Son iki haftadır çok yoğun günler yaşıyorum, biraz da moralim bozuk. Bu yüzden bloguma oturup da yazı yazamadım. Anca bu gün vakit bulabildiğim için hemen koştum geldim. Geçen hafta vize haftam olduğu için çok yoğundum. Neredeyse bütün hafta sadece ders çalıştım yazabilirim. Sonuçlar nasıl gelir bilmiyorum ama umudum var.

Okul Sorunu; 

Ben Açık Öğretim Fakültesi okuyorum 3. sınıfım. Bu yüzden hafta sonu 4 ayrı okul olmak üzere 7 adet dersin sınavına giriyorum. Bu yıla kadar hep sinirlendiğim insanlar oldu.
Fakat; ilk defa sınava gireceğim okullardan memnun değildim. Bu yıl ilk defa sınavlarım fakültelere çıktı. Bu yüzden kendimi çok huzursuz hissettim. Çünkü fakülteler kampüs içerisindeydi. Sınavdan önce ki gün kendimi çok huzursuz hissettim. Resmen öz güvenim yıkılmış gibi oldu. Ya okulu bulamazsam, ya sınıfımı bulamazsam endişesi yaşadım. Neyse ki korktuğum başıma gelmedi. 

Fakat bir sorun vardı;

Sıra meselesi;

Pazar günü  sabah sınava girdiğim ilk okul sınıfında uzun boylu bir insan olduğum için sıraya bacaklarım sığmadı. Ayrıca masa alçak olduğu için kambur oturmak zorunda kaldım.  Büyük ihtimal girdiğim sınıf ya 2. sınıf ya 3. sınıftı.  Fakat çok zorluk çekmeden çok rahat olmasam da sınavı bitirdim. Asıl sorun  öğlen girdiğim sınıfta yaşadığım sorundu. Üniversite  olduğu halde garip sıralarla karşılaştım. Ben öyle bir sıra ve masa hayatımda görmedim. Yan tarafta ki fotoğrafta görülen sıra ve masalar vardı.  Sınıfa girdiğim de ve sırama yaklaştığımda şok geçirdim. Çünkü  o kadar küçüktü ki  ve arası dardı ki galiba ben oturamam bu sıraya gibi düşündüm.  Neyse ki bir şekilde yanlamasına oturdum. Zayıf ve benim gibi orta halli insanlar için bu sorun değildi ama bir sorun vardı ki hamile ve  kilolu insanların oturması. Hadi kilolu da otursun da hamile nasıl oturabilirdi  aklım almadı. Benim bile  masa karnıma dayanmıştı. Küçük  ve çok zayıf insanlar için sorun olmasa da benim gibi  bacaklardan çok üst bölümü uzun insanlar için resmen çileydi. Sıra meselesi bitti ve sınav başladı. Ben solak bir  insanım. Bu yüzden yan bir şekilde oturdum. Sınav  kağıdım ve kitapçık yarı dışarıdaydı. Zaten üst üste koymak zorunda kaldım,  yan yana sığmıyordu. Bel fıtığı olanlar için cidden zor olmalı, şahsen benim için bile  zordu. Birde silgisini düşürenler çok oldu. Neredeyse  60 kişilik sınıfın 30'u silgi düşürdü yazabilirim. Nasıl böyle bir düşüncesizlik yaptılar hiç anlamadım. 

ATATÜRK'ün  fotoğrafı nerede?

Bir sınıfın temel özelliği nedir diye sorsam çoğunluğun Atatürk'ün fotoğrafı, Gençliğe Hitabe'nin fotoğrafı ve İstiklal Marşı'nın fotoğrafı der eminim. Uzun zamandır ilkokulda sınava girmediğim için artık bu özelliğin olmadığını bilmiyordum. Maalesef artık bu özelliğin yerini ilkokullarda projeksiyon perdesi almış. Her ne kadar sınıfın öğretmeni dolapların üzerini Atatürk fotoğrafı  ve Türk bayrağı ile süslese de bu  özelliğin yokluğu hissediliyordu. Şahsen ben kendi adıma bu durumdan rahatsız oldum. Bazı özelliklerimizi  kaybediyor muyuz ne?

Makyaj yapmak zorundayım anlasana!!!

Hayatımın en sıkıntılı sınav döneminin asıl büyük sorunu, makyaj meselesiydi. Bu yıl sınava kokoş misali gitmek zorunda kaldım. Çünkü yaşımı aldıkça cildim bozulmaya başladı. Kötü bir alışkanlığım yok, hayatım boyunca da olmadı ama cildim de düzensiz beslenmeden midir nedir sanki güneş alerjisi gibi bir şeyler oluştu. Birde üzerine sınavdan iki gün önce gece yanığı çıkarmaya başlayınca haliyle kapatıcılar, BB kremler ortalığa saçıldı. Hatta sabah sınavımın olduğu zamanlarda inşallah birileri makyaj yapmıştır diyerek evden çıktım. Birinin -''Sınava mı gidiyorsun, yoksa düğüne mi kız?'' sözünü beklediğim de doğrudur. Neyse ki bir kaç kişi daha makyaj yapmıştı da kendimi çok ötekileşmiş hissetmedim. İşin kötüsü benim için makyaj yapmak da izleri kapatmak kadar zordu. Çünkü makyaja alerjim var bu yüzden gözlerim puslanıp sulanabiliyordu.

 Sen öğretmen misin yakışıklı?

Sanırım vizelerin en güzel tarafı o yakışıklı gözetmendi. Büyük ihtimal benim yaşlarda (26), iki kulağı da küpeli, sakallı o yakışıklı adamdı. Bir insana bu kadar mı yakışır o küpe bir insana, o kadar mı yakışır o sakal bilemedim. Biraz tipinde ilkokul öğretmeni tipi vardı. Ne güzel bir adamdı o öyle. Halka küpeleri, sakalları, giyim tarzı çok farklı çok orijinaldi. Nasıl desem böyle tut yanaklarını sık bir erkekti. Aslında pek de tipim biri değildi ama bilmiyorum adam çok hoşuma gitti. ALLAH sevdiğine bağışlasın ne diyelim. Umarım başka sınavımda bir daha benim sınıfımı gözetir. 

Benim tüm haftam böyle geçti. Peki sizin nasıl geçti?