Bu yıl Gülseren Budayıcıoğlu'nun kitaplarından uyarlanan dizilerin ele geçirdiği bir sezon oldu. Bence klişe dizilerden çok böyle dizilerin olması çok iyi oldu. Psikolojik olarak ülkenin zor zamanlarda geçmesi yüzünden türleri sıkıntı olsa da bence ekranlara heyecan, renk kattı. Yeni sezonda umarım daha farklı konularda daha gerçek diziler izleriz. Artık iş insanı esas oğlan, gecekondu mahallesi gülü esas kız dizileri bıktırdı. Hele ki benim gibi haftanın her akşamı güncel Türk dizisi izleyen için o bir sonraki sahneyi biliyor olmak sıkıntı oluyor. Bu yüzden senaristlerimiz inşallah çok iyi çalışıp iyi diziler yazarlar ve biz izleriz. En azından Gülseren Budayıcıoğlu'nun hikayeleri gibi değişik hikayelere sahip kitaplar uyarlama olur. ( Yapılmış dizilerin uyarlamalarını pek sevemiyorum. Orijinal senaryonun eksikliklerini doldurarak orijinaline göre daha iyi uyarlıyor olsak bile pek çekici gelmiyor.) Neyse daha fazla uzatmadan neler izlemişim bir bakalım.
 -reklam değildir.-
 

Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.

Sezon içinde izlediğim diziler;


Pazartesi
Çukur
Bu sezon final sezonu yaşayan Çukur, beni en çok üzen dizilerden biri oldu. Biliyordum final yapacağını ama yine de çok sevdiğim için içimde garip bir hüzün oldu. Hani insan alışkanlıklarını bırakamaz ya, işte bu dizide benim için öyle bir konumda. Umarım Çukur kadar iyi bir dizi bir daha bulabilirim.

Salı
Masumlar Apartmanı
Bence yılın dizilerinden bir tanesi bu dizi. Başta işleyişinden dolayı çekici olduğunu düşünsem de oyuncuların performansları ile konu ve işleyiş arka planda kaldı. En saçma bölümünde bile hayranlıkla izledim diziyi. İkinci sezonunda da aynı şekilde devam ederse kemik izleyici olarak kalırım.

Çarşamba
Sadakatsiz
Sadakatsiz dizisini bir bıraktım bir devam ettim derken sezonun sonunu getirdim. Bazı bölümleri gerçekten beni çileden çıkardı. Hep Asya'nın zor durumlarda kalması sinirimi çok bozdu. Bu yüzden bir devam ettim bir bıraktım. Fakat genel olarak beğenerek izledim. Volkan ve Derin karakterini ne kadar sevmesem de son bölümleri çok heyecanlı ve yüksekti.

Perşembe
Camdaki Kız
Beni hasta eden hikayeye sahip bir dizi. Gerçekten Nalan o korseyi giyip tuvalete gidemedikçe ben sıkıntıya girdim. Anneannesinin Nalan demesi o kadar rahatsız edici ki Nalan dedikçe gidip kadının saçını başını yolasım geldi. Bana göre dizi çok iyi ilerliyor.

Cuma
Kırmızı Oda
Her hafta ağlayarak izlediğim nadir dizilerden bir tanesi oldu Kırmızı Oda. Bir kaç hafta süren hikayeleri sayesinde sıkmayan bir dizi olduğunu düşünüyorum. Konuların devamlılığı olmadığı için diğer dizilere göre bir adım önde. Yani izleyici -''Öf! sıkıldım.'' demeden tüm dizi değişiyor. Yalnız Sadi'nin hikayesi hiç bitsin istemiyorum. Keşke bu hikaye başka bir dizi olarak işlenseydi. Çok derin ve kuvvetli bir hikayesi var. Ayrıca ne kadar uzun olursa olsun bölüm finalinde ertesi hafta ne olacak merakı uyandırıyor.

Cumartesi
Gönül Dağı
Sıkı bir Türk dizisi izleyicisi olarak samimiyetimle yazabilirim ki daha önce kitap gibi dizi olan dizi izlemedim. Yani tabii ki bu tarz, bu samimiyette Ege dizileri filan yapıldı. Fakat bu Bozkır dizisinin diğer dizilerden bir farkı var o da her bölümünün kitap okuyormuş gibi hissettirmesi. Zaten kitaptan uyarlama olan dizinin birde senaristinin derin ve hisli edebi yönü dizinin repliklerini bambaşka bir yere doğru götürüyor. Günlük konuşma repliklerinde bile farklı bir enerji alabiliyorum. Hem komik, hem bizden, hem de romantik olması kendimden bir şeyler bulmama sebep oluyor. Bu kadar nahif bir dizi bence bu ülkeye daha önce gelmedi.

Pazar
Menajerimi Ara
Bu diziyi ben değil annem tutku ile izliyor. Açıkçası bana kalsa belki de ben izlemem. Dicle'nin mücadelesini ve diğer menajerleri seviyorum ama Barış'ın sevgilileri ve hezeyanları bıktırdı. Barış karakteri izlerken çok yoruyor, ne kadar başka izleyicilere Dicle ve Barış aşkı geçse de bana bir türlü geçmiyor. Feris ve Serkan aşkı beni daha çok heyecanlandırıyordu ya da şu an Kıraç ve Ceyda flörtleşmesi beni daha fazla heyecanlandırıyor. Yanlış anlamayın oyuncular çok yakışmışlar birbirlerine, enerjileri harika ama Barış'ın dik başlılığı ve sürekli ikinci bir kadının olması izlerken Dicle ve Barış enerjisini çekiyor alıyor. Bu şekilde Dicle ve Barış aşkında sürekli aynı şeyler tekrar ediyor duruyor. Beren'in yaptıklarının benzerini başka bir karakterle tekrar izliyormuşuz gibi hissediyorum.

Bonus:
Alev Alev
Alev Alev dizisini baştan bu yana izleyip Camdaki Kız dizisinin başlaması ile satış yaptım. Gerek dizinin konusu, gerek işleyişi harika ama Tomris, Çelebi ve İskender haricinde diğer karakterler sıktı. Rüya ve Ömer çifti beni çok sıktı. Aşrı mıy mıy geliyor. Keza Ozan ve Cemre ilişkisi de kaplumbağa hızında ilerlediği için sıktı. Bireysel olarak Tomris, Çelebi ve İskender karakterleri çok renkli, onlarda doğru yazılmadı. Tomris'in bir süre hapiste kalması, Çiçek ile İskender'in ilişkisinin gidişatı hoşuma gitmedi. Kadının vücudu İskender yüzünden tamamen yandı, onca zaman Ali, Ali diye diye acılar çekti. Üstüne kardeşim dediği kişi ile İskender yıllarca birlikte oldu ve birden izleyici istiyor diye Ali kötü gösterildi İskender ve Çiçek çekimi başladı. Gerçekten ikisi harika çift oldular ama işleyişe uygun ve mantıklı değildi. Ya baştan Ali ilk bölümde olacak ve konusu orada bitecek Rüya'ya rağmen İskender ve Çiçek olacaktı ya da finaline kadar Ali ve Çiçek olacaktı. İşte bu durum benim diziyi bırakmama sebep oldu. Bir sezon daha sürmeden tadında biterse dizi için hayırlı olur.