This Blog is protected by DMCA.com

18 Mart 2019 Pazartesi

Elektrik Faturam 0 Lira Geliyor - Sonuç

Moralim çok bozuk.
Bu yüzden de pek fazla bloguma yazı yazmak istemiyorum.
Hatırlarsınız belki aralık ayında size elektrik faturamla ilgili bir yazı yazmıştım.

Hatırlamayan ve okumayanlar buraya:
Elektrik Faturam 0 Lira Geliyor



O gün ki endişelerim çok büyüktü. 
Çünkü faturamın yüksek ve ya yüksek faturalı geleceğini düşünüyordum. 
O zaman sayaç bozuk olduğu için götürülmüştü ve sonunda sayaç kontrolü bitmiş. 
Ben sorun çıkmadığı için sevinirken aylar sonra kapıya bir genç hanım geldi ve bir zarf bıraktı. 

15 Mart 2019 Cuma

Hercai (Dizi)

Doğruyu yazmak gerekirse ilk tanıtımları yayınlanmaya başladığında büyük bir ön yargım oluştu. Hatta yayınlanmaya başladığı ilk dakikalar olumsuz bir post yazmak için kafamda yazı bile tasarlamaya başlamıştım. Fakat dizi ilk 20 dakikasından sonra bende bir albeni oluşmasını sağladı. Konu ve işleyiş ilginç bir şekilde sardı ve tüm ön yargımı kırdı.

Akın Akınözü'nün oyunculuğunu hiç sevmiyorum. Fakat bu dizi de aşırı çekici ve karizmatik olmuş. Hala his konusunda izleyiciyi etkilemiyor ama içimden bir his bu dizi ile kendini geliştireceğini düşünüyorum. Çünkü diğer karakterlerine bakarak bu karakteri oynaması daha kolay. Yalnız yakın çekimlerde dikkat ettim de pudrayı fazla mı kaçırmışlar yoksa gözlerine kırmızı kalem mi çekmişler anlamadım. Biraz tipi garip duruyor ama nedenini çözemedim.

Ebru Şahin'i bir önce ki dizisi ve konuk oyuncu olduğu takip ettiğim dizide izleme şansı buldum. İki dizide de iyiydi ama başrol olmak için yeterli mi pek bilemedim. Gerçi fiziksel olarak doğu kadının güzelliğine uygun ama performans olarak ilk bölümde pek beni tatmin etmedi. Akın Akınözü ile yakışmışlardı.

İlay Erkök çok tatlı bir kız olduğu halde hep gıcık, nerede nefretlik karakter varsa orada oynatıyorlar. Ne zaman şöyle cici bir kız olarak izleyeceğiz merak ediyorum... Dizi de başrolün fettan fesat kuzenini oynuyor. Tabii ki hep aynı karakteri oynadığı için performansı yerindeydi.

Macit Sonkan'da İlay Erkök gibi genelde kötü adam karakterine can veriyor. Usta oyuncuyu bu dizide tonton bir dede karakterinde görmeyi isterdim.

Tansu Taşanlar'ın performansına bayıldım. Başrolde değil ama başrolden daha iyi iş çıkardığını düşünüyorum. Duruşu, mimikleri, duygu geçişleri muazzamdı. Bence ilerde kötü bir karakter olacak ama ben çok sevdim.

Gülçin Santırcıoğlu ve Oya Unustası'nın karakterini başta tam anlayamadım. Tam olarak kimler, Miran ile bağları ne çözemedim. Spoiler vermeyim ama sonlarına doğru şok edici farklı bir gerçek oluyor. Bağları gerçekten garip geldi. Nasıl işlenecek çok merak ediyorum.

Serhat Tutumluer, Serdar Özer, Gülçin Hatıhan ve Feride Çetin en sevdiğim oyunculardandır. Bu yüzden ikisini izlerken severek izledim. Umarım ikisinin de bol bol sahnesi olur. Serdar Özer ve Gülçin Hatıhan fettan bir rolde olduğu için eminim ki nefret edeceğizdir.

Dizinin başlangıcı bir rüya ile başladı, keşke rüyadan sonra evin başladığı kısımdan başlasaydı. Ben rüya kısmı ile başlamasını sevmedim. Jenerik kısmı ilk bölümde yoktu küçük bir açılış sahnesi oldu. O küçük açılış sahnesi bölümünü beğendim. Sanki bir kitabın kapağının açılışı hissi verdi. Dizinin konusu klişe bir konu olsa da işleyişi çekiciydi. Oyuncuların birbiri ile uyumu hoştu, göze batan bir oyuncu olduğunu düşünmüyorum. Zaten başka projelerden tanıdığımız oyuncular olduğu için az çok hepsinin nasıl bir oyuncu olduklarını biliyordum. Yönetmen Cem Karcı'yı severim ama uçurumda salıncak sahnesi çok toy yani nasıl desem acemice duruyordu. Keşke farklı olsun diye o sahneyi çekmeseydi. Bunun harici çekimini sevdim. Seveceğimi düşünmüyordum ama diziyi sevdim bence izlenebilir bir iş ortaya çıkmış. Entrika, aile türünde Doğu dizilerini seviyorsanız bir şans verebilirsiniz.
Dipnot:  Hercai'nin hazırlanan afişleri Hercai Youtube kanalından izleyicilerin beğenisine sunuldu. Hepsi birbirinden başarılı olan afişler arasında yapılan seçimler sonucunda en çok beğenilen afiş birinci seçildi.
Dipnot 2:  Sümeyye Koç'un  Hercai adlı romanından  uyarlanmıştır. 
 Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
HERCAİ

9 Mart 2019 Cumartesi

Bir Aile Hikayesi (Dizi)

Dizinin yayınlanma süresi o kadar çok uzadı ki bu uzama da ismi bile değişti. Bu yüzden de yayınlanması beklediğim bir dizi değildi ama her zaman ki gibi bir şans vermek istedim.Diziyi izlemeye başlamam tamamen nötr bir şekilde başladı ve nötr bir şekilde bitti. Diziyi ne sevdim, ne sevmedim. Sanki ilerleyen bölümlerde aile sıcaklığı olan bir dizi izleyecekmişiz hissi yarattı bende.

Songül Öden ve Celil Nalçakan bana göre aynı düzeyde iki oyuncu. Celil Nalçakan'ı çok seviyorum. Songül Öden ile yakışacaklarını hiç düşünmemiştim. Fakat ikisi kusursuz bir ikili olmuşlar. Dizi de geçmiş bölümlerde ki anne ve baba karakterlerine can veriyorlar. Bence performansları çok iyiydi ve karakterler için ikisinden başka birileri düşünülemezdi.

Olgun Toker resmen oyun şov yaptı bölüm boyunca. İlk bölümün kahramanı bana göre
Olgun Toker'di. Karakter ile o kadar bütünleşmiş o kadar gerçekçi bir rol yaptı ki her sahnesinde beni benden aldı. Çok fazla yazacak bir şey yok dört dörtlük bir iş çıkarmış ve muhteşemdi.

Birkan Sokullu'nun saçlarından ve sakallarından çok sıkıldım. Eskiden düzenli tertipli bir adamdı. Son yılların modasına uyup perma yaptırdı ve uzattı, ondan sonra uzun saçtan vazgeçemedi. Tamam perması çok yakışıyor ama eski kısa ve düz haline dönmesini çok isterdim. Artık bu diziyle birlikte 4. projesi... Düşünüyorum da şimdi her karakterinde bu saçı mı kullanacak çok merak ediyorum. Karakteri şimdilik iyi gibi duruyor, oyunculuğu da aynı düzeyde.

Elçin Afacan, Olgun Toker'in performansından sonra beğendiğim en iyi performanslardan biri oldu. Bir şişmanı gerçekten çok iyi oynuyordu. Hatta onun sahnelerinde biraz sosyal medyada gezdim ve sen şişimanların onurusun, gururusun yazılarına rastladım. Oyuncuyu tanımıyorum ama izlediğim iki dizide rol almış, demek ki dikkat etmemişim diye düşünüyorum. Bana göre iyi bir oyuncu olacağını düşünüyorum.

İrem Sak'ı ilk defa ciddi bir projede görüyorum ve çok şaşırdım. Aslında oyunculuğu çok ortalamaymış bu dizi ile öğrenmiş oldum. Ben daha iyi olduğunu düşünüyordum. Olgun Toker'in karşısında çok toy kalmış ama ikisi fiziksel olarak yakışmışlardı. İnşallah karakteri oturunca Olgun Toker'in karşısında çok pot kalmaz.

Alper Saldıran'a bayılıyorum. Daha önce ki yazdığım projelerinde de bunu yazmıştım zaten. O kadar tatlı, o kadar sempatik bir oyuncu ki mimikleri, duruşu, tavrı çok hoşuma gidiyor. Her işinde bana farklı bir kişiymiş hissi uyandırıyor. Dizi de naif ve düşünceli bir karaktere hayat veriyor. Bu yüzden karakterini de çok sevdim. En azından duyarlı ve dış görünüşe bakmayan bir karakter.

Ali Seçkiner Alıcı tam bir usta oyuncu. Karakterde o kadar mazlum, dışarı da gördüğümüz karakterlere benzeyen havası vardı ki gerçekten sokakta ki mazlum insanı alıp dizide oyna sen demişler gibiydi. Olgun Toker ile olan sahneleri de beni çok üzdü. İki oyuncu da çok iyi oynadığı için direk olarak duygu bana geçti. Bence iyi baba- oğul ilişkisi izletecekler bize.

Dizi jeneriksiz başladığı için nasıl bir jeneriği olacak, jenerik yapacaklar mı merak ediyorum. Dizi de bir kaç işleyiş bana saçma geldi. İlk olarak Songül Öden'in hamile karnı çok saçmaydı. Yine Songül Öden'in hamile iken dansöz kıyafeti ile dans etmesi de saçma geldi. Birkan Sokullu'nun gofret reklamında üstü çıplak kalması gönderme gibi gözükse de saçmaydı. Dizi 1984 ve 2019 olarak işlenmişti. Yani biraz geçmişten biraz gelecekten gösteriyordu. Birbiri ile bağlantılı bu işleyiş hoşuma gitti. Fakat ilk 60 dakikasını dizinin anlayamadım. O kadar karışık bir işleyiş yapılmış ki ki kim kimle bağlantılı, geçmişte ki insanlar kim anlayamadım. Birde hikaye çok kopuk geldi, işleyişte de sürekli bir konudan konuya atlanınca diziyi anlamam zor oldu. Bu yüzden başka izleyicilere sormak zorunda kaldım. Bir başka problem de bana göre müziklerin çok uzun tutulması ve sık konulmasıydı. İlk bölüme göre orijinali nasıl bilmiyorum ama çok fazla müzik olduğunu düşündüm bu da rahatsız edici geldi. Şahsen ben konuya müzikler yüzünden pek adapte olamadım. Bunlar haricinde dizi genel olarak güzel gitti. Bence aile izle izlenilebilecek türde bir dizi olmuş. Tutar mı, işleyişi nasıl gider bilmiyorum ama yolu açık olsun. Denk gelirseniz ve ya vaktiniz varsa bir şans verebilirsiniz.



Uyarlama orijinal adı: This Is Us
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 8. sırada, tekrarı ise 20. sırada tamamladı.
BİR AİLE HİKAYESİ

5 Mart 2019 Salı

Yüzleşme (Dizi)

Bu dizinin oyuncu kadrosu açıklanır açıklanmaz deli gibi beklemeye başlamıştım. En sevdiğim oyuncuların yanı sıra usta oyuncularında olması beni heyecanlandırmıştı. Neredeyse gün aşırı Kanal D'nin resmi sitesine girip gününün açıklanıp açıklanmadığına bakıyordum. Sezonun 2. yarısında heyecanla beklediğim tek dizi bu dizi oldu. Fragmanlar geldikçe daha da sabırsızlandım. Umarım bu kadar beklediğime değer.

Uğur Yücel, Şerif Sezer, Mesut Akusta, Durul Bazan, Zeynep Eronat, Yeşim Ceren Bozoğlu, Macit Koper, Müfit Kayacan ve Yeşim Gül usta oyuncular olduğu için onların oyunculuğu hakkında bir şey yazmak bana düşmez. Bu yüzden onları es geçiyorum, hepsi birbirinden harikalardı. Bu kadar usta oyuncuyu aynı dizide buluşturdukları için önce yapımcıya sonra ekibe teşekkür ederim. Gözlerim şenlendi. Bu arada yazmadan edemeyeceğim ''Şerif Sezer sana aşığım!''.
Hande Doğandemir her dizisinde biraz daha güzelleşiyor. Acaba kilo mu veriyor yüzü ve fiziği için müdahaleler mi yapıyor anlamadım. Belki de yaşını aldıkça yüzü oturuyordur ama gitgide çok güzel bir kadın oluyor. Deyim yerindeyse ''su gibi kadın'' deyimine uyuyor. Hikayeler ve karakterler farklı olsa da bir önceki dizisi gibi intikam içeren bir karaktere can vermesi çok iyi olmuş. Çünkü bir önceki dizisini çok beğenmiştim ama bir kaç bölüm sürdüğü için karakter yarım kalmıştı. Sanki o dizide ki karakterin devamı gibi olması izleyiciyi tatmin edecek diye düşünüyorum. Karakterin güçlü bir kadın olması beni çok cezbetti. Bundan dolayı ben karakteri ve Hande'nin performansını çok sevdim.

Engin Öztürk ile Hande'nin nasıl çift olacağını tam olarak kestiremiyorum. İlk defa çift olarak başrollerin uyup uymadığını bilemedim. Fiziksel olarak ikisi de çok tatlılar ama kimya olarak ilk bölümden çok belirsiz olduklarını düşündüm. İlerleyen bölümlerde bunlar olmuş diyebilecek miyim çok merak ediyorum. Engin Öztürk'ün kendine has bir oyunculuğu var, bu da bende albeni etkisi yaratıyor. Fakat karakter için biraz arka planda, donuk kaldığını hissettim.

Yiğit Kirazcı gerçek hayatında nasıldır bilmiyorum ama çok çatlak bir adam olduğunu düşünüyorum. Bu da iyi ya da kötü her oynadığı karakterde kendini belli ediyor. Bu karakterinde de anladığım kadarıyla yaralı ve bu yüzden kötü olmuş biri ama yine de içten içe çatlak yönü varmış gibi. Diziyi izleyenler fark etmiştir bir cenaze sahnesi vardı ve bu sahnede hal ve hareketleri, replikleri bana o çatlak yönünü hissettirdi. Yeni nesil erkek oyuncular içerisinde dizide performansını en çok beğendiğim erkek erkek oyuncu Yiğit Kirazcı oldu.

Gülsim Ali ilk bölümde çok görülmedi. Nasıl bir karakter olacak nasıl bir performans sergileyecek merak ediyorum. Diğer dizilerinde performansı iyiydi bu dizide de iyi olacağını düşünüyorum.


Ömer Faruk Sorak, Burak Arlıel ismini görünce jenerikte kesin iyi bir çekim izleyeceğiz dedim. İkisini de çok beğenirim. Alanya o kadar güzelmiş ki dış çekimlere bayıldım. Gecesi ayrı güzel gündüzü ayrı güzelmiş. Bir de çekim rengi güzel olunca izlemelere doyamadım, keşke biraz daha fazla gösterselerdi. Dizi ilk bölüme göre çok yavaş ve karışık işlendi. Bu da bazı izleyicileri sıkmış olabilir. Son başlayan dizilerin jeneriklerini o kadar beğenmedim ki sanırım biri beni duydu ve jenerik kısımları güzel olmaya başladı. Yani jenerik kısmına bayıldım ve tabii jenerik müziği ve genel müziklerini de. Beni etkileyen bir iki sahne oldu, bu sahnelerden biri baba - kızın karşılaştığı sahne (Hande Doğandemir - Uğur Yücel), diğeri ise; Levent ve Ömer'in gerçekleri konuştukları sahneydi. Levent ve Ömer'in gerçekleri konuştukları sahnede duygu geçişlerini oyuncular o kadar iyi ayarlamışlar ki fazla gerçekçi olmuştu. Baba - kız sahnesi ise babasını kaybetmiş beni yürekten duygulandırdı ve gözyaşlarıma hakim olamadım. Uğur Yücel ve Hande o kadar uyumlu olmuşlardı ki kalbime ok gibi saplandı beden dilleri. Ben diziyi çok beğendim ve salı, cumartesi, pazar dizi sorunuma çözüm oldu şimdi cumartesi gününe dizi sorunum kalmış oldu. Umarım cumartesi gününe de bir dizi gelir. Ben diziyi ilerleyen bölümlerde bozmazsa severek izleyeceğimi düşünüyorum. Vaktiniz varsa sizde bir şans verin.
 Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 17. sırada, tekrarı ise 45. sırada tamamladı.
YÜZLEŞME

3 Mart 2019 Pazar

Nöbet (Dizi)

Son zamanlarda yapılan bir asker dizisi yüzünden ''asker dizileri''ne karşı büyük bir ön yargım oluştu. Her ne kadar bu günde başka bir kanalda yayınlanan asker dizisini sevsem ve taktir etsem de ön yargımı bir türlü atamadım. Bu yüzden izlemek ve yazmak konusunda tereddütlerim var. Yine de ''Polat Alemdar'' hatırına şans vermek istedim ve pişman olmadım. Çünkü Kurtlar Vadisi dizisini düşününce ne kadar son sezonunda sıkılsam da güzel mesajlar verilmişti. Bu yüzden bu dizide de yer yer anlamlı mesajların olacağını ve gündemi takip edeceğini düşündüm. Sanıyorum ki dizi de aşk ikinci planda olup asker ve vatan kavramları ön planda olacaktır.

Yurdaer Okur'u çok beğeniyorum. Benim için gerçekten büyük bir değer ve usta. ''Adam'' hangi karakter olursa olsun onu oynamıyor yaşıyor. bir önceki karakterinde de aşık olmuştum bu karakterinde de. Karakter ismi Barış ve barış gittiği yere barış götürmeye niyetli bir asker. Ana karakterin genç yakışıklı bir oyuncu yerine usta bir oyuncunun olması ve bunu Yurdaer Okur'un oynaması diziyi rakiplerine göre bir adım öne atmış. Bana göre çıta Yurdaer Okur ile yükseldi. İlk bölümün kahramanı kesinlikle Barış'tı ve izlerken hayranlık duyarak izledim.

Saygın Soysal'ın da hakkını yememek lazım. Duruşu ve mimikleri her zaman bir asker ciddiyetinde bir oyuncumuzdu. Bu dizi içinde seçilmesi bana göre çok akıllıca olmuş. ''Cuk diye oturmuş.'' deyiminin karşılığını bulmuş olabilir bu karakteriyle. İlk bölüme göre çok fazla etkili bir sahnesi yoktu ama bence ilerleyen bölümlerde bizi heyecanlandıracak bir karakteri var.

İpek Karapınar'da ilk bölüme göre çok az sahnesi olan oyuncuydu. İlk bölüm olduğu için ana karakter üzerinde işlenen bölümde gördüğüm kadarıyla diziye uyumlu bir oyuncu olacak gibi.

Deniz Bolışık'ın bu karakterine bayıldım. Öncelikle Yurdaer Okur ile çok güzel çift olduklarını düşündüm. Sahnelerindeki uyumunun yanı sıra fiziksel olarak da çok tatlı duruyorlardı. Sanırım ilk defa Yurdaer Okur'un karşısına yaşına daha uygun bir oyuncu çıkarmışlardı. İlk sahnelerinde gözyaşının aktığı bir sahne vardı. O sahnedeki oyunculuğu beni o kadar çok etkiledi ki onunla birlikte bende gözyaşı dökerek amin dedim. Senarist en kısa sürede umarım Elmalı'ya gönderir Ayşe karakterini.

Kürşat Alnıaçık kolay kolay iyi bir karakteri oynamazdı. Fakat ilk bölümden algıladığıma göre dost / iyi bir ağa karakteri olacak gibi duruyor. İnşallah bu algımda yanılmam ve bu şekilde devam eder.

İbrahim Kendirci ilk bölüme göre fazla sempatik geldi. Böyle aşık bir doktoru oynaması diziye renk katmıştı. Karakterinin eğlenceli olacağını düşünüyorum. Dram olarak ilerleyen dizide izleyici için bir nefes karakteri olabilir. İlk bölüm performansını sevdiğim oyunculardan oldu.

Murat Kılıç tüm türlere yakışan nadir oyunculardan. Komedi dizisine koy, dram dizisine koy, entrika dizisine koy hiç pot durmuyor. Bana göre bu diziye de yakışan bir oyuncu olmuştu. Bölümde bir masayı toparlıyor. O sahnesinde ki duygu hali çok hoşuma gitti, performansı taktir edilesiydi.

Dizide hiç bir oyuncu pot durmamış bilakis kadroda ki oyuncuları tek tek ele alınca güçlü bir kadro oluşturulduğu belli oluyordu. Fakat noname isimlerinde olduğunu düşündüm. (Oynadıkları projeler varsa da bilmiyorum.) Kısa sahneleri olsa da onlarında iyi olduğunu düşündüm. Bu da bende özenle seçilmiş bir kadro algısı yarattı.

Jenerik kısmı son zamanlarda yapılan jeneriklere göre çok farklıydı. Hollywood tarzı diyebileceğimiz ama Kurtlar Vadisi jeneriklerini andıran bir jenerik yapılmıştı. Müzikleri Gökhan Kırdar yapıyor. Haliyle jenerik müziği de çok heyecan vericiydi. Bu yüzden ben jenerik kısmına bayıldım. Dizinin ilk sahnesi çatışma ile başlıyor, asker dizilerine baktığım zaman hepsi bu şekilde bir başlangıç yapmışlardı. Bana göre klişe ama çekim tarzı ile muazzam bir başlangıçtı. Genel olarak ilk bölümün işleyişi günlük konuşmalar ve yavaş işleyiş ile ilerledi ama yer yer de yükseldi. bir bütün olarak baktığımda ilk bölüme göre doğru yazılmış gibi geldi ve hoşuma gitti. Yönetmen Gökhan Erkut'un Nöbet ile birlikte son üç projesinde çekim tarzını çok yakından takip ediyorum. Kendine has bir stili var ve istikrarlı bir şekilde devam ediyor. Görüntü yönetmeni, ışık şefinin de hakkını yememek lazım. Özellikle gece çekimleri dolu doluydu ve genel olarak çekim açıları çok güzeldi. Asker dizilerinde ilk bölümde şehit sahnesi olmazsa olmaz gibi bir şey oldu. Dizi dahi olsa ciğerim yanıyor haliyle ilk bölümde en çok etkilendiğim sahne şehit sahnesiydi. ''ALLAH tüm askerlerimizi korusun, tüm şehitlerimizin ruhu şad olsun.'' Dizi bana göre iyiydi, bu sezon pazar gününe gelen dizilerden hangisine iyi desem 3. bölümden sonra izlemeyi bırakmama sebep oldu. Bu dizi inşallah bu şekilde devam eder ve ben izlemeye devam ederim. Şimdi pazar gününe bir dizim oldu çok sevinçliyim, eğer vaktiniz varsa sizlerde bu diziye bir şans verin.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 6. sırada, tekrarı ise 27. sırada tamamladı.
NÖBET

28 Şubat 2019 Perşembe

TLC TV'de İzlediğim Programlar

TLC kanalını bir kere izlemeye başlarsanız kopamazsınız, kanal öyle bir kanal. Resmen bende bağımlılık yaptı kanal. Genel olarak gündüz televizyon açıksa TLC kanalı açık oluyor evde. Hemen hemen de bir çok programını ilgi ile izliyorum. Bazen geceleri, bazen akşamları açık oluyor kanal. Kanalın beni bu kadar çekmesine bir türlü anlam veremesem de izlemek zevk veriyor.

Kanalda programlar sezon sezon gidiyor ve doğru yapılmış Türkçe dublaj ile yayın yapıyor. Programın yayınlandığı ülkede sezonlar tadında bittiği için haliyle sürekli programlar değişiyor. Bu da kanalı daha renkli ve izleyiciyi sıkmayacak hale getiriyor.

TLC kanalı Discovery Channel kanalının ek bir kanalı. Ayrıca Türkiye'de DMAX adında yan bir kanalı daha var. DMAX kanalı da TLC gibi aynı sistemde bir kanal ama program anlayışı biraz daha farklı. Ara ara o kanala baksam da TLC kadar ilgimi çekmiyor.

Şu sıralar en çok izlediğim ve severek takip ettiğim 6 TLC  programını sizlerle paylaşmak istiyorum. 

1. Kupon Çılgınlığı
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.

Selva Buğday Ruşeymi Tadım

Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Selva markası E vitamini, lif ve protein kaynaklı bir besin deposu takviyesi çıkarmış. Bunu yetişkinlerin yanı sıra çocuklarda kullanabiliyormuş. Bir kutunun içerisinde tek kullanımlık paketler halinde üretmişler. İçerisinde 8 gramlık 30 adet buğday ruşeymi bulunuyordu. Benimde bu ürünü tatma şansım oldu. Özellikle diyet yapıp çok fazla acıkanlar için çok ideal bir ürün olduğunu düşündüm. Ürün paketinin üzerinde ilk dikkatimi çeken Gimdes onaylı helal damgasının bulunmasıydı.

27 Şubat 2019 Çarşamba

TRT2 Kanalı Tekrar Yayın Hayatına Başladı

 Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
TRT2 denilince aklıma rahmetlik olmuş bir akrabam aklıma geliyor. Ben küçücüktüm evlerine giderdim TRT2 açık olurdu ben büyüdüm rahmetlik olmadan önce son gördüğümde yine TRT2 açıktı. Her gittiğimde türk sanat müziği çalan ve orada kaldığım saat aralığında Türk sanat müziği eşliğinde sohbet ederdik. O yüzden kanalın tekrar dönmesi o rahmetlik olan insanları tekrar hatırlayıp dua okumama sebep oldu. Ben 30 yaşındayım benim jenerasyonum ve benden sonra ki jenerasyon için belki anlam ifade etmiyor ama eski topraklar için çok büyük anlamı olan bir kanal olduğunu düşünürdüm.

Five / 2017 (Japonya)

-spoiler içermez-
Yarı yıl tatilinin gelmesi ile hemen bir iki tane dizi izlemek istedim. Bunlardan biri de bu dizi oldu. Bana göre çerezlik mini bir diziydi. Hem bölüm sayısı hemde bölüm süresi o kadar kısaydı ki otursam bir şey yapmadan izlesem yarım günde tüm bölümlerini kolaylıkla bitirirdim. Dizinin bu tarafını o yüzden çok sevdim. Zamanı, vakti olmayan bir insanın aradığı türde bir dizi olduğunu düşünüyorum.

Japon oyuncuların oyunculukları dram türü haricinde hep aynı düzeyde geliyor. Bu dizide ki oyuncularda bana göre aynı düzeyde oyunculardı. Yani öne çıkan, oyunculuğu bir tık daha iyi diyebileceğim bir oyuncu yoktu. Hepsi aynı düzeyde bir performans sergilemişlerdi. Dizinin konusu ve işleyişi çok eğlenceliydi. Replikleri okurken aşırı eğlendim ve zaman zaman gülmeme sebep oldu. Genel anlamda baktığımda tam böyle kafa dağıtmalık bir dizi ortaya çıkarmışlardı. Ben izlerken bir an bile sıkılmadım. Gerçi o kadar kısaydı ki bölümler sıkılmaya vakit bile kalmadı.

Bu dizinin 2. sezonu olacak mı çok merak ediyorum. Final kısmı çok açık ve havada kalmış gibi geldi. Zaten 1. sezon finali olarak da geçiyordu. Eğer 2. sezonu yapılırsa Türkçeye çevrilmesini dört gözle bekleyebilirim ve severek yine izlerim. Anime tadında bu dizinin başrol çiftini birbirlerine çok yakıştırdım. Her ne kadar arkadaşlık üzerine bir işleyiş olsa da başrol çiftimiz romantik duyguları da izleyiciye geçirmişti. Asakawa Nana ve Sato Ryuji'nin fiziksel olarak da birbirlerine uyduğunu düşündüm. Ben diziyi çok beğendim ve size de tavsiye etmek istiyorum vaktiniz varsa bu mini minicik Japonya dizisini izlemeyi ihmal etmeyin.
Dizinin izleme linkini bulamayanlar için; 
 Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
FİVE (ファイブ, BEŞ)

26 Şubat 2019 Salı

Tarihi Adıyaman Kahvecisi Sütlü Menengiç Tadım

Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.

Nedendir bilmem şubat ayı benim için çok zor geçer. Hep bir yorgun, hep bir bitkin hep bir psikolojik çöküş olarak geçer. Hiç bir şey yapmak istemem, böyle hep bir uyku halinde geçiririm. Bir de geçen ki postumda yazmıştım ağır bir grip geçirdim onunda kasveti ile hiç yazı yazasım gelmedi. Bu yüzden kusura bakmayın. Bu yazımda size geçen yıl şehir tanıtım günlerinde keşfettiğim bir markanın kahvesini anlatacağım. Geçen yıl bir defa almıştım ve yazmadığıma pişman olmuştum. Tekrar bulunca bitmesine yakın fotoğrafladım ve biter bitmez de yazmak istedim. Kahveyi ikinci bir defa bulduğum için çok mutlu oldum. Bu marka Ankara'da bir çok markette yerini almış durumda, sizin şehrinizde var mıdır bilmiyorum.


13 Şubat 2019 Çarşamba

Kuzgun (Dizi)

Bu diziyi resmen diziye hasret kalmış, aç bir izleyici gibi bekledim. Çünkü eylül ayından bu yana çarşamba günü bomboş geçiyordu. Sürekli kendini üç bölümde bir işleyişini tekrar eden bir diziyi izliyordum ama artık zoraki ve çekilmez duruma gelmişti. Dizi tam zamanında, kurtarıcı gibi geldi.

Dizinin nasıl olacağı konusunda kafa yorarken farklı bir renkte dizi karşıma çıktı. Bu duruma sevindim. İzlediğim dizi tarzı bir dizi ekrana gelseydi benim için şansını kaybederdi. Gerçi Ay Yapım işin içinde olunca çıtayı yüksek tutmak gerektiğini düşünüyorum.

Barış Arduç'u zengin bir adam karakterini oynamadığı için tebrik etmek istiyorum. Onun rakibi olan erkek oyunculardan zengin adam karakterinde kalanlar oldu, onların içinden sıyrılması iyi oldu. Kendi kulvarında olan erkek oyuncular gibi aynı karakteri tekrar etmediği için benden artı bir puan kazandı. İnşallah bir Kıvanç, bir Kenan kadar iyi bir performans çıkarır ve bu dizi ile onların seviyesine yükselir. Barış'tan bu kadar iyi performans beklemiyordum bundan dolayı çok şaşırdım. Özellikle aksiyon sahnelerinde çok kıvrak hareketler kullanarak sahnenin heyecanını ikiye katlamıştı. Dövüş sporlarıyla ilgilenmesinin de katkısı vardır ama bence Kuzgun karakteri ile bütünleşmişti. Yani oynarken Barış olarak değil de Kuzgun olarak oynadığı hissini bana geçirdi. Bir de diğer dizisine göre oyunculuğunu bir tık daha geliştirdiğini düşündüm.

Burcu Biricik'in bir önceki kısa süren dizisine kadar oyunculuğunu hiç beğenmiyordum. Fakat bir önceki kısa süren projesinde fikrimi değiştirmişti. O dizi de farklı ve güzeldi ama ömrü kısa sürdü. İnşallah bu dizi uzun soluklu olur da hala beğenmediğim taraflarını da beğenirim. Ben Kuzgun ve Dila çiftini sevmedim. Bireysel olarak karakteri çok güzeldi çokta güzel performansı vardı ama Barış ile yan yana olduğu sahneler bana geçmedi. Belki ilk bölüm den sonra oturur ama sevemedim ikisini. Yalnız gerçekten performansı çok güzeldi. Duygu geçişlerini çok iyi ayarlamıştı, özellikle ses tonu içime işledi.

Settar Tanrıöğen bölümün son kısımlarında çıksa da sanki başından beri sahnesi varmış hissi yarattı bana. O kadar özel ve usta bir sanatçı ki havası yetti. İyi ki bu diziyi kabul etmiş ve iyi ki tekrar izleme şansı bulmuşuz.

Hatice Aslan'a bayılıyorum. Şansından mı bilmem son projelerinde hep ağlarken izliyorum. O kadar güzel ağlıyor ki benim de ağlayasım geliyor. Böyle içten içten, gerçekçi, esas bir oyun şekli var. Ondan sadece ağlasa yine izlerim. Bence Barış ile güzel ana- oğul olacaklar. Ben performansını da Barış ile fiziksel uyumunu da çok sevdim.

Levent Ülgen'i çok seviyorum ama kötü karakterde görmeyi hiç sevmiyorum. Neden hep gözü dışarıda, dolandırıcı ya da kötü bir karakteri oynuyor anlamıyorum. Bir gün iyi bir karakteri oynayacak mı çok merak ediyorum. Barış ile tekrar aynı dizide olmalarına çok sevindim. Karşı karşıya güzel kapışacaklarını düşünüyorum. Levent Ülgen bu karakterleri oynadığı için şimdiden nefret edeceğimi düşünüyorum.

Dizi jeneriksiz başladı bir jeneriği olacak mı merak ediyorum. Müzikleri her zaman ki gibi Toygar Işıklı'dan çıktığı için bayıldım. Bence Türkiye'nin en iyi dizi müziği yapan müzisyenlerinden biri. Yaptığı her müziğin bir duygusu bir hikayesi var... Bence değerini bilmemiz gereken çok önemli bir müzisyen. Dizinin çekim rengi ve açılarını çok beğendim. İsmine dikkat etmedim ama ışık şefi kimse açılarda çok iyi ışık kullanmıştı. Normalde dikkatimi çekmez ama karanlık sahnelere bayıldım. Dizinin senaryosu ve kurgusu da çok güzeldi. Bence Ay Yapım'ın bölüm sonunda ters köşe yapan dizilerinden olacak bu dizi. Ben bu diziye bayıldım, artık bu diziyi izlemeyi düşünüyorum. Bence çok iyi bir iş ortaya çıkmış. Vaktiniz bile yoksa internet üzerinden diziyi izlemenizi tavsiye ederim.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 13. sırada, tekrarı ise 36. sırada tamamladı.
KUZGUN

12 Şubat 2019 Salı

Kozmetik Tasarrufumda Bitenler 5

İki haftalık ağır gripten sonra sonunda bu gün biraz ayağa kalkabildim. Yıllardır bu kadar ağır grip olmamıştım. Bu yüzden kendimi iyice iyi hissettikten sonra gidip kan vermeyi planlıyorum. Galiba değerlerim düşüktü ve bünyem ondan kaldırmadı. Bu gün biraz iyi hissedince kendimi biten ürünleri toparladım ve tüm kullanılmayı bekleyen kozmetik ürünlerimi ortalığa döktüm. Çok utanç verici ama gerçekten kendime inanamıyorum. Ben kendimi kırtasiye tutkunu olarak betimlerdim ama ben aslında kozmetik ürünleri bağımlısıymışım. Ben bu tasarruf olayına girmeden önce bu kadar aç gözlü bir insan olduğumu bilmiyordum. Bu yazılarımı takip ediyor musunuz bilmiyorum ama sürekli ürün bitiriyorum ve hala bir sürü ürün var. 1 yıldır ihtiyacım olmayan ürün almadığım halde ve bu tasarrufu yaptığım halde hala bir sürü ürün var. Mesela elime bir ürün alıyorum ve düşünüyorum; -''Acaba bu ürün bana hediye mi geldi yoksa bu ürünü ben mi aldım aldıysam ne zaman aldım?'' O kadar çok alıp unuttuğum ürün var ki çok üzgünüm. İşin kötü tarafı çoğunun da son kullanma tarihi yaklaşmış. İnşallah son kullanma tarihleri gelmeden elimdeki tüm ürünleri harcayabilirim.

Bu yazımda Aralık 2018 ve Ocak 2019 ayları içerisinde bitirdiğim ürünlere yer vereceğim.
Son olarak şu ürünleri bitirmişim;


Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.

7 Şubat 2019 Perşembe

Tek Yürek (Dizi)

Bu akşam çok cici bir dizi yayın hayatına başladı hemde karşısında ki dizilerin negatifliğine inat, hemde gerçek bir hikayeden. Diziye şans vermeden önce hiç araştırmamıştım. Oyuncu kadrosundan dolayı izlemeyi planlıyordum ama araştırmak hiç aklıma gelmemişti. Dizi başladığında gerçek hikayeden uyarlamadır yazısını görür görmez şaşırdım ve araştırdım.

Hikayesi şöyleymiş;
2010 yılında Zeytinburnu Belediyesi sosyal sorumluluk projesi için buz pisti kuruyor ve halkın kullanımına açıyor. Fakat bu proje amacını aşıyor ve madde bağımlısı sokak çocuklarının da aralarında bulunduğu genç kesim tarafından pistin işgali gerçekleşiyor. Haliyle piste zararda verilmeye başlanıyor. Bunu gören yetkililer, çareyi bu çocuklardan bir buz hokeyi takımı kurmakta buluyor. Amaç, çocukları bu kötülükten korumak ve spora yönlendirmek oluyor.
Zeytinburnu belediyesinin sitesinde yazı şöyle devam ediyor...
''Daha ilk maçında 1 sayı bile atamadan 37 sayı fark yiyen takım, devre arasında soyunma odasına inen Başkan Aydın'ı karşısında buldu… ''1 sayı atın sizi galip sayacağım'' sözüyle sahaya çıkan takım, Türkiye Süper Lig Şampiyonluğu ve Avrupa'da da ülkemizi temsil eden Zeytinburnu Belediyesi Spor Kulübü Buz Hokeyi Takımı, Internatıonal Ice Hockey Federatıon’un (IIHF) Sırbistan’da düzenlediği 2015-2016 IIHF Contınental Cup’da grup ikincisi olmayı başardı.''
Bana göre çok etkileyici bir hikayesi varmış. İlk bölümünü izlerken de bu bakış açısı ile izlemeyi tercih ettim. Haliyle hikayesi beni içine çekti. Dizinin kadrosunun çok iyi oyunculardan seçildiğini düşündüm. Genç oyuncularda güzel seçilmişti.

Tayanç Ayaydın'ın oyunculuğunu çok beğeniyorum. Ses tonunu kullanmayı çok güzel biliyor. Bu da oyunculuğunun daha etkili olmasını sağlıyor. Buz Hokeyi denildiği zamanda hep aklıma uzun boylu ve fiziği güzel adamlar geliyor. Bu yüzden karakter için uyumlu bir oyuncu olduğunu düşünüyorum. Diziye farklı bir enerji vermiş ama biraz daha bütünleşmesi gerektiğini düşünüyorum.

Vildan Atasever'i de çok beğeniyorum ve Tayanç Ayaydın'ın ile güzel ikili olduklarını düşündüm. fakat karaktere göre ses tonunu tam ayarlamamış olduğunu fark ettim. Bazı sahnelerde sesi çok tiz çıkıyordu ve karakterin inandırıcılığını arka plana atıyordu. Yalnız karakteri anladığım kadarıyla nokta atışı gibi bir seçim olmuş. Üslup ve beden dili çok hoştu.

Hilmicem İntepe'yi çok özlemişim. Belki bir daha saçma sapan yarışmalara katılmaz ve sadece oyunculuk yapar. Çünkü ne zaman o yarışmada olduysa o zaman ben çok soğudum. Yarışmaya gıcık kaptığım için haliyle katılan kimse ona da gıcık oluyorum. Hilmi'nin doğal bir yeteneği var, geçmişte oynadığı projelerde de bunu ispat etti zaten artık yolu bu meslekte açık. Hak ettiğini düşündüğüm için umarım daha iyi yerlerde olur bu proje de onu daha üstlere çıkar. Bu dizide ise karakterini çok beğendim. Tayfa diyebileceğimiz karakterlerin hepsi çok şekerdi ama Hilmi biraz ön plana çıkmıştı. Gerek performansıyla, gerek enerjisiyle, gerek duruşuyla, gerek inandırıcı oyunculuğuyla benim gönlümü fethetti. Kardeşine bakıyor olması, sorumluluk sahibi olması karakterin daha sıcak gelmesine sebep oldu.

Anıl Tetik hep böyle hovarda diyebileceğimiz karakterlerin oyuncusu oluyor ve çok tuhaftır sıkmak yerine her seferinde eğlendiriyor beni. Anladığım kadarıyla aşk hayatı karışık ama birazda saf bir çocuğu izleyeceğiz. İlk bölüme göre performansı gayet yerindeydi ama sadece birazcık daha karakterin oturması gerektiğini düşünüyorum.

Alpay Kemal Atalan denildiği zaman aklıma hep Genco geliyor. Hangi karakteri oynarsa oynasın benim için hep Genco. Bu dizi unutturur mu bilmiyorum ama ilk bölümde de hep Genco gördüm. Ne kadar kötü ve pislik bir karaktere hayat verirse versin hep Genco gözümün önüne geldi. Sadece karakterine bakarsam karakterden hiç hoşlanmadım. Dizinin gerçek hayattan uyarlama olduğunu düşündüğüm zaman daha da sinirlenmeme sebep oldu. Maalesef böyle yaratıklar ülkemizde var ve her geçen bir gencecik insanların hayatını mahvetmeye devam ediyorlar. ALLAH herkese akıl ve vicdan versin. Oyunculuğu iyi bir oyuncu olduğu için çok nefret edeceğimiz bir karakter olacak diye düşünüyorum.

Eslem Akar çok sevimli bir kız değil mi sizce de? Oyunculuğunu bir kenara bırakınca tam böyle yanaklarını sıkmalık bir insan olduğu düşüncesine kapılıyorum. Eslem'i ikinci projesinden itibaren tanımaya başladım. İlk gördüğümden itibaren çok yetenekli bir oyuncu olduğunu düşünmüştüm. Nitekim beni yanılmadı ve üçüncü projesinde de güzel bir oyunculuk sergiledi. Şimdi ise bu dizi ile karşımızda ve yine güzel bir performans sergileyeceğini düşünüyorum. Biraz negatif bir karakter, biraz dik başlı bir karakter ama zamanla mahalleye alışınca çok seveceğimiz bir karakter olacak gibi duruyor. Hilmicem İntepe ile de iyi ikili olacaklar hissi verdi bana.

Hakan Salınmış için sosyal medya da yazılan yazıları okudum ve genel olarak bizim başkana çok benziyor birebir seçmişler yazılarını gördüm. Zeytinburnu belediye başkanı nasıldı bilmiyorum ama yazılar doğru ise nokta atışı yapılmış bir karakter oyuncu eşleşmesi olmuş diyebiliriz. Usta bir oyuncu olduğu için hakkında yazmak bana düşmez, ekranlarda gördüğüme sevindim.

Kadriye Kenter'i bir önceki dizisinde hiç sevmemiştim. Gerçi oynadığı dizinin geneli kötü karakterlerden oluşuyordu ama karakterini ayrı bir sevmemiştim. Sanki burada da öyle bir karakteri olacak gibi duruyor. Tıpkı Hakan Salınmış gibi usta bir oyuncu olduğu için hakkında yazmak bana düşmez, ekranlarda gördüğüme sevindim.

Atakan Yılmaz, Tugay Bahşi, Arda Aranat, Kaan Altay Köprülü, İbrahim Yıldız ve
Doğan Can Sarıkaya'yı tek bir paragraf içinde yazmak istiyorum. Sanırım hiç birini daha önce izlememiştim (Doğan Can Sarıkaya haricinde) ya da izledim hatırlamıyorum ama hepsi çok doğal ve iyi oynamışlardı. Bence Zeytinburnu çocuklarını çok seveceğiz.

Öncelikle dizisinin jeneriğini ve müziğini çok sevdim. Ayrıca genel olarak dizinin müziklerini çok beğendim. Adını bilmiyorum ama yabancı bir şarkıya yer vermeleri de değişiklik yaratmıştı. Dizi, gerçek hayattan olsa da Erdal Beşikçioğlu'nun Adı Efsane dizisiyle, Tarık Akan'ın Koçum Benim dizisinin farklı versiyonu gibiydi. Her karakterin hikayesinin tek tek işlenmiş olması ilk bölüme uygun bir işleyişti. Dizi ilk bölüme göre başarılı başladı mantık hatası ve işleyişinde sorun yoktu. Umarım devamı da bu şekilde gider. Dizinin bir çok sahnesini başarılı buldum ama kavga sahnesini çok başarılı buldum. Oyuncuların yanı sıra usta yönetmen Mehmet Ada Öztekin'in elinin değdiği çok belliydi, çok gerçekçiydi ve açıları iyi çekilmişti. İnşallah gençlerimiz diziyi örnek alır ve spora yönlenir. Bu arada ben bu olayı hiç bir gazetede haberde duymamıştım bu diziyle öğrenmek üzücü oldu. Ben diziyi çok beğendim ve takip etmeyi düşünüyorum. Diziyi sevdiğim için rahatlıkla size önerebilirim bence bir şans vermelisiniz.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 18. sırada, tekrarı ise 47. sırada tamamladı.
TEK YÜREK

6 Şubat 2019 Çarşamba

Vurgun (Dizi)

Bu dizinin tanıtım videoları çok uzun süre yayınlandı. Bu yüzden dizinin başlamayacağını bile düşündüm. Çünkü FOX TV daha evvel bir iki dizide de böyle yapmıştı. Neyse ki korktuğum başıma gelmedi ve dizi 3 haftalık aradan sonra ilk boşlukta yayın hayatına başladı. Bu dizinin günü konusunda biraz endişeliyim. Karşısında iki tane çok tutulan dizi var. Hatta bu iki dizi yüzünden çarşamba gününe başka kanalların dizi koyamadığını bile düşünürüm. Fakat bu dizi ''bence'' tutacak gibi görünüyor. Diğer iki diziyi düşününce ikisi de ciddi anlamda çok sıktı. Biri kendini tekrar ediyor diğeri de türü itibariyle belli bir kesimin ilgisini çekiyor. O arada kalan kesim arayış içindeydi, bu dizi de arayış içinde olanlar için ilaç gibi bir dizi oldu.

Erkan Petekkaya ne kadar kamera arkasında problemli bir oyuncu olarak görülse de ben öyle düşünmüyorum. Bence çok iyi bir oyuncu ve inandırıcılık yeteneği de çok yüksek. Sosyal medyada ilk bölüm hakkında yorumları okurken de bu düşüncemde tek olmadığımı fark ettim. Kemal karakteri ile öyle bir bütünleşmişti ki her sahnesinde ayrı bir döktürdü. Hatta koma sahnelerinde bile çok iyi bir performans sergilemişti. Şimdi diyeceksiniz ki sadece yatıyordu bunun performansı nerede ama bir beden dili oluşturmuştu. Elini üstüne koyuş şekli, yatış şekli tam bir uyku hali şeklindeydi. Bu yüzden de her sahnesini ayrı ayrı başarılı buldum.

Deniz Çakır keşke hep ağlasa dedirtti ilk bölümden. Öyle gerçekçi ve güzel ağladı ki acısını ben bile hissettim. Ayrıca hem Emre Kınay ile hemde Erkan Petekkaya ile çok yakışmıştı. Hem karşılıklı sahnelerinde hemde fiziksel olarak ikisine de uyum sağlayabilmesi inanılmazdı. Kemal ve Reyhan karakterinin yıllar sonra karşılaşma sahnesinde de oldukça göz doldurucuydu, karaktere güzel oturmuştu. Dizide giydiği kıyafetleri çok sevdim.

Emre Kınay'ı kötü adam karakterine görmeyi hiç istemiyorum. Tamam, çok güzel oynuyor ama kötü olması artık beni birazcık sıktı. Burada da mı bedel ödetecek diye düşünmeden kendimi alamadım. Dizide ki performansı usta bir oyuncunun performansıydı. O yüzden usta bir oyuncu hakkında yazmak bana düşmez. Ses tonu, duruşu, beden dili, sahnelerinde karşısında ki oyuncunun gözleri ile temas kurması çok çok iyiydi. Bana oyunculuğu tamamen geçen bir karakter oldu.

Cemal Toktaş'ta kötülüğü sıkan oyunculardan. Sonradan girdiği dizilerde bile kötü adam olarak girdiği için artık yeter ya hu dedirtti. Üst üste kötü olunca kendini tekrarladığını düşünüyorum. Keşke biraz daha farklı iyi bir karakter olsaydı, değişiklik olurdu ama tabii ki karakter performansı çok iyiydi. Saçlarının biraz uzamış olmasını çok sevdim. Sanırım biraz da zayıflamış ve daha iyi olmuş.

Begüm Birgören ilk bölümün kahramanıydı. İlk bölümde diğer karakterlere nazaran en çok onu izledik. Şahsen özlemişim bu yüzden oyunculuğuna doyamadım. Yanlış hatırlamıyorsam en son 2016'da bir dizide oynamıştı. O dizi de pek tutmamış yayın hayatı kısa sürmüştü. İnşallah bu dizinin ömrü uzun olur da bol bol izleme şansı buluruz. Dizi de şimdilik en çok sevdiğim karakter Asya hemşire oldu. Erkan Petekkaya ile güzel ikili olacağını düşünüyorum.

Berna Koraltürk'ün ilk bölümde çok kısa sahnesi vardı. Tekrar ekranlarda olmasına sevindim. Karakteri ve performansı hakkında şu an için tam bilgim yok ama güzel olacağını düşünüyorum.

Filiz Ahmet'in de ilk bölümde sahnesi çok azdı. Bu yüzden tıpkı Berna Koraltürk'te yazdığım gibi karakter ve performansı hakkında tam bilgim yok ama çok iyi bir oyuncu. Eminim çok iyi iş çıkaracaktır.

İnanç Konukçu' da sevdiğim bir oyuncu. Kemal karakterinin en iyi destekçisi olacak gibi görünüyor. Hatta kilit karakter bile olabilir. Bir önce ki dizisinde karakterini hiç sevmemiştim ama bunda çok seveceğim gibi görünüyor. İlk bölüm performansını çok beğendim.

Altan Erkekli ve Aliye Uzunatağan gibi iki usta oyuncuyu yan yana görmek müthişti. İkisi de birbirinden iyi performans çıkarında haliyle gözlerimiz şenlendi. Özellikle Altan Erkekli çok başka bir karaktere can veriyor. Kadroyu ve performansı göz önünde bulundurunca en iyi oyunu oynayanın Altan Erkekli'nin olduğunu düşündüm. En zor karakteri canlandıracağı için ALLAH kolaylık versin demek düşer bana.

Dizinin ilk sahneleri çok iyi başladı. Hatta bir sinema filmi izliyormuş hissine kapıldım. Fakat hastane sahneleri beni çok büyük hayal kırıklığına uğrattı. Çünkü tam bir mantık hatasıydı. Keşke hastane sahnelerini bu kadar uzun tutmasalardı belki göze bu kadar batmazdı. Mesela egzersiz sahnelerinde çok büyük hatalar vardı. Günler geçiyor hiç bir doktor hastanın durumunu anlamıyordu. Bir hemşire sağlık alanının başka bir dalında hastaya rahatlıkla tedavi uyguluyordu. Bu durumda fiziksel tedavi için fizyoterapiste ihtiyaç olmadığı ve doktorların işten anlamadığı durumuna düşmüştü. Sonra Kemal oturuyor, kalkıyor, yemek yiyor ama cam kapı ve perdeleri olmayan camlardan kimse görmüyordu. Birde başhekim uyku için ilaç uygulama vermişti sonuçlardan en azından başucundaki ekrandan anlaşılmaz mıydı? Kemal bağırıyordu ama kapının önünde ki hemşirenin oturduğu bölümdeki hemşire duymuyordu koridordan geçen duymuyordu. Bu yüzden bu kısımda peş peşe mantık hataları yapıldığını düşündüm. Hastane sahneleri haricinde başka bir sorun yoktu. Jenerik müziğini ve dizide kullanılan müzikleri çok beğendim ama jenerik kısmı çok klişeydi ondan beğenmedim. Bazı sahnelerde müzik çok yüksekti bu da replikleri arka plana atıyordu. Dizinin çekim rengi çok hoştu ama biraz fazla koyu geldi. Bunların haricinde işleyiş ve konu yerindeydi. Kurgu kısmını da çok beğendim. Bence dizi izlenilebilecek bir dizi olmuştu. Ne çok beğendim ne de çok beğenmedim. Tam ikisinin arasında bir elektrik aldım. Vaktiniz varsa diziye bir şans verebilirsiniz. Keza sosyal medyada genel olarak beğenildiğine kanaat getirdim.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 10. sırada, tekrarı ise 30. sırada tamamladı.
VURGUN

5 Şubat 2019 Salı

Nerelerdeydim ve Yılın İlk Ayı Nasıl Geçti

Başlık bulmakta benden daha iyi bir blog olabileceğini düşünmüyorum. Ne kadar hayranlık verici başlıklar atıyorum değil mi? Tam böyle Google'da çıkacak cinsten... Galiba bu yüzden blogum büyüyemiyor. Neyse canım sağ olsun her gün kendimi biraz daha geliştirmeye çalışıyorum. Umarım bir gün istediğim şekilde yazabilirim. 

27 Ocak 2019 Pazar

Kardeş Çocukları (Dizi)

Oyuncu kadrosu ile ilgimi çeken, fragmanlarını beklediğim dizi sonunda başladı. Ben dizinin beklediğime değdiğini düşünüyorum. Hatta beklediğimin üstünde çıktı bile yazabilirim. Dizi ilk bölümü ile film tadı verdi bana. Kamera arkasında kim varsa hepsinin eline sağlık. Çok güzel bir iş ortaya çıkarmışlar.

Mehmet Aslantuğ'un ilk bölümde çok fazla sahnesi yoktu. İlk bölümde daha çok görmek isterdim. Fakat kısacık sahneleri de olsa izlemek çok güzeldi. Sonra ki bölümler de daha çok göreceğimi umuyorum. Diziye şans verme sebebim Mehmet Aslantuğ'dur. Az sahnesi olursa çok üzülürüm.

Nur Fettahoğlu'na kötü kadın olmak yakışmıştı, kötü olmasının ardında geçmişinde çok acı çekmiş gibi duruyordu, hırslı bir karakter fiziksel olarak uymuştu. Karakterine biraz gıcık kaptım.

Ayça Bingöl diziye nokta atışı gibi olmuş ve anaç karakterler çok uyuyor. Afra Saraçoğlu ile ana - kız kimyaları çok uymuştu. Müthiş bir performansı vardı. Beni oyunculuğu çok etkiledi.

Afra Saraçoğlu hala ortalama bir oyuncu ama ilk bölüm performansı çok güzeldi bir önceki projesine göre daha iyi oynuyordu. Genel olarak olmasa da bazı sahnelerinde gerçekliğe yakın oynamıştı. Çok üzüldüm oynadığı karaktere ve senarist çok güzel yazmıştı.

Furkan Andıç çok havalı değil mi ya hu. Hem fiziksel olarak hemde oyunculuk yönünden kendisini çok geliştirdi. Bu diziye de çok geliştirmişti. Afra ile uyumlu olacaklar mi çok merak ediyorum. Sanki çok tatlı bir çift olacaklar gibi hissediyorum.

Alara Turan sanırım ilk defa bir dizi oynayacak. Fakat çoğu oyuncuya taş çıkaracak bir performansı vardı. İnternetten araştırdığıma göre tiyatro kökenli bir oyuncuymuş. İlk bölüm çok az sahnelerinde oturmayan duygu geçişleri vardı onlarda bir iki bölüme oturur gibi duruyor. Eğer şans verilirse gelecekte çok daha iyi bir oyuncu olacağını düşünüyorum.

Murat Daltaban hep kötü rolde oynuyor. Ama tipi çok sempatik duruyor. Bundan dolayı kötü karakterleri hiç yakıştıramıyorum. Bu dizi ile de sanırım nefret edeceğim. O kadar kötü o kadar iğrenç bir karakteri var ki bir de güzel oynadığı için midemi bulandırdı. Oyunculuğu için önünde saygı ile eğiliyorum.

Dizi, klişe ama işleyişinde çekici bir dizi. Hikayesinin, kurgusunun ve işleyişinin mükemmel olduğunu düşündüm. Aşırı entrika içeren dizileri pek sevmem ama beni kendine çok çeken bir dizi oldu. Eğer dizinin akışı bozulmazsa senaryoda sapma olmazsa hafızalardan silinmeyecek efsane bir dizi yapmış olurlar. Dizinin çekim rengi, açıları, kıyafetler ve seçilen mekanlarda çok güzeldi. Belli ki çok özenilmişti. Ben diziyi çok beğendim, şiddetle öneririm.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 5. sırada, tekrarı ise 18. sırada tamamladı.
KARDEŞ ÇOCUKLARI

23 Ocak 2019 Çarşamba

Sevda Masalı / The King in Love (Güney Kore)

-spoiler içermez-
Bu diziyi izlemedim ondan nasıl bir dizinin işleyişi hakkında bir şey bilmiyorum. Fakat yayınlanan bölümlere göre eğlenceli hoş bir dizi izleyeceğim gibi geliyor. Yani kısacası şimdiden diziyi sevdim yazabilirim. Anladığım kadarıyla dizi de bir aşk üçgeni izleyeceğiz.

Ben artık bu aşk üçgenlerinden çok bıktım. Keşke entrikasız 2. bir kişinin olmadığı aşlar diziler izlesek... Sitcom tarzı diziler de bile olaylar bu şekilde yazılıyor bu da biraz hoşnutsuz olmama sebep oluyor. Bu yüzden ne kadar eğlenceli olsa da sonra ki bölümlerde bu aşk üçgenleri yüzünden dram olacağını ve birazcık sıkılacağımı düşünüyorum. Fakat Wang Won ve Eun San çiftini şimdiden sevdim.

Siwan ve Yoona'nın uyumu çok hoştu. Hong Jonghyun için ise aşk üçgeni olunca 2. adam hep kötülük yapacağını düşündüm ama Siwan ile iyi ikili olmuşlardı. İnşallah yanılırım da Jonghyun tatlı bir karakter çıkar. Dizinin dublajında Hong Jonghyun ve Siwan'ın sesi fiziksel olarak uymamıştı. Özellikle Jonghyun'un sesi kulağımı çok tırmaladı. Bu yüzden hep gözüm ağız kısmına kayıyor diziye konsantre olamıyorum. Yoona ve diğer karakterlerin sesi yerindeydi. Yine çocukluk dönemlerinde ki oyuncuların hiç birine ses tonu yakışmamıştı. İlk defa kanal 7 Kore dizilerinde ses seçimlerini pek beğenemedim. İnşallah bölümler ilerledikçe kulağım alışır.

Şu an iki kanal da Kore dizisi veriliyor ikisini karşılaştırdığımda isim konusunda kanal 7'yi daha başarılı buldum. İsimlere kim karar veriyorsa hem Hint dizilerinde hem Kore dizilerinde nokta atışı yapıyor. Basit ama akılda kalıcı isimler seçtikleri için çok zekice bir mantık uygulandığını düşünüyorum.

Dizi normalde 40 bölüm ama bölüm süreleri kısa olduğu için kanal iki bölümü birleştirip veriyor yani 40 bölüm olan diziyi 20 bölüm olarak izleyeceğiz. Bu da dizinin hızlı bitmesine sebep olacak. Dizi başlamadan detaylarına baktığımda 40 bölümü nasıl yapacaklarını merak ediyordum. Bu şekilde yayınlanması güzel olmuş.

Açıkçası izlemediğim için size dizi şöyledir böyledir yazamıyorum şimdilik beğendim ve takip ediyorum. İzlediğim bölümler kadarıyla sizinde şans vermenizi tavsiye ederim. Vaktiniz varsa diziye bir şans vermelisiniz.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
21 Ocak 2019 Pazartesi gününden itibaren hafta içi her gün 15.00'da tekrarı ise 01.10'da  Kanal7'de.
The King in Love 
 ( 왕은 사랑한다, Wangeun Saranghanda; lit. The King Loves)

Kralın Kızı / The King's Daughter, Soo Baek Hyang (Güney Kore)

-spoiler içermez-
TRT1'in tekrardan bir Kore dizisi almasını beklemiyordum. Bu yüzden Kore dizisinin bitiminden sonra bu dizinin gelecek olması beni çok şaşırttı. Tabii ki bir yönden de sevindirdi. Çünkü benim için Kore dizisi demek TRT1 demek. Zaten TRT1 sayesinde Kore dizileri izlemeye başlamıştım.

Ben bu diziyi yayın döneminde izleme şansı bulmuştum. Bu yüzden tarihi dizi önerisi isteyenlere genel olarak önerdiğim bir dizidir. Dublajlı olarak izlemek biraz garip geldi ama sevdim. 
Dublajda sesler her karaktere uygundu senkronda gayet yerinde yapılmıştı. Bu yüzden ağız kısmına odaklanmadan izleyebildim. Dizinin bölüm sayısı sizi korkutmasın, TRT1 diziyi iki bölümü birleştirerek bir bölüm haline getirip yayınlıyor. Yani bir önce ki Kore dizisi kadar bir bölüm izlemiş olacaksınız. 

Yayın zamanı yine bir önceki dizi gibi 17.45'te yayınlanıyor. Yani haber önü olması ve öğrenci kesimin eve girdiği saate denk gelmesi doğru bir saat olduğunu gösteriyor. Sadece hafta içi yayınlanması da benim açımdan çok iyi oldu. Hafta sonları dolu olduğum için izleme şansım olmazdı. Bu şekilde bölüm kaçırmadan izleme şansım oldu. Dizi genel olarak aksiyon ve dramı içeren bir dizi. Bu ikisi varsa entrika tabii ki oluyor. Bu diziyi izleten de bana göre bu yanıydı. Ortalara doğru beli birazcık sıkabilir ama genel anlamda dizi yüksek devam eden bir diziydi. 

Ben diziyi seveceğinizi düşündüğüm için öneririm. Dublaj konusunda da kanal iyi olduğu için dizi sizi çekecektir. Vaktiniz varsa mutlaka bir şans verin. 
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
15 Ocak 2019 Salı gününden itibaren hafta içi her gün 17.45'de tekrarı ise 05.50'de TRT1'de.

The King's Daughter, Soo Baek-hyang
( 제왕의 딸, 수백향, 
Je-wang-ui ttal, Su Baek-hyang)

21 Ocak 2019 Pazartesi

Tokyo Ghoul:re 2nd Season (4. Sezon - Anime)

Anime serisinin final bölümünün çevirisi 25 Aralık 2018'de gelse de ödevler, sınavlar filan derken ancak yazabildim. Aslında anime bazı yerlerde 2. Sezon olarak geçiyor, bazı yerlerde 3. Sezon 2. Kısım olarak geçiyor Türkiye'de ise bir kısım izleyici 4. Sezon olarak kabul ediyor. Ben ise re:2 sezon olarak değerlendirmek istiyorum. Siz nasıl kabul ederseniz kendinize göre o şekilde okuyun.

Bana göre ilk sezonu çok iyi bir animeydi. Beni izleyici yapmasının sebebi de 1. sezonun çok iyi olmasıydı. Kabul edilene göre 2. ve 3. sezonunda ise anime tam anlamıyla saçmalamış gibi hissettim. Hele 2. sezonunun çizimi ve o aksiyon sahnelerinin yavaş olması beni benden almıştı. Neyse ki 3. sezonunda yani re sezonunda animenin tekrar toparlandığını ve güzelleştiğini gördük. Fakat yine de tatmin etmeyen çok fazla işleyişi vardı ve beni yine 1. sezon kadar etkilememişti, son olarak 4. sezonuna ya da re:2. sezonuna geldik. 

Bu sezonun ilk bölümlerinden güzel ve aksiyon dolu bir anime olacağını bana hissettirmişti. İşlendikçe bir iki bölümü beni tatmin etmese de genel olarak hızlı ve önceki sezonlara göre daha iyi olduğunu düşünmeye başladım. Fakat mangasını okuyanlar çok fazla detayın anime de atlandığını ve bu yüzden memnuniyetsiz olduklarını belirtmişler. Bunun üzerine de çok başarısız sezon olduğunu yazmışlar. Hatta re sezonu olarak komple başarısız bulanlarda vardı. Ben mangasını okumadığım için bana diğer sezonlarla bağlantısını kurduğumda başarılı bir sezon olmuş gibi geldi. Ben beğendim spoiler vermeyeyim ama istediğim bir işleyişi oldu. Finali biraz sönük olsa da beni tatmin etti. Özellikle final bölümün son kısmını çok sevdim. Bence izlemeye değer bir sezondu. Genel olarak baktığımda ilk bölümünden son bölümüne keyif alarak izlediğim bir anime serisi oldu. Mangasını okumadım ama yorumlara göre mangası gibi final yapmış anime de bu bile önerebilmem için yeterli bir bilgidir diye düşünüyorum. Başlamak isteyen varsa şiddetle öneririm, sevebileceğinizi düşünüyorum.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
1. sezon hakkında ki düşüncelerim için Tokyo Ghoul (anime) 1. Sezon
2. sezon hakkında ki düşüncelerim için Tokyo Ghoul (anime) 2. Sezon
3.sezon hakkında ki düşüncelerim için Tokyo Ghoul (anime) 3. Sezon
Tokyo Ghoul:re 2nd Season
 (Tokyo Kushu:re, Toukyou Kuushu:re, 京喰種トーキョーグール:re 第2期)

19 Ocak 2019 Cumartesi

renklitirtil'a Yılbaşı Kartları Gelirse #3

Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.

Aslında bu yıl kimse ile kartlaşmayı planlamıyordum. Çünkü herkes kabuğuna çekildi ve bende kendimi çekmeyi istedim. Fakat bir iki arkadaşıma yollamayı da ihmal etmedim. Bunların ikisi de bloggerlardı, onlarda bana karşılığında yolladılar. Bu arada diğer zarfı yazmayacağım. Çünkü bir kaç post önce o zarf için post yazmıştım. Bu postta sadece merveninkendidunyasi'nın yolladığı zarftan bahsedeceğim. merveninkendidunyasi bloguyla ne zaman tanıştığımı unuttum. Hemen hemen 3 ve ya 3,5 sene olduğunu sanıyorum. Blogunu açmadan önce blogumun sıkı takipçilerindendi. Sonradan blog açtı ve o da bir blogger oldu. Tabii ki iyi bir takipçim olduğu içinde zamanla iyi bir arkadaş olduk. Birbirimize güvendikten sonra ise birbirimize bayram kutuları ve yılbaşı kartları yollamaya başladık. Bu yüzden onu bu yıl es geçemezdim, ona bu yıl yollama teklifi yine benden gitti oda kabul etti ve bu yılda kartlaştık.

18 Ocak 2019 Cuma

Şiddetten Ölen Kadınlar İçin Dijital Anıt Sayaç

Katledilen tüm canlılar için kalbimde büyük bir yas taşıyorum. 
Öldürülen kadınlarımız, öldürülen çocuklarımız, öldürülen sessiz dostlarımız(hayvanlar)...

Neden bu kadar vahşi ve bu kadar cani bir toplumuz anlayamıyorum. Artık herkesin içinde gizli bir sapık var gibi geliyor. Bu yüzden bence dünyanın en zararlı ve kötü canlısı insanlar. Haberlerde, gündüz kuşağı programlarında hep şiddet, istismar ve cinayet işleniyor. Her duyduğum olayda bunun üzerine daha kötü bir olay olamaz diyorum ve sonrasında daha da kötü bir olay duyuyorum. Gördüklerim ve duyduklarım resmen kanımın çekilmesine neden oluyor. Bazen dayanamıyorum, kanalı değiştiriyorum ama ben kanalı değiştirdiğimde o olay yaşanmamış olmuyor.

Artık kimsenin kimseye tahammülü yok. Gitgide şiddet artıyor, güçlü olduğunu sanan zavallı kendinden güçsüz olan insanı çok rahat öldürebiliyor. Bu gerçekten korkunç bir durum. Bu konuda empati duymak istemiyorum ama daha farklı, ağır cezalar almalarını çok istiyorum. Umarım her yeni güne kötü bir haberle uyanmadığımız günleri görebiliriz. 

17 Ocak 2019 Perşembe

Yılbaşında Gelen Hediyeler #2


Sınavlar, ödevler derken bu postu yazmak bu güne kaldı. Geçen yıl ne kadar güzeldi hemen ilk günlerde bir sürü yazı yazabilmiştim. 2019'a yoğun ve biraz da tembel mi başladım ne? Geç olsun güç olmasın yazıyorum ve yazıma başlıyorum. Bu yıl geçen yıla göre daha az hediye aldım. Çünkü aralık ayı içerisinde kimse ile iletişim kurmadım. Bu şekilde de hızlıca geldi geçti. 

15 Ocak 2019 Salı

Halka (Dizi)

Merak ettiğim bir dizinin daha başlaması vatana millete hayırlı olsun. Bu diziyi usta oyuncular, Kaan, Serkan ve Hazal için bekliyordum. En çokta Hazal için bekliyordum. Çünkü bu kıza bayılıyorum. Doğuştan oyunculuk yeteneği olduğunu düşündüğüm için ilgimi çeken bir kadın oyuncu oldu hep. Bir başka izleme sebebim de polisiye ve mafyavari bir dizi olmasıydı. Farklı düşüncelerin aksine ben mafya türevi dizileri seviyorum. Bu yüzden başlayan bu türde dizileri şans verirken öncelik tanıyorum. Bu dizide de benim ilgimi çeken taraf bu oldu. Konusu da işleyişi iyi devam ederse güzel bir konu gibi geldi.

Serkan Çayoğlu'nun ilk etapta kendi sesini duydum sonra dizinin ortalarına doğru dublaj olduğunu düşündüm sonra tekrar sesini duydum. Neden böyle oldu anlamadım, her sahnede öyle doğru öyle güzel ses tonunu ayarladı ki beni acayip şaşırttı. Bir önceki projesinden itibaren oyunculuğunun üst seviyelere doğru çıktığı gözle görülür bir şekilde belliydi ama bu karakter ile ilk bölümün kahramanı yeni nesil oyuncular içerisinde Serkan olmuştu. Performansının bir an bile düşmemesi sahnelerinde herhangi bir sorun olmaması çok hoşuma gitti. Bence bu karakterden sonra artık oyunculuk kısmında Serkan saygıyı hak ediyor. Serkan'ın oyunculuğunu beğenmeyen olursa da şu saatten sonra düşüncenin altında fesatlık ararım.

Kaan Yıldırım'a bayılıyorum ve bu tür serseri karakterlere çok yakıştığını düşünüyorum. Neden bilmiyorum farklı bir albenisi var oyuncunun. Sanki ailemizin çocuğu gibi. Bu dizide de zeki, hırslı bir adamı canlandırıyor. Dizi de iki kadın Kaan'a eşlik ediyor. Bunlardan biri Nazan Kesal, diğeri Hazal Subaşı. Bu iki kadınla da Kaan'ı çok yakıştırdım. Nazan Kesal ile olan sahnelerde hem çok iyi iş ortağı havası vardı, hemde anne oğul havası vardı. Bu da gösteriyor ki iki oyuncu da set arkasında birbirlerinden iyi enerji almışlar o enerji de bize geçiyordu. Hazal Subaşı ile atışmalarına bayıldım, birbirlerine bakışları, mimikleri beni benden aldı. Şu an dizi de favori çiftim Bahar ve Kaan oldu. Kaan'ın ilk defa kendi formunda bir oyuncu ile çift olduğunu gördüm. Özel hayatlarında çok beğeniyorum ama eşi dahil (oynadıkları diziden bahsediyorum) ilk defa bir projede Kaan için fiziksel olarak doğru kadın oyuncunun seçildiğini düşünüyorum.

Hande Erçel'in ilk gözüme çarpan çok zayıflamış olması oldu. Resmen bir kemik kalmış kız ama güzelde olmuş. Daha fit ve sağlıklı görünüyor şimdi, o tatlı gamzeleri daha net ortaya çıkmış. Darısı bana bende istediğim kiloya insem çok güzel olur. Bu yönden biraz kıskandım. Serkan ile Hande fiziksel olarak çok uyumlu olmuşlar. Bir izleyici olarak ikisinin kimyasını beğendim. Fakat Hande hala çok ortalama bir oyuncu. Mimikleri çok abartılı, oyunculuğu çok abartılı, ses tonlamasını hala ayarlayamıyor. Örneğin, Cihangir'in Müjde'yi babasına götürdüğü sahnede kahkahası ve sesini ayarlayamaması çok göze batıyordu. Yine de azmine, çabasına çok büyük saygı duyuyorum ve kendini daha iyi geliştireceğine inanıyorum. Bakışlarıyla ve duruşuyla ekrana yakışan bir kız. Yolu açık olsun belki ilerleyen bölümlerde karakter oturdukça pek göze batmaz. Tıpkı 2016- 2017 yılında oynadığı romantik komedi dizisinde ki gibi. Keşke bir de kötü kadın karakterini denese belki saf kız karakteri Hande'ye yakışmıyordur belki fettan kadında kendini bulabilir.

Hazal Subaşı'nı ilk dizisinden bu yana takip ediyorum. O kadar tatlı bir kız ki evimizin kızı gibi hissediyorum. Yüz hatları zaten yolda çevremizde gördüğümüz bir yüz hattı olduğu için sıcacık geliyor. Hayranı değilim ama aşırı derece de farklı bir enerji alıyorum izlerken. Aurası yüksek bir insan olduğunu düşünüyorum. Bunun yanında oyunculuk mesleğinde çok yeni olmasına rağmen çok iyi bir performans çıkarıyor. Oynadığı karakterlerde soğuk gibi dursa da doğal bir oyunculuk sergiliyor. Kim gibi yazsam... Tıpkı Cansu Dere gibi, soğuk ama iyi oyuncu. Bahar karakterinin geçmişi biraz hüzünlü ama mücadeleyi asla bırakmamış bir karakter. Şu anda mesleğine sadık işini iyi yapan bir polis olarak gözüküyor. (İşleyişi tahmin edemiyorum.) Ve tabii ki Kaan karakterinin ensesinde ki bir nefes. Bölüm boyunca karakteri ve Hazal'ın performansını sevdim. Umarım bu proje ile son kez ikinci kadın karakteri olarak izleriz.

Ahmet Mümtaz Taylan, Nazan Kesal ve Burak Sergen'i bir bölüm olarak yazmak istiyorum. Bu üç oyuncuyu izleyip performansına hayran olmayan bir izleyici var mı merak ediyorum. Üç oyuncu da birbirinden kıymetli, usta ve müthiş oyunculuk sergileyen oyuncular. Eleştirmek bana düşmez, ancak saygı ile izleyebilirim.

Dizinin jenerik kısmını çok beğendim, çok güzel olmuş. Dizinin başlangıcı çok yüksekti, kafa karıştırıcı ve gerilim dolu başladı. Müzikleri çok güzel ve sahnelere çok uygundu. Bu yüzden izleyicinin duygu geçişine yardımcı oluyordu. Dizinin mat çekimi ve gri havası işleyişine uygundu. Genel olarak diziyi sevdim, ilk bölümün işleyişi güzeldi. Film tadında ilk bölüm yapmışlardı. Daha sonra ki bölümlerde de işleyişi olursa büyük ihtimal izlemeye devam ederim. İşin içinde Zaten salı günü izlediğim dizi aşırı saçmaladığı için dizi arayışındaydım bu dizi tam zamanında geldi gibi oldu. Bence sizlerde bu diziyi bir deneyin derim. Gönül rahatlığı ile tavsiye ederim.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 2. sırada, tekrarı ise 29. sırada tamamladı.
HALKA

9 Ocak 2019 Çarşamba

El Emeği Hediye Almak


Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.

Kendimi bildikten sonra bu yaşıma kadar bir sürü hediye aldım ama hep maddi hediyelerdi.
Fakat manevi olarak kimse bana bir hediye vermemişti. 
Bu yıl yılbaşı hediyeleşmesinde çok farklı bir duygu yaşadım.
Çünkü ilk defa biri bana oturmuş zaman ayırmış ve bir şey örmüştü. 
Böyle bir hediye karşısında çok sevindim. Ve sizinle paylaşmak istedim.
Ören kişi bana çok pahalı bir hediye alsaydı bu kadar hoşuma gitmez ve sevinmezdim. 
Çünkü içinde emek var, özveri var ve beni düşünerek, içine sevgi katarak oluşturulmuş bir hediye. Manevi değeri olan hediyelerin en önemli özelliği verilen kişinin kendini özel hissettmesidir.
Şu an bende kendimi özel hissediyorum.
Hediyeyi ören kişi bana örme aşamasını  göstermeyi de ihmal etmedi. 
İyi ki çevremde beni önemseyen insanlar var, gerçekten minnettarım.

7 Ocak 2019 Pazartesi

Vuslat (Dizi)

Yılın ve sezonun ikinci yarısının ilk dizisi Vuslat ile başladı. Normalde eğer ara olmasaydı başka diziler de gelecekti ama ilk dizi olmak Vuslat dizisine nasip oldu.
Öncelikle Satrancı Urefa ne demek onu öğrenmemiz lazım.
indigodergisi'nin 2012 yayınına göre;
Satrancı Urefa, Büyük Tasavvuf Alimi Muhyiddin İbn-i Arabi tarafından tasavvuf yolunu öğrencilerine öğretmek üzere geliştirilmiş bir oyundur. Halk arasında ''Yılanlı Dama'' olarak bilinir. ''Urefa'' arifler demektir. Arif ise bilen demektir. Bilenlerin satrancı…
Dizinin konusuna göre;
Vuslat, ''İyi insan'' olmak için çıkılan ''aşk yolculuğu''nun serüvenleri üzerine kurgulanarak, tüm karakterlerin insana ait hallerini İbn-i Arabi'nin Satranc-ı Urefa oyunu ile anlatacak. (7.01.2019 yayınlı sözcü gazetesi)
Dizi tam TRT'ye yakışacak türde bir diziydi. TRT daha çok kültürümüze uygun diziler yapmayı seçtiği için bu dizi de o yönde bir dizi olmuştu. İlk bölümde yer yer tasavvufa yakın sahneler vardı. Ben dizinin genel ambiyansını sevdim. Diğer dizilere nazaran farklı bir havası vardı. Bu hali de bana göre çekiciydi. Fakat ariflerin satrancı'nı doğru bir şekilde betimleyip anlatabilecekler mi biraz kuşkum var. Konu ve tema hoş görünse de benim için işleyiş her zaman bir adım önde oluyor ve en dikkat ettiğim kısım oluyor. Eğer işleyiş kısmında da istenilen verilirse çok güzel bir dizi olacağını düşünüyorum.

Kadir Doğulu'nun oyunculuğunu diğer izleyicilere göre ben beğenerek izliyorum. Bana göre bir önceki projesinde oyunculuğunu daha iyi bir yere getirmişti. Bu dizi ile de pekiştireceğini düşünüyorum. Gerçekçilik konusunda da kendini geliştirdiğini fark ettim ve çok sevindim. Özellikle ses ve tonlama konusunda bana istediğimi vermeye başlamış. Diğer projelerinde sesini iyi kullanamıyordu. Çok baskın olması gereken yerlerde sesi tizleşiyordu. Bu şekilde sesinin incelmesiyle sahne gerçekçiliğini kaybedip etkili olmuyordu. Fakat gerilim olan sahnelerde ilk bölüme göre bunu aşmış gibi görünüyor. İlerleyen bölümlerde Kadir, karakter ile bütünleştikçe daha pürüzsüz mükemmel olacağını düşünüyorum. Kadir karakter için nokta atışı olmuş.

Devrim Özkan'ı ikince kez izleme şansı buldum. İlkinde bir dönem dizisindeydi ve oyunculuğu göz dolduruyordu. Hatta o dizide neredeyse tüm oyuncular çok ağırken aralarında göze batmıyordu. Bu dizide ise ilk bölüme göre tam oturmamış ama göze batmıyordu. Biraz mimikleri ile ilgili problemi var gibi duruyor. Yani donuk ve mimiksiz oynuyordu. Belki karaktere ısınamamış ya da karakteri kavrayamamış olabilir. Baştan ön yargılı olmak istemem bir kaç bölüm izlemem lazım ama sanki olmamış gibi hissettim. Fakat Kadir kimyaları uymuştu. Şahsen ikisinin olduğu sahneleri çok beğendim. Hatta Neslihan'dan sonra ilk defa bir kadın başrol karakterle yakıştıklarını düşündüm.

Mehmet Özgür müthiş bir oyuncu. Ustayı kötü karaktere koy kötü karakter olduğu için nefret ediyorsun, iyi karaktere koy sarılasın, elini öpesin geliyor. Her karakterin oyuncusu tanımının karşılığı bir oyuncu. Bu dizi de biraz tasavvuf bilgisi olan, maneviyatı yüksek bir karakter. Bence karaktere yakışmıştı.

Ümit Kantarcılar bence bölümün kahramanıydı. O bakışlar, o mimikler, o beden dilini doğru kullanışı ve inandırıcı oyunculuğuyla beni kendine hayran bıraktı. Sahneleri hemen hemen yükselten bir oyunculuk sergiledi. Bu dizi de başrolü geçen bir karakter olursa hiç şaşırmam. Kötü olmak ancak bu kadar yakışabilirdi.

Baran Bölükbaşı hangi dizi de oynasa yarıda dizi bitti. Doğru düzgün finali olan ve uzun soluklu bir dizi de oynaması nasip olmadı. Bu dizi de beklediğimden iyi bir performans ile başlamadı. Bir kaç dizisi olduğu için daha iyi bir performansı olacağını bekliyordum. Belki karakterdendir ama istediğimi alamadım. İleri ki bölümlerde karaktere daha fazla sahne verilirse belki daha iyi anlama fırsatı buluruz.

Ve Erdem Akakçe...
Fiziksel olarak kiloluyken sanki daha fazla oynadığı karaktere adapte oluyordum gibi geliyor. Yine oyunculuğu çok iyi ama zayıflayınca bir garip geldi. Sanki o hep sevdiğim oyuncu gibi değil de başka biriymiş gibi geliyor. Ondan hep yüzüne bakıyorum ve oyunculuğuna dikkat edemiyorum. Fakat iyi bir oyuncu olduğu için sahnelerini severek izliyorum. Anladığım kadarıyla Mehmet Özgür gibi biraz tasavvuf bilgisi olan, maneviyatı yüksek bir karakter. dizi de görmek çok güzel.

Dizinin çekim açılarını çekilen mekanları ve kullanılan parçaları beğendim. Giyilen kıyafetlerden çok dekor kısmı daha bir ilgimi çekti. Dekorları kim düzenlediyse çok hoş düzenlemişti. Çekim rengi koyu ve mat ağırlıkta yapılmıştı. Dizinin hikayesine çok uygun olduğunu düşündüm. Bunların hepsini bir araya getirince bir bütün olarak çok beğendim ve kusur bulamadım. Sadece ilk bölümün işleyişinde bir iki tane mantık hatası olarak gördüğüm sahneler vardı onu da ilk bölümün nazar boncuğu olarak nitelendirdim. Dizi başlamadan önce ilgimi çekmese de izleyince hoşuma gitti. Eğer denk gelirseniz ya da dizi arayışındaysanız sevebileceğiniz bir dizi olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden diziyi size tavsiye ederim.
 Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 6. sırada, tekrarı ise 21. sırada tamamladı.
VUSLAT

4 Ocak 2019 Cuma

Yeni Yılın İlk Günleri Neredeydim

 Başlığı okuyan okuyucuların ''bize ne, bizi alakadar etmez'' dediklerini duyar gibiyim. Bak! Şimdiden kulağım çınlamaya başladı. Fakat yine de yazacağım. Çünkü şu an sohbet etmek istiyorum, günlük tutmak istiyorum... Eğer okursanız yazımı şimdiden teşekkür ederim.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.

Tasarım:Sawako Kuronuma