This Blog is protected by DMCA.com

28 Şubat 2018 Çarşamba

Börü (Dizi)

Çok bekletti izleyicisini ama sonunda beklememize değdi. Hoş geldin ekranlara BÖRÜ! Dizi daha başkamadan beni tanıtımlarıyla çok etkilemişti. Beklemesi beklenilen zaman diliminde başlamaması beni üzse de beklemeyi asla bırakmadım. Dizi hakkında bilgiler geldikçe daha çok heyecanım artmıştı. Bu gün de ilk bölümü yayınlanacak diye içim kıpır kıpır oldu sürekli bir bilgi var mı diye sosyal hesaplarımı yenileyip durdum.

İlk defa bir dizi de bu kadar heyecan ve etki duyduğumdan dolayı benim için gelmiş geçmiş en özel dizi oldu. Dizi 2014 Diyarbakır'da başlıyor. Askerimizin tehditlere karşı mücadelesini izleyeceğimiz dizi, tam beklediğim gibi çıktı. Haberlerde duyduğumuz konuların olguları çok net ve şeffaf bir şekilde doğrudan işlenmesi bir tebriği hak eder nitelikteydi. Her zaman önce oyunculardan sonra teknikten yazarım ama bu sefer önce teknik kısmından yazıma başlamak istiyorum.

Bu çekim ve ses kalitesi Türkiye'de ilk sanırım. Dizi başladığı andan itibaren resmen ekrana yapıştım. Sanki evde değilim de sinema salonunda Hollywood filmi izliyormuşum hissine kapıldım. Tüm incelediğim diziler bir yana bu dizinin çekimleri bambaşka olmuştu. Açılar, çekim stili, arkaplanlar, mekanlar, çekim rengi, ses netliği, görüntü geçişleri muazzamdı. Hele o sahnelerde ki minik ayrıntılar beni benden aldı. Bunun yanında güçlü bir hikaye, güçlü bir konu, güçlü kurgu ve güçlü bir işleyişte dizinin tadına tat katmıştı. Birde aklımdayken yazayım repliklerin altı çok iyi doldurulmuş duygu sömürüsü ve ya bir taraf olmadan doğrudan izleyiciye sunulmuştu. Bu da benim için dizi ekibinin ne kadar zeki ve işinde ne kadar iyi olduğunu gösteriyordu. Özellikle Alper Çağlar'ın zekası hayranlık duyulacak derecedeydi.

Serkan Çayoğlu'nun artık kendi sesini kullanmaya başlaması çok iyi oldu. Dublaj olduğu zaman oyunculuğu hakkında bilgi sahibi olamıyordum ama şimdi oyunculuğunu tamamen eleştirebiliyorum.
Serkan Çayoğlu bu karakterle bakış açımda biraz farklı geldi bana. Sanırım bu karakter için çok çalışmış ve kendini geliştirmişti. Bakışları, mimikleri ve ses tonlaması çok yerindeydi. Bu da gerçekçilik payını daha çok arttırmıştı. Ben karakteri ve Serkan Çayoğlu'nun oyunculuğunu çok başarılı buldum

Emir Benderlioğlu'nu oldum olası beğenirim. Diziye farklı bir renk kattığını düşünüyorum. Ayrıca karakter olarak da çok renkli bir karakter. Çabuk sinirlenen ama ortamı ısıtan bir karakter. Bu yüzden de en sevdiğim karakter Turan oldu.
Fırat Doğruloğlu bayağıdır yoktu. Böyle kaliteli bir işle dönüş yapması beni çok sevindirdi. Fırat Doğruloğlu'nu gördüğümde nedense çocukluğumu görüyor gibi oluyorum. Bu karakteri de ona çok yakışmış. Behçet Orbay ile tamamen bütünleşmişti. İzlerken Fırat'ın oyunculuğunu değil Behçet karakterinin sahnelerini izliyor gibi hissettim.

Keza Mesut Akusta'da bu şekildeydi. Karakterin havasına o kadar iyi girmişti ki İrfan Aladağ adlı gerçek bir insan var ve ben onu izliyor gibiydim. Ayrıca Fırat Doğruloğlu ile olan sahnelerinde çok iyi paslaşmışlardı.

Murat Arkın'da kendini özleten oyunculardan. Böyle değerli oyuncuları daha çok ekranda görmek istiyorum. İzlerken oyunculuğu tadından izlenmiyordu. Hele o hain ile olan diyaloğunda oyunculuğunu tamamen ortaya koymuş gibiydi.

Ahu Türkpençe dizinin tek kadın askeriydi. Dağ serisinde ki performansını aynı şekilde Börü dizisine de aktarmıştı. Bu oyuncu bu ülkede hak ettiği değeri bana göre almıyor. Daha çok projede olması ve konuşulması gerekirken maalesef ekranlarda göremiyoruz. Belki de kendi tercihidir ama diğer kadın oyuncular kadar konuşulması ve değer görmesi gerektiğine inanıyorum. Asena karakteri de güzel yazılmış ve doğru oyuncu oynamıştı.

Can Nergis ilk bölüme göre çok fazla etkin değildi. Karakteri hakkında eleştirecek fazla bilgi edinemedim ama gördüğüm kadarıyla güzel bir oyunculuk sergilemişti. Fakat hangi karakteri oynarsa oynasın benim için gazeteci olarak kalacak sanırım. Bu karakterine şu an alışamadım ve yadırgıyorum.

Diğer oyuncularda pot duran bir oyuncu yoktu. Belki çekimden önce çalışmış olabilecekleri aklıma geldi. Bence Börü bir diziden daha öte bir proje olmuş. Eğer vaktiniz yoksa bile vakit ayırın, internetten izleyin yine izleyin bu diziyi. Bence bu dizi kaçmaz. Ölmeden önce izlenmesi gereken diziler listenize muhakkak alın. Bana göre dizinin tek olumsuz yönü bölüm sayısının 6 olması, sinema olarak final yapacak olması ve bölüm süresinin 60 dakika olması. Bunun haricinde olumsuz eleştirecek hiç bir şey bulamadım. Siz ne düşünürsünüz bilmiyorum ama ben diziyi fazla kaliteli buldum. Bu yüzden de şiddetle tavsiye ederim.

DİPNOT:
-5 Maddede Börü- 
*Özel kanalların ilk mini serisi. BÖRÜ; Türkiye’de özel kanallarda yayınlanmış ilk mini seri olacak. Aynı zamanda büyük finalini sinemalarda yapan ilk mini seri olma özelliğini de taşıyacak. Alper Çağlar’ın birbirine bağlı bir öykü evreni yaratma projesinin ilk adımı.

*60 dakikalık sinema kalitesinde bölümler. BÖRÜ’nün 1’er saatlik her bölümü, senaryodan prodüksiyona kadar sinema filmi kalitesinde olacak. Bölümler, dünyanın en prestijli sinema kamerası markası olan RED’in, Türkiye’de ilk kez kullanılacak RED WEAPON 8K modeli ile çekiliyor.

*Gerçeklik ön planda. DAĞ serisinde olduğu gibi gerçeklik öğesi BÖRÜ’nün de kalbini oluşturuyor. 10 ay süren araştırmalar sonrasında gerçek hikayelerden esinlenen, gerçek ekipmanlar ile gerçek mekanlarda çekilen ve gerçek eğitimlerin olduğu bir proje olan BÖRÜ’de, proje için geliştirilen mekatronik ve efekt sistemleri kullanılıyor. Özel Harekat Daire Başkanlığının faal ve emekli üyeleri ile yapılan uzun mülakatlar sonrası, geçtiğimiz dört senenin en mühim operasyonları inceleniyor.

*Türkiye’nin ilk Amerikan stüdyo modeli işi. BÖRÜ; Yaratıcı yapımcı, yapımcı ve kanalın yapım stüdyosu ortaklığında hayata geçen ilk dizi olma özelliği taşıyor.

*Prodüksiyon ve hikayenin üstünlüğü var. Seri yaratıcısının liderliğinde yürütülen proje, sektöre yeni bir soluk getirecek. Amaç, DAĞ film serisinde olduğu gibi, yakın tarihe damgasını vurmuş Polis Özel Harekat’ın büyük fedakarlıklarını taçlandırmak ve seyirciye, yurt dışındaki özenli dizi projelerinin yerli halini sunabilmek…
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır. 

Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı,  6. sırada, tekrarı ise 31. sırada tamamladı.
BÖRÜ

24 Şubat 2018 Cumartesi

Adı: Zehra (Dizi)

Dizinin başlaması çok uzun sürdü. Tanıtımları uzun süre dönünce ben başlamayacak galiba bu dizi diye düşündüm. Fakat sonunda günü belli oldu ve izleme şansım oldu. Dizi Almanya'nın Frankfurt şehrinde başlıyor. Almanya'yı bilmiyorum ama büyük ihtimal Türk mahallesi gibi bir şeyde çekilmiş dizi. Çünkü bana İstanbul'da çekiliyormuş havası verdi. Zehra'nın baskıcı ailesi bana daha önce Almanya 'da başlayan dizilerde ki ailelerin hikayelerini anımsattı. Nedendir bilmiyorum Almanya'da yaşayan Türk aileler genelde baskıcı kızını döven namus diye kapalı bir hayat yaşayan ailelermiş gibi gösteriliyor. Almancı dediğimiz Almanya'da yaşayan Türk uyruklu aileleri bilmediğim için cidden medeniyet içerisinde bu denli baskıcı yapıları mı var emin değilim. Bu yüzden diziyi dizi olarak eleştireceğim. Gerçi bu durumun uyruğu vatandaşı olmuyor Dünya'nın tüm insan yaşamının olduğu yerlerde kadın, çocuk ve hayvana şiddet var bu da bir gerçek. Bu dizi neden bilmiyorum benim aklıma Menekşe ile Halil dizisini getirdi. Aslında ana tema da benzerlik olsa da işleyiş ve konu açısından alakaları yok. İzlerken hep aklıma o dizi geldi.

Zeynep Çamcı, Zehra karakteriyle bütünleşmişti. Bir ara sanki gerçekten Zehra diye bir insan yaşıyormuş hissine kapıldım. Zaten Zeynep'in oyunculuğunu severim ama bu dizi de bambaşka olmuştu. Sanki tüm yeteneğini bu karakter üzerinde gösteriyor gibiydi.

Bana göre Hatice Aslan'ın performansı yerindeydi. Usta bir oyuncu olduğunu bu karakterle yeniden kanıtlamıştı ama hep zengin bir kadını oynadığı için artık farklı karakterlerde de görmek istiyorum.

Keza Güneş Hayat'ta Zehra'nın annesi karakterini çok güzel oynamıştı. Dizi de Zehra ile uyumu çok güzeldi.

İnanç Konukçu bu diziye uymamış gibi geldi. Hem Almanya'da yaşayan bir Türk hemde Zehra'nın sevgilisi olma karakterini yakıştıramadım. İnanç Konukçu daha çok polis karakterlerine gidiyor gibi geliyor. Bilmiyorum ileri ki bölümlerde alışır mıyım ama şu an için çok tuhaf geldi.

Zehra'nın babası ve ağabeyine gıcık kaptım.
Sohel Altan Gol o kadar iyi oynuyordu ki öyle bir ağabeyim olsun asla istemezdim. Tam bir lanet pislik biriydi. Bir insan kardeşine de güvenemeyecekse kime güvensin hissini bana fazlasıyla verdi. Tabii ki hakaretlerimden de nasibini aldı.

Hele Ali Meriç öyle iyi oynamıştı ki görsem yüzüne tükürürdüm. Böyle baba mı olur sorusunu bölüm boyunca sordum. Ve tabii ki o da hakaretlerimden nasibini aldı.
Seda Güven, Hakkı Ergök, Emre Kıvılcım, Alican Yücesoy 1. bölümde çok az sahnelerde yer almışlardı. Bu yüzden karakterleri ve oyunculukları hakkında pek bir bilgi sahibi olamadım. Gerçi hepsinin oyunculuklarını biliyorum çok iyiler ama karakterlerde nasıl durdular emin değilim. Şimdilik pot duran ya da duracak bir oyuncu olduğunu düşünmüyorum.

Dizi tam anlamıyla Zehra'nın kaçmasıyla başlıyor. Daha dorusu dizi birazcık hareketleniyor. Bana göre dizi ilk bölüme göre fazla kasvetli ve yavaştı. Bazı yerlerde mantık hatalarını fark etsem de ilk bölümün günahı olmaz diye düşünüyorum. Almanya'da yakınları yaşayan insanların anlatımıyla Almanya'da düzen çok sıkıymış. Bir yere çöp atsan bile akşamları belli saatten sonra gürültü yapsan bile uyarı ve hatta ceza alabiliyormuşsun. Fakat Zehra bu kadar olay yaşarken sokaklarda alıkonulurken hiç kimsenin buna ses çıkarmaması yine sevgilisi Kadir'in bıçaklanması olayında Zehra'nın ailesinin ceza almaması çok garip geldi. Ayrıca Zehra'nın doğma büyüme Almanya'da yaşaması ama Almanca bilmemesi de garipti. Bu Zehra hiç mi televizyon izlemedi, bu Zehra hiç mi okula gitmedi , bu Zehra'nın hiç mi mahallede arkadaşı olmadı en azından kendini anlatabilecek kadar hiç mi bir iki kelime duymadı anlayamadım. Fakat bunların hiç birini yapamayan Zehra bir sevgili buldu ve ondan hamile kaldı. Bari sevgilisi bir iki kelime Almanca öğretseydi güzel olurdu.
Dizinin ilk 71 dakikası Zehra'nın hikayesi ile geçti. Bu süre zarfında İstanbul olayına hiç girilmedi. 71 dakika sonra İstanbul sahneleri başladı.Hatice Aslan ve Zeynep'in yani Hande ve Şule'nin karşılaşması çok içten olmuştu. Dizi de en sevdiğim sahne orası olmuştu.Fakat bana göre Şule Zehra'nın kızı Hande olmadığını çok iyi biliyordu. Belki de Hande karanlık bir olay yaşamış ve Şule susuyordu. En azından bana dizinin akışı öyle hissettirdi. Dizinin ilk bölümü yavaş olsa da sonra ki bölümlerde entrika dolu olacak gibi gözüküyor. Bu da dizinin hızlı olmasını sağlar gibi geliyor. Ben beğendim. Eğer vaktiniz varsa sizlerde bir bakın derim.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır. 
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı,  8. sırada, tekrarı ise 23. sırada tamamladı.
Adı: Zehra

18 Şubat 2018 Pazar

Jet Sosyete (Dizi)

İşin içinde Gülse Birsel olunca kalitesiz bir iş olmaz ve ekranlara yeni bir renk geleceği düşüncesi ile beklediğim bir diziydi. Gülse Birsel'in filminden sonra bu beklentim daha çok arttı.

Fakat şu an küçük bir hayal kırıklığı içerisindeyim. Çünkü beklediğimden yavan bir dizi çıktı. Öncelikle gülünmesi gerekilen yerlerde gülmedim. Alkış ve kahkaha sesleri çok sık ve gereksizdi. Gülünmeyecek yerlerde bile kahkaha sesi duymak çok itici yapıyordu.

Karakterler abartılı olsa bile ben çok sevdim ama Türkçe'yi olabildiğince bozmaları beni rahatsız etti. Belki sadece bir karakterin bu şekilde olması sorun olmazdı ama hemen hemen her karakterin kendine özgü, bozabilecek bir potansiyeli vardı.

Buna rağmen oyuncuların oyunculukları muazzamdı.
Enis Arıkan, Çağlar Çorumlu ve Cengiz Bozkurt'a bayılıyorum ama bu dizi de tam kendilerini bulmuşlar.

Çağlar Çorumlu da , oynadığı tiyatro programında ki bir karakterinin havasını sezdim. Bu yüzden de ilk ısındığım karakter o oldu.

Sarp Apak, Yalan Dünya dizisinde ki karakterine çok benzer bir karakteri canlandırıyordu. Sanki o karakterin ailesiymiş havası verdi.

Keza Derya Karadaş'ta Yalan Dünya dizisinde ki şivesi ile konuştuğu için o da devamı hissini verdi.
Yalnız Aslı Bekiroğlu'nun karakterini çok pasif buldum. Sanırım diğer oyuncuların karakterleri fazlasıyla abartılı olduğu için onun karakteri sönük kalmıştı.

Diğer oyuncularda pek gözüme batan bir şey olmadı. Zaten geneli tiyatro kökenli oyunculardan oluştuğu için saygı ile izledim.

Büyük ihtimal dizi, ilk bölümü olduğu için tanışma faslı yüzünden bu kadar sıkıcıydı ve 2. bölümden sonra normale oturur gibi geldi. Plato olduğu için mekan konusunda pek bir şey yazmama gerek yok ama dekorda karakterler gibi çok abartılı geldi. Yolu açık olsun ben Gülse Birsel olduğu için diziye güveniyorum, inşallah bol reytingli bir dizi olur. Dram dolu ekranda gülmek istiyorsanız bu diziyi tercih edebilirsiniz. Sizler de bir deneyin belki seversiniz.
Bu yazı renklitirtil bloguna aittir ve kullanılması kesinlikle yasaktır. 
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı,  3. sırada, tekrarı ise 20. sırada tamamladı.
JET SOSYETE

Limonlu Kek Yapılışı

Geçenlerde annemle canımız bir tatlı çekiyor ama resmen damarlarımız istiyor. Ne yapsak diye düşünürken bu tarife denk geldik. Yeni kek kalıbı almıştık hem onu deneyelim hemde tarif hoş görünüyor diye yapmaya karar verdik. Ben pek tatlı tüketemediğim için nasıl olacağı hakkında pek bilgimiz yoktu. Güzelce malzemeleri hazırladık ve keki yaptık. Ilıdıktan hemen sonra kestik ve ilk tadımda bayıldık. Sanırım limondan kaynaklı tadı çok hafif olmuştu. 1 dilim yerim diye düşündüğüm halde 2-3 gün 5 dilim tükettim. Hatta o kadar bereketli oldu ki ev halkı haricinde başkaları da nasiplendi. Şimdi ikinci bir defa misafirlerim için yapmayı planlıyorum. Fakat öncesinde tarifi sizle paylaşmak istedim. Ben tüketemediğim için üzerini süslemedik ama sizler pudra şekeri, çikolatalı sos ya da farklı şeylerle süsleyip yiyebilirsiniz. Denerseniz yorumlarınızı bekliyorum. Şimdiden afiyet olsun.
Limonlu Kek 

17 Şubat 2018 Cumartesi

Ben Kuzey Kore'ye gitmek İstiyorum #2

Başlığı gördüğünüzde verdiğiniz tepkiyi hayal edebiliyorum ama şaşırmayın sadece daha etkili olsun, dikkat çeksin diye bu başlığı kullandım. Fakat şansım olsa gitmek isterdim. 

Daha evvel başka bir turistin çekimlerini sizlerle şu yazımda paylaşmıştım. tıktık Şimdi ise başta bir turistin hesabını sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu seferki paylaşacağım hesabın adı pierredepont. 

pierredepont, bir fotoğrafçı ve kameraman. Kuzey Kore'nin yanı sıra başka ülkelerin de fotoğraflarını paylaşıyor ama genel olarak Kuzey Kore ile daha alakadar. Daha evvel ki postumda yazdığım cümleleri tekrar etmek istemiyorum. Sadece batının bize dayattığından farklı olduğunu düşünüyorum. Evet fakirlik var görülüyor ve bunun sebebi de kendi kendine bir şeyler yapmaya çalışmaları. Bir yerde okumuştum, başka ülkelerle iş birliği yapılması engellendiği için sadece Çin ile bir alışveriş içindeymiş. Şimdi bakalım pierredepont'un kamerasından Kuzey Kore nasılmış.

Hesap adı:  pierredepont

Hep bize bahsedilen Kore Kore'nin sadece başkenti Pyongyang'ın önemli olduğu diğer şehirlerinde sefaletin sürdüğüydü. Kuzey Kore'nin Kaesong şehrinden renkli bir bina. 

Kanal 7 Hint Dizilerinden Sonra Kore Dizileri Yayınlamaya Başlıyor


Kanal 7 20 Aralık 2017'de sosyal hesaplarından ilk müjdeyi verdi. Bu müjdenin ardından izleyici üçe bölündü. Kore dizileri yerine Hint dizileri isteyenler, dublajlı olacağı için istemeyenler ve can-ı gönülden kutlayıp sevinenler olarak. Bu tartışmaların içerisinde ben olaylara nötr kalmak istedim. 

A Seven-Faced Man / Kill Me Heal Me / 2017 (Çin)

Çevirisi başladığı andan itibaren bir türlü yazamadığım şu postumu hazır müsait olmuşken yazmam gerektiğini düşündüm. Dizinin tanıtımını ilk gördüğüm andan itibaren merak içerisinde çevirisini beklemiştim. Çünkü en sevdiğim iki oyuncunun oynadığı Kore dizisi Kill Me Heal Me'nin uyarlamasıydı. Neyse ki çevirisi hemen geldi ve izleme şansı buldum. Dizinini ilk bölümü orijinal versiyonuyla neredeyse aynıydı. Repliklerine bile sadık kalınmıştı. Fakat bazı yerler duygu bakımından daha yoğun ve daha güzeldi.


Örnek vermek gerekirse orijinalini izleyenler bilirler ki ilk bölümde saat sahnesi vardı bana göre Çin versiyonunda bu sahne daha çok bana geçti. (Postun en azında repliği paylaştım) Sanki duygu yoğunluğu daha çok yaşanmış gibiydi. Bunun gibi ilerleyen bölümlerde hissettiğim çok sahne oldu. Daha sonraları sahnelerin temeli aynı ama farklı işlediklerini fark ettim. Sanırım ilk bölüm olduğu için böyle yapmışlardı. Değiştirdikleri için bazı yerleri haliyle kurgu yönünden ve işleyiş yönünden Kore versiyonunda boşlukta kalan kısımları da doldurmuş olmuşlardı.


Zhang Yi Shan'ı fotoğraflarda Ji Sung'a benzese de izlerken fiziksel olarak hiç bir alakaları olmadı fark ediliyordu. Ayrıca oyuncu çok yetenekliydi ve kişilikleri güzel betimlemişti. Yalnız hangi versiyonu olursa olsun kötü olan karakter yani 2. kişilik karizma olmuştu. Bu versiyonunda da 2. kişiliğe bayıldım. Yalnız Kore versiyonunda ben 2. karakterin tarafını tutarken bu versiyonunda ana kişiliğin tarafındayım. Bu versiyonunda yine ne kadar pasif dursa da ana karakter daha güçlü ve daha kendinden emin. Sanırım bu yüzden Çin versiyonunda ana kişiliği daha çok sevdim.


Cai Wen Jing'in izlediğim ikinci dizisi bu dizi oldu. Daha evvel robot karakteri oynarken de çok yetenekli gelmişti ama bu karakterde daha çok kendini bulmuş gibi hissettim. Bana göre Hwang Jung eum'un yerini hiç kimse tutamaz. Çünkü oyunculuğunun yanı sıra kadının da hayranıyım. Bu yüzden diziyi izlemeden evvel biraz tedirgindim ve karakteri benimseyemeyeceğimi düşünüyordum. Ön yargı ile izlemeye başladığım Bai Xin Xin karakterini daha ilk bölümden en az Oh Ri Jin kadar sevdim. Hwang Jung eum kadar abartılı tepkiler vermese de Cai Wen Jing mimiklerini ve ses tonlamasını çok iyi kullanmıştı. Fakat bana göre sanki Bai Xin Xin karakteri bir tık daha çatlak olmuştu.

Keza ikizi rolünde ki Zhang Xiao Qian'da çok çatlak bir oyunculuk sergilemişti.
Oh Ri On karakteri bu kadar uçuk muydu hatırlayamıyorum ama Bai Xiang Rong daha böyle bir coşkulu geldi. Açıkçası fiziksel olarak ilk 4 bölümde filan
Park Seo joon'u düşününce Zhang Xiao Qian fiziksel olarak yadırgamama sebep oldu. Sanırım gözüm alışamadı, karakter olarak oturtamadım ama sonradan ne olduysa sevdim karakteri. Zaten iki karakter olarak farkı o zaman anladım.


Diğer oyuncularda yerindeydi pek bir potluk yoktu ama şu kuzeni şirketteki rakibi vardı dizi de hatırlar mısınız bilmem Cha Do Hyun'un kuyusunu kazıyordu Cha Ki joon'du adı. Birde nişanlısı vardı Han Chae Yeon. Bu dizide ikisini oynayan oyuncuların karakterlerine hiç ısınamadım. Bana göre
Oh Min seok daha iyi oynuyordu karakteri birde bunda daha çok her şeye burnunu sokuyor. Daha detaylı işledikleri için karakter itici durmuştu. Düşünün yani orijinalinde kuzen karakteri ne kadar iticiyse bunda iki katı itici olmuştu. Kuzene göre nişanlısının rolü daha azdı bu dizide. Daha yarısına geldi çeviri de ondan ilerleyen bölümleri bilmiyorum ama inşallah bu şekilde devam eder.


Ben dizinin Çin uyarlamasını başarılı buldum. Benden tam not aldı. Doğru oyuncular, doğru kurgu ve işleyişle orijinaline yakışır bir proje olmuş. Dil konusunda ve ırk konusunda ön yargınız yoksa, vaktiniz varsa tavsiye ederim. Bence seversiniz.
A Seven-Faced Man 
(柒个我, Qī Gè Wǒ, Kill Me Heal Me)

14 Şubat 2018 Çarşamba

Son Günlerde Severek Paylaştığım Instagram Güncellemelerim #2

Instagram: renklitirtil
Facebook: renklitirtil
Twitter: renklitirtil
Tumblr: renklitirtil
Snapchat: renklitirtilblg
En son 2017'nin temmuz ayında paylaşımlarım hakkında yazmıştım. Aklıma gelmişken son zamanlarda severek paylaştığım güncellemelerimi sizlerle paylaşmak istedim. Uzun zamandır yapmadığım içinde son günlerde paylaştığım 7 sevdiğim postu seçtim. 2018 geldi geleli çok dışarı çıksam da çıktığımda fotoğraf çekmek içimden gelmiyor.  Neden bilmiyorum sanki fotoğraf çekeceğim diye anı kaçırıyormuşum hissi oluyor. Bu iyi mi kötü mü bir his bilmiyorum ama şu an için doğru olanın bu olduğunu düşünüyorum.

 Bındık kız  Boncuk: 

9 Şubat 2018 Cuma

Sevgililer Günü için dev hizmet! Her ilişkiye uygun birbirinden farklı hediye önerisi

Evet, yine o malum tarih yaklaştı. Belki uzun zamandır evlisiniz, “Artık Sevgililer Günü mü kaldı bize?” diyorsunuz. Belki uzatmalı sevgilisiniz, her 14 Şubat geldiğinde ne alacağınızı kara kara düşünüyorsunuz. Belki yeni bir sevgili yaptınız, heyecandan ne alacağınızı bilemiyorsunuz. Belki de bu günü evinizde tüylü, minik dostlarınızla geçirecek ve “En güzel sevgi bu!” diyorsunuz. O da mı değil? E, o zaman neden kendi kendinize hediye almıyorsunuz? Tamam, merak etmeyin; bu listede hepinizi düşündük.

1 Şubat 2018 Perşembe

Saray Tahinli Susamlı Simit Kraker Tadım

 

Gelen ürünlerden son olarak Susamlı Simit Kraker kalmıştı çok geçmeden onu da yazmak istedim. Bu ürün bana kandil simidini hatırlattı. Sanki kandil simidinin mini hali gibiydi. Çok doyurucu olduğu için özellikle okul, iş ve uzun yolculukta kurtarıcı bir ürün olurmuş gibi geldi. Mini mini gözükse de bir kaç tanesi bile açlığı bastırır cinsteydi. Ben bu ürün dışarı çıkarken yanıma almıştım. Zaten küçük bir paket olduğu için atıştırmalık olacağını düşünmüştüm. Deneyimim yaz zamanlarına denk geldiği için açık havada tüketme şansı buldum. Sıcak havalarda hafif  bir tat olduğunu fark ettim.  Yalnız yağı yerinde ve tadı hafif olsa da  her kraker gibi susatma oranı yüksek.

Son Günler Ne Yaptım #7


En son ağustos 2017'de yoğunmuşum ki bu postu en son o zaman atmışım. Moralim çok bozuk, çok yorgunum ve rahatsızım. Öncellikle blogumun 344678997. kez dizi blogu değil kişisel blog olduğunu vurgulamak isterim. 7/24 dizi izleyen bilgisayar ve televizyon başından kalkmayan bir insan değilim. Sadece iyi bir izleyiciyim. Fakat bu şekilde bir izlenim bırakmak canımı çok sıkıyor. Fakat moral bozukluğum bundan değil. Bunun nedeni uzun olduğu için burada anlattım. tıktık
Tasarım:Sawako Kuronuma