This Blog is protected by DMCA.com

27 Eylül 2018 Perşembe

Bir Umut Yeter (Dizi)

Dizi Tolgahan Sayışman'ın dizilerini beğenmediğim için beklediğim dizilerden biri değildi... Çünkü bir dizide Tolgahan varsa aşırı klişe oluyor ve çok fazla sezon oynayarak dizileri çekilmez bir hal alıyor. Şimdiye kadar başrol olduğu hiç bir diziyi sevmedim. Esra Bilgiç Töre nasıl oyuncudur bilmiyordum ama Hazal Subaşı'yı sevdiğim için diziye bir şans vermek istedim. Belki bu defa Hazal hatırına başladığım bir Tolgahan dizisini sevebilirim diye düşünüyorum.

Tolgahan Sayışman hala duygu konusunda yoksun. Kendi kulvarında olan diğer erkek oyuncuları düşününce bana oyunculuğunda his geçiremiyor. Ne kadar bana his geçiremese de ortalama bir oyuncunun üstünde bir oyuncu. Fakat dizi seçimi vasat olduğu için oyunculuğunu tamamen arka plana atıyor. Artık bu sefer bari konu seçiminde doğru seçmiştir diye umuyorum. Hak ettiği yerde olması için klişeden kurtulması şart. Dizi de çok ilginç olmayan bir karaktere hayat vermiş. Yılmaz'ı sevebildim mi emin değilim ama diğer karakterlerine göre bir tık daha iyi gibi geldi.

Esra Bilgiç Töre'yi ilk defa izleme şansım oldu. Ses tonu kendinin mi seslendirmen mi emin olamadım. Çok farklı ve tiz bir ses tonu varmış. Hani görüntüye bakıyorsun birde sese bakıyorsun ikisi arasında dağlar kadar fark var. Bu yüzden ses tonunu dinlemekten oyunculuğuna konsantre olamadım. Şimdilik mimik konusunda yetersiz görünse de oyunculuğu güzelmiş. Yalnız gerçekten güzel bir kadın hakkını yiyemem. Özellikle gözlerine bayıldım.

Hazal Subaşı'nın su gibi deyimine uygun olduğunu düşünüyorum ve günlük dizisinden bu güne kadar merakla takip ettiğim farklı bir aurası olan bir oyuncu. Tolgahan ile çok yakıştırdığım ve karakterle bütünleşmiş bir şekilde karşıma çıktığı için başrol kadın olmasını çok istedim. Başrol olan diğer iki oyuncuya göre daha yüksek bir performansı vardı. Hatta ilk bölümün kahramanı bana göre Elif'ti. O psikopat bakışları, çocuk için delirmesi, adamı baştan çıkarıp nikah masasına götürmesi muazzamdı. İnşallah Tolgahan ile ayırmazlar ve Esra ile aşk yaşatmazlar Tolgahan'ı. Böyle bence çok güzel olmuşlar.

Serhat Tutumluer artık usta bir oyuncu, güzel pişti, güzel kariyer yaptı. Bu yüzden bana artık eleştirmek düşmez. Fakat performans ve ses tonlaması hayranlık vericiydi.

Cem Uçan öyle bir performans sergiledi ki nefret ettim kendisinden. Dizinin kötü adamını doğru ve güzel şekilde betimlemişti. Gerek bakışlarıyla, gerek mimikleriyle, gerek beden dili ile izleyiciye doğru aktardığını düşünüyorum.

Yağmur Özbasmacı Mermer'in şansından iyi bir oyuncu olduğu halde oynadığı dizilerde pek keşfedilemedi. Hep arka planda kaldı. Umarım bu dizisinde şeytanın bacağını kırar ve ismini hafızalara kazıyabilir. Kötü bir karakter olduğu için karakterini çok sevimsiz buldum. Büyük ihtimal diziye devam edersem sinir olacağım bir karakter.

Son olarak konuk oyuncu Alper Saldıran hakkında yazmak istiyorum. Oyunculuğunun yanı sıra magazinsel olarak da çok seviyorum Alper Saldıran'ı. Yaşam tarzıyla, yeteneği ve sadeliği ile çok kaliteli bir adam. Bu da benim için oyunculuğuna farklı bir açıdan bakmama sebep oluyor. Keşke dizinin başrollerinden biri Alper Saldıran olsaydı. Hazal, Esra, Tolga, Alperen dörtlüsü olarak çok güzel olurlardı. Oyunculuğuna doyamadan öldürdüler Alperen'i. İnşallah kısa süre uzun bir dizi de ekranlara döner de seve seve izlerim.

Dizinin ilk bölümü genel olarak mantık hataları ile doluydu. Örnek vermek gerekirse; Elif ile Yılmaz'ın evlenme aşaması, Elif'in hamileliği gibi konular biraz garip işledi. Bir gün boyunca gezdik hadi evlenelim, evlendik iki ay geçti kocaman karnım oldu gibi hatalarla doluydu. Anladığım kadarıyla ana konuya geçmek için hızlandırmak istemişler ama pek başarılı gelmedi.
Teknik olarak baktığımda jeneriği beğenmedim ama dizinin yönetmeni Yusuf Pirhasan. Yani işinin piri bir yönetmen. Haliyle çekim açısını, çekim rengini ve mekanları çok beğendim. İlk bölümün işleyişini baz almazsam bütünüyle konu hoşuma gitti. Eğer senarist sonraki bölümlerde işleyişi güçlü tutarsa güzel izleyici çeker. Fakat klişeye bağlanır ve konu zaten karmaşıkken daha karmaşık hale gelirse reyting açısından ve rakipleri de göz önüne alınırsa işi zorlaşabilir. Diziyi izler miyim emin değilim ama izlenilebilecek kaliteli bir dizi ortaya çıkmış. Eğer izlemediyseniz ve arayış içindeyseniz diziye bir şans vermenizi tavsiye ederim.

Dipnot: Dizi, The Light Between Oceans (Hayat Işığım) filmine benzetilmektedir.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.


BİR UMUT YETER

20 Eylül 2018 Perşembe

Kimi Wa Petto (Japonya)

-spoiler içermez-
Bu diziye büyük bir hevesle başladım ama sonrasında hafif bir soğudum. Elbette sonuna kadar severek izledim ama bazı sahnelerini hiç sevmedim. Spoiler vermeden nasıl anlatabilirim bilmiyorum. (Ne yazsam, ne yazsam... Tamam!) Başrol kadın karakterin ikilemde kalıp böyle + 18 konuya doğru giden anlamsız bir işlenişi vardı. Yani başrol kadının yine ikilemde kalabilirdi ama gereksiz bir ilişki içinde olmayabilirdi. Mangası nasıl bilmiyorum ama Kore versiyonu gayet güzel ve şık işlenmişti. Japonlar genelde mangaya sadık kaldıkları için büyük ihtimal mangadan kaynaklı bir durum olabilir bu durum. Bu yüzden de hafifçe soğudum.

Yalnız başrol erkek ve kadının sahneleri için izlemeye değerdi. İzlerken benim içimi sıcacık yaptı. Birlikte oldukları sahneler çok hoşuma gitti. Hatta Youtube üzerinden o sahnelerin klipleri filan yapılmış açtım onları izledim. İkilinin uyumlarını ve yazılan sahnelerini o kadar çok beğendim. Bu yüzden de diziyi izlemeye devam ettim. Nitekim final bölümü de beni tatmin etti. Tatmin ettiği içinde önerebileceğim dizilerin arasında yerini buldu.

Dizi de bölüm bölüm çıkan hiç bir karakteri sevmedim. Tabii ki oyunculuk yönünden hepsi çok iyiydi. İkinci erkek ve ikinci kadından nefret ettim. Sanırım bu dizi de sadece başrol erkek ve kadını birde başrol kadının arkadaşı ve onun minik kızını sevdim. Gerisine olduğu gibi gıcık oldum.

Kadın başrol ile erkek arasında yaş farkı olmasına rağmen ve belli olmasına rağmen beni hiç rahatsız etmedi. Büyük elektrikler alamasam da uyumlarını da çok sevdim. Kimyaları hemen hemen birbirine yakındı. Karakter olarak kadın karaktere göre erkek karakter daha iyiydi. İkisi arasında seçim yapsam erkek karakterin tarafını düşünmeden tutabilirdim.

Dizinin benim için en büyük avantajı 16 bölüm olması ve bölüm süresinin kısa olmasıydı. Çevirisi güncel yapılıyorken izlediğimden dolayı bir çırpıda izleyip bitiriyordum. Yazımı toparlamam gerekirse, ne kadar zaman zaman soğusam da genel baktığımda diziyi beğendim ve sevdim. Tam bir entrika dizisi olmasından dolayı zaman zaman sinir olacak olsanız da izlemeniz gerektiğini düşünüyorum. Vaktiniz varsa bir göz gezdirin derim bence sizde seversiniz.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.

İzleme linkini bulamayanlar için: Tıklayınız

You’re My Pet  (Kimi Wa Petto,きみはペット, Sen Benim Evcil Hayvanımsın)

18 Eylül 2018 Salı

Te3n (Film)

-spoiler içermez-
Film Montage Kore filminden uyarlama bir filmmiş. Bende izledikten sonra öğrendim. Montage filmini izlemediğimden dolayı ve bilmeden izlediğimden dolayı benim için bu film orijinal bir filmdir. Yazımı yazarken de bu şeklide yazacağım.

Ben bu filmi ilk çevirisi olduğu zaman izlemiştim. Fakat yazmak söz konusu olunca bu güne kaldı. Diğer izlediğim Amitabh Bachchan filmlerine göre bu film biraz yavaş ilerleyen ama anlam yüklü bir filmdi. Ben beğensem de bu yavaşlıktan dolayı bir çok Türk izleyici filmi kısmen beğenmemiş. Gerçi dümdüz izleme ile anlam katarak izleme farkı da oluyordur bu konuda. Yani konuya odaklanmadan sadece izlemek için izlediyse bir izleyici sıkıcı gelmiş olabilir yazmak istiyorum.

Bana göre film 10 üzerinden numara verilirse 8.9 gibi bir rakam verebilirim. 10 üzerinden puan kırmamın sebebi ise diğer izleyiciler gibi çok yavaş olduğunu düşünmem bir de bazı yerlerde mantık hataları bulmamdan kaynaklı oldu. Yanlış anlaşılmasın senaryo harika ama işleyiş kısmında kafama yatmayan yerler oldu. Zaten izlerseniz muhakkak o hataları sizde fark edeceksinizdir. Bunlar haricinde Amitabh Bachchan'ın her filminde olduğu gibi bu filminde de ters köşe oldum. Yine her filminde olduğu gibi mesaj veren bir filmdi ve izleyici olarak o mesajı direk aldım. Belki hatırlarsınız bizim Kanıt adlı bir dizimiz vardı. Orada sunucu Profesör Doktor Sevil Atasoy ''Kusursuz cinayet yoktur.'' derdi, filmi izlerken hep aklıma o cümle geldi. Ne kadar işleyiş kısmını zayıf bulsam da yer yer zekice hamleler de yapılarak kurgu güçlü tutmuşlardı.

Amitabh Bachchan her filminde olduğu gibi bu filminde de karakterle bütünleşmiş ve harikalar yaratmıştı.
Nawazuddin Siddiqui'n oyunculuğunu çok beğeniyorum ve filme uymuştu. Fakat biraz daha öne çıkan bir performans beklerdim.
Vidya Balan benim sevdiğim bir kadın oyuncu ikiliye çok güzel uymuştu. Ben çok severek izledim, oyunculuğunu ve karakter performansını zevkle izledim.

Filmi bence zaman kaybı bir film değil, bilakis bir sonraki sahneyi merak ettirecek bir film. Fakat yavaş olduğu için anlayarak ve anlam arayarak izlenmesi gereken bir film. Bu şekilde izlenirse çok beğeneceğinize eminim. Dümdüz, izlemek için izlerseniz yavaşlığından dolayı sıkılabilirsiniz. Ben bu filmi beğenerek izlediğim için ve oyuncular çok iyi iş çıkardığı için sizlere tavsiye ederim.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.

TE3N (THREE)

16 Eylül 2018 Pazar

With You (Çin)

-spoiler içermez-
Gençlik dizisi sevenler bu yazıya gelsinler. Çünkü onlara çok güzel bir diziden bahsedeceğim. İlk defa erkeğin haşin, kızın saf aşık olmadığı bir dizi izledim. Daha önce böyle bir dizi izlemediğim içinde diziye pek bir ısındım. Kızı bir başka dizisinde çok sevmemiştim. Bu yüzden izlemeden evvel tereddüt ile yaklaşmıştım. Fakat ilk bölümden sonra kıza birden ısındım ve diziyi izlemeye devam ettim. Kızın oynadığı karakter ile tüm bakış açım değişti ön yargımı yıktım.

Dizi 2004 yılında bir liseden başlıyor günümüze doğru geliyor. Bu lisede ki arkadaşlıkları, dostlukları ve birlik olmayı çok güzel işlemişler. Bundan dolayı sanki kendi lise dönemlerimmiş gibi hissettim. Zaten ben 2003'te liseye başladığım için aynı dönem işleniyordu. Ülkesinde o dönemleri tam olarak yansıtıyor mu bilmiyorum ama ben lisede okuduğum dönemin teknolojisine yakın bir teknoloji işleniyordu.

Başrol kız ve erkeği çift olarak çok uyumlu buldum. Kız 90 doğumlu, erkek 97 doğumlu olduğu halde hiç yaş farkı belli değildi. Zaten erkek karakter çok naifti. Oyuncu da hiç kasmadan oynadığı için çok doğal bir oyunculuk ortaya çıkmıştı. Kadın oyuncuda erkek oyuncuya güzel uyum sağladığı için izleyiciye güzel geçiş sağlamışlardı.

Bunun yanında diğer oyuncularında performansını çok beğendim. Böyle entrikalar, büyük oyunlar oynanan bir dizi olmamasından kaynaklı sevmediğim bir karakter olmadı. Belki biraz Wang Li Xin'in oynadığı Lu Xing He karakterini sevmemiş olabilirim.

Bana göre huzurlu ve hoş bir diziydi. Gerçekten gençliği abartmadan aktaran dizilerden biri olduğunu düşünüyorum. Tam günün en yorgun saatlerinde rahatlamak kafa dağıtmak için izlenilebilecek bir dizi oldu benim için. Bu yüzden vaktiniz varsa izlemenizi tavsiye ederim. Umarım sizde benim gibi seveceksinizdir.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
Bulamayanlar için izleme linki: Tıkla

With You (最好的我们, Seninle)

14 Eylül 2018 Cuma

Beauty Face Anti Akne Krem ve Akne Sabunu


Bu ara hep sivilce ürünlerini paylaşıyorum sizlerle. Çünkü bir türlü bitmek bilmeyen sivilcelerim var ve bunun için kullandığım bir başka ürün daha var. Bu postumda size bu üründen bahsedeceğim. Benim gibi içten gelen bir sivilce sorununuz yoksa (sağlık sorunları yüzünden)  yani dönemsel sivilceleriniz varsa gerçekten işe yarayan bir ürün. Ürün set gibi iki adet üründen oluşuyor. Bunlardan biri kalıp sabun biri ise krem.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
 Bu ürün birlikte kullanıldığı  zaman daha etkili oluyor. Şöyle ki  ben en başta  sabununu  açmamıştım.  Sadece kremini  sürdüğümde işe yarasa da  tam anlamıyla istediğim  sonucu alamamıştım.  Fakat sabunu ile  kullandığım zaman bir iki gün içinde sivilcelerimi yok etmişti. Yalnız bir önce ki sivilce ürünlerin de bahsettiğim gibi sivilce  izlerini yok etmedi.  Sadece sivilceleri  güzelce  kuruttu. Belki sabununu  düzenli  kullanmadığımdan kaynaklı olabilir. Çünkü sabunun   kullanıcıya verdiği  özelliklerden biri  izlerin giderilmesi.  Şu an diğer ürünüm bittiği için  yeni   düzenli kullanmaya başladım  güzel kuruttuğu için izlerin giderilmesinde yardımcı olacağını düşünüyorum. 

Ürünün içeriğine baktığımda; 

Akne Sabunu;
A, B, E, H vitamini özlerinden oluşuyor. Günlük kullanım için oluşturulan bu ürün gözenekler içerisinde bulunan artıkları temizleyerek cildi arındırıyormuş. At kestanesi extratı ve vitaminler sayesinde cildin sağlıklı görünerek pürüzsüz görünmesini hedefleyen bir ürünmüş. Bu şekilde cildin yenilenmesini sağlayarak nem dengesinin düzenlenmesini sağlayarak aknelerin giderilmesine yardımcı oluyormuş.

At kestanesi: Güneş lekelerinin ve gözeneklerinin giderilmesine yardımcı olur.

E-H vitamini: Kırışıklıkların giderilmesine yardımcı olur.

B5- F Vitamini: Cildin su kaybını önlemeye yardımcı olur.


Kullanımı çok basit;

Sabunu su ile köpürttükten sonra yüzümüze 3 dakika kadar masaj yaparak yediriyoruz sonra bol su ile yıkıyoruz. Düzenli olarak sabah akşam yapıldığı zaman etkilisi gösteren bir ürün.


Anti Akne Krem: (Yağlı ve karma ciltler için.)

Cildinizi parlak ve yumuşak tutar sloganı kullanılan kremde B3 vitamini ve extratları varmış. Bu da cildin yağını dengeleyip cildin pürüzsüz, duru ve bakımlı bir görünüm kazanmasına yardımcı oluyormuş.

Kullanımı yine çok basit; 
Temizlenmiş cilde akşamları masaj yaparak uyguluyoruz.
Düzenli kullanımda da işe yarıyor. (Ben çok fazla sivilce sorunu yaşadığım için sabah akşam kullanıyorum.)

Fiyat konusunda ise;
Krem 50 ml olarak 39,90 TL ve kalıp sabun ise 90 gram olarak 17,50 TL tavsiye edilen fiyat konulmuş. Bunu da ürünün kabına belirtmişler. Fakat şu an ne kadardır fiyatı bilmiyorum.




Denemeye değer bir ürün olduğunu düşünüyorum. Denk gelirseniz alıp denemelisiniz.




12 Eylül 2018 Çarşamba

Sev Beni / Weightlifting Fairy Kim Bok joo (Güney Kore)

-spoiler içermez-
Kanal 7'nin aldığını açıkladığı son Kore dizisi de sonunda yayınlanmaya başladı. En sevimli gençlik dizisini sona bırakması bana göre çok iyi oldu. Tam okulların başladığı zamana denk gelmesi ve gençlik türü olması gençleri daha çok çekeceğini düşünmeme sebep oldu. Artık herkes evine dönmüş tatiller bitmiş misafirler gitmiş olacağı için salim kafa ile izleme şansı bulacaklar izleyiciler.

Umarım kanal 7 bu diziler bittikten sonra yaz içi yayınlanan tüm Kore dizilerini baştan verirler. Çünkü ben dahil çoğu kişi çok zor şartlar altında dizileri izlediler. Ya saati tam haber sonrası olduğu için uymadı, ya yatılı misafir çok geldi, ya tatile gitti, ya memleketine gitti bir şeklide tüm bölümleri ve ya dizileri oturup izleyemedi. Twitter dahil başka sosyal hesaplarda bu konu ile ilgili bir çok yazı gördüm. Ve başta yazdığım gibi bende elimden geldiğince takip etsem de yaz olduğu için tam anlamıyla tüm bölümlerini izleyemedim. Tabii ki internet üzerinden izlediğim dizilerde ama hem kanala hemde isteyen Kore fanlarına destek olmak amacıyla her gün izledim.

Ben bu dizinin alınmasını beklemiyordum. Diğer dizileri hemen hemen tahmin etmiştim ama bu dizi aklımın ucundan bile geçmemişti. Bu yüzden ilk duyurusunu gördüğümde çok şaşırıp sevinmiştim. Çünkü bu dizi sadece benim gibi yaşı büyük insanlara değil küçük yaşta ki insanlara da hitap ediyordu. Bu yüzden her kesime hitap eden dizilerden biri olacağını düşünüyorum.

Dizi hakkında spoiler vermemek için kendimi zor tutuyorum çok çok çok komik bir diziydi. Beni çok güldüren bir dizi olmuştu. Bu arada Kore dizilerine Kanal 7 ile başlayanlar için yazıyorum başrol erkeği Aşka Yolculuk dizisinde prens olarak izlemiştiniz. Bu yüzden göz aşinalığınız muhakkak olacaktır. Diziye daha çok adapte olacaksınızdır. Fakat bence bu dizi de kız karakter çok iyi yazılmıştı. Bana göre güzel ve alımlı kızlar bu tarafa bize daha yakındı kız karakter. Bundan dolayı kızın karakterine daha çok ısınmıştım. Başrol kız ve erkeğin uyumuna bayılmıştım. Zaten gerçek hayatlarında da başrol erkek ve kız sevgili olup ayrıldılar. Diğer karakterler hepsi çok iyi yazılmıştı. Hemen hemen tüm karakterlerin çatlak olduğu dizilerden bir tanesidir bu dizi.

Dublaj bana göre kötü değildi pot duran bir seslendirme olmamıştı. Özellikle kızın sesini seslendiren seslendirmenin sesini çok beğeniyorum. Hangi karakteri seslendirirse seslendirsin hepsine uyuyor. Nitekim bu oyuncuya da çok uygun olmuştu. İsim konusu her zaman ki gibi benden tam not aldı. Fakat işte şu sansür işi olmasa çok güzel olurdu. Yani, dizilerden sahne kesilince bazen havada kalıyor. Bu dizide de komik ama sansür olacak sahneler var. Keşke şu sansür işini biraz daha esnek yapsa kanal 7 yönetimi. Sadece bu dizi için değil ve bu dizi de çok havada kalmaz ama yayınlanan Kore dizilerinin içinde havada kalan ve anlaşılmayacak sahneler olmuştu. Bu dizi de nasıl olacak izleyip göreceğiz.

Son olarak dublajlı alt yazılı fark etmeksizin bu diziyi şiddetle izleyin izlettirin. Kanaldan izleyecekler yani dublajı seçecekler vakit bulup izleyemeseler bile sonra Kanal 7'nin izleme sitesinden açıp izlemeliler. İzlediğinize kesinlikle pişman olmayacaksınız. 

 Dipnot: 
Bu arada kanal 7 inşallah  Eulachacha Waikiki dizisini de alıp yayınlar. O dizi de çok komikti. 

Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
12 Eylül 2018 Çarşamba gününden itibaren haftasonu 19.00'da tekrarı ise 10.40'da kanal 7'de.


Weightlifting Fairy Kim Bok-Joo 
(Sev Beni , Yeokdoyojung Kimbokjoo, 역도요정 김복주, Halter Perisi Kim Bok-Joo)

9 Eylül 2018 Pazar

Keşke Hiç Büyümeseydik (Dizi)

Dizinin fragmanlarını izlediğimde bekleyebileceğim bir dizi olmadığını düşünmüştüm. Yine de her diziye şans verdiğim kadar bu diziye şans verdim. Sanırım bu sefer öngörülerim de biraz hatalıydım. Eğer ön yargı ile izlemeseydim bence çok şey kaçıracaktım. Çünkü diziye bayıldım. 90'lar çocuğu olduğum için dizi de bir kısım bölüm 90lar üzerinden gitti ve ben o günlere gittim. Babamın olduğu benim çok mutlu olduğum yıllara...

Keşke hiç 2000'ler olmasaydı da biz o yıllarda kalsaydık. Ne kadar masum ne kadar hoş görülü ne kadar özel yıllardı. Ben o yılları gördüğüm için kendimi çok şanslı hissediyorum. Ve bu diziyle bir kere daha o günlere döndüm. Dizinin en başta müziklerine aşık oldum. Her çalan şarkıda ya ben bunu biliyorum diye düşündüm. O kadar uzun zaman olmuş ki dinlemeyeli birden duyunca sanki uzaktaki akrabama kavuşmuş gibi hissettim. Bu his bambaşka bir histi ve bu hissi bana yaşattığı için Birol Güven'e teşekkür etmem gerek.

Dizi de her Birol Güven dizisi gibi aile kavramı konusu işlenmişti. Keşke sadece dizilerde böyle konuları görsek ama maalesef böyle aileler var. Anne ve babasını bir başına bırakıp işlerinden zaman ayıramayan evlatlar, dedesini nenesini tanımayan torunlar aile ilişkileri kopuk kardeşler... ALLAH herkese hayırlısını versin ama çok üzücü bir olay. Bu yüzden dizi birazcık beni hüzünlendirdi. Genelde Birol Güven'in dizileri güldürürdü beni. Fakat bu dizisi çok hüzünlü bir diziydi ve ilk bölüme göre bu kadar hüzünlü olması değişik bir dizi olacağına işaret gibi geliyor.

Evin damat ve gelinlerinden nefret ettim. Ayrıca evin kızının kızı da tam bir nefretlikti. Damadın iğrenç kişiliği midemi bulandırdı. Normalde nefret ettiğim karakterler hep olur ama midemi bulandıran ilk defa oldu. Böyle hadsiz damat ve ya gelinlerin olduğunu biliyoruz hepimiz ama izleyince ayrı bir mide bulandırıcı oluyormuş. Arda Esen zaten rolünü o kadar iyi oynamış ki iki katı nefret ettirdi karakterden.

Aslında ailecek çok gıcıklardı. Sanki anne ve baba harici tüm aile sorunlu gibiydi. Burcu Kara, Murat Kılıç ve Deniz Celiloğlu'nun oynadığı 3 kardeşi de gıcık buldum. Özellikle Burcu Kara'nın oynadığı Serpil karakteri gerçekten yetersiz bir karakterdi. Hatta Murat Kılıç'ın oynadığı Sadık karakterinden daha sinmiş bir karakterdi. Öyle bir kocanın sahibiyken sabırlı kadın duruşu beni çileden çıkardı. Kızı derseniz internet diye şımarık şımarık konuşuyor söyleniyor ve kadının babası ölmüş o durumdayken yapıyor bunu ama ağzını açıp kızına bir terbiye veremedi. Bu yüzden de aşırı sinmiş ezik bir kadın karakter olduğunu düşündüm.

Dizide ki karakter olarak sevdiğim tek karakter galiba Sadri Alışık'ın oynadığı Hulusi karakteriydi. Hem dedesini yalnız bırakmamış, hem omurgalı bir evlat, bir torun, hemde herkese ilk dakikadan ağzının payını güzelce verdi. Bu yüzden şu an sevdiğim tek karakter Hulusi.

Dizi de her oyuncu kendini ispat etmiş oyunculardı . O yüzden tek tek yazmak istemiyorum ama genç oyunculardan Can karakteri yani Caner Nalbantoğlu'nu pek karakterine yakıştıramadım. Anladığım kadarıyla evin iki kız torunundan bir tanesi ile arasında bir şeyler olacak ama kızlara göre çok çok büyük duruyordu. Fakat oyunculuk yönünden yetenekli gençlere benziyorlardı her biri.

Dizinin çekim yerini çok beğendim. Sanki daha evvel Doksanlar dizisi olması lazım orada da bu sokak kullanılmıştı yanlış hatırlamıyorsam. Hatta aileye ait apartmanın altında sanki şekerci dükkanı değilde kırtasiye dükkanı vardı gibi. (Benzetmiş de olabilirim.) Ayrıca şekerci dükkanı da Pastacı Sami'nin dükkanının içi gibiydi. Yani Seksenler ve Doksanlar dizisinin havası vardı çekim mekanlarında. Her neyse çok hoşuma gitti apartmanın dış cephesi filan çok şık duruyordu. Keza evin dekorunu da çok beğendim. Yönetmenin stilini ilk defa izledim. Çekim açıları filan gayet güzel duruyordu.

Ben diziyi her şeyi ile çok beğendim. İnşallah gelecek bölümlerde ilk bölüm kadar iyi olur. Dizi benden tam not aldı. Eğer güzel bir aile dizisi izlemek istiyorsanız bir şans verip başlamanızı tavsiye ederim.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.

Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 9. sırada, tekrarı ise 18. sırada tamamladı.
KEŞKE HİÇ BÜYÜMESEYDİK

İkimizin Yerine / Balika Vadhu (Hindistan)

Kördüğüm dizisi benim için tam bir kanserdi. O kadar çok mantık hatası dolu bir diziydi ki ülkesinde neden uzun süre devam ediyor anlamıyorum. Kanal 7'de 7 Ağustos 2017 yılında başlayan bu dizi ancak şimdi bitti birde birleştirilmiş bölümlerle. İlk bölümlerini izlesem de tam bir kabustu. Oysa ki balarken Deli Divane kadar güzel olacağını beklemiştim ama tam tersi oldu bölüm devam ettikçe kendini bıktırdı dizi. İnşallah tekrar olarak bir daha kanal 7 bu diziyi yayınlamaz. Sonuna kadar severek izleyenlere saygı duyuyorum ama benim için bir çileydi. Sonunda bittiği için çok mutluyum. İnşallah bu dizi de böyle hissetmem.

Bu diziyi sosyal mesaj verdiği için çok beğendim ve maalesef ülkemizde de aynı şeyin olduğunu bilmek üzdü. Ülkemizde ki çocuk gelin ve damatları düşününce ve bu dizi de o çocukların duygularını izleyince kendimi çok korkunç hissettim. Kim bilir Dünya'da kaç kız çocuğu, kaç erkek çocuğu bu şekilde evlendirilip hayatları mahvediliyordur... ALLAH yardımcıları olsun! ALLAH bu cahil ailelerden o çocukları korusun. Empati kurmak bile beni bu kadar derinden etkiledi ki yaşayan nasıl yaşıyordur düşünmek bile istemiyorum.

Her kanal 7 dizisinde yazdığım gibi yine isim konusunda nokta atışı yaptıklarını yazmadan geçmeyeceğim. İsimleri kimin ya da kimlerin bulduğunu gerçekten çok merak ediyorum. Şimdiye kadar yayınlanan Hint ve Kore dizilerinde bu isim olmamış, akılda kalıcı değil, zekice değil dediğim olmadı. O yüzden de merak ediyorum isim konusunda nasıl bir yol izlediklerini. İlk bölüme göre seslendirmede de bir problem yoktu. Daha sonra çıkacak karakterlerin sesleri nasıl olur bilmem ama seslendirme de şu an için yerinde olmuş.

Kısacası sonrasını bilmem ama şu an için diziyi beğendim izlenilebilir gibi görünüyor. Yayın saatlerinde evdeyseniz ya da sonrasında internetten izleme şansınız varsa denemenizi tavsiye ederim. Dizi anlamlı ve büyük bir soruna değindiği için beğenebileceğinizi düşünüyorum.

Dipnot: Dizi ülkemiz tarafından daha önce Küçük Gelin ismi ile uyarlanmıştı ve bayağı ilgi görmüştü.


Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.
8 Eylül 2018 Cumartesi gününden itibaren her gün 16.10'da tekrarı ise 10.30 (Haftasonu 11.30)'da kanal 7'de.

İkimizin Yerine 
(Balika Vadhu, Kacchi Umar Ke Pakke Rishte, Lamhe Pyaar Ke, Child Bride, Child Marriage, Çocuk Gelin)

6 Eylül 2018 Perşembe

The Love Knot: His Excellency's First Love / 2018 (Çin)

-spoiler içermez-
Son zamanların beni en çok şaşırtan dizileri arasında yer alan dizilerden birini yazmak istiyorum size. Şaşırdığım bölüme geçmeden önce birazcık dizi hakkında yazmak istiyorum. Dizi son zamanlarda izlediğim en iyi fantastik dizilerden biri olabilir.

Çünkü konusunu ve işleyişini çok güçlü oldum. Bu dizi başlamadan önce herkes Goblin tarzı bir dizi mi olacak diye çok konuştu. Fakat konuşulduğu gibi bir dizi çıkmadı. Bu da benim hoşuma gitti. Son zamanlarda ülkemizde olduğu gibi Uzak Doğu ülkelerinde de birbirinden bir uyarlamadır gidiyor. Kore gidiyor Japonya'dan alıyor, Çin gidiyor Kore'den alıyor böyle acayip bir ortam oldu. O yüzden Goblin uyarlaması olsaydı kıyaslama yapılacağı için üzülürdüm. Yalnız dizi Goblin'den olmasa da dizi, bir uyarlama hemde roman uyarlaması.

Çin romanlarının uyarlaması olan dizileri izledikten sonra replik ve konu bakımından çok güçlü olduğunu fark ettiğim için Çin edebiyatını merak etmeye başladım. Keşke ülkemizde izlediğim dizilerin uyarlandıkları kitaplar çeviri bulsa çok güzel olurdu. Gerçekten ruha dokunan eserleri var sanırım.

Dizide beni şaşırtan şey Victoria Song'du. Çünkü Victoria'nın oyunculuğu gerçekten çok kötüydü. Hatta dizi başlamadan evvel bu diziyi çeviren çevirmen ile konuştum. Diziyi konu bakımından beğendiğimi ama Victoria olduğu için izlemek istemediğimi yazdım. O da bana izlemem gerektiğimi ve çok şaşıracağımı yazdı. Nitekim yazdığı gibi çıktı. Nasıl yani bu Victoria mı dedim. Abartı olmasın resmen ağzı açık izledim. Sonra ben mi acaba yanılıyorum diye düşünüp başka izleyicilere de izlemelerini yazdım. Onlarda benim gibi düşünüp sonrasında şaşırdılar. Bu konuyu bölümler boyunca tartıştık ve aklımıza oyunculuk için eğitim alabileceği geldi. Çünkü bir önceki dizisinde göz döndürerek izlediğimiz oyuncu gitmiş bambaşka bir oyuncu gelmişti. O kadar doğal ve karakterle bütünleşmiş bir şekilde oynadı ki direk olarak bize duyguyu geçirdi. Maşallah başarılarının devamını diliyorum galiba artık oyunculuk kariyerine odaklandı ve bunda da başarılı oldu.

Ben Huang Johnny'i ilk defa izleme fırsatı buldum ve benim için izlememek büyük bir kayıp gibi geldi. Oyuncu çok karizmatik ve doğal oynayan bir oyuncuymuş. Fiziksel olarak ve yetenek bakımından hoşuma gitti. Ayrıca Victoria ile güzel bir uyum sağlamıştı. Çift olarak güzel görünmelerinden dolayı zevkle izledim.

Dizi beni çekim konusunda da tatmin etti. Zaten 2018 dizisi olduğu için çekim kalitesi yüksekti. Renk, seçilen mekanlar ve çekim açıları hoşuma gitti. Fantastik türünde olması ve günümüzde geçmesi benim için artı bir puandı. Çevirisi güncel olarak izlerken bölüm ne çabuk bitti diye düşündürdü ve bana bölüm yetmedi. Daha ne olsun hemen hemen her şeyini beğendim dizinin. Sıcacık güzel bir aşk hikayesi izlemek istiyorsanız bu diziyi sizlere öneririm. Eminim benim gibi seveceksinizdir.



Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.

 İzleme linkini bulamayanlar için: İzlemek için Tıklayınız


The Love Knot: His Excellency's First Love 
(Moonshine and Valentine, 
结爱·千岁大人的初恋)

5 Eylül 2018 Çarşamba

102 Not Out (Film)

-spoiler içermez-
Amitabh Bachchan yaşına rağmen izleyicisinden daha hızlı bir aktör. Ne ara film yapıyor ne ara yayınlanıyor hiç takip edemiyorum. Gerçi takip etsem de çeviri bulamadığım için izlemek zor oluyor. Amitabh Bachchan 'a her filminde bir kez daha hayranlığım artıyor. Her filminden muhakkak bir ders çıkarılıyor. Başta bu film saçma bir film diye düşündürürken bir den inanılmaz bir filmmiş diye düşündürüyor. Böyle garip ama çok iyi senaryo seçebilen bir oyuncu. Hayranlığım sadece filmlerinden dolayı değil yaşam enerjisini de çok seviyorum. Ruhunun hala 18 yaşında olduğunu bana hissettiriyor. Bu yaşam enerjisi de oyunculuğuna yansıyor ve bana oyunculuğuyla direk geçiyor. Bu yüzden de izlerken gözlerim parlıyor. ALLAH uzun ömürler versin Hindistan bazı eski oyuncuları konusunda çok şanslı, çok büyük değerlere sahip. Keşke yeni nesil oyuncuları da böyle olsa.

Elbette ki filmde sadece Amitabh Bachchan yoktu. Filmde birde Rishi Kapoor vardı. Rishi Kapoor ve Amitabh Bachchan çok uyumlu baba oğul olmuşlardı. İki oyuncunun da usta oyuncu olmasından dolayı senaryo bambaşka bir hal almıştı. Oğlu Ranbir Kapoor'u da çok severim ama babasını izlemek bambaşkadır. Nitekim bu filmde de karakterini ve oyunculuğunu çok sevdim. Abhishek Bachchan ve Amitabh Bachchan etkileşimi gibi Amitabh Bachchan ve Rishi Kapoor etkileşimini hissettim.

Film bana göre çok doğru yerden bizlere mesaj vermişti. Hayatımızın ne zaman son bulacağını bilmediğimiz için birilerinin bizi üzmesi ile günümüzü harcamadan yaşamamız gerektiğini ve bu yaşamdan son nefesimize kadar tat almaktan vazgeçmememiz gerektiğini çok iyi vurgulamışlardı. Bu yüzden filmde hem güldüm, hem üzüldüm, hemde ağladım. Özellikle hiç beklemediğim bir yöne doğru gitmesi beni ters köşe yaptı. Filmin işleyişine baktığımda beklediğim son ile bana sunulan son alkış hak eden bir durumdu. Film bittiği zaman iyi ki izlemişim diye düşünmeme sebep oldu. Benim zihnimde konusu ve işleyişi ile kalıcı bir yer yaptı.

Evet! Biri bana, -''Bu filmi izleyeyim mi?'' diye sorsa gönül rahatlığı ile -''İzlemelisin!'' diyebilirim. Bu yüzden siz sormadan ben size filmi önereyim, ölmeden önce izlenilmesi gereken filmler listenize bu filmi ekleyin ve muhakkak izlemeyi ihmal etmeyin. Filmi size şiddetle öneririm.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır.

102 NOT OUT

4 Eylül 2018 Salı

Kozmetik Tasarrufumda Bitenler 3

Yazının ilk ikisinden sonra sıra geldi üçüncüsüne. O kadar çok kozmetik almışım ki kendime bu süreçte çok kızdım. İyi ki son kullanma tarihleri geçmiş ürünüm yok. Hepsi 2020'ye kadar süresi olan ürünler. Bu ay 9. ayımdayım ve bayağı bir ürünü tükettiğimi fark ettim. Çok iyi de olduğunu düşünüyorum. Evde gözüm doyunca dışarı da almak isteğini yaşamıyorum. Bu şekilde para da cebimde kalıyor. Şimdiye kadar ihtiyacım olarak bir şampuan bir tanede kemik rengi oje aldım. Yani 9 ayda kozmetik olarak düşünürsek sadece 15 lira kozmetiğe vermiş oldum. Yapamam diyordum ama bence iyi ve iradeli gidiyorum. Biten ürünlerin 3. partisi olarak bu ürünlerin kutularını seçtim.


Bu ürünler şunlar;

1 Eylül 2018 Cumartesi

Hoş Geldin Sonbahar Niye Geldin Eylül

Mevsim olarak sonbaharı sevsem de doğduğum ay olduğu halde artık Eylül ayını sevmiyorum. Eylül hep bana acı getiriyor. Hep bir sorun, hep bir tartışma, hep bir huzursuzluk. Ondan gelsin istemiyorum. Bir de son yıllarda bir yıl daha yaşlanıyorum, bunu hissediyorum bu da sinir bozucu bir hal almaya başladı. Keşke zamanı durdurabilsem ve geriye dönüp hep 21 yaşında kalabilsem...

Tasarım:Sawako Kuronuma