This Blog is protected by DMCA.com

13 Şubat 2019 Çarşamba

Kuzgun (Dizi)

Bu diziyi resmen diziye hasret kalmış, aç bir izleyici gibi bekledim. Çünkü eylül ayından bu yana çarşamba günü bomboş geçiyordu. Sürekli kendini üç bölümde bir işleyişini tekrar eden bir diziyi izliyordum ama artık zoraki ve çekilmez duruma gelmişti. Dizi tam zamanında, kurtarıcı gibi geldi.

Dizinin nasıl olacağı konusunda kafa yorarken farklı bir renkte dizi karşıma çıktı. Bu duruma sevindim. İzlediğim dizi tarzı bir dizi ekrana gelseydi benim için şansını kaybederdi. Gerçi Ay Yapım işin içinde olunca çıtayı yüksek tutmak gerektiğini düşünüyorum.

Barış Arduç'u zengin bir adam karakterini oynamadığı için tebrik etmek istiyorum. Onun rakibi olan erkek oyunculardan zengin adam karakterinde kalanlar oldu, onların içinden sıyrılması iyi oldu. Kendi kulvarında olan erkek oyuncular gibi aynı karakteri tekrar etmediği için benden artı bir puan kazandı. İnşallah bir Kıvanç, bir Kenan kadar iyi bir performans çıkarır ve bu dizi ile onların seviyesine yükselir. Barış'tan bu kadar iyi performans beklemiyordum bundan dolayı çok şaşırdım. Özellikle aksiyon sahnelerinde çok kıvrak hareketler kullanarak sahnenin heyecanını ikiye katlamıştı. Dövüş sporlarıyla ilgilenmesinin de katkısı vardır ama bence Kuzgun karakteri ile bütünleşmişti. Yani oynarken Barış olarak değil de Kuzgun olarak oynadığı hissini bana geçirdi. Bir de diğer dizisine göre oyunculuğunu bir tık daha geliştirdiğini düşündüm.

Burcu Biricik'in bir önceki kısa süren dizisine kadar oyunculuğunu hiç beğenmiyordum. Fakat bir önceki kısa süren projesinde fikrimi değiştirmişti. O dizi de farklı ve güzeldi ama ömrü kısa sürdü. İnşallah bu dizi uzun soluklu olur da hala beğenmediğim taraflarını da beğenirim. Ben Kuzgun ve Dila çiftini sevmedim. Bireysel olarak karakteri çok güzeldi çokta güzel performansı vardı ama Barış ile yan yana olduğu sahneler bana geçmedi. Belki ilk bölüm den sonra oturur ama sevemedim ikisini. Yalnız gerçekten performansı çok güzeldi. Duygu geçişlerini çok iyi ayarlamıştı, özellikle ses tonu içime işledi.

Settar Tanrıöğen bölümün son kısımlarında çıksa da sanki başından beri sahnesi varmış hissi yarattı bana. O kadar özel ve usta bir sanatçı ki havası yetti. İyi ki bu diziyi kabul etmiş ve iyi ki tekrar izleme şansı bulmuşuz.

Hatice Aslan'a bayılıyorum. Şansından mı bilmem son projelerinde hep ağlarken izliyorum. O kadar güzel ağlıyor ki benim de ağlayasım geliyor. Böyle içten içten, gerçekçi, esas bir oyun şekli var. Ondan sadece ağlasa yine izlerim. Bence Barış ile güzel ana- oğul olacaklar. Ben performansını da Barış ile fiziksel uyumunu da çok sevdim.

Levent Ülgen'i çok seviyorum ama kötü karakterde görmeyi hiç sevmiyorum. Neden hep gözü dışarıda, dolandırıcı ya da kötü bir karakteri oynuyor anlamıyorum. Bir gün iyi bir karakteri oynayacak mı çok merak ediyorum. Barış ile tekrar aynı dizide olmalarına çok sevindim. Karşı karşıya güzel kapışacaklarını düşünüyorum. Levent Ülgen bu karakterleri oynadığı için şimdiden nefret edeceğimi düşünüyorum.

Dizi jeneriksiz başladı bir jeneriği olacak mı merak ediyorum. Müzikleri her zaman ki gibi Toygar Işıklı'dan çıktığı için bayıldım. Bence Türkiye'nin en iyi dizi müziği yapan müzisyenlerinden biri. Yaptığı her müziğin bir duygusu bir hikayesi var... Bence değerini bilmemiz gereken çok önemli bir müzisyen. Dizinin çekim rengi ve açılarını çok beğendim. İsmine dikkat etmedim ama ışık şefi kimse açılarda çok iyi ışık kullanmıştı. Normalde dikkatimi çekmez ama karanlık sahnelere bayıldım. Dizinin senaryosu ve kurgusu da çok güzeldi. Bence Ay Yapım'ın bölüm sonunda ters köşe yapan dizilerinden olacak bu dizi. Ben bu diziye bayıldım, artık bu diziyi izlemeyi düşünüyorum. Bence çok iyi bir iş ortaya çıkmış. Vaktiniz bile yoksa internet üzerinden diziyi izlemenizi tavsiye ederim.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.

KUZGUN

12 Şubat 2019 Salı

Kozmetik Tasarrufumda Bitenler 5

İki haftalık ağır gripten sonra sonunda bu gün biraz ayağa kalkabildim. Yıllardır bu kadar ağır grip olmamıştım. Bu yüzden kendimi iyice iyi hissettikten sonra gidip kan vermeyi planlıyorum. Galiba değerlerim düşüktü ve bünyem ondan kaldırmadı. Bu gün biraz iyi hissedince kendimi biten ürünleri toparladım ve tüm kullanılmayı bekleyen kozmetik ürünlerimi ortalığa döktüm. Çok utanç verici ama gerçekten kendime inanamıyorum. Ben kendimi kırtasiye tutkunu olarak betimlerdim ama ben aslında kozmetik ürünleri bağımlısıymışım. Ben bu tasarruf olayına girmeden önce bu kadar aç gözlü bir insan olduğumu bilmiyordum. Bu yazılarımı takip ediyor musunuz bilmiyorum ama sürekli ürün bitiriyorum ve hala bir sürü ürün var. 1 yıldır ihtiyacım olmayan ürün almadığım halde ve bu tasarrufu yaptığım halde hala bir sürü ürün var. Mesela elime bir ürün alıyorum ve düşünüyorum; -''Acaba bu ürün bana hediye mi geldi yoksa bu ürünü ben mi aldım aldıysam ne zaman aldım?'' O kadar çok alıp unuttuğum ürün var ki çok üzgünüm. İşin kötü tarafı çoğunun da son kullanma tarihi yaklaşmış. İnşallah son kullanma tarihleri gelmeden elimdeki tüm ürünleri harcayabilirim.

Bu yazımda Aralık 2018 ve Ocak 2019 ayları içerisinde bitirdiğim ürünlere yer vereceğim.
Son olarak şu ürünleri bitirmişim;


Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.

7 Şubat 2019 Perşembe

Tek Yürek (Dizi)

Bu akşam çok cici bir dizi yayın hayatına başladı hemde karşısında ki dizilerin negatifliğine inat, hemde gerçek bir hikayeden. Diziye şans vermeden önce hiç araştırmamıştım. Oyuncu kadrosundan dolayı izlemeyi planlıyordum ama araştırmak hiç aklıma gelmemişti. Dizi başladığında gerçek hikayeden uyarlamadır yazısını görür görmez şaşırdım ve araştırdım.

Hikayesi şöyleymiş;
2010 yılında Zeytinburnu Belediyesi sosyal sorumluluk projesi için buz pisti kuruyor ve halkın kullanımına açıyor. Fakat bu proje amacını aşıyor ve madde bağımlısı sokak çocuklarının da aralarında bulunduğu genç kesim tarafından pistin işgali gerçekleşiyor. Haliyle piste zararda verilmeye başlanıyor. Bunu gören yetkililer, çareyi bu çocuklardan bir buz hokeyi takımı kurmakta buluyor. Amaç, çocukları bu kötülükten korumak ve spora yönlendirmek oluyor.
Zeytinburnu belediyesinin sitesinde yazı şöyle devam ediyor...
''Daha ilk maçında 1 sayı bile atamadan 37 sayı fark yiyen takım, devre arasında soyunma odasına inen Başkan Aydın'ı karşısında buldu… ''1 sayı atın sizi galip sayacağım'' sözüyle sahaya çıkan takım, Türkiye Süper Lig Şampiyonluğu ve Avrupa'da da ülkemizi temsil eden Zeytinburnu Belediyesi Spor Kulübü Buz Hokeyi Takımı, Internatıonal Ice Hockey Federatıon’un (IIHF) Sırbistan’da düzenlediği 2015-2016 IIHF Contınental Cup’da grup ikincisi olmayı başardı.''
Bana göre çok etkileyici bir hikayesi varmış. İlk bölümünü izlerken de bu bakış açısı ile izlemeyi tercih ettim. Haliyle hikayesi beni içine çekti. Dizinin kadrosunun çok iyi oyunculardan seçildiğini düşündüm. Genç oyuncularda güzel seçilmişti.

Tayanç Ayaydın'ın oyunculuğunu çok beğeniyorum. Ses tonunu kullanmayı çok güzel biliyor. Bu da oyunculuğunun daha etkili olmasını sağlıyor. Buz Hokeyi denildiği zamanda hep aklıma uzun boylu ve fiziği güzel adamlar geliyor. Bu yüzden karakter için uyumlu bir oyuncu olduğunu düşünüyorum. Diziye farklı bir enerji vermiş ama biraz daha bütünleşmesi gerektiğini düşünüyorum.

Vildan Atasever'i de çok beğeniyorum ve Tayanç Ayaydın'ın ile güzel ikili olduklarını düşündüm. fakat karaktere göre ses tonunu tam ayarlamamış olduğunu fark ettim. Bazı sahnelerde sesi çok tiz çıkıyordu ve karakterin inandırıcılığını arka plana atıyordu. Yalnız karakteri anladığım kadarıyla nokta atışı gibi bir seçim olmuş. Üslup ve beden dili çok hoştu.

Hilmicem İntepe'yi çok özlemişim. Belki bir daha saçma sapan yarışmalara katılmaz ve sadece oyunculuk yapar. Çünkü ne zaman o yarışmada olduysa o zaman ben çok soğudum. Yarışmaya gıcık kaptığım için haliyle katılan kimse ona da gıcık oluyorum. Hilmi'nin doğal bir yeteneği var, geçmişte oynadığı projelerde de bunu ispat etti zaten artık yolu bu meslekte açık. Hak ettiğini düşündüğüm için umarım daha iyi yerlerde olur bu proje de onu daha üstlere çıkar. Bu dizide ise karakterini çok beğendim. Tayfa diyebileceğimiz karakterlerin hepsi çok şekerdi ama Hilmi biraz ön plana çıkmıştı. Gerek performansıyla, gerek enerjisiyle, gerek duruşuyla, gerek inandırıcı oyunculuğuyla benim gönlümü fethetti. Kardeşine bakıyor olması, sorumluluk sahibi olması karakterin daha sıcak gelmesine sebep oldu.

Anıl Tetik hep böyle hovarda diyebileceğimiz karakterlerin oyuncusu oluyor ve çok tuhaftır sıkmak yerine her seferinde eğlendiriyor beni. Anladığım kadarıyla aşk hayatı karışık ama birazda saf bir çocuğu izleyeceğiz. İlk bölüme göre performansı gayet yerindeydi ama sadece birazcık daha karakterin oturması gerektiğini düşünüyorum.

Alpay Kemal Atalan denildiği zaman aklıma hep Genco geliyor. Hangi karakteri oynarsa oynasın benim için hep Genco. Bu dizi unutturur mu bilmiyorum ama ilk bölümde de hep Genco gördüm. Ne kadar kötü ve pislik bir karaktere hayat verirse versin hep Genco gözümün önüne geldi. Sadece karakterine bakarsam karakterden hiç hoşlanmadım. Dizinin gerçek hayattan uyarlama olduğunu düşündüğüm zaman daha da sinirlenmeme sebep oldu. Maalesef böyle yaratıklar ülkemizde var ve her geçen bir gencecik insanların hayatını mahvetmeye devam ediyorlar. ALLAH herkese akıl ve vicdan versin. Oyunculuğu iyi bir oyuncu olduğu için çok nefret edeceğimiz bir karakter olacak diye düşünüyorum.

Eslem Akar çok sevimli bir kız değil mi sizce de? Oyunculuğunu bir kenara bırakınca tam böyle yanaklarını sıkmalık bir insan olduğu düşüncesine kapılıyorum. Eslem'i ikinci projesinden itibaren tanımaya başladım. İlk gördüğümden itibaren çok yetenekli bir oyuncu olduğunu düşünmüştüm. Nitekim beni yanılmadı ve üçüncü projesinde de güzel bir oyunculuk sergiledi. Şimdi ise bu dizi ile karşımızda ve yine güzel bir performans sergileyeceğini düşünüyorum. Biraz negatif bir karakter, biraz dik başlı bir karakter ama zamanla mahalleye alışınca çok seveceğimiz bir karakter olacak gibi duruyor. Hilmicem İntepe ile de iyi ikili olacaklar hissi verdi bana.

Hakan Salınmış için sosyal medya da yazılan yazıları okudum ve genel olarak bizim başkana çok benziyor birebir seçmişler yazılarını gördüm. Zeytinburnu belediye başkanı nasıldı bilmiyorum ama yazılar doğru ise nokta atışı yapılmış bir karakter oyuncu eşleşmesi olmuş diyebiliriz. Usta bir oyuncu olduğu için hakkında yazmak bana düşmez, ekranlarda gördüğüme sevindim.

Kadriye Kenter'i bir önceki dizisinde hiç sevmemiştim. Gerçi oynadığı dizinin geneli kötü karakterlerden oluşuyordu ama karakterini ayrı bir sevmemiştim. Sanki burada da öyle bir karakteri olacak gibi duruyor. Tıpkı Hakan Salınmış gibi usta bir oyuncu olduğu için hakkında yazmak bana düşmez, ekranlarda gördüğüme sevindim.

Atakan Yılmaz, Tugay Bahşi, Arda Aranat, Kaan Altay Köprülü, İbrahim Yıldız ve
Doğan Can Sarıkaya'yı tek bir paragraf içinde yazmak istiyorum. Sanırım hiç birini daha önce izlememiştim (Doğan Can Sarıkaya haricinde) ya da izledim hatırlamıyorum ama hepsi çok doğal ve iyi oynamışlardı. Bence Zeytinburnu çocuklarını çok seveceğiz.

Öncelikle dizisinin jeneriğini ve müziğini çok sevdim. Ayrıca genel olarak dizinin müziklerini çok beğendim. Adını bilmiyorum ama yabancı bir şarkıya yer vermeleri de değişiklik yaratmıştı. Dizi, gerçek hayattan olsa da Erdal Beşikçioğlu'nun Adı Efsane dizisiyle, Tarık Akan'ın Koçum Benim dizisinin farklı versiyonu gibiydi. Her karakterin hikayesinin tek tek işlenmiş olması ilk bölüme uygun bir işleyişti. Dizi ilk bölüme göre başarılı başladı mantık hatası ve işleyişinde sorun yoktu. Umarım devamı da bu şekilde gider. Dizinin bir çok sahnesini başarılı buldum ama kavga sahnesini çok başarılı buldum. Oyuncuların yanı sıra usta yönetmen Mehmet Ada Öztekin'in elinin değdiği çok belliydi, çok gerçekçiydi ve açıları iyi çekilmişti. İnşallah gençlerimiz diziyi örnek alır ve spora yönlenir. Bu arada ben bu olayı hiç bir gazetede haberde duymamıştım bu diziyle öğrenmek üzücü oldu. Ben diziyi çok beğendim ve takip etmeyi düşünüyorum. Diziyi sevdiğim için rahatlıkla size önerebilirim bence bir şans vermelisiniz.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.

TEK YÜREK

6 Şubat 2019 Çarşamba

Vurgun (Dizi)

Bu dizinin tanıtım videoları çok uzun süre yayınlandı. Bu yüzden dizinin başlamayacağını bile düşündüm. Çünkü FOX TV daha evvel bir iki dizide de böyle yapmıştı. Neyse ki korktuğum başıma gelmedi ve dizi 3 haftalık aradan sonra ilk boşlukta yayın hayatına başladı. Bu dizinin günü konusunda biraz endişeliyim. Karşısında iki tane çok tutulan dizi var. Hatta bu iki dizi yüzünden çarşamba gününe başka kanalların dizi koyamadığını bile düşünürüm. Fakat bu dizi ''bence'' tutacak gibi görünüyor. Diğer iki diziyi düşününce ikisi de ciddi anlamda çok sıktı. Biri kendini tekrar ediyor diğeri de türü itibariyle belli bir kesimin ilgisini çekiyor. O arada kalan kesim arayış içindeydi, bu dizi de arayış içinde olanlar için ilaç gibi bir dizi oldu.

Erkan Petekkaya ne kadar kamera arkasında problemli bir oyuncu olarak görülse de ben öyle düşünmüyorum. Bence çok iyi bir oyuncu ve inandırıcılık yeteneği de çok yüksek. Sosyal medyada ilk bölüm hakkında yorumları okurken de bu düşüncemde tek olmadığımı fark ettim. Kemal karakteri ile öyle bir bütünleşmişti ki her sahnesinde ayrı bir döktürdü. Hatta koma sahnelerinde bile çok iyi bir performans sergilemişti. Şimdi diyeceksiniz ki sadece yatıyordu bunun performansı nerede ama bir beden dili oluşturmuştu. Elini üstüne koyuş şekli, yatış şekli tam bir uyku hali şeklindeydi. Bu yüzden de her sahnesini ayrı ayrı başarılı buldum.

Deniz Çakır keşke hep ağlasa dedirtti ilk bölümden. Öyle gerçekçi ve güzel ağladı ki acısını ben bile hissettim. Ayrıca hem Emre Kınay ile hemde Erkan Petekkaya ile çok yakışmıştı. Hem karşılıklı sahnelerinde hemde fiziksel olarak ikisine de uyum sağlayabilmesi inanılmazdı. Kemal ve Reyhan karakterinin yıllar sonra karşılaşma sahnesinde de oldukça göz doldurucuydu, karaktere güzel oturmuştu. Dizide giydiği kıyafetleri çok sevdim.

Emre Kınay'ı kötü adam karakterine görmeyi hiç istemiyorum. Tamam, çok güzel oynuyor ama kötü olması artık beni birazcık sıktı. Burada da mı bedel ödetecek diye düşünmeden kendimi alamadım. Dizide ki performansı usta bir oyuncunun performansıydı. O yüzden usta bir oyuncu hakkında yazmak bana düşmez. Ses tonu, duruşu, beden dili, sahnelerinde karşısında ki oyuncunun gözleri ile temas kurması çok çok iyiydi. Bana oyunculuğu tamamen geçen bir karakter oldu.

Cemal Toktaş'ta kötülüğü sıkan oyunculardan. Sonradan girdiği dizilerde bile kötü adam olarak girdiği için artık yeter ya hu dedirtti. Üst üste kötü olunca kendini tekrarladığını düşünüyorum. Keşke biraz daha farklı iyi bir karakter olsaydı, değişiklik olurdu ama tabii ki karakter performansı çok iyiydi. Saçlarının biraz uzamış olmasını çok sevdim. Sanırım biraz da zayıflamış ve daha iyi olmuş.

Begüm Birgören ilk bölümün kahramanıydı. İlk bölümde diğer karakterlere nazaran en çok onu izledik. Şahsen özlemişim bu yüzden oyunculuğuna doyamadım. Yanlış hatırlamıyorsam en son 2016'da bir dizide oynamıştı. O dizi de pek tutmamış yayın hayatı kısa sürmüştü. İnşallah bu dizinin ömrü uzun olur da bol bol izleme şansı buluruz. Dizi de şimdilik en çok sevdiğim karakter Asya hemşire oldu. Erkan Petekkaya ile güzel ikili olacağını düşünüyorum.

Berna Koraltürk'ün ilk bölümde çok kısa sahnesi vardı. Tekrar ekranlarda olmasına sevindim. Karakteri ve performansı hakkında şu an için tam bilgim yok ama güzel olacağını düşünüyorum.

Filiz Ahmet'in de ilk bölümde sahnesi çok azdı. Bu yüzden tıpkı Berna Koraltürk'te yazdığım gibi karakter ve performansı hakkında tam bilgim yok ama çok iyi bir oyuncu. Eminim çok iyi iş çıkaracaktır.

İnanç Konukçu' da sevdiğim bir oyuncu. Kemal karakterinin en iyi destekçisi olacak gibi görünüyor. Hatta kilit karakter bile olabilir. Bir önce ki dizisinde karakterini hiç sevmemiştim ama bunda çok seveceğim gibi görünüyor. İlk bölüm performansını çok beğendim.

Altan Erkekli ve Aliye Uzunatağan gibi iki usta oyuncuyu yan yana görmek müthişti. İkisi de birbirinden iyi performans çıkarında haliyle gözlerimiz şenlendi. Özellikle Altan Erkekli çok başka bir karaktere can veriyor. Kadroyu ve performansı göz önünde bulundurunca en iyi oyunu oynayanın Altan Erkekli'nin olduğunu düşündüm. En zor karakteri canlandıracağı için ALLAH kolaylık versin demek düşer bana.

Dizinin ilk sahneleri çok iyi başladı. Hatta bir sinema filmi izliyormuş hissine kapıldım. Fakat hastane sahneleri beni çok büyük hayal kırıklığına uğrattı. Çünkü tam bir mantık hatasıydı. Keşke hastane sahnelerini bu kadar uzun tutmasalardı belki göze bu kadar batmazdı. Mesela egzersiz sahnelerinde çok büyük hatalar vardı. Günler geçiyor hiç bir doktor hastanın durumunu anlamıyordu. Bir hemşire sağlık alanının başka bir dalında hastaya rahatlıkla tedavi uyguluyordu. Bu durumda fiziksel tedavi için fizyoterapiste ihtiyaç olmadığı ve doktorların işten anlamadığı durumuna düşmüştü. Sonra Kemal oturuyor, kalkıyor, yemek yiyor ama cam kapı ve perdeleri olmayan camlardan kimse görmüyordu. Birde başhekim uyku için ilaç uygulama vermişti sonuçlardan en azından başucundaki ekrandan anlaşılmaz mıydı? Kemal bağırıyordu ama kapının önünde ki hemşirenin oturduğu bölümdeki hemşire duymuyordu koridordan geçen duymuyordu. Bu yüzden bu kısımda peş peşe mantık hataları yapıldığını düşündüm. Hastane sahneleri haricinde başka bir sorun yoktu. Jenerik müziğini ve dizide kullanılan müzikleri çok beğendim ama jenerik kısmı çok klişeydi ondan beğenmedim. Bazı sahnelerde müzik çok yüksekti bu da replikleri arka plana atıyordu. Dizinin çekim rengi çok hoştu ama biraz fazla koyu geldi. Bunların haricinde işleyiş ve konu yerindeydi. Kurgu kısmını da çok beğendim. Bence dizi izlenilebilecek bir dizi olmuştu. Ne çok beğendim ne de çok beğenmedim. Tam ikisinin arasında bir elektrik aldım. Vaktiniz varsa diziye bir şans verebilirsiniz. Keza sosyal medyada genel olarak beğenildiğine kanaat getirdim.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 10. sırada, tekrarı ise 30. sırada tamamladı.
VURGUN

5 Şubat 2019 Salı

Nerelerdeydim ve Yılın İlk Ayı Nasıl Geçti

Başlık bulmakta benden daha iyi bir blog olabileceğini düşünmüyorum. Ne kadar hayranlık verici başlıklar atıyorum değil mi? Tam böyle Google'da çıkacak cinsten... Galiba bu yüzden blogum büyüyemiyor. Neyse canım sağ olsun her gün kendimi biraz daha geliştirmeye çalışıyorum. Umarım bir gün istediğim şekilde yazabilirim. 

27 Ocak 2019 Pazar

Kardeş Çocukları (Dizi)

Oyuncu kadrosu ile ilgimi çeken, fragmanlarını beklediğim dizi sonunda başladı. Ben dizinin beklediğime değdiğini düşünüyorum. Hatta beklediğimin üstünde çıktı bile yazabilirim. Dizi ilk bölümü ile film tadı verdi bana. Kamera arkasında kim varsa hepsinin eline sağlık. Çok güzel bir iş ortaya çıkarmışlar.

Mehmet Aslantuğ'un ilk bölümde çok fazla sahnesi yoktu. İlk bölümde daha çok görmek isterdim. Fakat kısacık sahneleri de olsa izlemek çok güzeldi. Sonra ki bölümler de daha çok göreceğimi umuyorum. Diziye şans verme sebebim Mehmet Aslantuğ'dur. Az sahnesi olursa çok üzülürüm.

Nur Fettahoğlu'na kötü kadın olmak yakışmıştı, kötü olmasının ardında geçmişinde çok acı çekmiş gibi duruyordu, hırslı bir karakter fiziksel olarak uymuştu. Karakterine biraz gıcık kaptım.

Ayça Bingöl diziye nokta atışı gibi olmuş ve anaç karakterler çok uyuyor. Afra Saraçoğlu ile ana - kız kimyaları çok uymuştu. Müthiş bir performansı vardı. Beni oyunculuğu çok etkiledi.

Afra Saraçoğlu hala ortalama bir oyuncu ama ilk bölüm performansı çok güzeldi bir önceki projesine göre daha iyi oynuyordu. Genel olarak olmasa da bazı sahnelerinde gerçekliğe yakın oynamıştı. Çok üzüldüm oynadığı karaktere ve senarist çok güzel yazmıştı.

Furkan Andıç çok havalı değil mi ya hu. Hem fiziksel olarak hemde oyunculuk yönünden kendisini çok geliştirdi. Bu diziye de çok geliştirmişti. Afra ile uyumlu olacaklar mi çok merak ediyorum. Sanki çok tatlı bir çift olacaklar gibi hissediyorum.

Alara Turan sanırım ilk defa bir dizi oynayacak. Fakat çoğu oyuncuya taş çıkaracak bir performansı vardı. İnternetten araştırdığıma göre tiyatro kökenli bir oyuncuymuş. İlk bölüm çok az sahnelerinde oturmayan duygu geçişleri vardı onlarda bir iki bölüme oturur gibi duruyor. Eğer şans verilirse gelecekte çok daha iyi bir oyuncu olacağını düşünüyorum.

Murat Daltaban hep kötü rolde oynuyor. Ama tipi çok sempatik duruyor. Bundan dolayı kötü karakterleri hiç yakıştıramıyorum. Bu dizi ile de sanırım nefret edeceğim. O kadar kötü o kadar iğrenç bir karakteri var ki bir de güzel oynadığı için midemi bulandırdı. Oyunculuğu için önünde saygı ile eğiliyorum.

Dizi, klişe ama işleyişinde çekici bir dizi. Hikayesinin, kurgusunun ve işleyişinin mükemmel olduğunu düşündüm. Aşırı entrika içeren dizileri pek sevmem ama beni kendine çok çeken bir dizi oldu. Eğer dizinin akışı bozulmazsa senaryoda sapma olmazsa hafızalardan silinmeyecek efsane bir dizi yapmış olurlar. Dizinin çekim rengi, açıları, kıyafetler ve seçilen mekanlarda çok güzeldi. Belli ki çok özenilmişti. Ben diziyi çok beğendim, şiddetle öneririm.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 5. sırada, tekrarı ise 18. sırada tamamladı.
KARDEŞ ÇOCUKLARI

23 Ocak 2019 Çarşamba

Sevda Masalı / The King in Love (Güney Kore)

-spoiler içermez-
Bu diziyi izlemedim ondan nasıl bir dizinin işleyişi hakkında bir şey bilmiyorum. Fakat yayınlanan bölümlere göre eğlenceli hoş bir dizi izleyeceğim gibi geliyor. Yani kısacası şimdiden diziyi sevdim yazabilirim. Anladığım kadarıyla dizi de bir aşk üçgeni izleyeceğiz.

Ben artık bu aşk üçgenlerinden çok bıktım. Keşke entrikasız 2. bir kişinin olmadığı aşlar diziler izlesek... Sitcom tarzı diziler de bile olaylar bu şekilde yazılıyor bu da biraz hoşnutsuz olmama sebep oluyor. Bu yüzden ne kadar eğlenceli olsa da sonra ki bölümlerde bu aşk üçgenleri yüzünden dram olacağını ve birazcık sıkılacağımı düşünüyorum. Fakat Wang Won ve Eun San çiftini şimdiden sevdim.

Siwan ve Yoona'nın uyumu çok hoştu. Hong Jonghyun için ise aşk üçgeni olunca 2. adam hep kötülük yapacağını düşündüm ama Siwan ile iyi ikili olmuşlardı. İnşallah yanılırım da Jonghyun tatlı bir karakter çıkar. Dizinin dublajında Hong Jonghyun ve Siwan'ın sesi fiziksel olarak uymamıştı. Özellikle Jonghyun'un sesi kulağımı çok tırmaladı. Bu yüzden hep gözüm ağız kısmına kayıyor diziye konsantre olamıyorum. Yoona ve diğer karakterlerin sesi yerindeydi. Yine çocukluk dönemlerinde ki oyuncuların hiç birine ses tonu yakışmamıştı. İlk defa kanal 7 Kore dizilerinde ses seçimlerini pek beğenemedim. İnşallah bölümler ilerledikçe kulağım alışır.

Şu an iki kanal da Kore dizisi veriliyor ikisini karşılaştırdığımda isim konusunda kanal 7'yi daha başarılı buldum. İsimlere kim karar veriyorsa hem Hint dizilerinde hem Kore dizilerinde nokta atışı yapıyor. Basit ama akılda kalıcı isimler seçtikleri için çok zekice bir mantık uygulandığını düşünüyorum.

Dizi normalde 40 bölüm ama bölüm süreleri kısa olduğu için kanal iki bölümü birleştirip veriyor yani 40 bölüm olan diziyi 20 bölüm olarak izleyeceğiz. Bu da dizinin hızlı bitmesine sebep olacak. Dizi başlamadan detaylarına baktığımda 40 bölümü nasıl yapacaklarını merak ediyordum. Bu şekilde yayınlanması güzel olmuş.

Açıkçası izlemediğim için size dizi şöyledir böyledir yazamıyorum şimdilik beğendim ve takip ediyorum. İzlediğim bölümler kadarıyla sizinde şans vermenizi tavsiye ederim. Vaktiniz varsa diziye bir şans vermelisiniz.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
21 Ocak 2019 Pazartesi gününden itibaren hafta içi her gün 15.00'da tekrarı ise 01.10'da  Kanal7'de.
The King in Love 
 ( 왕은 사랑한다, Wangeun Saranghanda; lit. The King Loves)
Tasarım:Sawako Kuronuma