This Blog is protected by DMCA.com

12 Ekim 2018 Cuma

Kızım (Dizi)

Beklediğim dizi sonunda başladı şükürler olsun. Kanalı yüzünden reytinglerinin iyi gitmeyeceğini düşünüp üzülüyordum şimdiye kadar yayınlanan bölümlere göre reytinglerde iyi gidiyor oh mis! Bu dizinin Kore versiyonunu ayıla bayıla izlemiş bol bol üzülmüştüm. Türk versiyonu nasıl olur, nasıl olacak diye düşünürken harika bir dizi ortaya çıkardıklarını gördüm. Bence sahnelerin ve karakterlerin doğru yazılması ile hakkını vererek bir versiyon yapmışlar. Bu yüzden tebrik etmek istiyorum senarist ve yönetmeni.

Dizi de ilk olarak Buğra Gülsoy ve Beren Gökyıldız uyumuna bayıldım. Beren Gökyıldız'ın daha önceki dizilerindeki çift olduğu ağabey ve ablalarını düşününce en uyumlu Buğra Gülsoy ile olduğunu düşündüm. Bana göre baba kız ilişkisini güzel yansıtmışlardı. Dizinin orijinalinden bildiğim için sonra ki bölümlerini düşününce daha çok bunu hissettireceklerini düşünüyorum.

Beren Gökyıldız yaşına göre çok çok iyi bir çocuk oyuncu değil, oyuncu. Çünkü ne kadar küçük olursa olsun her oynadığı dizide farklı etki yaratabiliyor. Bu da bana göre ALLAH vergisi doğuştan gelen bir yetenek. Büyüdüğü zaman nerelerde olur bilmiyorum ama bu kulvarda devam ederse adını sıkça göreceğimiz aktrislerden biri olacaktır. İnşallah ailesi şöhret ve ya para için değil de yetenek kısmında yoğunlaşır ve kızlarının iyi yere gelmesini sağlarlar. Dizide ki karakteri orijinalinde de kalbimi çok kırıyordu ama Türk versiyonunda içten beni çok üzüyor. Kıyaslama yaparsam bizim küçük kızın oyunculuğunu daha çok beğendim.

Buğra Gülsoy'un oyunculuğuna aşığım. Şimdiye kadar Buğra Gülsoy olup da beğenmediğim bir dizisi olmadı. Geçmişten günümüze hemen hemen her dizisini izledim ve hepsinde de karakter olarak çok sevdim. Buğra Gülsoy'un daha iyi yerleri hak ettiğini ve hakkını alamadığını düşünüyorum. Yine Kore versiyonu ile kıyasladığımda oradaki oyuncuyu da çok sevsem de Buğra Gülsoy daha baskın oldu bende. Belki Beren ile uyumunu sevdiğimden kaynaklıdır ama daha sevimli daha sıcak geldi.

Leyla Lydia Tuğutlu sanki bu diziye biraz olmamış gibi geldi. Bilmiyorum ama Buğra Gülsoy ile çok yakıştıramadım. Yanlış anlaşılmasın çok güzel oynuyor ama Buğra ile pek yakıştıramadım. Buğra ile düşününce eğer boşta olsalardı karakter için Hazal Kaya ve ya Özge Özpirinçci daha iyi olurdu diye düşündüm. Buğra'nın yanına fiziksel olarak daha bir uyumlu olurlardı gibi geliyor. Özellikle boy kısmında internete göre doğruysa Leyla ile Buğra aynı boyda ama Leyla daha uzun gibi duruyor, yakıştırmamamın en büyük etkeni de bu zaten. Fakat Leyla Lydia Tuğutlu başrol olduysa ona göre yorumlamalıyım diye düşünüyorum. Leyla Lydia Tuğutlu fiziksel olmasa da karakter kısmına uygun geldi. Orijinal versiyonundaki oyuncu ile kıyasladığımda Kore daha ağır bassa da ben Leyla Lydia Tuğutlu'nun performansını beğendim. Yalnız duygu anlamında bana tam geçemedi. Yani bir yerlerde eksiklikler var gibi şimdilik. Belki karakterle tam bütünleşememiş olabilir ama zamanla oturacağını düşünüyorum. İnşallah ilerleyen bölümlerde ön yargımı kırabilirsem pek gözüme batmaz.

Serhat Teoman'ı hep cici çocuk olarak izlediğim için kaderin kötü yaptığı karakterini çok yadırgadım. Hatta ilk sahnesinde nasıl yani bu karakteri Serhat Teoman mı canlandıracak oldum. Sahneleri arttıkça ısındım ve sevdim. Gerçekten çok doğal ve iyi oynuyordu. Hatta keşke daha önce böyle bir karakterle karşımıza çıksaymış bile dedim. Eğer iyi değerlendirirse bu karakteri bana göre oyunculuğunun farklı taraflarını da izleyiciye keşfettirebilir. Serhat Teoman için bu karakter çok büyük fırsat olmuş. Bilmiyorum ama ben mimiklerini, beden dilini, delici bakışlarını çok sevdim. Serhat Teoman bu karakter ile bana tam olarak istediğim duyguyu verdi.

Tugay Mercan'ı bir seviyorum bir sevmiyorum. Her oynadığı karakterinde farklı bir his yaratıyor bende. Bu dizide de karakterini hiç sevmedim. Karakterini sevmediğim için de oyunculuğu itici geldi. Bu şekilde de ne kadar başarılı olduğunu gördüm. İyi ki böyle bir karakter yazılmış ve bunu da Tugay Mercan oynamış. Keza başka biri oynasaydı bu kadar başarılı olacağını düşünmüyorum.

Sinem Ünsal ve Suna Selen'in sahneleri çok çok az. Buna rağmen etkilerinin güzel olduğunu düşündüm. Biraz daha fazla sahneleri olsaydı dizi açısından iyi olurdu diye düşünüyorum.

Bu sezon diziler çok iyi başladı. Bir iki dizi dışında sevemedim kara gözlüm listesine dizi giremedi. İnşallah bundan sonraki dizileri de çok beğenirim. Çünkü her dizi de bir emek var, kamera arkasında bir sürü emekçi var ve kötü eleştirirken içten içe kötü oluyorum. Fakat böyle sevdiğim diziler çıkınca ve övünce daha mutlu oluyorum. Dizinin yönetmeni başka dizilerden tanıdığım Gökçen Usta. Bir önceki dizisini düşündüğümde hemen hemen aynı stilde bir çekim kullanmıştı. Geçişler, çekim rengi, çekim açıları ve mekanlar birbirine benziyordu. O dizisini sevdiğim için bu dizisini de sevdim. Dizide kullanılan müzikler hoşuma gitti. Dizinin afişine bayıldım. Bana göre her şey yerli yerindeydi, oyuncularda pot duran bir oyuncu yoktu, senaryo akıcı ve güzeldi, orijinaline hemen hemen sadık kalınmasına çok sevindim. Diziyi gönül rahatlığı ile sizlere tavsiye ederim. Diziyi internetten dahi olsa muhakkak izleyin.
Dizi, Oh My Geum Bi (My Fair Lady) Kore dizisinden uyarlamadır.

Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 4. sırada, tekrarı ise 12. sırada tamamladı.

KIZIM

10 Ekim 2018 Çarşamba

Bir Deli Rüzgar (Dizi)

Kesinlikle dizilerin başlayacağı zaman evden kıpırdamamam lazım benim yoksa gördüğünüz üzere dizileri tahlil etmem bayağı uzun zaman alıyor. Bu şekilde de olayın büyüsü kalmıyor, bende güzelliğini yitiriyor. Bu dizinin olduğu gün ben şehir dışında düğündeydim. Bu yüzden diziyi bayağı bir ertelemek zorunda kaldım. Sonunda dün oturdum ilk bölümünden son yayınlanan bölümüne kadar izledim. Diziyi yazmamı bekleyen izleyicilerim tarafından bayağı övülmesine rağmen yorumlardan etkilenmeden kendi görüşümü çıkardım. Aldığım notlara göre de şimdi dizi hakkında birazcık yazacağım.

Dizinin konu ve işleyişine göre ana karakterinin Hatice Aslan olduğunu gördüm. Geçmiş ve gelecek arasındaki bir bağ, bir kilit karaktere can veriyor. Geçmiş karakterin günümüz karakterini oynamasına rağmen çok iyi bir performans sergilemişti. Almila Ada'nın oynadığı karakterin devamını getirdiği halde izleyici olarak hiç bir yadırgama olmadı bende. Bilakis karakter ile bütünleştiği için beni oyunculuğu içine çekti. Bu yüzden Melike Candan karakterini çok sevdim. Hatice Aslan çok iyi oynadığı için Almila Ada'nın işi çok zorlaşmıştı.

Çünkü Almila Ada, çok toy bir oyuncu birde bir karakteri bir usta oyuncu ile paylaştığı için batırma olayı çok yüksekti. Fakat gördüm ki bir önceki dizisinden sonra oyunculuğu bir tık daha iyi olmuş ve karakterle bütünleşebilmişti. Bu şekilde daha inandırıcı bir oyunculuk sergilemişti. Ben Melike Candan karakterinin gençliğini güzel canlandırdığını düşünüyorum. Yanlış anlamadıysam söylediği şarkılarda başkasının sesini kullanmışlardı ve ona rağmen sahneye çıktığı sahnelerde çok iyi duruyordu. Yani, mimik ve beden dili o zamanların videolardan gördüğümüz assolistleri ile eş değerdeydi. Ayrıca dinamik bir performans sergilemesinden de hoşlandım.

İzlediğim tüm bölümleri düşünürsem Pınar Deniz performansı ile şimdiye kadar yayınlanan tüm bölümlerin kahramanıydı. ALLAH kıza ses vermiş, güzellik vermiş, oyunculuk yeteneği vermiş... Daha ne olsun? Karakterine, oyunculuğuna, sesine, mimiklerine, duruşuna ba-yıl-dım. Resmen oyunculuğuyla döktürmüştü. Gökçe karakteri başına buyruk hiç bir şeyi umursamayan hedefine odaklanmış bir karakter gibi görünse de ruhu acı dolu bir karakter. Bu yüzden kendimi karaktere çok yakın hissettim, çok sevdim. Pınar Deniz'de karakterin hakkını verince en sevdiğim karakter Gökçe oldu.

Keza Berk Cankat'a aşık oldum. Her dizisinde farklı bir karakter ve görünüş ile karşımıza çıkıyor. Bu da oyunculuk yelpazesinin geniş olduğunu gösterir. Bu dizisinde de haldır huldur yani kaba saba bir adamı canlandırıyor. Tip olarak da bu tanıma uygun bir tipi vardı. Fakat hiç tarzım olmamasına rağmen hoşuma gitti. Artık Berk'in oyunculuğundan mı kaynaklı oldu, yoksa karakter güzel yazılmış ondan mı kaynaklı oldu bilemiyorum ama gözlerimi alamadım. İşin güzeli Pınar ile de çok yakışmışlardı. Kimyaları uyduğu için çift olarak da çok sevdim.

Birde Erdem Kaynarca vardı. Resmen 2. adam sendromu yaşattı performansı ile. Karakteri çok hoş ama ''seni üzerler'' dediğimiz bir karakter. Naif, Gökçe'ye destek olan bir karakter gibi duruyor şimdilik. Pınar ile de yakışmışlardı, hatta ikisi olsa da güzel olur gibi geliyor.

Dizi 1978 yılından günümüze kadar olan süreci işliyor. Bu yüzden sanki iki ayrı diziyi birleştirmişler gibi bir his veriyor. Dizi de geçmiş ve gelecek olarak iki ayrı kadının benzer yaşamları anlatıldığı için geçmiş ve gelecek karakterleri birbirine eş değerdi. Jenerik kısmını hiç beğenmedim ama jenerik müziği ve dizide kullanılan şarkılara bayıldım. Bana göre dizi de müzik şöleni yaşanıyor. Dizinin çekim kalitesi, rengi ve açıları hoşuma gitti. Gelecekte seçilen mekanlar hoştu ama ben geçmişte kullanılan mekanlar, sokaklar ve kıyafetlere bayıldım. Retro ve vintage tarzdan hoşlandığım için daha çok ilgimi çekti. Yani, tam benim tarzımdı. Özellikle kullanılan kıyafetleri baştan aşağı inceledim. Anlayacağınız geçmişte geçen görüntüler benim için muazzamdı. Dizinin geçmiş ve gelecek olarak yayınlanan sahnelerin geçişleri de hoşuma gitti ve işleyişte kullanılan geçiş görüntülerini de sevdim. Dizinin kurgu kısmından çok hoşlandım. Farklı zamanlarda iki ayrı kadının aynı öyküyü yaşıyor olması çok iyi düşünülmüştü. Karakterlerden sadece geçmiş zamanlardaki Sevim Soylu'dan ve şimdiki zamanda ki Melis Rengin'den hiç hoşlanmadım. İkisi birbirine eş değer karakterler zaten birinden hoşlanmayınca muhakkak diğerinden de hoşlanmamam gerekiyordu. İki karakter harici de sevmediğim bir karakter olmadı. Dizi şu an için heyecanlı gidiyor. Eğer işleyiş bozmazsa zihinlere kazılacak değişik işleyişi olan dizilerden biri olacaktır. Ben diziyi beğendim, vaktiniz varsa sizde bir deneyin.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.

Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 1. sırada, tekrarı ise 14. sırada tamamladı.
BİR DELİ RÜZGAR

8 Ekim 2018 Pazartesi

Can Kırıkları (Dizi)

Konu ve fragmanları incelediğimde beklediğim diziler arasında yerini almıştı bu dizi. Merakla ne zaman yayınlanacak diye düşünürken sonunda tarihi oldu ve bir başlangıç yapıldı. Benim ilk izlenimim diziye karşı olumluydu. Hatta gizemli ve merak uyandırıcı bir dizi olduğunu düşündüm. İlk bölüme göre bazı yerleri amatörce geldi (çekim, işleyiş vs.) ama çok önemli kısımlar değildi. İlk bölümün günahı olmayacağı için çokta önemsemedim.

Hande Doğandemir'in oyunculuğunu çok seviyorum. Fakat bu diziye yakışmayacağını düşünüyordum. İzledikten sonra anladım ki ön yargı kötü bir şeymiş. Resmen her sahnesinde ağzım açık izledim. Öyle güzel bir performans sergiledi ki bir kez daha kendini izleyiciye ispat etti. Ve dizi de erkekler olmasa yani sadece Funda Eryiğit ile ikisi olsa yine diziyi izlettirirlerdi.

Funda Eryiğit, diziye çok yakışmış. Zaten iyi bir oyuncuydu ama bu dizi ile birlikte bir başka oyuncu oldu gözümde. Hande Doğandemir gibi Funda Eryiğit'in performansı da müthişti. Öyle gerçekçi duyguya girmişti ki beni çok etkiledi. Oynadığı karaktere ayrı üzüldüm, Funda'nın duygu geçişlerine ayrı üzüldüm. Kesinlikle şuan ki konumunu sonuna kadar hak eden bir oyuncu.

Seçkin Özdemir'in son projelerinde yüzü hiç gülmedi. Şanssız oyuncular listesinde adı olduğu için insan bir endişelenmiyor değil. Oyunculuğu güzel, yüzü güzel yetenekli bir oyuncunun dizilerinin aniden bitmesine çok üzülüyorum. İnşallah bu sefer yüzü güler de dizi uzun uzun ekranlarda kalır. Seçkin'in hayat verdiği karakterini sevdim. Leyla yani Hande ile de çok yakışmışlardı. Kimyalarının uyması sahnelerine ayrı bir tat katmıştı. İlk bölüme göre de güzel bir performansı vardı. Seçkin'imizin yolu açık olsun bakalım.

Alican Yücesoy benim gözümde usta bir oyuncu. Her karakterle öyle güzel bütünleşiyor ki insan bir önceki karakterini hızla unutuyor. Kötü karakterlerin yakıştığı nadir oyunculardan olması da büyük avantaj Alican için. Size de aynı etkiyi yaratıyor mu bilmiyorum ama beni oyunuyla içine çeken bir oyuncu. Bu dizi de nefret edeceğim ama gizemli olduğundan merak edeceğim karakterlerden birine hayat verecek gibi duruyor.
 
Özgür Çevik'i dizi de polis diye bekliyordum ben ama Zeynep'in eşi ve savcı olarak karşımıza çıktı. İlk bölüme göre biraz arka planda kalmıştı. Acaba sonrasında nasıl diziye bir etkisi olacak merak ediyorum. Çok fazla sahnesi olmamasına rağmen başarılı bir giriş yaptığını düşündüm.

Ecem Özkaya Üstündağ'ı bu dizi de beklemiyordum. Karakteri biraz sinmiş bir karakter gibi dursa da sonrasında kadın dayanışması olacağını düşürdürdü bana. Performansı her zamanki gibiydi. Sessiz, sakin, mimiksiz...

Hazar Motan'ı hemen bir dizi de görmekten mutluluk duydum. Ara vermeden hemen bir projeye katılması, iyi oyuncuların arasında olması kariyeri için artı bir puan olarak ona döneceğini düşünüyorum. Şimdilik güzel bir karakter gibi duruyor, performansı da yüksekti. İnşallah daha fazla sahnesi olur ve bol bol izleriz.

Dizi, Trabzon'da başladığı için benden artı puan aldı. Çünkü ben bir Batı Karadenizli olarak Trabzonu ve Trabzonluları çok seviyorum. Bu yıl ki jeneriklere göre bu dizinin jeneriği süper olmuş. Birde dizinin müziklerine bayıldım. Her sahnesine uygun özenle seçilmişti bu da müziklerin ön plana çıkmasını sağlamıştı. Dizi 10 yıl içinde olan bir hikayeden başlayıp günümüzde devam eden bir hikayeden bahsediyor. Bu durumu göz önünde bulundurursak kurgusu güzel duruyordu ve başarılı buldum. Yalnız dolmuş sahnesinde aklıma Özgecan Aslan'ı getirdiler, bu durumdan çok gerildim ve yüreğim yandı. Bir mesaj verilmek istenmiş iyi hoş ama Özgecan'ın ailesinin ya da yakınlarının izlediğini baz alırsak büyük bir travmaya sebep olunmuş olabilir. Bu da bana göre rahatsız ediciydi. Bunun haricinde hiç bir sorun yoktu dizi akıcı ve güzel bir başlangıç yaptı. İlk bölüm olmasına rağmen çoğu sahne çok yüksekti, bu şekilde yapıldığı içinde hiç sıkılmadım. Ben diziyi çok sevdim, kesinlikle izlenmesi gereken dizilerden biri olduğunu düşünüyorum. Eğer bu güne diziniz yoksa muhakkak bir şans verin.
 
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 12. sırada, tekrarı ise 54. sırada tamamladı.
CAN KIRIKLARI

7 Ekim 2018 Pazar

Bir Litre Gözyaşı (Dizi)


Bu dizinin başlayacağını gördüğüm ilk andan itibaren çok tedirgin ve endişeliydim. Çünkü ışıklar içinde uyusun Aya'nın hikayesinden o kadar çok etkilenmiş ve benimsemiştim ki hatırasına zarar vereceklerinden çok korkmuştum. Bu yüzden de şiddetle karşı çıkmıştım. İlk tanıtım ve fragmanlardan sonra endişem biraz daha artmıştı. Ta ki ilk bölüm yayınlanana kadar. Ufacık değişiklikler yapsalar da ilk bölümün güzel olduğunu düşündüm. Bu da biraz olsun içimin rahatlamasına sebep oldu. İnşallah final bölümüne kadar da güzel Aya'nın hatırasını korurlar.

İlk bölümün kahramanı bana göre Sanem Çelik'ti. Bana anne duygusunu o kadar iyi geçirdi ki bir yerden sonra kendimi tutamadım ve göz yaşlarım boşaldı. Ben orijinal versiyonunda Aya karakterine yani hasta olan kızı oynayan oyuncunun oyunculuğuna ağlamıştım. Fakat bunda direk olarak anne karakteri yani Sanem Çelik'in oyunculuğu beni çok etkiledi, hatta mahvetti. Annem orijinal versiyonunu izlerken çok ağlamıştı, Türk versiyonunda anneme baktığımda annemi de Sanem Çelik'in sahnelerinin etkilediğini gördüm. Bu yüzden bölümün kahramanı bana göre Sanem Çelik'ti. Çok başarılı ve muazzam bir performans sergilemişti.

Tolga Tekin ile Sanem Çelik'in uyumunu da çok beğendim. Figen ve Muzaffer çiftinin uyumu çok hoştu. Japon versiyonu ile kıyasladığımda bizim anne baba karakteri on numara beş yıldız olmuştu. Japonların aile yapısından kaynaklı sanırım her zaman aile ilişkilerinde bir mesafe oluyor ya da izleyiciye aile ilişkisi kavramını doğru veremiyorlar. Fakat biz de direk olarak ''gerçek'' eşlermiş gibi bir ilişki betimlenmiş. Bu da tabii ki karakterlere artı bir puan katmıştı. Tolga Tekin'in oyunculuğu çok güzeldi ama çok eminim bu karakter ile benimsenirse kesinlikle izleyicinin aklında iyi bir yer edinmiş olacak. Bu karakter Tolga Tekin için bir dönüm noktası bile olabilir.

Miray Daner'in karakterle bütünleşmiş olması içimi rahatlattı. Acaba nasıl bir oyunculuk sergileyecek soru işaretine performansıyla güzel bir cevap vermiş oldu. Böyle bir karakteri bu kadar doğal oynayabileceğini tahmin edememiştim. Çünkü ülkemizde ki ''melek kız'' karakteri klişe bir karakter olduğu için çok yapmacık duruyor ama Miray Daner doğal oynayarak bu tabuyu kırmış gibi oldu. İnşallah Japon dizisinde ki Aya karakteri kadar Cihan karakteri de Miray Daner'in performansı ile içimi yakar.

Helin Kandemir'in kız kardeş karakteri olarak daha fazla göz önünde olması ve birazda çirkef olmasını beklerdim. Yani Elif karakterine gıcık kapmamız lazımdı. Bu versiyonunda biraz geri planda kalmış gibi hissettim. Tabii ilk bölüm daha sonraki bölümlerde neler olacak bilmiyorum ama beklentim gıcık kapmaktan yana. Geri planda olduğu için oyuncunun performansını ya da yeteneğini tam inceleyemedim. Şimdilik iyi gibi duruyor en azından sahnelerde bir potluk yoktu.

Keza diğer kardeşler Görkem Mete Demir ve Revna Çolak'ta bu şekildeydi. İlk bölümde sanırım daha çok Cihan karakterine yer vermek istediklerinden kaynaklı oldu bu durum. İnşallah daha fazla kardeş karakterleri de görebiliriz.

Mert Yazıcıoğlu tam beklediğim gibi bir oyunculuk sergilemişti. Yine Japon versiyonu ile karşılaştırdığımda hemen hemen Japon oyuncu ile aynı performansı sergilemişti. Bakışlar mimikler duruş ses tonu neredeyse aynıydı. Acaba Japon versiyonunu izledi mi diye düşündüm. Bence karakterine en iyi çalışmış oyunculardan biri olmuş Mert Yazıcıoğlu. Size nasıl yazsam sanki tamamen karakter ile empati kurmuş ve o karakterin geçmişte ki yaşamını yaşamış gibi bir duyguya girmişti. Spoiler olmasın ama Mahir karakterinin de geçmişi pek parlak değil. Bunu bildiğim için izlerken bu düşünce ile izledim karakteri. Cihan ve Mahir ikilisinin de güzel olduğunu ve Mert ile Miray'ın yakıştığını düşünüyorum.

Mehmet Aykaç'ın performansı gayet iyiydi ama neden Ali karakteri var dizi de anlayamadım. Tamam böyle bir karakter vardı ama çok yüzeysel belki bir iki sahnelik olan bir karakterdi. Ne bileyim sevgili olayı filan oldu biraz şaşırdım ve rahatsız oldum. Keşke sadık kalırken bu olaya da sadık kalsalardı diye düşünüyorum. Ve inşallah Ali karakteri kalıcı bir karakter olmaz. Çünkü bu hastalığın yanı sıra Cihan ve Mahir'in dostluğu da ön plandaydı. Ali karakteri girince işin içine o büyü bozulur gibi düşündüm. Ayrıca ışıklar içinde uyusun Aya'nın hatırasına da hiç yakışmamıştı.
Mehmet Aykaç'a gelince ben oyuncuyu bir önceki dizisinden seviyordum. Karakter olarak olmasa da dizi de gördüğüme sevindim.

Dizi ilk bölüme göre beklentimin çok üstünde bir dizi olmuştu. Yönetmeni tanımıyorum ama çekim stilinden hoşlandım. Bu sezon tüm jenerikler aynı olmasına rağmen bu diziye konu itibarıyla çok yakışmıştı. Gerek oyuncuların uyumu, gerek işleyişi, gerek seçilen mekanlar birbirine uygundu. Bildiğim bir konu olmasına rağmen severek ve ilk defa izliyormuş hissini yaşadım. Bu da senaryonun doğru yazıldığını gösterir. Yani, senaryo kısmını da başarılı buldum. Yalnız keşke dizinin bitiminde hikayedeki gerçek kızı (Aya) ve günlüklerini gösterselerdi çok hoş olurdu. Doğruyu yazmak gerekirse böyle bir hamle beklemiştim yapımdan. Bence bu diziyi kaçırmayın. İzlediğiniz herhangi bir dizi varsa bırakın bu diziye başlayın, bir dizi izlemiyorsanız da hiç durmadan şans verin. Bu dizi izlenmeyi hak eden ve verilen emekle hak etmiş bir dizi olmuş. Şiddetle tavsiye ederim. Umarım sonuna kadar hikayeye sadık kalınır. 

''Dizi gerçek bir hikayeden uyarlamadır. 
Dizinin kitap adı: Bin Damla Gözyaşı: Bir Genç Kızın Yaşam Savaşı
Japon dizisinin adı: 1 Liter Of Tears''
 Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 10. sırada, tekrarı ise 22. sırada tamamladı.
 BİR LİTRE GÖZYAŞI

Ağlama Anne (Dizi)

Sosyal medyaya göre dizi çok sevilmiş bu yüzden başıma bir şey gelmeyecekse sevemedim karagözlüm listesine ekleyeyim bu diziyi. Yani maalesef oyuncuları iyi olsa da konu ve işleyişi beğenmedim. Kaçıncı aynı hikaye üzerinden yapılan dizi hatırlamıyorum. Zaten iki annesi olan diziler de pek tutulmuyor. Fakat inşallah bu dizi tutar ve yolu açık olur.

Dizinin konusu klişe olduğu için işleyişi de yavaş olduğu için beni çekmedi. Fakat yazdığım gibi beğenen insan sayısı hayli yüksekti. Hatta ilk bölüm reytinglerinin de pazar günü yayınlanan diziler arasında yüksek bir sıralamada olacağını düşünüyorum. Bunun sebebi ise güzel kurgulanmış olmasından kaynaklı olacağını düşünüyorum. Birde tabii oyuncuları da iyi oyuncu olunca izleyiciye daha ilgi çekici gelmiş olabilir diye düşündüm.

Birce Akalay oyunculuğunun yanı sıra müthiş bir kadın. Fakat bu saçlar neden hala kısa? Tamam kısa saç yakışıyor ama karakter uyumlu olmamış. En başta modern bir saç gibi durmuyor. Birde karakteri düşününce bu kadar kısa saçı yakıştıramadım. Evet bir anneyi oynayacak ama çok yaşlı durmuş. Hatta Cansel'in bile ablası gibi durmuş. İnşallah dizi devam ederse sonraki bölümlerde saçlarını uzatır. Oyunculuk konusunda zaten kendini kanıtlamış bir oyuncu üzerine çok şey yazmama gerek yok. Performansı harikaydı.

Keza Özlem Yılmaz'ında performansı çok iyiydi. Bir dizi de bu kadar iyi iki oyuncuyu buluşturmak delilik gibi bir şey olmuş. Birce ile Özlem'in sahnelerinde hangisinin performansına odaklanacağımı şaşırdım. Resmen görsel şölen yaşatıyordu ikisi de. Alev karakterini ne kadar çözebildiysem, Damla karakterini o kadar çözemedim. İyi bir karakter mi yoksa kötü bir karakter mi çok kapalı işlenmiş ilk bölümde. Şu an için fedakar sıfatı yüklenmiş bir karakter ve sanki sonradan bu karakter biraz kötü olacak gibi duruyor.

Cansel Elçin her projesinde acaba sesini kullanacak mı merakı hep oluyor. Çok uzun zaman kendi sesini kullanmadığından dolayı hep bir acaba oluyor ama yine kendi sesini kullanmayı seçmişti. Bu durum oyunculuğunu daha gerçekçi hale getiriyor ve görünen o ki artık kendi sesini kullanmaya devam edecek. Cansel'in karakter ön izlemesini okuduğumda işinin zor olduğunu düşündüm. Çünkü karakter çok kilit nokta olmuş. Karakterin hayatında 3 kadın var ve bunları dengede tutmak zorunda. Cansel umarım performansını hiç düşürmeden oynayabilir.

Sezin Akbaşoğulları'nı çok beğeniyorum. Çok nafi, çok güzel ve yetenekli bir oyuncu ama artık aynı karakteri oynamasından bıktım. Sürekli aynı karakteri tekrarladığı için sahnelerinden sıkılıyorum. Bu yüzden çok fazla yazmaya gerek duymuyorum. Sezin Akbaşoğulları'nı herhangi bir dizide izlediyseniz o dizide ki oyunculuğunun aynısı.

Selim Bayraktar favori oyuncuları listemde bu karakteri ile sonunda yerini aldı. Her karakteri bir giysi gibi o kadar güzel giyiyor ki bir önceki karakterini hemen unutturuyor. Bu dizide de performansı muazzamdı. Galiba Alev karakterinin en iyi destekçilerinden biri olacak.

Ekin Mert Daymaz ilk bölüme göre biraz geri planda kalmıştı. Kendini oyunculuk konusunda biraz daha geliştirmesi gerektiğini düşünüyorum. İnandırıcılık kısmı iyiye gidiyor ama hala oturmayan yerler var Ekin'de.

Aslıhan Malbora daha önceki projelerine göre biraz daha başarılı buldum. Daha yolun çok başında zamanla daha iyi olacaktır. Dizi seçimi konusunda oyuncu kısmını düşünürsek çok doğru seçim yapmış. Bence bir çok şey katacaktır oyuncuya. Zeynep karakteriyle tam bütünleşememiş olduğunu gördüm. İlk bölümün nazar boncuğu olsun bu durumda.

Yukarıda da yazdığım gibi dizinin hikayesini, konusunu ve işleyişini sevmedim. Çekim kalitesi ve mat çekim rengi çok hoşuma gitti. Birde jeneriğine ve jenerik şarkısına bayıldım. dizinin genel bütünlüğüne bakılınca sevilmeyecek bir dizi değil. Zaten genel olarak sevildi de. Beni çekmese bile sizlerin bir şans vermesi gerektiğini düşünüyorum. Vaktiniz varsa bir göz gezdirin belki seversiniz.
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 7. sırada, tekrarı ise 35. sırada tamamladı.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
AĞLAMA ANNE

5 Ekim 2018 Cuma

Bir Zamanlar Çukurova (Dizi)

Şimdiye kadar yayınlanan bölümlerini izlediğimde sezona çok güçlü bir dizinin başladığını düşündüm. Aslında bildiğimiz bir hikaye ama işleyişi ve kurgusu o kadar iyi yapılmış ki her bölümünü izlerken bu bir sinema filmi mi düşüncesi ile izledim.

Dizi de Vahide Perçin'e tekrar tekrar aşık oldum. Zaten sevdiğim oyunculardan biri kendisi. Fakat her karakteri üzerine bir giysi gibi giyebilmesi ve taşıyabilmesi muazzam bir yetenek. İzlerken beni büyüleyen tarafı aslında ruh hali. Mimiklerini, bakışlarını ve ses tonlamasını o kadar güzel kullanıyor ki bir önceki karakterini unutturuyor. Bu da role girdiğinde ki ruh halinden kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Direk empati kurarak oynuyormuş hissi veriyor bana. Burada biraz kötü bir karakter gibi görünse de karakterini çok beğendim. Güçlü, mücadeleci ve hedefine odaklı bir karakter olduğunu düşünüyorum.

Keza Murat Ünalmış içinde aynı şeyi düşünüyorum. Bana göre bir dizi de Murat Ünalmış varsa o dizinin kötü olma imkanı yoktur. Murat'ı gördüğüm an tamam bu diziyi kesin izliyorum ben diyebiliyorum. Daha önceki projelerinden görünen o ki seçici bir oyuncu ve hep doğru seçimler yapan bir oyuncu. Buna güvendiğim için de düşünmeden dizilerine rahatlıkla şans veriyorum. Genel olarak izleyiciye baktığımda herkes Yılmaz ve Züleyha'yı birbirine yakıştırmış ve istemiş. Fakat ben ilk bölümden bu yana Züleyha ile Demir karakterini yakıştırdım. Bence kimya açısından Murat ve Hilal daha uyumlu olmuş gibi geldi. Bu yüzden çift olarak Züleyha ile Demir'i destekliyorum. Demir karakterini daha çok sevdim.

Hilal Altınbilek'in oyunculuğunu seviyorum ama tanıdığım dizi de sinir olduğum için hala bu karakterine alışamadım. Sanırım bir adamın ikinci eşi olduğu karakteri unutturması uzun sürecek.
Züleyha karakteri de her dizide görebileceğimiz bir başrol kadın karakter. Üzerine katılmış çok bir şey yok karakterde. İşte bilirsiniz ya mağdur olmuş sevdiği ile ayrılmak zorunda kalmış temiz kalpli kadın karakter. Fakat işleyişin iyi olmasından kaynaklı karakter hiç sıkmıyor. Elbette Hilal Altınbilek'te güzel oynuyor ama merkez olarak işleyiş daha ön planda.

Uğur Güneş'i görünce benim adamım çıktı demekten kendimi alamıyorum. Bir önceki projesinde direk dış görünüş olarak çok beğenmiştim. Oyunculuğunun zaten bir albenisi olduğu için hemen sevmiştim. Karakter olarak Demir karakterinde görmek istesem de Yılmaz karakteri de çok yakışmıştı. Ben bu dizi de Murat mı Uğur mu başrol pek anlayamadım. Afiş ve jeneriğe baktığım zaman başrol erkek Uğur gibi ama işleyişe bakınca Murat gibi. Dizi de beni merak ettiren kısım bu hangisi birinci hangisi ikinci erkek ve acaba kız hangisiyle olacak çok merak ediyorum. Neyse Uğur'un performansı beklediğim gibiydi. Dizi de Züleyha ve Yılmaz'ın yaşadığı aşkta beni çok etkiledi. İki oyuncu da bana duyguyu doğru geçirdiler. Bu şekilde Uğur benden sonuna kadar tam not aldı.

Dizi de çiftlikte çalışan karakterlerin hiç birini sevmedim. Oyuncu olarak içlerinden takip ettiğim oyuncular olsa da karakter olarak hiç birini görmek istemiyorum. Yalnız çiftliğe bayıldım. Ne güzel bir mekan seçmişler değil mi? Böyle tüm alanı alıp evi çekiyorlar ya hayran kalıyor insan. Tam böyle 70'li yılları yansıtıyor o havaya sokuyor izleyiciyi. Bu yüzden dekor ve mekanlar bana hitap ediyordu. Dizinin ilk bölümde eski görüntüler ile başlamasından da çok hoşlandım. Değişik bir başlangıç olduğunu düşündüm ama jeneriğini pek sevmedim. Bu senenin modası aynı tür jenerik yapmak galiba başlayan dizilerin jenerikleri birbirine çok benziyor. İşleyiş ve konudan zaten bahsettim ama tekrar yazayım konu güçlü işleyiş muazzam beni diziye işleyişi meraklandırıp çekiyor. Bundan dolayı çok sürükleyici bir dizi olduğunu düşünüyorum. Fakat bu diziyi izlerken aklıma hep Hanımın Çiftliği dizisi geliyor. Züleyha'nın başına her gelen olayda aklıma Hanımın Çiftliği'nin gelmesinden kendimi alamıyorum. Sizi bilmem ama ben bu diziyi çok beğendim. Bu sezon izlemeye devam etmek istediğim diziler arasında yerini aldı bile. eğer daha başlamadıysanız çok şey kaybetmiş olabilirsiniz. Bence bir şans verin.
Dipnot: Dizi Days Of Heaven filmine benzetilmektedir.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.

Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 2. sırada, tekrarı ise 11. sırada tamamladı.
BİR ZAMANLAR ÇUKUROVA


3 Ekim 2018 Çarşamba

Gülperi (Dizi)

Ben geldim, nasılsınız? Beni sorarsanız ben şehir dışındaydım. Bu yüzden de dizileri başladığı gün değil şimdi yazmak zorunda kaldım. Bu diziyi internetten izlediğim için ve yayınlanan tüm bölümler hakkında yazmak istiyorum.

Dizinin ilk bölümü bana göre çok çarpıcıydı sonrasında gelen işleyişte merak uyandırıcıydı. Öyle ki diziyi izlerken hayattan ve haberlerden duyduğumuz şeylerin gözümüzün önüne serilmiş olması beni derinden etkiledi. Özellikle tecavüz sahneleri çok gerçekçiydi. Bu yüzden izlerken üzülerek izlediğim diziler listesine rahatlıkla eklendi. Oyuncuların hepsi birbirinden iyi performans çıkarmışlardı. Çoğundan nefret ettim bu da iyi bir oyunculuk sergilemelerinden kaynaklı oldu. En çok nefret ettiğim karakter şu an için Ejder karakteri.

Oyunculara sırayla baktığımda en beğendiğim Timuçin Esen'in performansı oldu. Bana göre müthiş bir oyuncu, bu dizi ile birlikte tamamen yükseldiğini hissettim. Tam olarak duygu konusunda bana istediğim duyguya aktarabildi. Karakterin acı geçmişinde ki duygu geçişini de doğru aktardığını düşündüm. Mimikleri ve ses tonlaması her sahneye göre yerindeydi. Ayrıca Nurgül Yeşilçay ile de çok yakışmışlardı.

Nurgül Yeşilçay hep iyi bir oyuncu ama bu dizi de uymayan bir şeylerin olduğunu hissettim. Sanki bu karakteri daha önce oynamış ve aynı şeyi izliyormuşum hissi var izlerken. Botokstan kaynaklı mı bilmiyorum (geçtiğimiz aylarda yaptırmış pişman olmuştu.) mimikleri kaybolmuş gibiydi. Yani demek istediğim donuk bir yüz ifadesi vardı. Fakat gerçekçilik konusunda sayılı oyunculardan biri hakkını yememek lazım. Şu an için karakterini sevdim mücadelesi hayranlık verici.

Genç oyuncuları tek bir paragrafta yazmak istiyorum. Hepsi birbirinden yetenekli oyuncular gibi geldi. Karakter açısından Ezgi Gör'ün karakterini sevdim ama Gülperi'inin çocuklarının karakterini hiç sevmedim. Özellikle Aleyna Özgeçen'in karakterine gıcık kaptım. Bedriye başına buyruk isyankar bir kız gibi değil de itici bir kız gibi hissettirdi. Diğerleri de çok iyiydi.

Tarık Pabuççuoğlu efsane ve usta bir oyuncu olduğunu tepeden tırnağa kadar gösteriyordu. Performansını ancak saygı ile izlemek düşüyor biz izleyicilere.

Son olarak Ece Sükan'ın geri dönmesine çok sevindim. En son 2008'de bir dizi de rol almasına rağmen performansı gayet yerindeydi. Bir iki bölüm daha ilerledikten sonra daha iyi olacağını düşünüyorum.

Dizi de ilk olarak Cem Karcı stili dikkatimi çekti. Bana göre yönetmenin kendine has dikkat çekici bir çekim stili var. Görüntü yönetmeni Özgür Polat'in iş birliği ile harika bir iş çıktığını düşünüyorum. Mesela, mekanlar çok sanatsaldı, çekim açıları görüntüye derinlik kattığı için oyunculara daha iyi konsantre olabildim gibi. İşleyişi bir kenara bırakırsak konu bakımından dizi bu tür zorluklar yaşayan insanlara ışık olacak türdendi. İşleyişle konu birleşince de sosyal mesaj veren bir dizi haline gelmişti. Hatta Kadir karakteri Gülperi'nin davasını aldığında Gülperi karakterinin sevincini gerçek gibi algılayıp bende mutlu oldum. Benim gibi diziyi doğru izleyen insanlara da güzel mesajlar verebileceğini düşünüyorum. Şive konusunda bir çok diziye göre daha esnek daha rahat yani kasmadan bir şive kullanılmıştı. Şive'nin kulağımı tırmalaması da benim için artı bir puandı. Genç oyuncuların ebeveyn karakterindeki oyunculara benzemesi de hoşuma gitti. Özellikle
Emir Özyakışır ve Nurgülyeşilçay birbirine çok benziyordu. Nurgül Yeşilçay'ın oğlunu bilmesem oğlu bu çocuk kesin derdim. Bunun yanında jenerik kısmı da çok güzel olmuştu. Genel olarak ben diziyi beğendim. Entrikalarla dolu bir aile dizisi izlemek istiyorsanız hiç kaçırmayın.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.

Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 2. sırada, tekrarı ise 16. sırada tamamladı.
GÜLPERİ
Tasarım:Sawako Kuronuma