This Blog is protected by DMCA.com

13 Ağustos 2018 Pazartesi

Koca Koca Yalanlar (Dizi)

Dizi bana bir Ertem Eğilmez filmi olan Aşık Oldum filmini anımsattı. Başrollerini Şehnaz Dilan, Şener Şen ve Nevra Serezli'nin paylaştığı filmde Kırmızılı Kadın adlı bir filmden uyarlamaydı. Yani daha evvel çokça bu tür konuları izlemiştik ve geçen sezon dizileri dahil ilk defa yapılmadığını hepimiz biliyoruz.

Hakan Yılmaz efsane bir oyuncu. Komedi denildiği zaman ilk aklıma gelen isimlerden biridir. Bu dizi içinde Ahmet karakterine seçilmesi iyi olmuş. Bence güzel hayat verecektir.

Evrim Alasya'da Hakan Yılmaz kadar efsanedir. Birlikte uyumlu ve iyi çift olmuşlar. Kimyalarının uyduğu belli oluyordu. Bu yüzden bu kadın aldatılır mı diye düşünmeden kendimi alamadım.

Selen Uçer'in oyunculuğunu Dünya umurumda değil oyunculuğu olarak tanımlıyorum her izlediğimde. Böyle sakin, yavaş yavaş konuşması ile beni benden alıyor. Hele o ses tonunu sahneye geçişine göre ayarlaması muazzam. Benim gözümde gerçek bir usta oyuncu... Bu karaktere de çok yakışmış.

Pelin Öztekin kilo verdikten sonra yaşını küçülttü. Eskiden 40'lı yaşlarında gösterirken şimdi 20'li yaşlarının başında gibi duruyor. Bu yüzden Evrim ve Selen'i düşününce yanlarında minicik kalmış ve karakter ciddiyetini kaybetmiş. Nasıl bir karakter olacak diğer iki kadına oturacak mı bilmiyorum ama şu an için Evrim ve Selen'in arkadaşı değilde kızı gibi bir algı oluşturdu bende.

Ferdi Sancar hep aynı karakterin adamı. Ne üslubu, ne oyunculuğu hiç bir şeyi değişmiyor. Fakat garip bir şekilde bu durum izleyiciyi sıkmıyor.

Rüzgar Aksoy ile Pelin tam olmuş. Çift açısından bakıldığı zaman en doğru eşleşme ikisi olmuş.
İlk bölümden nasıl bir karakter olacak bilmiyorum ama Rüzgar Aksoy'un oyunculuğunu severim. Eminim karakteri bizlere sevdirecektir.

Tuğçe Karabacak'ın oyunculuğundan hiç hoşlanmıyorum. Fazlasıyla yapay geliyor. Özellikle mimik kısmında ben oynuyorum diyor. Kaçıncı dizisi oldu bu hala değişen yok.

Ve Son olarak Sertan Erkaçan. Ben bu adama ba- yı-lı-yo-rum. Oyunculuk, kişilik, duruş, mimik... Hepsi ile bir bütün olmuş oyuncu. Bana göre gerçek bir yetenek.

Diziyi ben genel olarak ne beğendim ne beğenmedim. Tam olarak düşüncelerimin 2. bölümde oluşacağını düşünüyorum. Konu itibariyle senaryo ve işleyiş çok basit geldi. İlk bölüme göre çok yavan geçti, bu da beni sıktı. Replik kısmında bir kaç cümle çok rahatsız ediciydi. Bu yüzden diyalog kısmı güçlü ama replikleri yükselten kısmı tam bir hayal kırıklığıydı. Aldatılmayı normalleştirecek cümleler kullanmasaydı senarist daha iyi olurdu.

Bu durumu komik bulmadım ama maalesef çevremizde böyle evliliklerde ve yalanlar var. Yani bir yönden gerçekçi bir hikaye olmuş. Bu açıdan baktığımda dizinin replik kısmının çokta yanlış olmadığını düşündüm. Sokağa çıktığımızda bu düşünce de olan kim bilir kaç insan vardır. Yalnız dizinin şu an ki durumdan farklı bir yöne gideceğini düşünüyorum. İlerleyen bölümlerde kadının fendi erkeği yendi bir durum yaşanacak. Çekim mekanları ve çekim rengi hoşuma gitti. Kadın oyuncular için seçilen kıyafetlerden de hoşlandım. Teknik ekip kısmı gayet yerinde görünüyordu. Bence vaktiniz varsa bir deneyin derim, kim bilir belki seversiniz.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
KOCA KOCA YALANLAR

11 Ağustos 2018 Cumartesi

Kozmetik Tasarrufumda Bitenler 2


Yazımın 1. kısmını geçen ay yazmıştım. (Kozmetik Tasarrufumda Bitenler 1) Şimdi ise 2. kısmında. Geçen aydan bu aya hala tasarrufa devam ediyorum. Hemen hemen 8 aydır devam ettiğim bu tasarruf git gide hoşuma gitmeye başladı. Hem elimdeki kozmetiklerin tarihi geçmeden bitiyor, hemde kozmetiğe vereceğim parayı farklı yerlerde kullanıyorum. Elimde en son kozmetikler kalana kadar da kozmetik alışverişi yapmayı düşünmüyorum. Bu başladığım hareketin beni ıslah etmesinin yanı sıra ne kadar aç gözlü bir insan olduğumu fark ettim. Bazı ürünlerden elimde olduğu halde 3-4 tane fazladan almışım. Son kullanma tarihi geçip çöpe attıklarımı düşününce çok büyük bir yanlış yaptığım da ortaya çıktı. Bu yüzden iyi ki bu kararı almış ve uygulamışım diyorum kendi kendime. Maalesef hala çok fazla kozmetiğim var. İnşallah hepsini süresi dolmadan bitirebilirim.


Bu kısımdaki ürünler tester ağırlıklı ürünler oldu. Bu ürünler şunlar; 

8 Ağustos 2018 Çarşamba

Sonsuza Dek / The Moon That Embraces the Sun (Güney Kore)

-spoiler içermez-
Dizilerin yayın zamanı tam istediğim gibi gidiyor. Bu dizi ile daha çok emin olduğum bir konu var o da yayıncının çok akıllı olduğu. Eskiden bu yana televizyonda yayınlanan Kore dizilerine dikkat ederseniz hep tarihi dizi olur. ''Korecan'' olarak tanımlanan Kore fanlarının dublaj yüzünden izlememesinin üzerine tarihi dizileri art arda koymak çok akıllıca oldu.

Çünkü kemik olarak tabir edilen, eskiden bu güne televizyondan dublajlı Kore dizisi izleyen kitlenin en sevdiği türdür tarih türü. Bu şekilde o kitleyi kanala daha hızlı çekebilirlerdi. Birde erkek izleyici kesimi var. Erkekler genel olarak aksiyon ve tarih türünü sevdikleri için muhakkak dikkatlerini çekecek ve dizinin izleyicisi olacaklardır. Böyle düşündüğüm içinde bu dizinin konulmasını çok akıllıca buldum.

Çoğu kişi Feda dizisini bekliyordu ama o dizi yaz gününe uygun bir dizi değil. Ağır dram işlendiği için sıkılan kesim olma olasılığı yüksekti. Benim favori dizim olmasına rağmen ben bile sıkılırdım gibi geldi. Bu yüzden yayıncıyı tebrik ederim, çok doğru karar aldı ve bize sundu.

İki dizidir sosyal medyada dublaj konusundaki düşünceleri takip etmiyorum. Haliyle insanlar dublaj konusunda hangi düşüncede bilmiyorum. Fakat ben Türkiye'de dublajın çok iyi yapıldığına inandığım için çok sevdim. Hatta yayınlanan diğer dizilere göre bu dizi de bir tık karakteristik olarak daha iyi seçmişlerdi. Oyuncuların gerçek ses tonlarını bildiğim halde hiç yadırgamadım ve hemen benimsedim. Ben her zamanki gibi çok başarılı buldum.

Ülkemizde senkron olayını müthiş yapıyorlar. Bazen uydu kanallarında farklı ülkelerin kanallarına denk geliyorum. Dublajlarına baktığımda ciddi anlamda felaketler. Ya alttan orijinal ses geliyor, ya senkron tutmamış oluyor, ya tek bir kişi seslendirmiş oluyor ve çok rahatsız edici geliyor. Fakat bizde sanki Türkçe konuşuyormuş hissi yaratıyor. Bu yüzden Türkiye'de yapılan seslendirme benim için müthiş konumda.

İlk Kore dizisinden sonra saat konusunda endişeliydim ama şu an endişelerim geçti. Umarım saat konusunda bir değişiklik olmaz. En azından benim açımdan çok güzel bir saat 19.00. Hem sofra başında oluyorum, hem diğer kanallardaki dizilerinden önce oluyor, hemde yaz gününde akşam yürüyüşleri ve ya hadi dışarıda dondurma yiyelim saati için ideal saat 20.00 olduğundan onun öncesinde izlemiş oluyorum. Saati benim için çok doğru bir saat.

Bu diziyi izlemeyen bana göre çok şey kaçırır. Çünkü hafif melodram havasında geçen bu dizi de çok güzel bir aşk var. Şahsen izlerken işlenen aşk beni etkilemişti. Zaten oyuncular çok iyi bir de konu ve işleyiş güzel olunca sevmeme olasılığım çok düşük olmuştu. Genel olarak tarihi dizi önerisi isteyenlere de sıkça önerdiğim bir diziydi. Bu yüzden size de öneririm. Muhakkak bu diziyi izleyin.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
6 Ağustos 2018 Pazartesi gününden itibaren her gün 19.00'da tekrarı ise 09.15'de kanal 7'de.

The Moon That Embraces the Sun
(Güneşi Kucaklayan Ay, 
The Sun and the Moon ,해를 품은 달, Haereul Pum-eun Dal, Moon Embracing the Sun)

1 Ağustos 2018 Çarşamba

Nefes Nefese (Dizi)


Ha başladı ha başlayacak derken beklenen dizi sonunda başladı. O kadar çok belirsizlik yaşadı ki dizi bir an başlamayacak sandım. Açıkçası diziden beklentimi kesmiştim. Fakat birden dizinin günü YAKINDA yazısından kurtuldu ve günü belli oldu.

Dizi beklentimi karşıladı mı diye sorarsanız. Aslında hem karşıladı hem karşılamadı. İlk bölüme göre biraz daha farklı bekliyordum. Diziyi bütün olarak pek anlamadım. Çünkü sahneler kopuk işliyor ve hızlı geçiyordu. Kim - kim, ne -ne belli değildi. Bu yüzden de ilk bölüme göre çok karışık buldum. Sanırım kurgu hem ekim aşamasında hemde senaryoda biraz problemliydi. Komik bir karakterin  girdiği sahnenin  bitiminde hızla dram sahnesi başlıyordu. Ondan oturmayan şeyler olduğunu düşündüm. Bunun yanı sıra bir kaç tane mantık hatası vardı. Bunlardan en belirgin olanı uçak bileti ve uçakta yer olduğu halde bilet kısmında yer olmamasıydı. Bari o üçlü koltuklarda Şükrü ve Melisa'nın yanına bir figüran iliştirselerdi daha gerçekçi olurdu. Sanki biraz o kısımda aklımızla dalga geçmişler gibi hissettim.

Dizinin beklentimi karşılayan kısmı ise teknik ekip ve oyunculardı.

Uğur Yücel usta bir oyuncu olduğu için onun hakkında yazmak haddime değil ama yazmam gerekirse müthiş bir oyuncu. Uğur Yücel'i gördüğümde hep aklıma Haluk Bilginer gelir. Sanki ikisi ikizmiş hissine kapılırım. Aynı mizaç, aynı müthiş ses tonu ve aynı karizma ile oyunculuklarını efsaneleştiren iki oyuncu. Uğur Yücel diziye çok yakışmış, diziyi başka bir yere koymuştu.

Şükrü Özyıldız'ın saçlarında kısık kısım akların çoğalmış olduğunu fark ettim. Doğal haliyle daha başka bir karizma katmış. Zaten vardı beyazları ama biraz daha belirgin olması hem dizi açısından hemde fiziksel olarak çok hoş olmuş. Melisa ile çok yakıştırdım. İkisi de güzel bir uyumu yakalamışlar. Fakat ilk bölümden kaynaklı mı bilmem ikisinde de hafif bir soğukluk hissettim. Bakış ve duruş açısından istediğimi alamadım.

Melisa Şenolsun hep karşımıza fettan güzel olarak çıksa daha iyi olur diye düşünüyorum. Nasıl bazı oyunculara fettan kadın rolü yakışmıyorsa Melisa'ya da tam tersi fettanlık daha çok yakışıyor gibi hissettim bu dizide. Fakat performansını çok beğendim. Şükrü ile zaten yakışmışlar ama Uğur Yücel ile de çok uyumlu buldum. İleri ki bölümlerde performansı iyi giderse akılda kalıcı bir karakter olacaktır.

Şebnem Hassanisoughi her zaman ki gibi müthiş bir kadın. Her karakterin altından kalkabilmesini çok seviyorum. Bazen nefret ederken, bazen kendini sevdirebiliyor. dizi de kilit noktalardan biri olacağını düşündüm. Böyle ne istediğini bilen bir karakteri olduğunu düşündüm.

Ezgi Şenler'i bir önceki dizisinden sonra göremeyeceğimi düşünmüştüm. Bu dizi ile dönüş yapmasına çok mutlu oldum. İnşallah bol bol sahne yazılır da bol bol izleme şansı buluruz.

Caner Şahin'i ilk dizisinden itibaren çok beğeniyorum. Ses tonu o kadar güzel ki beni çok etkiliyor. Haliyle oyunculuğu da gözümde güzel görünüyor. Doğuştan yetenekli bir oyuncu olduğunu düşünüyorum. Acaba bıyıklarını bir gün kesecek mi merakla bekliyorum. Diziye yakışan bir oyuncu olmuş. Ezgi gibi onu da inşallah bol bol görürüz.

Diziye genel olarak bakarsak yani kurgu kısmını çıkarırsak gerçekten emek verilmiş bir diziydi. Dizinin konusundan kaynaklı sanırım grimsi ya da sarımsı bir çekim rengi kullanılmıştı biraz mat geldi. Karakterleri göz önüne alırsak bu çekim rengi çok yakışmıştı. Sanırım ilk bölümlerde Uğur Yücel çekimini yapmıştı ondan dikkatli izlemek istedim ve çekim açılarını çok beğendim. Özellikle arka plan betimlemesi başarılıydı. Dizinin müziklerine bayıldım, nokta atışı yapılmıştı. Sahnelerde verilmek istenilen duyguya müzikler bambaşka tat katmıştı. Yanlış anlamadıysam Belin, Antakya ve Suriye üçlemesi çok iyi düşünülmüştü. Seçilen mekanları beğendim. Dizi genel anlamda güzeldi. İzlenilebilir bir dizi olduğunu düşündüm. Ben eksikliklere rağmen beğendim, ilk bölümün günahı olmaz zamanla dizi oturacaktır. Tam sezon içi bir dizi ortaya çıkmış. Eğer ki bu yaz gününde yaz dizilerinden bıktıysanız bu diziye bir şans verin.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.

Dipnot: 
Dizinin 39 bölümlük bir dizi  olduğu söyleniyor. Yani dizinin başı ve sonu belliymiş. 
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 1. sırada, tekrarı ise 3. sırada tamamladı.
NEFES NEFESE
Tasarım:Sawako Kuronuma