıklar tıklamaz fotoğraflar geldi ve ''' Aboo! O neydi gız?'' dedim. Çünkü şaşırtıcı derece de farklı bir haberle karşılaştırdım. Başlığa göre ülkenin bir kralı var ve tanıdığımız ya da zihnimizde kalıba soktuğumuz hiç bir krala benzemiyordu. Tamamen tüm tabuları yıkacak derecede enteresan bir görünüme sahipti. Almanya'da 'gizli memleketi' olarak isimlendirdiği Münih'te bu kadar rahat giyinmeyi tercih etmesi ve sevgilisi Goi ile bu kadar rahat fotoğraf vermesi de enteresandı.


27 Nisan 2017 Perşembe

İkisini de Sevdim (Dizi)

Bazı kedi videoları vardır ya kedi boşluğa doğru bakar sahibi şirinlikler yapsa da kedi istifini bozmaz şu an aynen o şekildeyim. Bir boşluğa doğru bakıyormuş gibi hissediyorum. Sanki 2000'lerin başında yapılmış eski bir dizi izliyorum gibi geliyor. Sırf konu değil her şeyi ile dizi 2000'lerin başı gibi. Sanırım eskiyi yad etmek amacıyla böyle bir dizi yapılmış diye düşünüyorum. Kafamda bir sürü soru var. Mesela bu kadar iyi bir kadro çıkarıp Amine Gülşe'yi niye bu kadroya başrol yaptınız? Hadi yaptınız bari oyuncu koçu filan tutulsaydı kız kendini geliştirseydi. Yönetmen Cem Tabak'ı çok severim ama yeni yönetmen olmuş birinin çekimi gibi, neden? Muharrem Buhara, Özlem Atasoy sanki çaylak senarist gibiler, bu iş gerçekten onların işi mi? Vallahi bu nasıl iş anlamadım, dizi hakkında ne yazacağımı da şaşırdım. Sanırım ya klişe dizilerle dalga geçiliyor ya da yukarı da yazdığım gibi eskiyi yad etmek istemişler. Konusu ve işleyişi hakkında pek bir şey yazamayacağım ama oyuncuları hakkında biraz bir şeyler yazayım. Amine Gülşe'nin oyunculuğunu beğenmiyorum bu proje için umutluydum ama hala aynı yapaylık devam ediyor. Burak Serdar Şanal ise, her zaman ki gibi harikaydı. Burak Serdar Şanal kesinlikle oyunculuk için doğmuş bir adam. Oynadığı her karakterle adeta bütünleşiyor ve seyirciye bunu hissettiriyor. Bu dizi de bile parlamıştı, gözümü alamadım. Mehmet Mehmedof'un oyunculuğu hakkında pek bilgim yok ismini biliyorum ama oyunculuğuna çok dikkat etmemişim galiba. Bu diziye göre yazabilirim ki güzel bir oyunculuğu var. Mimiklerini, duruşunu filan çok yerinde ve doğru kullanıyor. Oktay Gürsoy hangi rolde oynarsa oynasın benim için Kenan'dır. Oynadığı o dizi de o kadar yer etmiş ki insan başka karakter de görünce başta bir yadırgıyor. Sanırım bu dizide de alışması biraz zaman alacak gibi. Oktay Gürsoy'a kötü adam olmak yakışmış. Her zaman bir Türk dizisinde böyle bir karaktere ihtiyaç vardır. Bu yüzden Oktay Gürsoy bu rol için biçilmiş kaftan. Ve son olarak Hande Kaptan. Hande Kaptan'ın oyunculuğu çok çok iyi olmasa da sıcak geliyor. Oynadığı son iki rolde hemen hemen aynıydı. Fakat, en abartılısı bu olmuş. O kadar abartı bir karakter ki göz kanatıyordu. Sanki eski Türk filmlerinde Hülya Avşar'ın oynadığı şımarık, zengin kızı rollerinde ki o yapmacıklık vardı. Zamanla Hande Kaptan karakteri oturtur ve törpülerse normale döner gibi duruyor. Erhan Yazıcıoğlu üstaddır, ustadır onun oynadığı karakteri, hatta oyunculuğunu eleştirmek benim haddime bile düşmez. Bu yüzden onu es geçerek oyuncular hakkında düşüncelerimi bitiriyorum. Dizinin gidişatı nasıl olur bilmiyorum ama perşembe gecesinin bütününe bakınca ben pek parlak göremedim. Açıkçası pek de sevmedim. Yine de bir emek var ortada bu yüzden sizler de bir deneyin derim. Sosyal medya da bir kısım insan beğenmiş,  belki siz de beğenirsiniz. Sonuçta ilk bölümün günahı olmaz. Yolu açık olsun, umarım bol reyting alır.
 Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 22. sırada, tekrarı ise 43. sırada tamamladı. 
İkisini de Sevdim
Tasarım:Sawako Kuronuma