Bir bölümünde tam hatırlamıyorum ama Nihal Ziyagil ''Ne zaman mutlu olsam sonrasında üzülecek şey oluyor...'' gibisinden bir cümle söylüyordu. Resmen o şekildeyim. Eylül ayı zor geçmişti, ekim tamamen kötü geçti. Vallahi ne yalan söyleyeyim burcum başak, yükselenim ikizler. Şu an evlerden ırak dağlara taşlara dediğinizi duyar gibiyim ama gerçekten bu durumun burcumun özellikleriyle alakası yok. Durumu anlatınca sizde anlayacaksınız...


Yazın son günleri alt komşumuz bir mülteciye dairesini sattı. 
O da gitti kendi vatandaşlığında başka bir mülteciye kiraya verdi. (Hangi ülkenin insanı olduklarından bahsetmeyeceğim başka yere çekilmesin diye.)  
Kimin geleceğini nasıl olacaklarını bilmiyorduk.  

Sonunda kiracı geldi ve alt katımıza gelen aile tam bir facia. ALLAH'ım evlerden ırak, alt katımıza hep kiracı oturduğu için (hiç ev sahibi oturmadı) çeşit çeşit insanlar geldi ama böylesini ben hayatımda görmedim. Bu gün 24. gün ve 24 gündür evden düğün evi ile kıraathane arasında bir ses inliyor. Yöneticimize göre üç kişilik bir aile ama kesinlikle üç kişilik bir aile değil. Beş altı adet erkek sesi algılıyorum. Kesintisiz her akşam 19.00- 02.00 arası büyük bir ses var. Öyle ki artık ne sınavlarıma çalışabiliyorum, ne televizyon izleyebiliyorum, ne de uyuyabiliyorum. Tuvalet ve banyoda bile sesleri var. 

Psikolojim feci halde bozuldu, geç saatlere kadar oturdukları için uyuyamıyorum haliyle sonrasında uykum gidiyor sabah gün ağarırken uyuyorum ve öğlen uyanıyorum. Ben 7.30'da uyanan bir insanken 13.00'da uyanır oldum. Haliyle biraz ev topla, yemek yap, dışarı çık derken ders çalışmam akşamı buluyor, akşam tekrar ses oluyor. Bu döngü içine sıkıştım kaldım. Bir gece tepindim, bir gece koştum, bir gece çığlık attım, zaten her gece 00.00'dan sonra vuruyorum ama susmuyorlar, adamlar ısrarla bağırıyorlar. Çocuk koşuyor, sesli kapı çarpıyor, çığlık atıyor, bir şeylere vuruyor. Artık yöneticiye dedim o da işte misafirleridir bilmem ne dedi. Bakın, diyorum ki bu adamlar tek aile yaşamıyor ve bu adamlar 24 gündür gece - gündüz bu evdeler bariz misafir değil bunlar... Fakat anlatamıyorum! 

Artık son çare bir blogger arkadaşım dedi ki ''-Ses kaydı al''.

Uzun uğraşlar sonucunda toplam beş saatte tek bir ses kaydı yakaladım. İlk çektiğim kayıtlar uğultu şeklindeydi. Nasıl yaptım bilmiyorum sonunda  net bir şekilde ses kaydını yakaladım. Hatta buradan bir kaç blogger arkadaşıma yolladım inanamadılar. -''Emin misin bu sizin evin içinden değil, değil mi?'' diye sordular. 

Ayrıca şu an da bile o ses eşliğinde bu yazı yazmaya çalışıyorum, cidden şaka gibi. Hani maç olur ''goool'' diye bağırırsınız ya ayağa kalkıp, adamlar resmen öyle bağırıyor, ''tepişiyor''. Tam tamına 24 koca gündür. 

Ne yapacağım bilmiyorum ama bu konuyu birilerine anlatmasaydım çatlayacaktım. Keşke şimdi burada olsanız da bu acınacak halimi bir görseniz. Yöneticinin tutumuna bakılırsa kimse arkamda durmayacak gibi bir his var içimde, ondan da mücadele edesim gelmiyor. Çünkü elime bir şey geçmeyecek ve o kadar ihtiyacım var ki birilerinin bana haklısın demesine, biri dese sanki oturup hüngür hüngür çocuk gibi ağlayacağım.

ALLAH bir sınavdan geçiriyor beni, şükürler olsun ama sonu nasıl olacak bilmiyorum. Lütfen bana dua edin, şunlar belalarını başkasından bulsunlar, defolup gitsinler. Yoksa yakında renklitirtil kafayı atlatmış, delirmiş diye haberler okuyacaksınız.