18 Ağustos 2017 Cuma

Dedikodu//Super Junior Siwon Yuvasına Döndü

İki gündür bilgisayarımın başında Siwon'un fotoğraflarını ve geleceği günün eksilmesini sayarak omuzlarımı oynatıyorum. Şimdi bu yazıyı yazarken de bir cümle yazıp dans etmeye devam ediyorum. Çıkı çıkı çıkı çıkı!
Yalnız oynuyorum filan ama Siwon giderken de ben oynuyordum .Neredeyse iki yıldır bende hiç bir şey değişmedi.

12 Ağustos 2017 Cumartesi

Son Günler Ne Yaptım #6

Aslında ocaktan bu güne kadar ne yaptığımı yazmam lazım. Son 8 ay ne yaptım neler oldu hepsini bir bir yazmak istiyorum. Bunun gibi postları çok yakın zamanlarda yazmamaya özen gösteriyorum ama yazdıktan sonra da bir rahatlama olduğunu hissediyorum. Sizinle buradan sohbet etmek acayip hoşuma gidiyor. Bazı zamanlar birilerine bir şeyler anlatmak istiyorum. Fakat ben insan ilişkisi kurmadığım ve samimiyetine inanmadığım için anlatacak kimseyi bulamıyorum. 


11 Ağustos 2017 Cuma

Hayatımda Bir Koreli Misyonerler Eksikti


Başlığa bak hizaya gel. Ne zaman dışarı çıksam ya koluna boya dökmüş hastaneye acile giden bağımlı insanlar denk gelir ya da Ankara'nın delisi. Her zaman tuhaf insanlarla karşılaştığım için bu konuda deneyim sahibi olup böyle bir durumda nasıl davranmam gerektiğini iyi bilirim. Fakat bu sefer cidden ne yapacağımı, ne diyeceğimi bilemedim. Hani sinirden elin ayağına dolaşır ya aynen o duruma geldim. Size  9 Ağustos çarşamba  günü yaşadığım olayı kısaca aktaracağım. Bu olayı dikkatlice okuyup çevrenizi uyarmanızı da ayrıca rica ediyorum. Bu konuda lütfen biraz duyarlı olalım. 




10 Ağustos 2017 Perşembe

Bu Sayılmaz (Dizi)

Başlamadan evvel oyuncuların tiyatro kökenli olmasından hemen hemen nasıl bir tür dizi çıkaracaklarını tahmin etmiştim. Tahmin edemediğim bir şey vardı ki Bir Demet Tiyatro ruhunda bir iş olacağıydı. Bir Demet tiyatro tam benim ilkokulun ilk yıllarında olduğum döneme denk gelmişti. Çocukken izlediğimiz şeylerin tadı çok başka olur bilirsiniz. Ne kadar büyüseniz de o güzel şeyler hep aklınızda kalır. Ondan mı bilemedim ben pek sevmedim. Konu olarak çok saçma geldi. İlk bölüme göre sıcak ve samimi bir hikayede bulamadım. Oyuncular ne kadar iyi olursa olsun hikaye işleyiş pek beni tatmin etmedi. Tabii ki, elbette seveni olmuştur büyük bir ihtimal sosyal medyadan takip etmesem de olumlu şeyler görmüşümdür ama beni pek açmadı. Normalde ben usta oyuncuları asla eleştirmiyorum es geçiyorum ama ilk defa bu oyunda eleştireceğim biraz. Oyuncuları eleştirdiğim için özür dilerim böyle kıymetli oyuncuları eleştirmek bana düşmez ama izleyici olarak yazmak istiyorum.
Tiyatro değil dizi olarak düşünürsek,
Binnur Kaya'nın oynadığı karakter çok iticiydi. Ses konusunda çok abartı vardı.
Ruhsar Gültekin'in ve Hakkı Ergök'ün karakteri keza aynı şekilde abartılıydı. Fulden Akyürek o kadar çok kendini sıkıyordu ki mimikleri aşırıydı bu da insanı yoruyordu. Derya Şensoy'un oynadığı karakter aptallıkta nirvanayı bulmuştu. Erol Taşcı'nın oynadığı dede karakterinin amacını hiç anlamadım. Kısacası her karakter çok yapmacıktı. Yazılan tüm karakterler içerisinde tek sevdiğim karakter Nergis Öztürk'ün oynadığı karakter olmuştu. Bu yüzden bu kadar abartıya yürek dayanmadı ve sıkıldım. Açıkçası hikaye ya da karakterler komik de değildi. Hiç gülmedim ya da eğlenmedim. En azından benim için Bir Demet Tiyatro olamaz. İleri ki bölümlerde düzelir m bilmiyorum ama ben izlemeyi düşünmüyorum. Bu kadar iyi oyuncu bir araya gelip nasıl bu projede yer aldı bilemedim. Yani, kadro şahane ama senaryo pek sarmadı. Ben bu işlerden anlamam haddimi aşıyorsam affola kimseyi kırmak istemem ama düşüncelerim bu şekilde. Yine de her bir projenin bir izleyicisi var bir deneyin derim belki sizler beğenirsiniz.

 Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 10. sırada, tekrarı ise 41. sırada tamamladı.
  BU SAYILMAZ

7 Ağustos 2017 Pazartesi

Pimpirella

Konuk Yazar // Kalbinden Piraye

Pimpirik ülkesinde Pimpirella adında çirkin bir kız yaşarmış. Çirkin dediysek çirkin diye addedilip sonra da birkaç rötuşta güzelleşenden değil, esas çirkin bir genç kızcağız.

Hayatı boyunca herkesleri kıskandıracak kadar sevileceğine inanmış bizim Pimpirella. Masal bu ya bir gün kızımızın en çok canının yandığı anlarda karşısına biri çıkmış. Hep ona dostluk edip hayatında en güvendiği insan olup çıkmış. 



3 Ağustos 2017 Perşembe

Meryem (Dizi)

Bu diziyi bir yapımın çevirmesini çok istemiştim. Onlardan beklerken nasip TMC'den izlemekmiş. Bu dizinin önü, konusu çok açık bir dizi. Yani tam bir Türk dizisi olacak kıvamda. Eğer senarist cin fikirlilik yapıp kalemini iyi kullanırsa rahat 3 sezon çıkar bu diziden. Garip gelebilir ama ben bu dizinin uyarlanmasını çok istiyordum. Belki de bizim sistemimize hikayesiyle yakışacak nadir Kore dizilerinden biri. Yalnız oyuncu seçimi konusunda biraz tereddütlü olduğum için bölüm boyunca orijinal dizide ki oyuncularla karşılaştırmamak için kendimi zor tuttum. Bilmeyenler için kısaca özet geçmek gerekirse Ji Sung ve Hwang Jung Eum bu dizinin başrollerini paylaşıyor ve ikisi olağan üstü bir oyunculuğa sahip. Çiftimiz o kadar uyum içerisinde oldu o kadar tutuldu ki bu dizi sonrasında Kill Me, Heal Me adlı bir Kore dizisinde daha oynadı. Şimdi şöyle düşünün çift olarak tutulan iki çıtayı Allahuekber dağına çıkarmış iki oyuncu. Birde yetmezmiş gibi benim en sevdiğim iki oyuncunun dizisi. Bu yüzden uyarlama da karakterlere kim gelirse gelsin bu iki oyuncunun performansını geçemezdi. Bu yüzden de karşılaştırmamak için çok uğraştım. Keza yazarken de bu şekilde yazmaya çalışacağım. Umarım sağlıklı bir şekilde görüşlerimi size aktarabilirim. Öncelikle jenerik kısmında orijinal senaryonun kime ait olduğu konusunda bir ibare yoktu. Nitekim senaryo uyarlama yerine sanki senaristlerin kendi senaryolarıymış gibi yazılması beni rahatsız etti. Zaten Kanal D 'nin düzeninden dolayı bitiş bölümü hızlıca geçtiği için izleyicinin fark etmemiş olması olası. (Ben bile Kanal D resmi sitesinden tekrar sonuna bakmak zorunda kaldım televizyonda izlerken göremedim.) Bu yüzden umarım ilerleyen bölümlerde opening yani jenerik bölümüne de orijinal senaryonun kime ait olduğu eklenir.


İlk bölümü yayın zamanı, ardından gelen tekrarı ve sabah tekrarı olmak üzere 3 kere izleme şansım oldu. Dizi kaza üzerine kurulu bir dizi olduğu halde kaza sahnesinin detaylı ve doğru çekilmemesinden hoşlanmadım. Öylesine bir kaza sahnesi olmuş üstün körlü ve bu beni hiç tatmin etmedi. Karşılaştırma yapmayacağım ama orijinalinin sadece o sahnesine bakarsanız ne yazmak istediğimi anlarsınız. Birde çok fazla gereksiz karakter yaratılmış buna anlam veremedim. Orijinale göre gidilseydi pekala da konu ilerlerdi. Bunlar harici gözüme batan bir şey yoktu. Dizi de Furkan Andıç ve Ayça Ayşin Turan birbirlerine yakışmışlardı. Her ne kadar karakter olarak Furkan Andıç çok haşin bir rol yapamasa da gayet güzel bir performansı vardı. Zamanla karakteri oturttuğunda daha iyi bir oyun çıkaracağını düşünüyorum. Tam olarak karakterle bütünleşemese de pek göze batmıyordu. Yine aynı şekilde Ayça Ayşin Turan' da karakteri çok benimsemiş gözükmüyordu. Diğer oynadığı karakterlere göre bu karakter daha yapay görünüyordu. En azından izleyici olarak bana tam anlamıyla karakteri geçiremedi. Fakat yukarı da yazdığım gibi Furkan Andıç ve Ayça Ayşin Turan birbirlerine yakışmışlar ve kimyaları uymuştu. birlikte oldukları sahnelerde mimikler, göz temasları ve oyun vermekte çok usta duruyorlardı. Demek ki kamera arkasında anlaşabilen bir çift diye düşünmeden duramadım. Yalnız Ayça Ayşin Turan, Furkan Andıç'tan çok Cemal Toktaş ile daha uyumlu olmuşlardı. Şimdi yalan yazamayacağım oyunculuk anlamında Cemal Toktaş ana karakterde olsun isterdim. Çünkü Cemal Toktaş, daha esnek oynayabilen oyunculardan bir tanesi. Sanki istediğiniz karakteri verin ona, hiç zorlanmadan oynayacak havası var. Bıyıkları yok edersek Savaş karakteri daha keyifli olurdu diye düşündüm. Furkan Andıç 'ta çok iyi oyuncu yanlış anlaşılsın istemem ama böyle haşin bir erkek tipi yok onda. Böyle daha çok romantik komedi kaldıran baby face bir yüze sahip. Yine de ilerleyen bölümlerde çok iyi bir iş çıkaracağını düşünüyorum. Açelya Topaloğlu'nun karakteri varken Bestemsu Özdemir'in karakteri gereksiz. Bestemsu Özdemir varken Açelya Topaloğlu'nun karakteri gereksiz. Bir karakterden iki karakter yaratmak kimin aklına geldi merak ediyorum. Ayrı ayrı incelemek gerekirse, Açelya Topaloğlu harika bir oyuncu ama hangi rolü oynarsa oynasın sinir olamıyorum. Normalde sinir olmam gerek bu karakterine ama bir türlü olamıyorum. Kadında bir şeytan tüyü var. Ayrıca hak ettiği değeri aldığını düşünmüyorum. Çok kötü oyunculuk sergileyen kadın oyuncular bile baş tacı yapılıyorsa bu kadın daha fazlasını hak ediyor. Hakkında yazacak bir şey bulamıyorum her şeyiyle mükemmel bir oyuncu. Bestemsu Özdemir'de star ışığı var ama yolun çok başında bir kaç pürüzü çözdüğü zaman daha iyi ilerleyecektir. Diğer oyuncularda bildiğimiz ekranda gördüğümüz yüzlerdi. Bir potluk hissetmedim ilk bölüme göre gayet başarılılardı. Usta oyuncular var dizide her zaman ki gibi haddime olmadığı için onları es geçiyorum. Dizi genel olarak iyi başladı en başta dediğim gibi bu dizi Türk dizilerine çok yakın. Yani, Türk izleyicisinin harcı bir dizi. Bu yüzden eminim uzun soluklu bir dizi olacaktır. Kaliteli güzel bir uyarlama olmuş. Ben beğendim ve severek izledim. Eğer siz de benim gibi bu tür dizilerden hoşlanıyorsanız şiddetle öneririm. Muhakkak izlemelisiniz.
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 4. sırada, tekrarı ise 5. sırada tamamladı.
MERYEM

31 Temmuz 2017 Pazartesi

Son Günlerde Severek Paylaştığım Instagram Güncellemelerim

Instagram hesabım: @renklitirtil
Twitter hesabım : @renklitirtil
Tumblr  hesabım: renklitirtil
Facebook hesabım: renklitirtil

Daha evvel Bu Hafta ki Instagram Paylaşımlarım postunu paylaşmıştım. Şimdi de ne yazsam diye düşünürken aklıma bu postu yazmak geldi. Aslında bir blogger not defterim var ve burada bir sürü başlık var. Nereden baksan 20 tane kişisel yazmam gereken başlık var ama tuhaf bir şekilde bir iki yıldır yazmak istemiyorum. Artık öyle ki aylar önce arkadaşlarım kargo yolladı. Onları bile oturup da yazmak içimden gelmiyor. Hem blogumla her gün ilgileniyorum hemde içimden yazmak gelmiyor. Artık nasıl bir çelişki içerisine girmişsem işin içinden çıkamıyorum. Tembellik diz boyu vallahi. (Puuu,puuu bana puuu!) Son zamanlarda fotoğraf çekmek adına hep dikkatimi çeken şeyler geliyor karşıma. Bu yüzden de severek çekiyor, severek paylaşıyorum. İşte son günlerde severek paylaştığım instagram güncellemelerim.

29 Temmuz 2017 Cumartesi

Çocuklar Duymasın 2017 (Dizi)

Sırf ilk bölümden sonra gelen yazıları okumak için geç yazdığım bir post oldu. Aslında dizinin yayınlandığı vakitler bilgisayar başındaydım. Fakat meraktan kaç gündür neler yazılacak, ne gibi haberler çıkacak bekledim. Öncelikle Birol Güven iyi  bir senarist. Bakış açısını her zaman günlük yaşama, sokakta ki insana çeviriyor. Bu yüzden de her zaman çok samimi ve evimizden hikayeler çıkarıyor. İşlerinde kendini tekrar ettiğinde bile içerik olarak farklı şekillendirebiliyor. Bu işlerden biri de Çocuklar Duymasın. Bu dizi bir kaç kez daha yeniden başlasa da her seferinde efsane olarak yerini aldı.  İlk bölümde göze çarpan hafriyat kamyonu diyaloğu vardı, haklı olarak en çok tepki alan  o oldu. Ayrıca dizi de çok fazla subliminal mesaj içeriği olduğu iddia ediliyor. Diziye dönersek, Suzan Kardeş'i çok seviyorum ama karakteri diziye uymamış. Çaycı Hüseyin ile birbirlerine bağırdıkları sahneler çok iticiydi. (Yalnız gerçekten buldumcuk dediğimiz böyle erkek anneleri var. ) Karakter antipatik olduğu içinde haliyle diziye pek gitmemişti. Yıl 2017 oldu ama Tuna karakterine hala alışamadım. Genel olarak izleyici hep Selami karakterini arıyor, hatta Özgür Ozan'ın dönmeyeceğini bile bile beklenti içerisine giriyor. Bir de kadro yeniden oluşturulduğu için eski kadronun yokluğu çok belli oluyordu. Dizi de Yasemin karakterinin yerine yeni bir sekter gelmişti ve sekreter diziye hiç uymamış, oyuncunun oyunculuğu hiç oturmamıştı. Oyunculuk konusunda benim gözüme batan tek oyuncuydu. Diziye çok fazla pot duruyordu. Keza, Engin karakterinin yerine olduğunu düşündüğüm oyuncu da uymamıştı. Son olarak dizi de beğenmediğim Merve karakterinin youtuberlığıydı. Çok gereksiz bir ayrıntı olmuştu. Karakter youtuber olacaksa da en azından içerik yapan youtuber olsaydı daha iyi olurdu. Oturup sahnede neler olduğunu anlatması garip geldi. Hangi izleyici oturup sadece günlük tutar gibi konuşan kişinin konuşmasını dinler ki? Tabii ki dizinin sadece gözüme batan yerleri yoktu. Mesela Meltem'in giydiği kıyafetlere bayıldım. Haluk'un düşmeyen performansına bayıldım. Bence dizi çok güzel bir şekilde dönüş yaptı ve dizi kaldığı yerden efsane olarak devam ediyor. Yeni kadroya alışmak bir kaç bölüm sürecek olsa da iyi ki Meltem, Haluk ve çevresinde ki dostları geri döndü. Lafın kısası efsane güzel döndü, bence zaman bulup bu diziye bir şans verelim.
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 1. sırada, tekrarı ise 2. sırada tamamladı.
Çocuklar Duymasın 2017

25 Temmuz 2017 Salı

Bir Bir Evleniyorlardı

Çevremde ki insanlar ne kadar evlenme heveslisi oldu. Bir bakıyorum düğün, bir bakıyorum düğün kartı. Birine nasılsın diyorum evleniyorum diyor, kapı-cam açıyorum davul, saz sesi filan. Vay arkadaş! Benden küçükler bile evlendiler bu yıl. Artık millet öyle coştu ki hafta içi, hafta sonu demiyor hunharca, bir bir, üçlü beşli evleniyorlar. Ramazan sonrasında kozasından çıkmış kelebek gibi, aheste aheste, bir oyana bir bu yana evleniyorlar. İnsan dışarıdan bakınca hayret ediyor. İçinden, ''Kadere bak! Kimler kimlerle yan yana geliyor. Ah, ah! Nereden nereye... Ne oldum deme ne olacağım de.'' diyor.


21 Temmuz 2017 Cuma

Rüya (Dizi)

Uyarlama yapmıyorsak klişe dizi yaparız. Bizim sistemimiz de bu şekilde ilerliyor kabul etmek lazım. Bu dizi de bir sonra ki sahnede ne olacağını bildiğimiz dizilerden biri. Her zaman bildiğimiz hayalleri olan fakir kız ve ona zulüm yapan herhangi üvey bir ebeveyn. Baskıcı bir ağabey ve tuhaf bir kenar mahalle. Zengin iyi niyetli yakışıklı bir adam ve hırsını bir şeylerden çıkaramamış kötü bir kişiliğe sahip ikinci adam. Şımarık bir zengin kızı ve iyi niyetli zengin adamın gaddar annesi... Bu karakterler varsa muhakkak dizi nasıl ilerler ne olur biliriz. Hatta biraz uğraşsak diyalogları bile önden biz söyleriz. Bu yüzden dizi benim için ilk eksisini almış oldu. Türkiye'de ki senaristler artık daha yaratıcı senaryolar çıkarmalılar. Oradan buradan araklayıp ya da bilinen konu üzerinden gitmemeliler. İzleyici ciddi olarak bıktı. Büyük ihtimal dizinin izleyici kesimi belli bir yaş üstü ve oyuncuların hayranı olacaktır. İkinci olarak erkek oyuncularını sevmiyorum ama bu diziye ikisi de cuk oturmuş. Fakat ne kadar sevmesem de bana göre Hazal Filiz Küçükköse ve Ceyhun Mengiroğlu çok yakışmışlar. İkili sahnelerinde birbirlerine karşı vücut dilleri, mimikleri kimyalarının nasıl uygun olduğunu biz izleyiciye aktarıyordu. Hazal Filiz Küçükköse gerçekten yetenekli bir oyuncu. İnsan izlerken eleştiremiyor bile. Keza, sevmesem bile Ceyhun Mengiroğlu ve Ulaş Tuna Astepe'de yetenekli oyuncular. Bu yüzden kadro seçimi çok iyi olmuş. Yine de bu senaryo hakkında olumsuz düşünmeme engel değil. İşleyişi bari farklı olsaydı en azından bir albenisi var derdim. İşleyişi de aynı olunca maalesef severek ya da ilgi ile izlediğim bir dizi olmadı.  Dizi de beni  rahatsız eden iki  olay vardı. Birincisi  geçişlerde kullanılan müzikler çok kulağa çarpıyordu, ikincisi  Yıldız karakterinin  sürekli kız demesiydi.  Nasıl itici  bir  hitap, kız, kız!  O kadar antipatik duruyordu ki kulağımı tırmalıyordu.  Sevemediğim için fazla yazacak bir şey bulamıyorum, diziyi izleyeceklere şimdiden iyi izlemeler. Benim pek ilgimi çeken bir dizi olmadı. Yani, sevemedim kara gözlüm ama bir emek vardır ve herkesin zevk aldığı bir tür vardır. Bu yüzden ben beğenmedim diye izlememezlik yapmayın. Her zaman her şeye bir şans vermek gerekir. Vaktiniz varsa diziyi bir izleyin derim. Kim bilir belki çok seveceğiniz bir dizi olur.

Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 4. sırada, tekrarı ise 5. sırada tamamladı.
RÜYA 

15 Temmuz 2017 Cumartesi

Dedikodu//Super Junior Donghae Yuvasına Döndü

Gerçekten çileden çıkmamak için insan kendini zor tutuyor. Koreli ELF yine yapmış yapacağını. Eunhyuk fan buluşmasında pek fazla olmayan Koreli ELF'ler aynı şekilde Donghae içinde gelmemiştler. Ayrıca gelenlerden de Donghae'nin terhis olacağı yerde kavga çıkarmışlar. Birde olay sonrasında bir iki polis varken 30'a kadar polis de alana gelmiş. Artık sizlerde ne düşünürseniz. Resmen bu Koreli ELF'ler Eunhyuk ile Donghae'nin terhisini ve comebacki rezil ettiler. Hayatımda bu kadar tiksinç bir topluluk görmedim. Kpop'ta bu kadar hayranı olduğu gruba kötülük yapan, zarar veren başka bir fandom var mıdır merak ediyorum. Hem seviyorum diyorlar hemde zarar verecek her şeyi yapıyorlar... Cidden aklım almıyor. İşin tuhafı şimdi en yakın gelecek olan üye Siwon. 18 ağustosta geliyor. Bunlar Donghae ve Eunhyuk'ta böyle yaptılarsa Siwon'da nasıl olur düşünemiyorum. Birde benim biasım Siwon bakalım neler okuyacağım ya da ne kadar sinirleneceğim. 

Olayı direk olarak buraya Super Junior - Turkish Sapphire Blue paylaşımına göre ekran görüntüsü alarak paylaşıyorum. ( Bu arada paylaştığım linke tıklayıp sayfayı takip etmelisiniz. Aşırı derece de yararlı bir sayfa. Hatta benim yakından izlediğim her gün takip ettiğim nadir sayfalardan biri.)

13 Temmuz 2017 Perşembe

Dedikodu//Super Junior Eunhyuk Yuvasına Döndü

Bu yazıyı hiç yazasım yok. Aslında hiç bir şeye hevesimde yok. Sevindim mi üzüldüm mü onu da bilmiyorum. Fakat bildiğim bir şey var ki Koreli ELF'ler insanda heves ve iştah bırakmıyorlar. Normalde bir insana ya da bir topluluğa böyle bir yakıştırma yapmam ama Koreli ELF'ler son yıllarda sürüngen gibi gözüküyor gözüme ve leş gibi ağızları var. Beni sosyal hesaplarımdan takip edenler zaten bilirler ki ben ilk ELF olduğum günden itibaren Koreli ELF'ten nefret ediyorum. Zaman zaman yeri geldikçe de çekinmeden bu fikrim hakkında yazılar yazıyorum. Şu an görüyorum ki hislerimde ve düşüncelerimde çokta haksız değilmişim. Super Junior hayranı olmamın 7. yılı olması gerek. 7 yıldır Kore'de askerlik 2 yıl olsa dahi her üye için tek tek şafak saydım. Tabii ki şimdi askerde olan üyeler içinde şafak sayıyorum. Yalnız ilk defa bu dönemde üyeler döndüğü için üzgün müyüm sevinçli miyim anlamıyorum. Çünkü iki tane üyemize şu an haksızlık yapıldığını düşünüyorum. Bunun yanında dün Eunhyuk döndüğü için sevinçliyken Koreli ELF'lerin bekleme yerinde çok olmadığını genel olarak başka ülkelerin ELF'lerinin olduğuna dair şeyler okudum. Büyük ihtimal karşılamaya giden Koreli ELF'ler de Jewels'lerdi. Maalesef internete düşen fotoğraflarda da bu çok belli oluyordu. İnanılmaz üzüldüm. Eminim bu durumu Eunhyuk fark ettiyse ya da bu gün okuduysa o da içerlemiştir. Onun haricinde takip ettiğim kadarıyla çok güzel bir karşılama olmuş. Karşılamaya Leeteuk, Yesung, Shindong ve Donghae gitmiş. Eunhyuk çıkışı sırasında fanlar ve Eunhyuk arasına sarı bant çekilmiş ve daha sonra bir hayran buluşması olacakmış.

10 Temmuz 2017 Pazartesi

İki Yalancı (Dizi)

Blogumu takip ediyorsanız Gani Müjde'nin son yapımlarını hiç sevmediğimi de iyi biliyorsunuzdur. Dizinin fragmanı dönmeye başladığı anda hiç araştırmak içimden gelmemişti. Jenerik kısmında Gani Müjde'yi görünce bir acaba dedim ama izlemeye devam ettim. Dizinin başlangıç kısmından Bodruma kadar olan kısmı pat diye oldu. Klişe ama en azından bir dış ses kullanmaları gerektiğini düşündüm. Sanki dizinin ortasından izliyormuş havası hissettim. Sonra Keremcem ve Yağmur'un ilk temas sahnesi de çok saçma olmuştu. Zaten o temas sahnesinden sonra da dizi yavaş yavaş oturmaya başladı. Dizi şekillendikçe daha da iyi olacağını düşünüyorum. Keremcem'in oyunculuğu şarkıcılığının önüne geçtiği için benim için bir oyuncudur. Bu yüzden yazıma oyuncu olarak devam edeceğim. Keremcem bana göre çok iyi bir oyuncu. Şu ana kadar oynadığı her role kolaylıkla bürünebilen yetenekli bir sanatçı. Bu yüzden bu dizide de oynadığı rolü kolaylıkla üzerine giyip gayet doğal bir oyunculuk sergilemişti.   Birde bu Keremcem ne zaman yaşlanacak onu da merak ediyorum. Adam  kaç yaşına geldi hala bir meteor.  Bir iksir  mi içiyor özel  bir metot mu uyguluyor ne yapıyorsa adam  hiç bir şekilde yaşlanmıyor. Neyse, Yağmur Tanrısevsin de çok iyi oyuncudur. Geçmişte ki dizilerinde pot duran oyunculukları olsa da bu diziye çok yakışmıştı. Rolü ile bütünleşmiş gibi duruyordu. Yalnız Keremcem ile Yağmur'un kimyasını pek uyduramadım. Belki ilk bölüm olduğu içindir ama o aşk, hoşlanma duygusunu alamadım. Fakat ikisi de o kadar profesyoneldi ki mimiklerle, flörtöz bakışmalarla bence iyi gözüküyorlardı. Bu diziyle birlikte Serhan Arslan'ın komik oyunculuğunu özlediğimi fark ettim. Hepimizin ayılıp bayıldığı bir lise dizisi vardı. O zaman ki popülaritesi olmasa da değeri bilinmeyen oyuncularımızdan biri.  Böyle yetenekli oyuncularımızın daha fazla  projelerde oynaması gerektiğini düşünüyorum.  Bu dizi ile birlikte daha bir komik olmuş gibi geldi.  Belki   karakteri bu şekilde yazılmıştır   ama kendinden de çok şeyler kattığını düşünüyorum. Birde  cıvıl cıvıl  Hazal Şenel var dizi de.  Meşhur  nefesini tutan Kıvılcım. O zamanlar bu kız fiziksel olarak bu kadar güzelleşecek deseler inanmazdım. Neydi ne oldu adeta bir evrim diyesi geliyor  insanın.  Oyunculuğu standart bir oyunculuk.  Yani, her  karakteri aynı kıvamda oynuyor. Bu yüzdende hep aynı karakteri oynuyormuş hissi veriyor ama o kadar sempatik ki insanın sarılıp içine içine  sokası geliyor.  Şen şakrak halleriyle bu diziye tam uymuş. Ve son olarak Koray Erkök. Günlük dizisinin yayınlandığı zamanlar  benim lise dönemlerime denk geliyordu. Ankara dizisi olduğu içinde pek bir  popülerdi buralarda.   Benim dönemimde ki çoğu genç kızın ilk aşkı gibi bir şeydi. O dizi de ismi Mert'ti. Kızlar Mert aşağı, Mert yukarı  konuşup duruyorlardı. O diziden talihsiz bir şekilde ayrıldıktan sonra Elçin Sangu ile sitcom tarzı bir dizileri oldu ve bu dizi ile  üçündü  dizisini izlemiş oluyoruz.   Yine bana göre   değeri bilinmeyen oyunculardan biri Koray Erkök. Günlük dizide bile inandırıcı bir şekilde oynamışken neden bu kadar kıyı da köşe de kaldı bilmiyorum. Belki bu dizi ile önü açılır diye düşünüyorum. Bu  saf, heyecanlı, arkadaş canlısı  karakter de üzerine tam uymuş.  Bu karakterle de ne kadar iyi bir oyuncu olduğunu kanıtlamış oldu.  Bizi  hikaye olarak iyi gözükse de işleyişte beni çok sıktı.   İlk bölümün günahı olmaz, büyük ihtimal de mahalle dizisi tarzında devam eder bu dizi ama  beni pek açmadı.  Yine de oyuncuların hatırına  ya da genel hikayenin hatırına bu diziye bir şans verin derim. Uzun ömürlü olur mu emin değilim ama  özellikle  15-20 yaş arasının daha çok dikkatini çekecek tarzda bir dizi  olduğunu düşünüyorum. Şimdiden iyi izlemeler.
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 1. sırada, tekrarı ise 5. sırada tamamladı.
İKİ YALANCI

7 Temmuz 2017 Cuma

Twitter Hesabımı Değiştirdim

Tüm hesaplarımı tek tek değiştirmek ve sıfırdan başlamak istiyorum. Ergenlik zamanlarımdan geriye kalanları yok etmek istiyorum. Son günlerde geçmişe dönüp baktığımda acı, keder, hüzün ve saçmalama görüyorum. Açıkçası bu beni rahatsız etmeye başladı. Başta toplu tweet silme yaptım ama maalesef twitter arşivliyormuş. Arama yerinde yine kendimi görünce bende hesabımı toptan yok etme kararı aldım. Eğer ki geleceğe yüzümü dönmek istiyorsam önce sürekli karşıma çıkan acılardan kurtulmam gerektiğini düşündüm. Bu yüzden en çok kullandığım sosyal hesabım twitter'ı sıfırdan açmam gerekiyordu. Belki bir sürü tweet belki bir sürü takipçim vardı ama benim için sağlıklı olanın bu olduğuna karar verdim. Bu yüzden de kısaca sizle duygularımı paylaşıp yeni hesabımdan haberdar etmek istedim. Beni takip etmek isteyen varsa ya da takip eden varsa artık bu hesabımı kullanıyorum. Diğer hesabımı bir süre sonra kapatacağım.
Twitter hesabım için tıklayın: 


Diğer hesaplarım: 

5 Temmuz 2017 Çarşamba

Deli Gönül (Dizi)

İlk önce dizinin opening yani açılış (jenerik) kısmını kim yaptıysa ellerine sağlık yazmak istiyorum. O kadar hoş ve farklı bir açılış kısmı olmuş ki bayıldım. İkinci olarak dizin türküleri muazzamdı. Yani, izleyici diziyi sevmese bile türküler için yine izler gibi geldi. Bu ikisi benim için en göze çarpan detaylardı. Bunun haricinde ilk bölümü film tadındaydı. İlk dakikalarında sıradan normal bir dizi izliyormuş havası varken bir olaydan sonra dizi farklı bir yöne kayıp gerçek konusunu ortaya çıkarıyor. Beni dizide tek rahatsız eden çekim tonuydu. Sarımtrak, soluksu bir çekim tonu vardı bu da hoş durmuyordu. Yalnız seçilen mekanlar, çekim açıları harikaydı. Bunun haricinde neden 21.00'da diziyi başlattılar anlam veremedim. Hani dizinin sonrasına başka bir program gelse anlarım ama tekrarı verildi. Bence bu dizi için kötü oldu. Şöyle ki aynı gün başlayan başka bir dizi vardı. Reyting olayı kısmında eksi puanla başladı diye düşünüyorum. Gerçi yarın belli olur reytingler ama 21.00'da başlaması çok anlamsızdı. Bana göre Murat Ünalmış Türkiye'de değeri tam anlamıyla bilinmeyen bir oyuncumuz. Çok yeteneksiz oyuncular var hepimiz biliyoruz. Onlar ön plana çıkarken baş tacı edilirken böyle büyük yeteneklerin kıyıda köşede kalması adaletsizlik gibi geliyor. Yanlış anlaşılmasın magazinsel açıdan bahsetmiyorum kadrolara tercih edilen oyuncu kısmından bahsediyorum. Bana göre Murat Ünalmış hakkı yenilen bir oyuncu. Özellikle bir önce ki dizisinde oynadığı karakter beni çok etkilemişti bunu da yine sizinle paylaşmıştım. Bu dizisine gelince yine çok ağır başlı bir rolde gördüğüm Murat Ünalmış'a rolü çok yakışmış. Yalnız sanki biraz pasif bir karakter yazılmış gibi hissettim. Sonra ki bölümler nasıl olur bilmiyorum ama karakter temiz kalpli mağdur bir karakter gibi geldi. Murat Ünalmış'a yakışmış mı yakışmış yeteneğini de konuşturmuş ama biraz daha aktif olan bir karakter olmasını isterdim. Sanki kendini savunamayacak bir karakter gibi. Yine Tuvana Türkay ile geçmişte oynadığı dizisinde ki karakter gibi bir karakter. Tuvana Türkay'ı seviyor muyum sevmiyor muyum, oyunculuğunu beğeniyor muyum beğenmiyor muyum pek bilemiyorum. Çok nötr olduğun bir oyuncu. Daha evvel de Murat ile kamera karşısına geçtiği için ikili olarak çok yadırgamadım. Sanki o dizinin devamıymış gibi hissettim. Yalan değil Tuvana Türkay'ın her an kıskançlık krizlerine girip psikopatlık yapacağını da düşündüm. Birbirlerini yıllardır tanıdıklarından mı bilemedim birbirlerinin ne hakaret yapacağını, nerede ne mimik kullanacağını biliyorlarmış gibi hissettim ekran başında. Yani, o kadar uyumlulardı ve birbirlerine iyi pas atıyorlardı. Normalde ilk bölümlerde oyuncularda ne kadar profesyonel olursa olsun karşılıklı sahnelerde gözlerinden gerginliği hissediyorum bu iki oyuncu çok çok rahatlardı. Benim en hoşuma giden tarafı bu oldu. Demek ki aşkın doruklara ulaştığı sahnelerde iliklerimize kadar gerçekliği hissedebileceğiz demektir. Ogün Kaptanoğlu ikinci adam rolüne hiç uymuyor. Neden bilmiyorum yakıştıramıyorum. İkinci adam hep bir alengirli işler peşinde oluyor. Sanırım uzun soluklu dizisinden dolayı bir türlü onla bağdaştıramıyorum. Bu diziyle bu etkileşimi atar mıyım bilmiyorum ama karakter olarak daha farklı bir karakterde olsun isterdim. Çiğdem Batur'un oyunculuğunu da hiç bilmiyorum. Belki oynadığı dizilerde şöyle bir göz ucuyla bakmışımdır ama inceleyerek ilk defa izleyeceğim. Çok güzel çok hoş bir kadın ama oyunculuğu nasıldır bilmem. Bu yüzden erke davranıp oyunculuğu hakkında yazı yazmak istemiyorum. Usta oyuncular hakkında her zaman ki gibi yazmıyorum ama genç oyuncularında oyunculukları çok göze batmıyordu. Bir potluk hissetmedim. Dizinin genel konusunu sevdim. Bence yaz dizileri içinde şimdiye kadar başlamış olanların içinde en kaliteli olan dizi bu dizi oldu. Eğer dram, romantik türünü seviyorsanız hiç kaçırmayın derim. Bu dizi kaçmaz.
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 3. sırada, tekrarı ise 19. sırada tamamladı.

Deli Gönül

4 Temmuz 2017 Salı

Dolunay (Dizi)

Bu yaz, yaz dizisi olarak çok fazla dizi yayına girmeyecek gibi gözüküyor. Bu yüzden yeni başlayan dizileri dört gözle bekliyor ve keşfetmek için kendimi hazırlıyorum. Şimdiye kadar beklediğime değmeyen bir iki dizi haricinde hepsi beni tatmin etti. Yalnız Star tv de art arda başlayan iki dizinin birbirine yakın olmasından dolayı yine ortaya Kiralık Aşk dizisi çıktı. Kiralık Aşk dizisi orijinal bir senaryo olsa tepkileri haklı bulurum ama maalesef orijinal bir senaryo değil o yüzden eleştiriler pot duruyor. Yalnız bu dizinin de orijinal olduğunu düşünmüyorum. Tam olarak olmasa da dolaylı yoldan My Secret Romance adlı Kore dizisinden esinlenildiğini düşünüyorum. Sadece kızın aşçı olup, adamın zengin olması değil bir çok sahne ya da karakterin dolaylı yoldan benzediğini düşünüyorum. Fakat tam olarak alınmadığı için birebir aynısı ya da uyarlama/ esinlenme diyemeyiz. Böyle dersek diziye haksızlık yapabiliriz ki olup olmadığı da tam belli değil. Ayrıca bu dizi romantik-komedi olarak başlayıp, dram- aksiyon türünü de arkasına katıp devam edecekmiş. Yani esinlenilmiş olsa bile orijinal bir senaryo olarak devam edeceğini anlamış bulunuyoruz. Bu da tabii ki sevindirici oluyor. Her neyse konu alıntı ya da esinlenme değil dizinin nasıl işlendiği. Ben bu diziden umutluydum. Keza, umutlarımı boşa çıkarmadı. İlk bölümde yer yer kopukluk-atlama olsa da bence genel olarak çok güzeldi. Sanırım bu dizi ile birlikte ben Özge Gürel'i sevmeye başlayacağım. Ses tonu kulaklarımı yırtsa da karakteri cuk oturmuş. Özge yerine başka bir kadın oyuncunun olduğunu an itibariyle düşünemiyorum. Adeta rolü benimsemiş ve üzerine giymişti. Hatta öyle ki oyunculuğu ses tonunun önüne geçmiş bastırmıştı. Can Yaman derseniz zaten benim en sevdiğim oyunculardandır. Hani her şeyini geç heybeti yeter diyebileceğimiz adamlar vardır ya, heh! Can Yaman benim için öyle bir adam. Hangi rolü oynarsa oynasın o rolü seyirciye geçirebilme kabiliyetine sahip. Bu yüzden Özge'nin karakteri giymesi ve Can'ın yeteneği ile muhteşem bir ikili ortaya çıkmış. Dizi de Hakan Kurtaş'ı gördüğüme çok sevindim. Bir süredir ortada yoktu ve kendini bayağı özletmişti. Bu diziyle dönüş yapması çok doğru seçim olmuş. Hakan Kurtaş'ın tanımlayamadığım farklı bir havası var. Soğuk İngiliz erkekleri mi desem yoksa karizmatik İtalyan erkekleri mi desem böyle bir türlü anlayamadığım esrarengiz bir havası var. Oyunculuğunu da beğendiğim için beni kendine yavaş yavaş çekiyor. Dizi de karakter olarak pek sevemedim ama imkansız aşk yaşayacağı kesin olduğu için ilerleyen bölümlerde içimizin kıyılacağı ya da sinir olacağımız bir karakter olacağını düşünüyorum. Nasıl ilerler emin değilim ama umarım senaristler antipatik bir karakter yaratmazlar. Necip Memili'yi çok beğeniyorum ama bir dizi de Necip Memili varsa o dizi de kötülük de vardır. Aslında sempatik bir insan ama hep kötü rollerde oynuyor. Her oynadığı rolde biraz daha nefret etmemize sebep olsa da bu dizi de biraz daha az kötülük yapmasını umuyorum. Öznur Serçeler ve İlayda Akdoğan diziye renk katmışlar. 
İlayda Akdoğan sanki yine sinsi bir rolde olacak gibi ama Öznur Serçeler daha ilk bölümden karakterini sevdirdi. Öznur Serçeler'in aksine Türkü Turan da beni gıcık etti. Öyle itici bir rol oynamış ki daha ilk sahnesinde göz döndürmelere doyamadım. Her oynadığı karakterin hakkını veren Türkü Turan'a dizi de olduğu sürece sinir olacağımız da kesinleşti. Kesinlikle dizi de en antipatik şu an Türkü Turan. Son olarak Irmak Ünal hakkında yazmak isterim. Irmak Ünal'ı çok özlemişim. En son 2012'de bir projede yer alan Irmak Ünal, uzun süre sonra dönerek kendini ne kadar özlettiğini fark ettirdi. Yalnız yaşını aldıkça kız kardeşine ikizi gibi benzediğini fark ettim. Bir an Irmak mı bu Yağmur mu oldum bir gidip geldim. Uzun bir araya rağmen oyunculuğun da bir potluk olmamasına çok sevindim. İnşallah bu dizi de uzun süre onu izleriz ve bu kadar ara vermez. Bana göre dizinin oyuncu kısmında bir sorun yoktu. Dizinin ilk bölümü olmasından kaynaklı olduğunu düşündüğüm bölüm atlamalar vardı o da ilk bölüm günahına sayıyorum. Bunlar harici diziyi çok beğendim. İzlemeye devam etmeyi planlıyorum. Bu dizi için vakit yaratıp izlemelisiniz. 
Bu arada twitterda dizi yayınlanmaya başladığı an twitter topiklerde hemen üst sıralara yükseldi ve 1. sıraya ulaştı.

Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 1. sırada, tekrarı ise 2. sırada tamamladı.

DOLUNAY

30 Haziran 2017 Cuma

Kalp Atışı (Dizi)

Doctors adlı Kore dizisinin uyarlaması Kalp Atışı sonunda başladı. Bayağı kendini merak ettirdi. Ben dizinin Kore versiyonundan çok sıkılmıştım. Hatta son bölümlere doğru artık tamamen kendimi salmıştım zoraki de olsa bitirmiştim. Fakat dizinin konusu, hikayesi gerçekten iyiydi. İlk bölüme göre dizileri karşılaştırırsak ben Türk versiyonunu daha çok beğendim ve daha sıcak buldum. Gökhan Alkan'ın çekiciliği mi desem buna bilemedim. Fakat ciddi ciddi Öykü ve Gökhan'ın kimyası uymuştu. Nasıl oldu bu iş bilmiyorum ama iyi denk gelmişler. İtiraf etmek gerekirse dizi başlamadan önce Öykü küçük boylu, Gökhan uzun boylu olduğu için Öykü ile Gökhan yan yana geldiği zaman kesinlikle Öykü Gökhan'ın yavrusu gibi duracak diye düşünmüştüm. Birde kızın eli yüzü de minicik ya çok büyük fark olur diyordum. Fakat ilginç ama gerçek ikisi mükemmel ikili olmuşlardı. Bir kaç sahne de birbirlerine bakışlarını yakaladım. Birbirlerine bakarken resmen gözlerinin içi gülüyordu. Demek ki set arkasında da enerjileri birbirine uydu. Dizi nasıl ilerler bilmiyorum ama iyi bir başlangıç yaptığını düşünüyorum. Öykü Karayel dizileri bir bir arkasında bıraktıkça daha iyi bir oyunculuk sergiliyor. Her rolünde daha fazla kendini geliştirmiş şekilde karşımıza çıkıyor. Keza bu rolünde de çok iyi bir performans sergiledi. Fakat biraz daha rolüyle bütünleşmesini bekliyorum. Tamam dövüş sahneleri filan on numara olmuş ama daha çok hissetmesini bekliyorum. O da sanırım bölümler ilerledikçe oturur gibi geliyor. Gökhan Alkan yakında Kore vatandaşlığına geçecek gibi geliyor. O kadar çok uyarlama da oynadı ki artık Seçkin Özdemir'i geçti kulvarında 1. oldu. Herhalde kimse bu konu da Gökhan'ın eline su dökemez gibi geliyor. Acayip şekilde istikrarlı bir şekilde uyarlamalarda oynamaya devam ediyor. Yalnız cidden çok iyi bir oyuncu. Mimikler, bakışlar seyirciye geçirdiği o gerçeklik ... Gerçekten Gökhan'a hayran olmamak mümkün değil. Dizi de neden Ege Kökenli oynadı onu anlamadım. Hiç bir dizisinde kendini geliştirmiyor. Sitcom tarzı bir dizisi vardı orada nasılsa oyunculuğu hala aynı devam ediyor. Küçücük bir gelişim görmediğim için oyunculuğunu da sevmiyorum. Güzel kız, göz alıcı ama oyunculuk konusunda yerinde sayıyor. Şimdilik oyuncu kadrosu güzel görünüyor. Daha günümüze gelmediği için diğer oyuncuların karakterlerini tanıma fırsatım olmadı. Usta oyuncular çok iyiydi. Rüçhan Çalışkur'un konuk oyuncu olmasına üzüldüm. Dizi daha önce izleyenler için bilinen dizi ama yeni izleyenler için de izlenmesi gereken bir dizi. Senaryo doğru yazılırsa bir Doktorlar dizisi olabilir. Bence vakit yaratın bu diziyi izleyin. Eminim sizde seveceksinizdir.
Bu arada  başlarken  orijinal senaryo yazarının ismi ve sonunda uyarlama olduğunun ibaresi mevcut. Yani yasal olarak hakları alınmış bir dizi. Burada tepkili yorum yapacaklara duyurulur. Yasal bir  durum varsa destekliyorum. Esinlenme konusunda biraz problem oluyor. 

Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 3. sırada, tekrarı ise 4. sırada tamamladı.

Kalp Atışı

NIVEA BB Krem // 5 in 1 Blemish Balm Hell BB Cream

Bir süredir cilt problemleri ile uğraşıyorum. Sağlık sorunlarım nedeniyle bir madde almak zorunda kaldım. Bu iki gün aldığım madde yüzünden cildimde problemler oldu. Bu yüzden bir süredir makyaj yapmamaya çalışıyordum ama toplum içine girdiğimde cildim yüzünden kötü hissetmemek adına kapatıcı ve benzeri şeyler sürüyordum. Haliyle ertesi gün sivilceler çoğalmış oluyordu.  Cildimle ilgili doktor tedavisinin yanı sıra  kapatıcı yerine alternatifler arıyordum. (Ben ilk defa BB krem kullanıyorum. Daha evvel bir markanın  fondötenini kullanıyordum.  O markanın o  fondöteni ve  başka bir markanın pudrası harici  cildime  kapatıcı adına da hiç bir şey uygulamıyordum. )

29 Haziran 2017 Perşembe

Ateşböceği (Dizi)

Beklediğim yaz dizilerinden ilki başladı ve başladığına da değdi. Dizi sıcacık bir yaz dizisi olmuş. Gerek oyuncu kadrosu, gerek oyuncu kalitesi, gerek hikayesi ile on numara beş yıldız bir dizi yapmışlar. Dizi başladığı andan itibaren gönlümü fethetti. İlk sahnelerde Barış Manço ayrıntısı dizinin, en dikkat çeken yeriydi. Birde dizi de basit ama yer yer ince espriler vardı bu da diziye ayrı bir tat katmıştı. Oyunculara baktığımda Nilay ve Seçkin en doğru seçim olmuştu. Nilay resmen oynadığı karakteri üzerine giymişti. O kadar gerçekçi oynuyordu ki karakteri sevmemek elde değildi. Keza Seçkin'de bu şekildeydi. Başta bu ikilinin olmayacağını düşünsem de aralarında acayip bir kimya oluşmuştu. Dizinin ilk bölümünde kaç tane sahneleri varsa sırıtarak izlediğimde doğrudur. Hani böyle gerçek hayatta da sevgili olsalar diye düşündüğümüz çiftler vardır ya bu ikisi de tıpkı bu şekilde olmuşlardı. Bu yüzden Seçkin'in karşısına Nilay'ı, Nilay'ın karşısına da Seçkin'i vermekle en doğru seçimi yapmışlar. Başrol oyuncuların yanı sıra yardımcı oyuncular da çok iyiydi. Mesela dizi de evin ablası Arzu ile Barbaros aşkı var. Bence en çok güleceğimiz çiftlerden biri olacak. Şahsen ben küpeli tacizciyi çok sevdim. Bunun yanı sıra Teo ve Gül aşkının ilk bölümden olmasını çok istedim. Bence o ikisi de çok iyi çift olurlar ve seyirci de tutabilir. Dizi de Belma Canciğer, Durul Bazan, Derya Alabora ve Şebnem Dilligil gibi ustalarda vardı. Diziyi güzel hale getiren biraz da onlardı. Eminim yeni oyuncular da onlardan çok şey öğreneceklerdir. Diziyi sadece ben değil sosyal medyada genel olarak beğenildi. Hatta bir süre trend topik listesinde 1. sıraya kadar yükselip dizi süresince de 2. sırada yerini aldı. Fakat anlamsız tweetlerde okumadım değil.Örneğin; Kiralık Aşk dizisi çakması yazılan tweetler vardı. Kiralık Aşk Kore dizisi uyarlaması /esinlenmesi olduğuna göre çakma konusu tuhaf duruyordu. Benzetilebilinir de çakma gibi bir şey denilmesi hiç hoş olmamıştı ki bu diziyi Kiralık Aşk fanlarının neredeyse hepsi izleyecek gibi geliyor. Genel ağırlıklı sosyal medyada onların yorumları mevcuttu ve beğenen ağırlıktaydı. İkinci olarak ismi yüzünden ve kızın taksici olması yüzünden eski Türk filmlerini yad edenler vardı. Cidden en iç şişirici tweetlerde onlardı. Bunların haricinde seven çoğunluk fazlaydı onlardan biri de ben oldum. Uyarlama ya da bir yerden esinlenme mi bilmiyorum ama umarım değildir. Ben sevdim dizi ilk bölüm üzerinden gider de saçmalamazsa izlerim gibi geliyor. Bence bu yaz dizisini kaçırmayın derim. Kesinlikle izlemek için bir şansı hak eden dizi olduğunu düşünüyorum. Benden sizlere öneridir.

Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 2. sırada, tekrarı ise 4. sırada tamamladı.


Bu arada bir yerlerden esinlenme ve ya uyarlamaysa yorum kısmına yazmayı unutmayın. 
 
ATEŞBÖCEĞİ

28 Haziran 2017 Çarşamba

Torku Sütlü // Torku Markasının Soğuk Kahveleri

Torku kahvelerini yeni çıkardığı zamanlar çevremde ve sosyal hesaplarımdan takip edenler bu kahvelerden haberdar değildi. Bende Torku'nun Doğrudan adlı marketlerinde bu kahveleri görmüş ve merak edip almıştım. İlk içtiğim zaman çok kaliteli bir ürün olduğunu anlamış ve sosyal hesaplarımda ballandıra ballandıra kahvelerden bahsetmiştim. Tabii ki çevremde ki insanlar ve takipçilerim bu kahveleri bulamadıkları için beni boykot etmeye kadar gitmişlerdi. Bulanlar beni etiketleyerek bu kahveleri keşfetmelerine sebep olduğum için minnettar olduklarını yazmışlardı. O günden bu güne ben ne zaman Doğrudan adlı markete uğrasam Torku'nun çıkardığı bu kahveleri almadan o marketten çıkmadım. İlk zamanlar bu kahveleri hiç bir markette bulamıyordum. Fakat yavaş yavaş bir çok marketin buzdolabı bölümünde görmeye başlayınca sizler içinde görüşlerimi belirtmem gerektiğini düşündüm.

19 Haziran 2017 Pazartesi

Ramazan Bayramında İzlenecek Tayvan / Tayland / Çin Dizileri

Ben küçükken bayramlar çok güzeldi. Çok kalabalık bir ailenin sahibiydim. Sonra yaprak dökümü yaşandı. En son babamı da kaybedince bizim evde bayram filan kalmadı. Gerçi yıllar geçtikçe kimsenin evinde bayram kalmadı. Çoğu tatile çıktığı için ya da komşuluk, akrabalık o kadar sıkı olmadığı için bu ev ziyaretleri yok oldu olacak duruma geldi. Bende bu yüzden bu postu yazmak istedim. Benim gibi bayramı evde geçirecek insanların arayışına belki çare olurum diye düşündüm. Normalde böyle bir post açmayacaktım. Fakat Google'da arama yaptığımda diğer Asya olarak adlandırdığımız dizi önerilerinin pek olmadığını gördüm. Bu yüzden de bayram da farklı ülkeleri arayan sizler için bir liste oluşturmak istedim. Şimdiden herkese iyi bayramlar dilerim. Umarım mutlu, huzurlu ve güzel bir Ramazan bayramı geçirirsiniz. Rabbim hepimizi seneye'de 11 ayın sultanı Ramazan ayına erdirmeyi nasip etsin. İnşallah izlemediğiniz dizilerden bir liste oluşturmuşumdur. 


Bu arada farklı diğer Asya dizisi (TAYVAN, TAYLAND,ÇİN ) önerisi olan varsa ya da bir top 5 listesi olan varsa yorumlarda sizin de önerilerinizi bekliyorum. Bana da dizi önermeyi es geçmeyiniz. 



Yazı linki olmayanları daha blogumda yazmadım bu yüzden Google'dan aramanız gerekli. 

( Bana sorarsanız sizin için dizileri yanıtlayabilirim. En kısa zamanda bloguma yazılarını yazıp linklerini ekleyeceğim. Şimdiden iyi izlemeler. )
Ramazan Bayramında İzlenecek Tayland Dizileri:

15 Haziran 2017 Perşembe

Kanatsız Kuşlar (Dizi)

Yine bir ATV dizisi ve yine bir afiş sorunu. Afiş yüzünden ATV dizilerini ciddi anlamda yazasım gelmiyor. Çünkü ne Google'da ne Twitter'da bulamıyorum. Her seferinde inşallah dizi oyuncuları ya da yapım şirketi paylaşmıştır diye umuyorum ama hevesim kursağımda kalıyor. Neyse ki bu sefer şanslıymışım ki arayışlarımın sonunda bir tane bulabildim. Ver dizi tanıtımı niyetine sosyal hesaplardan üç beş afiş, paylaş . Benim gibi bloguna yazan ya da haber siteleri için kullanacak malzeme olsun. Fakat yok asla ATV dizilerinin afişi bulunmaz. Neyse afiş konusunu kapatıp diziye dönmek istiyorum. Dizi konu olarak bildiğimiz bir dizi. Bir sonra ki sahneyi çok rahatlıkla tahmin edebileceğiniz tarzda. Genel konu olarak hiç bir albenisi yok ama dizinin oyuncuları çok iyi. Bu dizi tutarsa oyuncuları sayesinde tutar gibi geliyor. Dizinin kadrosu tanınmış oyunculardan oluşuyor. Bu yüzden dizinin tutma olasılığı yüksek gibi geldi. Belki ilk bölümler ramazan ayı içerisine denk geldiği için düşük reyting getirir ama sonra toparlar gibi geliyor. Türkiye'de tek başına kalmış anne, dram, entrika, aşk üçgeni konuları çok tutuluyor. Özellikle doğuda çekimi yapılan 4 sezon sürmüş bir diziden sonra bu tarz diziler çok arttı. Bu dizinin de temeli bu şekilde oluşuyor. Bu yüzden tutulma ihtimali yüksek gibi geldi. Dizinin oyuncuları çok iyi yazmıştım bir kaç cümle önce biraz onlardan bahsetmek istiyorum. Dizi de, Melis Tüzüngüç, Ümit İbrahim Kantarcılar, Ahmet Varlı, Deniz Bolışık, Fatih Al ve Servet Pandur gibi tanınmış oyuncular oynuyor. Melis Tüzüngüç'ün son oynadığı dizi çok sevildi. Aslında uyarlama bir dizi olmasına rağmen çok da benimsendi. Dizinin hemen bitiminde dinlenmeden yeni dizisine başladı. Bu yüzden izleyici bir önce ki karakterine alıştığı için yadırgayabilir ama bence performansından hiç bir şey kaybetmemişti ve bu diziye yakışmıştı. Ümit İbrahim Kantarcılar'ı çok severim. Dizinin ilk bölümü çok aktif olmasa da sonra ki bölümlerde daha fazla gözükeceğini umuyorum. Son üç dizisi maalesef çok kısa ömürlü oldu. Umarım bu dizisi uzun ömürlü olur ve üzerinde ki kara bulutları yok eder. Ahmet Varlı efsane bir oyuncudur ama bir önce ki dizisinde nefret etmiştim büyük ihtimal bu dizisinde de nefret edeceğim. Haceli karakterine yakın bir karakter olacak gibi geliyor. En azından ilk bölümde öyle gözüküyordu. Deniz Bolışık!ı severim olduğu dizileri de severek izlerim ama ilk bölümde bazı tepkileri çok yapmacık geldi. Normalde çok iyi oynar ve oynadığı karakteri üzerine giyer, bütünleşir ama neden böyle oldu bilmiyorum. Gelecek bölümlerde bu oyun olduğu belli olan çıkışlarını inşallah atlatır. Atlatmazsa seyirci açısından inandırıcılığını kaybeder ve büyük sorun olur. Fatih Al ve Servet Pandur hakkında yazmak bana düşmez o yüzden onları atlıyorum. Tüm oyunculara karakterleri yakışmıştı. Fakat konunun daha güçlü olmasını isterdim. Bu kadar iyi oyuncu kadrosu oluşturunca maalesef konu çiğ kalmış bu da ister istemez seyircinin gözünden kaçmadı. Senaristler ilerleyen bölümleri biraz daha güçlü, daha iyi, bilindikten farklı yazarlarsa seyirci açısından daha iyi olur diye düşünüyorum. İlk bölümün günahı olmaz. Dizi, genel olarak güzeldi ben sevdim. Zamanınız olursa bir bakın derim.

Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 4. sırada, tekrarı ise 19. sırada tamamladı.

"Kanatsız kuşlardı onlar… Umut kırıntıları ile beslenen…"
KANATSIZ KUŞLAR

13 Haziran 2017 Salı

Princess Hours Thai/ 2017 (Tayland)

Sonunda finallerim bitti ve yaz tatiline giriş yaptım derken misafir geldi ve yazmak bu günlere kadar kaldı. Yaz tatiline girer girmez güzel bir uyku çektim ve biraz dinlendikten sonra da kendimi buraya attım. Haftalardır aklımda olan yazı bu güne kısmetmiş. Google+ hesabımda takipleştiklerim bilir ki dizinin yeni bölümü geldiği zaman hemen herkese heyecanla yolluyorum. Çünkü diziyi herkesin izlemesini istiyorum. Öyle ki diziyi bölümler geldikçe orijinalinden daha çok sevmeye başladım. Orijinal versiyonunda ki çiftten daha komik ve sıcak geldi. Dizinin orijinali , benim ilk dizim olup, Kore'yi tanımama sebep olan bir dizi. Aslında tek ben benim değil çoğu kişinin de ilk dizisi olmayı başarmış bir dizi. Neden bahsettiğimi az çok anladığınızı umuyorum. Evet! Düşlerimin Prensi olarak tanıdığımız TRT1 de bir zamanlar kasırgalar yaratan Goong dizinin Tayland versiyonu. Şöyle bir bakıyorum da diziyi ilk izlediğim zamanlara neredeyse 10 yılı geçmiş. 10 yıl sonra tekrar farklı dilde, farklı bir senaryo da izlemek haliyle beni çok heyecanlandırdı. Dizinin her yeni bölümü bana ergenliğimi hatırlatıyor. Bu yüzden de dizi bende özel bir yere sahip oldu. Tek ergenliğimi hatırlattığı için değil, Tayland'ın uyarlama konusun da çok iyi olması da bir etken. Mantıksız olan sahneleri bile mantıklı hale getirip senaryoda ki eksikleri kapatma da çok iyiler. Bu yüzden Tayland bir uyarlama yapıyorsa gönül rahatlığı ile izleyebiliyorum. Tıpkı Kore, Çin, Japonya gibi dizileri tadında bıraktıkları içinde benden artı bir puan kazanıyorlar. Zaten dilleri Türkçe'ye yakın geldiği için seri bir şekilde sıkmadan izletiyor dizileri kendini.

Neyse diziye dönmek gerekirse;

Tayland dizileri izliyorsanız başrolünde yakından tanıdığımız oyuncu Tao Sattaphong Phiangphor var. Ona eşlik eden ise; Pattie Ungsumalynn Sirapatsakmetha. İkisi de o kadar doğru seçim ki şu an karakterlerin yerinde başka bir oyuncuyu düşünemiyorum. Adeta karakterler için biçilmiş kaftan ikisi de. Ayrıca çift olarak da kimyaları çok uygun olmuş. İkilinin birlikte oldukları her sahne de ağzım kulaklarıma varıyor. Keşke gerçek yaşamlarında da birlikte olsalar diye içimden geçirdiğim de doğrudur. Çifti o kadar çok sevdim ki dizinin final bölümleri yaklaştıkça bitmesin diye umut ediyorum. Fakat ne kadar umut etsem de dizinin bölüm sayısı şimdiden belli. Başrol çiftin yanında bir de 2. karakter dediğimiz yardımcı roller var. İkinci adam olarak karşımıza çıkan Phan Pagniez'i ne kadar sevdiysem ikinci kadın olan Bebe Thanchanok Ritnaka'yı o kadar sevmedim. İkisini de ilk defa izlememe rağmen kadın karakter çok antipatik geldi. Yani; Kore versiyonunda ki Min Hyo Rin karakteri Minnie karakterinden daha sevimliydi. Her bölüm bu oyuncu yerine oyuncu mu bulamamışlar demeden edemiyorum. Belki Dünya iyisidir ama kadını dizi karakteri değil, oyuncu olarak sevemiyorum. Fiziksel özellikleri, bakışları, konuşma tarzı filan itici geliyor. İzlediğim Tayland dizileri içerisinde oyuncunun kendini sevmediğim ikinci kadın oyuncu oldu. Fakat tabii ki oyunculuğu kadının çok iyi. Gerçekten karakterden nefret etme aşamasına getirdi, bunu da yazmadan es geçmeyeceğim. Dizi, genel olarak çok iyi. Sanırım çekildikten sonra yönetmen bazı yerlerini kesme gereği duymuş. (Tayvan Drama sitesi kesilen sahneleri bulursa ayrıca çeviriyor) O durum haricinde dizi akıcı ve anlaşılır durumda. Oyuncularda bir potluk yok. Hikaye zaten bildiğimiz bir hikaye ama eksiği yok fazlası var. Bu yüzden gönül rahatlığı ile sizlere bu diziyi öneririm. Ölmeden önce izlemeniz gereken diziler listenize bu diziyi almayı unutmayın.


Diziyi buradan izleyebilirsiniz; 

Princess Hours Thai (Goong, Princess Hours, รักวุ่น ๆ เจ้าหญิงจอมจุ้น, Rak Woon Woon Jao Ying Jun, พระนาง, Phranang, Princess)

31 Mayıs 2017 Çarşamba

Haziran Olmuş Yılbaşı Daha Dün Gibi

12 aylık 1 yılda, 6. aya giriş yapıyoruz. Ne çabuk yılın yarısına geldik anlayan var mı? Şahsen ben bir şey anlamadım. Zaman o kadar hızlı geçiyor ki sanki dün yılbaşında geri saymışız gibi hissediyorum. Aslında son 3-4 yıldır böyle hissediyorum. Yıl sonu gelip geri baktığımda bomboş bir yıl geçirmiş oluyorum. Nedense yaşımdan kaynaklı olduğunu düşünmeye başladım. Yaşım ilerledikçe zaman kavramı da hayatımdan yok oldu gitti. O gençliğimde ki yaşama hevesi de yok. Resmen günü öldürmek adına yaşıyormuşum gibi geliyor. Aslında çok da yaşlı bir insan değilim. Daha 27 yaşında, baharımda sayılırım ama garip bir durum içerisindeyim. Gerçekten şu 5 aya baktığımda sadece hastane, ev işi, okul ve yatmak aklımda kalan. Şöyle de güzel bir anım oldu diye bileceğim elle tutulur bir gün yok. Gelecekte çocuklarıma şu yılda da şu olmuş diyebileceğim bir an'da yok. Çevremde de böyle söylemleri çok duyuyorum. Cidden bu teknoloji çağı ilişkileri ve günlük yaşamımızı hızla etkilemiş gibi duruyor. Tabii bunun yanında ülkemizde ve Dünya'da olan olumsuzluklarda sebep olabilir. İster istemez günlük yaşamımızı etkiliyor ve yaşam kalitemizi düşüyor olumsuz olaylar. Açıkçası yaşamın tadı, yaşamın amacı neydi unutmaya yüz tutmuş bir haldeyiz. 5 aydır günümün yarısı dışarıda geçtiği halde o günü hatırlamamak çok enteresan duruyor. Gerçekten uyandığımdan bu yana düşünüyorum ne zaman 6. ay oldu ve ben bu geçtiğimiz 5 ayda ne kadar kendime yararlı oldum? - Hiç! Vallahi bu durumun sonu nereye gider belli değil ama ciddi anlamda kendi hayatım üzerinde rahatsız edici bir olduğunu fark ettim. Kalan 6 ay için hayatımda neler yapabilirim oturup bunu ciddi olarak düşünmem lazım. Tek ben ve çevrem mi böyleyim yoksa herkes mi böyle bilmiyorum ama bir şeyler yapmak için hareket etmemin zamanı geldi sanırım. Kalan ömrümde geçmişe baktığımda bir anı kalsın istiyorum. Düşünüyorum da ne yediğim yemeğin tadı var ne yaşadığım günün tadı var. Son yıllarda tadını çıkarmak yerine sadece tüketmek için yaşadığımı düşünüyorum. Boş günler, aylar, yıllar geçirsem de hoş geldin Haziran. Umarım bana bir şeyler katarsın renk olursun.

29 Mayıs 2017 Pazartesi

Kış Sezonu İzlediğim Türk Dizileri (2017)

Son 4-5 yıldır dizilerimiz çok güzel, çok beğeniyorum Türk dizilerini. Bir kesim beğenmese de Dünya çapında da peynir ekmek gibi satılıyorlar. 2016-2017 kış sezonu çok güzel dizler başladı ama maalesef çoğu başladığı gibi bitti. Hepsinin ilk bölümünü izlediğim için diziler ve oyuncular hakkında bilgim vardı. Ve bittiklerinde bir çoğuna haksızlık yapıldığını düşündüm. Kaderi iyi yönde olup devam eden dizilerden sezon içinde benimde düzenli olarak takip ettiklerim oldu. Bunlardan size bahsetmeden önce asker dizileri hakkında yazmak istiyorum. Şu an üç tane asker dizisi mevcut ve üç dizi de birbirinden kaliteli. Fakat ben bu dizileri izleyemiyorum. Haber izlemeye bile yüreğim dayanmıyor ki olan olayları her hafta uzun uzadıya izlemek bünyeme iyi gelmedi. Bu yüzden dizilere devam edemedim. Eğer yüreğiniz bu konulara dayanıyorsa lütfen bu dizilere destek olalım ve bunun gibi gerçek gündemi anlatan diziler ülkemizde işlensin. Belki bir yerde bir farkındalık yaratılabilinir. 

Bakalım ben kış sezonunda hangi dizileri takip ediyormuşum;

28 Mayıs 2017 Pazar

Türk Malı (Dizi)

Sevemedim kara gözlüm. Türk malı dizisinin yayınlandığı zamanlar ara ara izler gülerdim. Diziyi komik yapan bayat espriler değil, oyuncuların performansı ve karakterlerdi. Fakat bu yeni versiyonu zorlama olmuş gibi geldi. Erman Kuzu harici tüm kadro sıfırdan almıştı ki Binnur Kaya, Hazal Şenel, Bekir Aksoy, Melek Baykal, Barış Çelikkol, Sinan Çalışkanoğlu, Devin Özgür Çınar, Osman Sonant'sız bir Türk Malı düşünülemez. Bu oyuncularla çalışmak yerine sıfırdan kadro kurmaları bir nebze anlayabilirim. Oyuncular, başka projededirler ya da kabul etmemişlerdir. Fakat ilk kadroyla uzaktan yakından ilgisi olmayan alakasız bir kadro seçmek niye? O kadar yapmacık durmuş ki Erman Kuzu haricini karakter olarak pek sevmedim. Nergis Kumbasar ve Hasibe Eren'i çok sevdiğim halde Binnur Kaya'nın yerini tutamamışlardı. Ayrıca Burcu Binici ve Anıl İlter diziye hiç uymamışlardı. Buse Narcı çok güzel bir kız ama dizi de pot durmuştu. İlke Korkmaz'ı küçük oyuncu olarak sevdim doğal duruyordu. Bunun haricinde pek bir şey yoktu. Tayfun Güneyer sevdiğim senaristlerden biridir ama neden böyle yazdı bilmiyorum. En son dizisinde efsaneler yaratmıştı. Açıkçası bu diziden de beklentim yüksekti. Fakat olmayınca olmuyor galiba bana ilk Türk Malı'na göre çok soğuk geldi. Bir şeyler eksikti o sıcak, çılgın Kuzu ailesinin etkisi yoktu. Bir izleyici olarak bana geçmedi. Yine de ilk bölümün günahı olmaz diye düşünüyorum. Bu yüzden 2. bölümüne de Tayfun Güneyer için şans vereceğim. Tayfun Güneyer gibi senaristi varsa dizi kısa sürede toparlanır gibi geliyor. Eminim beğenen bir kesim vardır. Bu yüzden reyting konusunda inşallah yüksek reytingler alır. Dizi bana pek hitap etmedi ama siz de bir deneyin derim. Belki sizler çok seversiniz kim bilir. Yolu açık olsun.

Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 1. sırada, tekrarı ise 5. sırada tamamladı.
TÜRK MALI

27 Mayıs 2017 Cumartesi

Dedikodu// Kyuhyun Asker Oldu

Nedense hiç yazasım yok bu postu. Ayın 25'inden bu yana elim bir gidiyor klavyeye sonra geri çekiyorum. Neyse ki sonunda yapabilirim dedim ve yazı yazmaya karar verdim. Aslında bu durumdan sıkıldım. Yani artık asker beklemek yordu ve sıktı beni. Bu yüzden Kyuhyun'un gidişine hem sevindim, hem üzüldüm. Benim gibi düşünen ELF var mı bilmiyorum ama bir rahatlama olmadı mı sizde de?

26 Mayıs 2017 Cuma

Şevkat Yerimdar (Dizi)

Sonunda yaz dizileri Şevkat Yerimdar dizisiyle başladı. Yanlış hatırlamıyorsam zamanını geçen yaz tanıtımı yapıldığında büyük bir merakla beklemeye başlamıştım. Fakat dizi ne hikmetse bu yaza kaldı. Haliyle benim de hayallerim yıkılmıştı. Filmini severek izlediğim dizinin yayınlanmaması çok moral bozucuydu. Neyse ki sonunda başlayabildi. Şu an ilk bölüme göre beklediğime değdiğini düşünüyorum. Film tadında bir ilk bölüm izledim. Konuyu sil baştan almalarına rağmen hiç sıkmadı. Yer yer ince espriler mevcuttu. Zaten Şevkat Yerimdar'ı güzel, iyi yapan şeyin de bu ince espriler olduğunu düşünüyorum. Sıcacık bir mahalle dizisi olmasının yanı sıra kendimizden bir şeyler bulabiliyoruz. Dizisi biraz daha farklı olur diye umuyordum ama filmden sapılmamış olması çok güzel düşünülmüş. Zaten Erol Hizarcı sevdiğim senaristlerden biridir. İzleyiciyi nereden yakalayacağını iyi bildiğini düşünüyorum. Zaten filminde senaristi aynı olduğu için kötü çıkması pek düşünülemezdi. Özgürcan Çevik'in kaderinden midir bilmem başrol oynadığı iki dizisi de ramazan ayına denk geldi. Bir önce ki yine FOX TV'de yayınlanan dizisi de ramazan ayına denk gelip fazla tutunamamıştı. Umarım bu dizi iyi bir reyting ile en azından tüm yaz sorun yaşamadan devam eder. Özgürcan Çevik'in oyunculuğunu çok seviyorum. Duruşuyla tam bir Ankara bebesi olduğu için kendime yakın hissediyorum. Yanlış hatırlamıyorsam Şevkat'te Ankaralıydı. O yüzden belki de Şevkat'i de çok seviyorum. Kısacası bana göre on numara beş yıldız bir oyuncu. Sadece bu ülkede hala tam anlamıyla değer görmüş bir oyuncu değil. Umarım zamanla bu durumda aşılır. Bilmeyenler için Başak Parlak genelde dizilerde ki aşk üçgeninde üçüncü şahıs o sinsirella kızı oynar. Bu dizi de ise çok tatlı naif bir kızı oynuyor. Keşke kariyerinde daha fazla cici kız rolünü oynasa Başak Parlak. O kadar çok fiziksel olarak cici kız rolleri uyuyor ki sinsirella rollere hiç yakıştıramıyorum. Kızın yüzüne bakınca ay gibi ondan oynadığı rol çelişkili duruyor. Fakat bu dizi de kendini bulduğunu hissediyorum. Filmden yola çıkarak rolle bütünleştiği belli oluyor. Bu da tabii ki oyunculuk konusunda izleyiciye daha inandırıcı bir karakter olarak geçiyor. Ayrıca Özgürcan ve Başak'ın kimyası inanılmaz. Ne yalan yazayım keşke sevgili olsalar diye iç geçirdiğim sahneler oluyor. Birlikte oldukları sahnelerde bir bakış bir mimik insanı etkiliyor. Dizi de tiyatro kökenli usta oyuncular vardı. Bu yüzden usta oyuncular es geçiyorum. Yeni oyuncular da da bir potluk görmedim. Oyuncu kadrosu ilk bölüme göre güzel gözüküyordu. Sadece
Barış Murat Yağcı'dan hoşlanmadım. Bilmiyorum estetiği var mı ama tip olarak fazla itici geldi. Profil çekimlerinde de Rüzgar Erkoçlar'a benziyordu zaten göz yanılgısı yaşadım bol bol. Oyunculuğu hakkında emin değilim ilk bölüm olduğu için bir şey yazmak için erken ama pek beğendim de yazamam. bir de unutmadan yazayım Pascal'ın dizi de oynaması çok iyi olmuş. Bir BEŞİKTAŞ'lı olarak dizi ne kadar ruhumu okşuyorsa Pascal'ın oynaması da o kadar hoşuma gitti. Daim olur inşallah. Son olarak dizi bu tarz film ya da dizi sevenler için aranan kan. Eğer ki bu türü seviyorsanız hiç düşünmeden başlayın derim. Şiddetle tavsiye ederim. 
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 5. sırada, tekrarı ise 11. sırada tamamladı. 
Şevkat Yerimdar 

24 Mayıs 2017 Çarşamba

TRT Belgesel'i Seviyorum

Belgesel izlemekten sıkılan insan varsa elleri görebilir miyim? Çünkü onlardan biri de bendim. Ta ki TRT Belgesel kanalını keşfedene kadar. Aslında kanal önce TRT HD olarak yayın yapıyordu.

Neden Romantik Komedi İzler Bu İnsan Evlatları ve Bu Kız Ne Saçmalıyor

Konuk Yazar // Kalbinden Piraye
Efendim şimdi bu romantik komedi aşkım ta Gümüş isimli diziye dayanıyor. Evlenen ve birbirini sevmeyen çift. Sonra tutkunun dibine vuran çift. Ve Kalbinden Piraye için artık hiçbir şey aynı olmayacaktı.

23 Mayıs 2017 Salı

Saray Milkman Tahinli Süt

Bir süredir Instagram'da yararlı bir kullanıcıyı takip ediyorum, aldığım ilaçlar da kabızlık yapıyor. O hesapta tahin, süt, toz tarçın karışımlı süt tarifi vardı. Aslında emziren annelerin göbek veya basende ki yağlarını yakmaları için bir karışımdı ama ben kabızlık için içmeye başladım. İşe de yarayınca devamını getirdim. Bu şekilde içerken geçenlerde Migros'da süt reyonlarına bakarken tahinli sütü gördüm. 


21 Mayıs 2017 Pazar

Zor Sevda / Qubool Hai (Hindistan)

Normalde Kanal 7'nin seçim yaptığı Hint dizilerini çok beğenirim. İzleyicisinden özür dilerim ama bu seçim pek hoşuma gitmedi. Oyuncuların kimyasını çok sevemedim. Oyuncuların oyunculukları da yapmacık geldi. Bu yüzden de oyunculara ısınamadım. Eskiden kalp gözü gibi diziler olurdu bizde abartılı abartılı, onlar gibi çok fazla yükseltilmiş sahneler vardı. Kavga sahneleri Hint dizi filmlerine uygun gibi dursa da onda da biraz aşırılık fazla gibi geldi. En azından benim gözüme battı. Fakat bir gerçek var ki başrol erkek çok hoşuma gitti. ALLAH var, şimdi yalan yazmam duruşu, yüzü, fiziksel hatları hoş bir adamdı. Tabii ki dizinin seveni çok olacaktır ama beni pek açmadı. İlk bölüm ikinci bölüm derken diziyi izleyemeyeceğimi düşündüm. Çünkü beni gerçekten sarmadı. Aslında beklediğim bir diziydi ama neden böyle oldu bilemedim. Sanki dizi de bir şeyler eksik gibi hissettim. O samimi Hint dizilerini hissedemedim. Birde dikkatimi çekti bu müslüman alt yapılı Hint dizilerinde neden erkeklerin iki eşi oluyor anlamıyorum. Bu dizide de anladığım kadarıyla babanın iki eşi var. Yine kanalın yayınladığı diğer dizide de çok eşlilik vardı bu durum biraz beni rahatsız etti ama Hindistan'da bulunan müslümanların sanırım birden fazla eşi var ki dizilere böyle yansıyor. Bu durumdan hiç bir şekilde hoşlanmıyorum ve günümüz koşullarında da bu durumu asla kabul etmiyorum. Diziyi tam olarak anlamıyla izlemediğim için yani bir iki bölümde bıraktığım için çok fazla bir şey yazamıyorum ama bu beğenmediğim ilk Hint dizisiydi. Yine de sizler bir bakın derim belki çok beğenirsiniz kim bilir. Bu arada seslendirmenler yine efsaneydi yazmadan edemeyeceğim.
Zor Sevda  (Qubool Hai ) 1 Mayıs  2017 Pazartesi  gününden  itibaren her gün 16.00'da tekrarı ise 11.00'da kanal 7'de.

Qubool Hai (Zor Sevda, I Do, कुबूल है)

6 Mayıs 2017 Cumartesi

NISSIN NOODLES (Ramen) Sebze Çeşnili/ Acılı, Tavuk Aromalı Soslu

Ülker noodle çıkardığını görür görmez körili ve tavuk olanını alıp alıp denemiş, ardından da blogumda yazmıştım. ( Ülker Noodle (Ramen) Çıkarmış - NISSIN NOODLES ) Gelen yorumlarda terbiyesizlik yapanlar kadar çok güzel yorumlar da almıştım. Bunlardan biri de Emine Tunç isimli yorumcumdu. Yorumcum, iki çeşidinin daha olduğunu onları tadıp görüşlerimi bildirmemi istemişti. Bende market market gezdim ve geçen günlerde buldum. Siz de merak ettiğiniz noodle (ramen) çeşidi varsa ve benim yorumlamamı istiyorsanız yorum kısmına yazabilir ya da önerebilirsiniz.

30 Nisan 2017 Pazar

Seni Kimler Aldı (Dizi)

Bu ATV dizilerinin afişleri beni çıldırtıyor. Dizilerin yapımları yayınlamazsa asla afiş bulamıyorum. O yüzden de ATV'ye sosyal hesaplarına sinir oluyor. Pastel Film afiş yayınlamamış haliyle bende afiş bulamadım. Anlayacağınız çıldırdım, fıttırdım. Pastel'den bir dizi çıkıyorsa o dizi muhakkak güzel ve entrika dolu olur. Yapımın bir kaç dizisi tutmasa da genelde başarılı olarak yoluna devam ediyor. Bu yüzden Pastel varsa o diziyi izlemeliyim diye düşünüyorum. Fakat bu dizi de Pastel etkeninden çok oyuncuların etkisi beni benden aldı. Fragmanında üç tane sevdiğim oyuncuyu başrol olarak görmek heyecanlandırdı. Yiğit Kirazcı'yı eskiden pek tutmuyordum ama son dizisinde kalbime kocaman bir taht kurdu. Oyunculuğunu geliştirmiş olması daha çok hoşuma gitmeye başlamasına sebep olmuştu. Bu dizide de yine oyunculuğunu konuşturduğunu hissettim. İnandırıcılık seviyesi her rolünde biraz daha artıyor. Sanırım Yiğit Kirazcı geleceğin jönleri arasında anılacak gibi duruyor. Umarım yolu geleceği parlak ve açık olur. İki çok sevdiğim kadın oyuncu Fulya Zenginer ve Duygu Yetiş'i bir dizi de buluşması benim açımdan dizinin artı puan kazanmasına sebep oldu. İkisini de ekranda izlemeyi çok severim. Duygu Yetiş bende biraz ağır bassa da bence iki oyuncu da diziye farklı bir hava katmışlar. Dizi, Pastel dizisi olduğu için Ezgi Asaroğlu ve Ceren Moray'ın dizilerinde ki oynadıkları karakter gibi Fulya Zenginer ve Duygu Yetiş'in oynadığı karakterlerin bir ilişkisi olacağını düşünüyorum. Umarım dizi tutarsa yıllarca sünmez karakterler demeden geçemedim. Acı ama Pastel'in o dizisi cidden çok uzadı dallandı budaklandı artık can sıkıcı olmaya başladı. Lafın kısası kabak tadı verdi. Neyse dizimize dönelim. Dizi de, gözüme tek batan oyuncu Serhan Yavaş oldu. Yıl oldu 2017 hala dublaj mı yapılıyor sesine demeden geçemeyeceğim. Kutsi bile o sesten kurtuldu sen hala aynısın be Serhan Yavaş. Aslında ses tonu ve diksiyonu da güzel adamın ama neden dublaj yapılıyor bilmiyorum. Oyuncunun kendine güveni mi yok düşüncesine kapılıyorum. Oyunculuğuna gelince oyunculuğunu da sevmiyorum. Neredeyse bir şekilde tüm dizilerini izledim ama bir türlü ısınamıyorum. Belki Yiğit Kirazcı hesabı bu dizide de Serhan Yavaş'ı severim kim bilir. Aslında Serhan Yavaş'ın rolü başka bir oyuncuya verilmişti. Fakat oyuncunun yaşadığı talihsiz bir olay yüzünden diziden çıkmak zorunda kaldı. O oyuncu olsaydı bu rolde sanırım efsane bir dizi olurdu. Keza onun efsane bir oyuncu olduğunu düşünüyorum. dizi genel anlamıyla çok güzeldi. İlk bölüme göre bayağı hareketli ve akıcıydı. Konusu fena durmuyor ama zamanla daha iyi şekillenecek gibi gözüküyor. Ben diziyi sevdim sizde entrika dizilerinden hoşlanıyorsanız bu diziyi bir izleyin derim.
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 10. sırada, tekrarı ise 28. sırada tamamladı. 
Seni Kimler Aldı

29 Nisan 2017 Cumartesi

Larissa Gacemer Türk Vatandaşı Olmuş

Türkiye'de yaşayan ekrandan gördüğümüz yabancı olarak nitelendirdiğimiz insanların Türklerden daha çok Türk olmaları bu ülkeyi bir çoğumuzdan daha çok sevmeleri çok ilginç değil mi?
Birde egoları alınmış gibi davranışları var. x bir Türk ünlü ile x bir Türkiye'de yabancı ünlüyü karşılaştırdığımızda çok çirkin bir sonuç ortaya çıkıyor. Dünya'yı ben yarattım edalarında olmadıkları için bazı Türkiye'de ünlü olan yabancı ünlüleri çok seviyorum. Bunlardan biri de Larissa Gacemer.

28 Nisan 2017 Cuma

The Pianist (Film)

-spoiler içermez-
Bu filmin yıllardır giflerini, resimlerini ve repliklerini görürdüm ama üzülmekten korktuğum için bir türlü izleyemezdim. Geçen akşam nereden aklıma geldiyse filmi aratıp alt yazılı bir şekilde izlemeye karar verdim. Başta Hint filmi arıyordum ama sonuç olarak bu filmi açmış bulundum. Film boyunca çoğu kez izleyip izlememek arasında kaldım. O kadar acı ve çaresizlik söz konusuydu ki benim yüreğim kaldırmıyordu. Bu işlenilen konunun gerçekten olduğunu düşündükçe her sahnesinde buz kestim. İnsanların sırf inançları yüzünden hiç kırpmadan öldürülmesi kadar dehşet verici bir durum yoktur herhalde. Film dahi olsa her sahnesinde bilgisayarın içine girip o insanları kurtarmak istedim. O kadar etkiledi ki yastığa başımı koyduğum andan itibaren sürekli kafamda film işledi. İzlediğim gece uyudum mu yoksa kurdum mu anlamadım. Sabah uyandığımda beynim o kadar yorgundu ki baş ağrısı yüzünden ağrı kesici almak zorunda kaldım. Yani bir nevi enerjim düşük uyandım. Filmden bahsetmek gerekirse beni en çok etkileyen sahnesi insanların bir trene balık istifi bindirilip bir bilinmeze doğru götürülmeleriydi. Düşünsenize gözlerinizin önünde sevdikleriniz, tüm aileniz sonunu bildiğiniz bir yere doğru götürülüyor ve sizin elinizden hiç bir şey gelmiyor. Hitler döneminin bu kadar korkunç olduğunu biliyordum ama izlemek daha başka bir şeydi. Duygularımı kelimelere dökemiyorum şunu yazabilirim ki, filmden sonra ayrı bir tiksindim o adamdan. Gerçi günümüzde de Hitler modeli bir çok insan var, bir çok ülkede aynı acımasızlıkla masum insanların kanı akıyor. Buna rağmen geçmişi kınayıp bu güne bakmadan Dünya'nın bu konuda bir şey yapamaması çok acı. Film günümüzde izlenirse geçmiş ve bu günü yüzümüze tokat gibi çarpıyor. Bana göre film ders çıkarılma niteliğinde yapılmış bir filmdi. Yani, bir dönemi değil tüm dönemlere ışık tutacak nitelikteydi. 2002 yapım olmasına rağmen sanki bu yıl yapılmış kadar güzeldi. Gerek efektler, gerek çekim açıları, gerek kullanılan renkler, gerek kıyafetler on numara beş yıldızdı. Filmde büyük bir emek olduğu belli oluyordu bu da onu yıllar geçse de eskimeyecek filmler kategorisine sokuyordu. Oyuncuların her biri çok iyi oynamışlardı, inandırıcılık yönünden çok iyilerdi ama iki oyuncu vardı ki benim gözümde parıl parıl parladılar. Biri tabii ki de Adrien Brody diğeri ise Frank Finlay. İkisi de oyunculukları ile gözlerimi şenlendirdiler. Rollerini o kadar iyi oynadılar ki sanki gerçekten karakterler onlarmış gibi hissettim. Gerçekten rolleri ile çok bütünleşmişlerdi. Birbiri ile kimyaları da çok uymuştu. Filmde tek üzüldüğüm Nazi Almanyası'nın askeri Wilm Hosenfeld oldu. Filmde karakteri Thomas Kretschmann canlandırıyordu ve karakterin, rolün hakkını da iyi vermişti. Yani içim cız etmedi desem yalan olur. Onun harici çok güzel bir oh çekmedim desem de yalan olur. Film bütünüyle mükemmeldi. Benim gibi hala erteleyen varsa çok şey kaçırmış demektir. Şiddetle bu filmi tavsiye ederim. Eminim siz de benim gibi unutulmaz filmler listenize ekleyeceksinizdir.
The Pianist (Piyanist)

Bakayım! O Tayland Kralı mı?

Dün biraz miskin galiba birazda pişkin bir şekilde magazin haberlerine, Dünya haberlerine bakıyordum. Bilirsiniz ben Tayland'ı çok severim
( Bilmiyorsanız da öğrendiniz.) Bakıp dururken Tayland haberi dikkatimi çekti ve tıkladım. Tıklar tıklamaz fotoğraflar geldi ve ''' Aboo! O neydi gız?'' dedim. Çünkü şaşırtıcı derece de farklı bir haberle karşılaştırdım. Başlığa göre ülkenin bir kralı var ve tanıdığımız ya da zihnimizde kalıba soktuğumuz hiç bir krala benzemiyordu. Tamamen tüm tabuları yıkacak derecede enteresan bir görünüme sahipti. Almanya'da 'gizli memleketi' olarak isimlendirdiği Münih'te bu kadar rahat giyinmeyi tercih etmesi ve sevgilisi Goi ile bu kadar rahat fotoğraf vermesi de enteresandı.


27 Nisan 2017 Perşembe

İkisini de Sevdim (Dizi)

Bazı kedi videoları vardır ya kedi boşluğa doğru bakar sahibi şirinlikler yapsa da kedi istifini bozmaz şu an aynen o şekildeyim. Bir boşluğa doğru bakıyormuş gibi hissediyorum. Sanki 2000'lerin başında yapılmış eski bir dizi izliyorum gibi geliyor. Sırf konu değil her şeyi ile dizi 2000'lerin başı gibi. Sanırım eskiyi yad etmek amacıyla böyle bir dizi yapılmış diye düşünüyorum. Kafamda bir sürü soru var. Mesela bu kadar iyi bir kadro çıkarıp Amine Gülşe'yi niye bu kadroya başrol yaptınız? Hadi yaptınız bari oyuncu koçu filan tutulsaydı kız kendini geliştirseydi. Yönetmen Cem Tabak'ı çok severim ama yeni yönetmen olmuş birinin çekimi gibi, neden? Muharrem Buhara, Özlem Atasoy sanki çaylak senarist gibiler, bu iş gerçekten onların işi mi? Vallahi bu nasıl iş anlamadım, dizi hakkında ne yazacağımı da şaşırdım. Sanırım ya klişe dizilerle dalga geçiliyor ya da yukarı da yazdığım gibi eskiyi yad etmek istemişler. Konusu ve işleyişi hakkında pek bir şey yazamayacağım ama oyuncuları hakkında biraz bir şeyler yazayım. Amine Gülşe'nin oyunculuğunu beğenmiyorum bu proje için umutluydum ama hala aynı yapaylık devam ediyor. Burak Serdar Şanal ise, her zaman ki gibi harikaydı. Burak Serdar Şanal kesinlikle oyunculuk için doğmuş bir adam. Oynadığı her karakterle adeta bütünleşiyor ve seyirciye bunu hissettiriyor. Bu dizi de bile parlamıştı, gözümü alamadım. Mehmet Mehmedof'un oyunculuğu hakkında pek bilgim yok ismini biliyorum ama oyunculuğuna çok dikkat etmemişim galiba. Bu diziye göre yazabilirim ki güzel bir oyunculuğu var. Mimiklerini, duruşunu filan çok yerinde ve doğru kullanıyor. Oktay Gürsoy hangi rolde oynarsa oynasın benim için Kenan'dır. Oynadığı o dizi de o kadar yer etmiş ki insan başka karakter de görünce başta bir yadırgıyor. Sanırım bu dizide de alışması biraz zaman alacak gibi. Oktay Gürsoy'a kötü adam olmak yakışmış. Her zaman bir Türk dizisinde böyle bir karaktere ihtiyaç vardır. Bu yüzden Oktay Gürsoy bu rol için biçilmiş kaftan. Ve son olarak Hande Kaptan. Hande Kaptan'ın oyunculuğu çok çok iyi olmasa da sıcak geliyor. Oynadığı son iki rolde hemen hemen aynıydı. Fakat, en abartılısı bu olmuş. O kadar abartı bir karakter ki göz kanatıyordu. Sanki eski Türk filmlerinde Hülya Avşar'ın oynadığı şımarık, zengin kızı rollerinde ki o yapmacıklık vardı. Zamanla Hande Kaptan karakteri oturtur ve törpülerse normale döner gibi duruyor. Erhan Yazıcıoğlu üstaddır, ustadır onun oynadığı karakteri, hatta oyunculuğunu eleştirmek benim haddime bile düşmez. Bu yüzden onu es geçerek oyuncular hakkında düşüncelerimi bitiriyorum. Dizinin gidişatı nasıl olur bilmiyorum ama perşembe gecesinin bütününe bakınca ben pek parlak göremedim. Açıkçası pek de sevmedim. Yine de bir emek var ortada bu yüzden sizler de bir deneyin derim. Sosyal medya da bir kısım insan beğenmiş,  belki siz de beğenirsiniz. Sonuçta ilk bölümün günahı olmaz. Yolu açık olsun, umarım bol reyting alır.
 Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 22. sırada, tekrarı ise 43. sırada tamamladı. 
İkisini de Sevdim
Tasarım:Sawako Kuronuma