This Blog is protected by DMCA.com

15 Aralık 2018 Cumartesi

Google 2018'in Arama Trendlerini Açıkladı

Her yıl olduğu gibi bu yılda Google, en çok aranan kelimeleri bizimle paylaştı. Hem her ülkenin ayrı paylaştı hemde Dünya çapında yapılan aramaları paylaştı. Türkiye listesi 7 kelimeden oluşuyor ve bu liste geçen yılla karşılaştırıldığında bu yıl en fazla artış gösteren arama terimlerine göre oluşturuluyor. Listede herkes gibi benimde aradığım kelimeler var. Genel aramalarda Dolar, Soy Ağacı-edevlet aramasını yaptım, dizilerden Çukur'u aradım, kişilerden Mina Başaran,Arda Öziri, Münir Özkul aramasını yaptım, nasıl yapılır kısmından hiç birini aramadım ama başka tarifleri bol bol aradım. Bu yüzden gündemi düşünürsek aramalar normal geldi. Ayrıca Google tüm aramaları listesini bir video ile duyurdu. Video için tıkla

 

İrmik Helvası Yapılışı

Geçen hafta sonu irmik helvası yapmıştım, herkes çok beğenince blogumda hemen paylaşmalıyım diye düşündüm. İlk defa kabartma tozu katarak yaptım. Bir programda kabartma tozu ile iyi olduğunu söylemişlerdi. Oradan gördüğüm için ne kadar tedirgin olsam da denedim. Kabartma tozu tadına bir farklılık katmamıştı ama daha iyi birleşmesini sağlamıştı. İrmik dağılır topak topak olur ya, sanki kabartma tozu un helvası gibi daha iyi birleştirmişti. Yanlış düşünmediysem yaptığımda bu durumun bundan kaynaklı olduğunu düşündüm. İsterseniz siz kabartma tozu katmayabilirsiniz. Ben un helvasını daha çok sevsem de irmik helvası da çok hafif oluyor. İrmik helvasını ceviz ve dolmalık fıstık ile çok yakıştırıyorum. Özellikle dolmalık fıstık çok uyuyor. Diğer kullanılacak çerezler sanki un helvasına daha iyi gidiyor gibi geliyor. Özellikle fındık ile uyumu çok iyi oluyor. Fakat yaparsanız ve çerez koymak isterseniz damak tadınıza hangisi uygunsa onu koymalısınız. Çerez koymadan sade bir şekilde de yapabilirsiniz. Kış ayındayız ama dondurma da çok güzel oluyor. Yalnız sıcakken güzel oluyor. Soğuduktan sonra yapılınca damağa yapışıyor. Gerçi irmik ısıtılıp aynı işlem yapılabilir. Ben irmiği geniş bir kaseye koyup ortasını oyuyorum, ortasına bir top kaymaklı dondurma koyup irmik helvası ile üzerini kapatıp kaseden çıkarıyorum. Tam ortaya denk gelince eridiği için çok farklı bir tat veriyor. Tabii yanına da konulabilir, bu sizin tercihinize kalmış. 
İşte benim tarifim böyle, belki bu haftada siz yaparsınız.

İRMİK HELVASI

14 Aralık 2018 Cuma

Doğadan Zencefil Limon Kabuklu Deneyimi

Ne kadar bitki çayı içmem yasak olsa da yeni tatlar keşfetmeyi seviyorum. Bunlardan biri de Doğadan'ın Zencefil Limon Kabuklu çayı oldu. Sağlıklı bir birey olmadığım için bana bünyem açısından pek iyi gelmedi bu çay. Fakat evin diğer üyeleri tadını çok beğendiler. Yumuşak içimli olmasının yanı sıra zencefilin acılığı da damak tadıma uymadı. Yani keskin bir zencefil tadı aldım. Limonun ekşiliği ile sanki acılık daha da artmış gibiydi. Fakat içilmeyecek derecede değildi.

Not Defteri Sever misiniz?


Not defteri sever misiniz?
-Ben çok severim. 

Daha doğrusu ben kırtasiye ürünlerini çok severim. Hatta öyle ki 30 yaşına gelmiş ben sevimli şekilli kırtasiye ürünlerini daha çok severim. Bazen utanıyor muyum? -Evet. Hemde yüzde yüz utanıyorum ama kendimi de alamıyorum. Herkesin bir ilgi alanı var. Kiminin kozmetik ürünler, kiminin moda, kiminin mutfak, kiminin dekorasyon benimde kırtasiye. 

9 Aralık 2018 Pazar

Kurenai no Buta (Anime Film)

Porco Rosso, nam-ı diğer Kırmızı Kanatlar, bir Miyazaki filmi... İzlediğim Miyazaki filmleri içinde şu ana kadar sıkıldığım tek film bu filmi oldu. Aslında animeyi sevdim ama en sorunlu günlerimde izlemiş olmalıyım ki çok kasvetli geldi. Ya da verilen mesajı anlamak istemedim. Fakat sonuna kadar elbette izledim.

Doğru mu algıladım bilmiyorum ama anime bana fazla siyasi içerikli geldi. Belki 1. dünya savaşında geçtiği için öyle gelmiştir bilemiyorum. Benim için artı puanları da çoktu. Savaş temalı olması macera türünde olmasını sağlamıştı. Bu durumda ilgi çekici bir durumdu. Pilot'un büyülü güçler tarafından domuza çevrilmesi de fantastik temayı güzel temsil etmişti. Ve Miyazaki'nin vazgeçilmezi uçak tutkusu büyük ölçüde anime de betimleniyordu.

Ne kadar sıkılsam da izlerken, anime bana 90'ları hatırlattı. 90'larda çocuk olduysanız hafta sonları sabah saatlerinde çizgi filmler yayınlanırdı bilirsiniz. Özellikle soğuk kış günlerinde yeni yakılmış ve henüz evin tam ısınmadığı vakitlerde uykulu bedenimle, üşüyerek televizyonda izlediğim çizgi filmleri aklıma getirdi. Belki 92 yapım olduğundan kaynaklıdır ama o günleri ne kadar çok özlediğimi fark etmeme sebep oldu.

Kasvetli havasıyla, komedisiyle, macerasıyla yer yer romantik sahneleriyle film bütün olacak sıcacık bir hikayeye sahipti. İşleyiş konusunda da biraz daha akıcı olsaydı kesinlikle çok sevebileceğim bir animeydi. Ben izledikten sonra yorumlara göz gezdirdiğimde herkesin çok beğendiğini ve olaydan ders çıkardıklarını gördüm. Sanırım sıkılmak konusunda tek kaldım. İzlemek isterseniz denemelisiniz... Belki diğer beğenenler gibi sizde beğenirsiniz. 
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Porco Rosso
( 紅の豚, Kurenai no Buta, Crimson Pig, Kırmızı Kanatlar)

Paa (Film)

-spoiler içermez-
Bir baba oğul filmi Paa. Amitabh Bachchan ve Abhishek Bachchan'ın baba - oğul olarak çektiği bir çok film var, bu filmde onlardan biri. Özel hayatlarında ki uyumun yanı sıra iş arkadaşı olarak da çok uyumlu bulduğum çift. Aynı kandan olduklarından mı bilmiyorum ama birlikte oldukları sahneler her zaman hoşuma gider. Beni bu filme çeken Amitabh Bachchan ve oynadığı karakter oldu.

Oynadığı karakter o kadar vurucu, o kadar etkileyici bir karakterdi ki bir kaç gün etkisinden çıkamadım. Filmi izlerken de çok fazla ağladım. Çünkü 12 yaşında bir çocuk var ve bu çocuk hasta bir çocuk. Film de bu çocuğun hastalığı ile mücadele ederken yaşadıklarını ele alıyor. Hint sinemasını takip edenler iyi bilir temasında filmin acı varsa o filmde o acı sınırları zorlayarak anlatılıyor. Bu da tabii ki izleyen izleyiciyi derinden etkiliyor. Bu yüzden beni de derinden etkilemesi kaçınılmazdı.

Amitabh Bachchan filmin çekildiği yıl 67 yaşında bir aktördü. (Şu an 76- 77 yaşlarında.) Yaşına rağmen 12 yaşında bir çocuğu müthiş bir şekilde canlandırmıştı. Hala aynı enerjiye sahip ama bu filmde 12 yaşında olması ve çocuk enerjisinin performansını bize göstermesi kendisine hayranlığımı arttırdı. Hindistan Amitabh Bachchan gibi bir çok aktöre sahip ama yaşına rağmen enerjisi düşmediği için ve hala performansı genç oyunculardan yüksek olması nedeniyle bence bir hazine. Bana göre hindistan çok şanslı bir ülke. Bence Amitabh Bachchan ile gurur duymalılar. Böyle bir oyuncu bir daha gelmez gibi geliyor.
Ayrıca Amitabh Bachchan'a yapılan plastik makyaj da çok iyiydi. Kim yaptıysa ellerine sağlık makyajı çok iyi betimlemiş ve kusursuz hale getirmişti.
Abhishek Bachchan, Amitabh Bachchan'ın oğlu olmaya layık bir oyuncu olduğunu düşünüyorum. Babası kadar olmasa da iyi bir oyuncu ve iyi bir oğul. Film boyunca oynadığı karaktere bir çok oyuncu düşündüm. Khan'ları düşündüm, Kapoor'ları düşündüm, Tellywood oyuncularını bile düşündüm ama hiç biri Abhishek Bachchan kadar yakışmadı. Bu yüzden bu karakter için biçilmiş kaftan olduğunu düşünüyorum. Belki gerçekte baba oğul oldukları için bana duygu geçişini doğru vermiştir kim bilir. Film boyunca performansını çok beğendim.

Vidya Balan, Abhishek Bachchan, Amitabh Bachchan ailesine çok yakışan bir oyuncu. İkilinin olduğu tüm filmlerde kadın oyuncuları düşündüğüm zaman Aishwarya Rai Bachchan dahil pek yakıştıramıyorum. Fakat Vidya Balan, anlamsız bir şekilde ikisinin yanına çok yakışıyor. Oyunculuğu iyi olmasının yanı sıra çok içten ondan olabileceğini düşünüyorum. Filmde çok etken bir karakter değildi. Daha çok sanki Auro ve Amol Arte karakterlerinin ilişkisi üzerinde gidiyor gibi geldi. Auro karakterinni annesiydi ama ikisinin arasında ki bağ yüzeyseldi. Bu yüzden arka planda kalmış bir karakteri canlandırıyordu. Fakat performans ve Abhishek Bachchan ile uyumunu sevdim.

Film her Amitabh Bachchan filmi gibi yavaş başlayıp sonradan kendine bağlayan fimlerdendi. Büyük dersler çıkarılabilecek diyaloglar ve sahneler vardı. Film bittiği zaman durup düşünülecek ve izleyenin kendine pay biçeceği türde bir işleyişi vardı. Ben filmi de, oyuncuları da çok sevdim. Bana göre ölmeden izlenilmesi gereken filmlerden biri. Hatta 10 üzerinden puan verme hakkım varsa bu filme 10 üzerinden 9 verirdim. 1 puan kırmamın sebebi ise başlarda yavaş ilerlemesinden dolayı. Fakat Amitabh Bachchan'ın filmi olduğunu belli eden özellikte bu'dur. Sonuç olarak bence bu filme bir şans verin ve izleyin. Eminim siz de benim kadar çok seveceksinizdir.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Paa ( पा, Father) 

8 Aralık 2018 Cumartesi

Elektrik Faturam 0 Lira Geliyor

Çarpıcı bir başlık aradım ama bulamadım bende bir kaç ay önce komşularıma söylediğim sözümü başlık olarak kullanmak istedim. Başlıktan da okuduğunuz gibi 15 lirayı geçmediği için elektrik faturam 0 lira geldi. Peki nasıl geldi ve neler yaşadım. 

Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.

Gake no Ue no Ponyo (Anime Film)

Bu animeyi izleyeli 2 yılı geçti sanırım. Fakat bloguma bir türlü yazma fırsatı bulamadım. Bu gün şu gün derken bir baktım 2 yıl geçmiş. İzlediklerimi tuttuğum arşivime bakarken de gözüme ilişti ve sizlerle düşüncelerimi paylaşmak istedim.

Miyazaki ruhu diye bir tanım var belki duymuşsunuzdur. Diğer tüm animasyon, anime yapan çizerlerden Miyazaki'yi soyutlayan bir özellik bu. Bu farklılığın ne olduğunu tam olarak bilemiyorum ama izleyicisinde diğerlerinden farklı bir duygu bırakıyor.

Bu çizdiği projede de aynı duyguyu iliklerime kadar hissettim. Film bittiğinde bir çok ders çıkardım, bir çok hoş sahne kaldı aklımda. Sosuke ve annesi Lisa'nın merhameti, Ponyo'nun insani duyguları yaşadıktan sonraki şaşkınlığı bunlardan bir kaçıydı. Bana anlatılan konu ve işleyiş çok tatlı ve hoş geldi.

Çizim klasik Miyazaki çizimiydi. Diğer çizdiği animelerde olan karakterlerden çizim şeklini anımsattığım karakterler vardı. Mesela Yürüyen Şato animesinde Calcifer adında bir ateş karakter vardı. O animesini izlediyseniz Ponyo'nun suratı o ateşe benziyordu. Yürüyen Şato 2004, Ponyo 2008 yapım. Bu yüzden Ponyo'yu çizerken Calcifer'den esinlendiğini düşündüm. Ya da ben iki karakteri birbirine benzettim bilemiyorum. Bunun gibi bir çok benzerlik bu animesinde mevcuttu.

Ponyo'yu benimsememin en büyük etkeni çok saf bir Japon balığı olmasıydı. Biraz deniz kızı hikayesine benzerliği de benimsememe sebep oldu. Sahneleri çok karışık ve detaylı çizilmişti. Yer altını bu denli iyi ve detaylı çizmesi hayranlık vericiydi. Beni en çok heyecanlandıran sahnesi suların yükselip Sosuke ve annesini Ponyo'nun takip etmesi oldu. O dalgaların balık figürü alması ve Ponyo'nun o dalgaların üzerinde yürümesi çok heyecan vericiydi. Sahnede ne olacağını biliyordum ama o dalgaların arabanın üzerine gelmesi ''-İşte şimdi araba dalgalara kapıldı.'' düşüncesine sebep oluyordu. 2 yıl geçmesine rağmen yazarken bile o sahnesi heyecan veriyor.

Ben her animesi gibi bu animesini de çok sevdim ve her yaştan kesimin izleyebileceğini düşünüyorum. Benim için animenin tek üzücü yanı Japonca seslendirme de bulamamam olmuştu. Neden bilmiyorum ama Japonca dublajlı olarak yüklenen sitelerde de büyük bir ihtimal telif yüzünden kaldırılmıştı. Bu yüzden İngilizce izlemek zorunda kaldım ve bana orijinal dilinde olmadığı için haz vermedi. Fakat dublajı sevenler için bu durumun pek etkisi olacağını düşünmüyorum. İzlemediyseniz de kesinlikle izlemenizi öneririm. 
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Ponyo 
( 崖の上のポニョ, Gake no Ue no Ponyo, Ponyo on the Cliff)

7 Aralık 2018 Cuma

Son Günlerde Severek Paylaştığım Instagram Güncellemelerim #3

Instagram: renklitirtil
Facebook: renklitirtil
Twitter: renklitirtil
Tumblr: renklitirtil
Snapchat: renklitirtilblg


Neredeyse 1 yıl olmak üzereyken bu postumu yeniden yazmak istedim. Instagram'ı çok seviyorum. Hele ki telefonumu değiştirdiğimden bu yana çektiğim fotoğrafları yüklerken daha bir seviyorum. Aslında çok kötü fotoğraf çekiyorum ama her biri benim için bir anı, bir yaşanmışlık hissi veriyor bana. Bende burada bu paylaşımlarımı göstermek istedim. Belki bana ne neden bu postu yazdın diyeceksiniz ama kalbimden geçmişken yazmasam olmazdı. Neredeyse her gün 2 defa çektiğim fotoğrafları paylaşıyorum hesabımda. 

Paylaştığım güncellemelerim; 

Kuzenimi parka götürmüştüm, parkta otururken canım sıkılınca çimlere gittim ve kuzenimin oyuncağı ile bu fotoğrafı çekmek istedim. Güzel bir kare yakaladığımı düşündüğüm içinde Instagram'da paylaştım.

Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.

6 Aralık 2018 Perşembe

Artan Kek Topları Yapılışı

Artan ya da yenilmeyen kek oluyor mu evinizde ve ya bayatlamaya yakın kek... Ben çok fazla kek yaptığım için benim evimde oluyor. Bir süre sonra kalan keki kimse yemek istemediği için de farklı arayışlara giriyorum. Ve ya diyelim ki hiç bir şey yok ama misafir gelecek, marketten aldığım hazır kek ile bu tarif kurtarıcım oluyor.  Bazen de yaptığım kek tepsiye yapışıyor çıkmış mecburen keki  çıkartırken dağıtıyorum. Hazır keki, dağılmış keki ya da kalan keki olduğu gibi ikram etmek yerine bu tarifi yapıp farklı bir hava katıyorum. Bazen çikolatayı benmari usulü eritip toplara birer kürdan takarak çikolataya batırıyorum. Bazen hindistan cevizine buluyorum, bazen de çubuk pasta süsleri ile süslüyorum. Hayal gücüm hangisini istiyorsa o şekilde işlem yapıyorum. Bana, hem basit geliyor hemde ıslak olduğu için farklı bir sunum gibi geliyor. Özel olarak ikram etmek istediğim zaman çikolataya batırıp donduktan sonra muffin kağıtlarına koyuyorum. Çikolata ikram etmek yerine böyle bir ikramlık yapmak daha şık geliyor. Özellikle bayramlarda samimi olduğum misafirlerime ikram ederken severek ikram ediyorum ya da evimde verdiğim özel toplantılarımda. (gün, mevlit vs.) Hafif bir tadımlık olmasının yanı sıra içerisine fındık, ceviz, badem gibi kuru yemişler konulmuşsa yerken büyük bir haz veriyor. Denemeyen varsa bu basit tarifi hazır kek ve ya evde yaptığınız kek ile denemenizi tavsiye ederim.

Artan Kek Topları Yapılışı 

Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.

Tart Kalıbında Kolay Pasta Yapılışı

Aslında bu bir tart, tarttan tek farkı muhallebi olmaması ve kekin süt ile ıslatılması. Bir başka fark ise tadının tarta göre daha hafif olması. Bana yaparken bu tarif çok basit geliyor. 10 dakika kadar kekin hamurunun hazırlanması ve 5 dakika kadar da üzerinin hazırlanması sürüyor. Bu şekilde pişme süresini saymazsak 15 dakika kadar bir işlem yapmam gerekiyor. Pişmesi fırından fırına değişir ama benim fırınıma göre 35-40 dakika kadar sürdü ve fanlı kısımda pişirdim. Fakat sizin fırınınızda nasıl olur bu durum bilemiyorum. Bu yüzden keki pişirirken sık sık kontrol etmenizi ve kendi fırınınızda nasıl kek pişiriyorsanız o derecede pişirmenizi öneririm. Ben kek çok kabarıp taşmasın diye ya da sönmesin diye önceden ısıtılmış fırında 200 derece üzeri piştikten sonra 170 derecede devam ediyorum. Benim gibi çok kabartıp taşıran varsa bu yöntemi deneyebilirler. Bu arada normal kek yaptığınızda kekiniz çabuk sönüyorsa 1 paket değil 2 paket kabartma tozu ile kekinizin hamurunu yapın o zaman kek sönmesi olmuyor.

Tart Kalıbında Kolay Pasta

1 Aralık 2018 Cumartesi

Beklenen Mektup Geldi


Aforizmik blogu ile ile tam tamına dört kez temas aline geçme şansım oldu. Geçen yıl ben aforizmik blogunun çekilişini kazanmıştım. İlk temasımız o şeklide gerçekleşti sonrasında bloggerlar arasında bu yılın başında yılbaşı kartlaşması etkinliği yaptık oradan da temasımız oldu ve son olarak benim yaptığım çekiliş aforizmik'e çıktı ve yine bir temas oldu. Bu kadar temas olduğu için haliyle samimiyet kurma şansımız oldu. Bunların üzerine bir de benimle röportaj yapınca birbirimizi daha iyi anlama şansımız oldu. 
Tasarım:Sawako Kuronuma