Image and video hosting by TinyPicVurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor, Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!

24 Eylül 2016 Cumartesi

Bounty Hunters (Film)

 -spoiler içermez-
''Öncelikle Lee Min Ho'yu posterde görünce sakin olun. Çünkü film Kore değil ortak yapım Çin filmi. Buna açıklık getirdiğime göre şimdi yazıma başlayabilirim.''
Son günlerde yine çok bunaltıcı ve kırıcı günler yaşıyorum. Kafa dağıtmak için izleyecek bir şeyler arıyordum. O sırada direk Çince'den (İngilizce alt yazı kaynağı yok) Le Min Ho, Wallace Chung ve Tiffany Tang'ın filminin çeviri bulduğunu gördüm. Zaten üç oyuncuyu da çok sevdiğimden hemen listeme aldım. Anca bu gün müsait olunca ilk işim açıp izlemek oldu. Aslında filmi oyuncularını görünce incelememiştim. Yani, türünü konusunu bilmiyordum bu yüzden de afişine göre dram aksiyon bir film olduğunu düşünmüştüm. Fakat film ilk dakikasından itibaren komedi üzerine yapılmıştı. Filmi izlerken o kadar çok güldüm ki resmen son günlerime ilaç gibi geldi. Tüm stresimi üzüntümü aldı götürdü. Tabi ki işleyişte sadece komedi yoktu. Romantizm ve aksiyon da had safhadaydı. Filmi aslında üç oyuncu için açsam da film ilerledikçe sadece Wallace Chung için izledim yazabilirim. My Sunshine dizisinde ki o etrafı duvarlarla örülü adam gitmişti adeta başka bir adam gelmişti. Bir insan iki rolde de nasıl bu kadar farklı duygu uyandırır inanamadım. Filmin ilk dakikalarında şaşırıp yadırgasam da o şapşik hallerine bayıldım. Diğer oyunculara baktığımda Le Min Ho her zaman ki gibi onun tarzı olan bir roldeydi. Pek fazla merak uyandırıcı bir rolü olmasa da karizması ile farklı bir duygu uyandırmıştı. Tiffany Tang'ı hiç ama hiç yadırgamadım. Sanki roller onun giysisi gibi. Farklı bir rolde de olsa sanki alışılagelmiş bir roldeymiş hissi uyandırıyor. Filme genel olarak baktığımda dikkatimi çeken oyuncu Karena Ng oldu. İlk defa izlediğim halde sanki daha önce izlemişim gibi geldi. Yüzü o kadar tanıdık geliyordu ki araştırma gereği duydum. Fakat maalesef daha evvel oynadığı hiç bir yapımı izlememişim. Film tamamıyla akıcı ve eğlenceliydi. Hiç sıkılmadım ve filmin nasıl geçtiğini anlamadım. Filmde dram adına hiç bir sahne yok. Lee Min Ho bir Koreliyi canlandırsa da konuşmasının üzerine dublaj ile Çince ses eklemişlerdi. İlk defa Mandarin dilinde bir yapım izleyecek olanlar biraz yadırgayabilirler ama sakın bunu dert etmeyin ön yargılı olmazsanız pek fazla sorun olmaz. Eğer benim gibi kafa dağıtmak istiyorsanız şiddetle tavsiye ederim.


Bounty Hunters (赏金猎人, 바운티 헌터스)

23 Eylül 2016 Cuma

Kaçın Kurası (Dizi)

Rengarenk dizisinin reytingleri başladığı haftadan sonra hızla düşüşe geçmişti. En son yayınlanan bölümünde reytingleri 31. sıraya kadar gerilemişti. 15 temmuz sonrası verilen aradan mı yoksa hikayesinin işleyişinden mi bilinmez izleyicisini hızla kaybetmişti. Yapımcı ve kanal bunu fark etmiş olmalı ki dizinin devamı niteliğinde diziyi baştan çekme kararı aldı. Çoğu oyuncusunu kadrodan çıkarıp yerine yeni oyuncularla çalışmayı tercih eden yapım, birde senarist ve yönetmeni de değiştirmeyi ihmal etmediler. Durum böyle olunca tabi ki isimde otomatik olarak değişti. En büyük değişimi başrol erkek oyuncusunu değiştirerek yaptı yapım. Kaan Taşaner ile yollarını ayıran yapım, Serhan Teoman ile el sıkıştı iyi de yaptı. Selin ve Kaan gerçek hayatlarında da sevgili oldukları için ayrı bir sıcaklık vardı. Fakat Serhat ile de Selin uyumu çok hoş oldu. İkili arasında hızla kimya kurulmuş gibiydi. Bakışlar, mimikler Kaan ve Selin çifti kadar izleyiciye geçiyordu. Bu yüzden Serhat Teoman'ın doğru seçim olduğunu düşünüyorum. Serhat Teoman'ı çok severim çok iyi bir oyuncudur ve onun olduğu dizileri ayrı bir eğlenceli bulurum. Kameraya verdiği enerjiden midir nedir oynadığı her dizi benim için çok akıcı geçer. Rengarenk dizisine göre bu dizi biraz daha espriden uzak bir  işleyişe sahip olmuştu. Daha çok romantizm üzerine  işlenecek gibi geldi.  Senaristin değişmesi ile bu düzende değişmişti. Beni dizinin işleyişinde en çok rahatsız eden şey  dizinin damdan düşer gibi anlatılması oldu.  Yani, dizi devamı gibi olduğundan başlangıcı yoktu. Tüm  olaylar damdan düşer gibi ya da daldan dala gibi olmuştu.  Oyuncuların sempatikliği ve uyumluluğu olmasa   sanki ilk bölümden  dizi toslayacakmış gibi geldi. Fakat başrol oyuncuların ustalığından dolayı  bu durum  pek  göz ardı edilmiyordu. Zaten Engin Elgün gibi bir senarist olduğundan dizinin sonra ki bölümleri için her şey rayına oturacaktır diye düşünüyorum. Bu durum harici her şey yerindeydi. Vaktiniz varsa bu diziyi kaçırmayın derim.  

 İlk bölüm yayın zamanı reytinglerde 21., tekrarı ise 49. sırada  bitirdi. 
Kaçın Kurası

20 Eylül 2016 Salı

Familya (Dizi)

Fragmanları dönmeye başladığı andan itibaren en çok beklediğim ama isminden dolayı yadırgadığım bir diziydi Familya. Neden aile yerine familya ismi kullanıldı çok merak ediyorum. Bu isim konusu harici dizi de aklıma takılan hiç bir şey olmadı. İlk başta dizide oyuncuları dikkatimi çekti. Tanınmış ve oyunculuklarını sevdiğim oyunculardan oluşuyordu. Uğur Yücel ve Güven Kıraç'ın olduğu diziler zaten hep güzel olur düşüncesiyle şans verdim. İkinci olarak türü ve konusu dikkatimi çekti. Aile ve komedi türü bir araya geldiğinde her zaman akıcı ve sıcacık diziler ortaya çıkar. Konu olarak da aile türünü fazlasıyla kucakladığı için kesin izlemeliyim diye düşündüm. Dizi, diziden çok film tadında gibi geldi. İlk dakikadan itibaren anlamlı bir şekilde dizi işlenmeye başlamıştı. Aslında acı bir hikayeye sahip dizi. Fakat acının komik tarafı diyaloglarla sahnelere yansıtılmıştı. Survivor Murat'ı bu dizi de görmek çok hoşuma gitti. Rolü kendisine çok yakışmıştı. Konusu ve kurgusu güçlü, işleyişi akıcı bir dizi olmuş. Dizi hakkında çok fazla yazmaya gerek yok on numara beş yıldız bir proje ortaya çıkmış. Aile sıcaklığında gülmek isteyenler varsa bu diziyi kaçırmasınlar derim.
Dizi reytinglerde yayın zamanı  5. sırada, tekrarı ise 17. sırada tamamladı. 

  FAMİLYA

19 Eylül 2016 Pazartesi

Babam ve Ailesi (Dizi)

Sevemedim kara gözlümlü bir dizi daha listeme girdi. Dikkat ediyorum da genelde benim sevemediğim diziler tutuluyor. Bu dizi de tutar gibi geldi. Öncelikle Karagül dizisi (Karagül dizisinde esas erkek yoktu. Dizi, kadın odaklıydı.) harici iki kadın bir adamlı dizilerden hoşlanmıyorum. Neden bir erkeğin iki karısı olan diziler yapılır anlamıyorum. Özellikle iki kadından da çocuk olması durumu daha da boğucu hale getiriyor. Bu yüzden de bu dizi benden eksi puanla başladı. Dizinin tanınmış oyuncularının hepsini severim. Gerçekten iyi ve kaliteli oyuncular olduklarını düşünüyorum. Fakat yeni oyuncular da yok değil. Bunlardan bir tanesi de Kadir rolüne hayat veren Caner Şahin'di. İlk dakikadan itibaren oyuncu çok dikkatimi çekti. O kadar doğal ve gerçekçi oynuyordu ki araştırma gereği duydum. Bu dizi ilk projesiymiş ve inanılmaz derece de şaşırdım. Demek ki bazı insanlar doğuştan yetenekli doğuyorlarmış bunu öğrendim. Dizide ailenin çocuk rolünde ki oyuncularının pırıl pırıl gençlerden seçilmesi çok hoşuma gitti. Şimdilik hepsi birbirinden yetenekli gözüküyor. Tabi ki gelecek bölümlerde yetenekli mi değil mi tam olarak o zaman anlarız. Dizi akıcı ve kurguda güzel gözükse de beni pek açmadı. Gelecek zamanda izlemeyi düşünmüyorum. Fakat yazının başında yazdığım gibi benim sevmediğim diziler genelde fazla hayrana sahip oluyorlar ve tutuluyorlar. Bence vaktiniz varsa bir deneyin derim. Belki siz seversiniz.

Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı 13., tekrarı ise 15. sırada tamamladı.
Babam ve Ailesi

İçerde (Dizi)

Ay Yapım'ın adının geçtiği her proje on numara beş yıldız oluyor. Sadece Ay Yapım'ı gördüğüm an hiç düşünmeden dizilerine şans veririm. Nitekim bu dizi içinde ilk olarak bu durumu göz önünde bulundurarak şans verdim. İkinci olarak oyuncu ve konusuna baktım. Aslında Çağatay Ulusoy'u oyuncu olarak pek beğenmem. Hatta onun olduğu dizilerin bir iki bölümüne bakar devam etmem. Dizi de bir başka yadırgadığım konu ise; Bensu Soral'dı. İlk haberler çıktığında -''Bu kız ne alaka?'' bile dedim. Çağatay Ulusoy'un oyunculuğunu beğenmesem de sırf güzel diye bu kızın konulması çok garip geldi. Oyunculuğu ilk dizisinde vasattı. Bana göre karşısına daha iyi bir kadın oyuncu konulsa daha iyi olurdu diye düşündüm. Hatta ablası Hande Soral bile olsa daha iyi olurdu. Fakat bu durumlar diziye şans vermemem için söz konusu değildi. Bunların haricinde dizi oyuncu konusunda çok iyiydi. Usta ve iyi oyuncuların aynı dizide buluşmuş olması izleyici açısından diziye artı puan kazandırmıştı. Dizinin ilk bölümüne göre Çağatay Ulusoy beklediğimin üstünde bir oyunculuk sergiledi. Hatta kendini çok iyi geliştirmişti. Rolle o kadar bütünleşmişti ki belki de kariyerinde bu rolü bekliyormuş gibi geldi. Bence Çağatay artık bu tarz rolleri kabul etmeli diye düşünüyorum. Bana göre dizinin ilk bölüm kahramanı Çağatay olmuştu. Resmen yıldız gibi parlamış diğer oyunculardan bir adım önde diziye başlamıştı. Eğer rolü bu şekilde devam ederse gelecekte Çağatay'ı oyuncu olarak sevebilirim bile. Yalnız Çağatay parlarken Bensu Soral aynı yerinde saymıştı. Hala oyunculuğu yapaylığını koruyordu. Yani, izleyiciye gerçeklik duygusunu hala veremiyor. Oyun oynadığını belli ettiği içinde izleyici de ters etki ediyor maalesef. Umarım bu dizi Bensu için yararlı olur da kendini birazcık bu konuda geliştirir diye umut ediyorum. Dizinin diğer oyuncularına baktığımda 
Damla Colbay ve Aras Bulut İynemli her zaman ki gibi iyi oyun çıkardıklarını görüyorum. Damla'yı ben Hayat Mucizelere Gebe dizisinde tanımıştım. Resmen kızın oyunculuğuna ilk görüşte vurulmuştum. Bu dizi ile oyunculuğunun üzerine bir şeyler katmış olmasına çok sevindim. Damla, bana göre geleceğin iyi oyuncuları arasında muhakkak yerini alacaktır. Aras Bulut İynemli hakkında artık yazmak bana pek düşmez diye düşünüyorum. İlk kamera önüne çıktığı günden bu güne kadar oyunculukta zirveyi buldu. Benim bakış açıma göre uzun bir yolu olsa da geleceğin usta oyuncularından biri. Bu yüzden hakkında yazmam bile doğru olmaz. Keza usta oyuncular hakkında da yazmam saygısızlık olur diye düşünüyorum. Şu an için dizi de pot duran bir oyuncu yok. Tam tersi ışığı olan ve kendini geliştirmesi gereken oyuncular var. Zaten oyuncu seçimini kim yapmışsa gerçekten bu işi iyi bilen birileri yapmış. Buradan kendilerini de tebrik etmek lazım. Dizinin konusu klasik Ay Yapım konusu olsa da kurgu konuyu güçlendirmişti. Dizinin çekim açıları ve renk tonlamasını çok sevdim. En iyi dizilerden tanıdığımız Uluç Bayraktar yine yapmış yapacağını dedirtti. Gerçekten bu adamın çektiği projeleri ayrı bir seviyorum. Özellikle Kenan İmirzalıoğlu ve çekim açılarını çok yakıştırıyorum. Ezel ve Karadayı dizilerinde her bir sahneyi hayranlıkla izlemiştim. Büyük ihtimal bu diziyi izlerken de yine hep sahnelere odaklanırım diye düşünüyorum.

Diziyi o kadar çok sevdim ki beni bıraksanız sayfalarca yazarım bu yüzden daha fazla yazmadan sizlere diziyi şiddetle öneriyorum. Bence bu diziyi kaçırmayın ve bir şans verin, hiç bir şey kaybetmezsiniz.,
Dipnot: Bu arada haddim değil ama yazmadan geçemeyeceğim. Çetin Tekindor'un her sahnesini ağzım açık izledim. Büyük ustaya hayran olmamak elde değil.


''Çok merak ediyorum be müdürüm! Acaba geceleri uyku uyuyabiliyor musun?''
- Sarp
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı 2., tekrarı ise 6. sırada tamamladı.
İÇERDE

17 Eylül 2016 Cumartesi

My Sunshine / 2015 (Çin)

-spoiler içermez-
Hani bazı diziler, dizi olmaktan çıkıp izleyici ile bütünleşir, içine işler ya bu dizi de işte öyle bir dizi. Bu kadar hoş bir diziyi yazan yazar ve uyarlayan senaristin ellerinden öpmek lazım. Çin'in en çok satan romanı Silent Separation'un uyarlaması olduğundan mı nedir her bir repliği o kadar naif o kadar anlamlı ki dizi ister istemez sizi kendine çekiyor. Geçmişten geleceğe doğru uzanan dizinin her bir bölümü çok güzel kurgulanmıştı. Dizi genel anlamda çok akıcıydı. Her bir olay ince bir ayrıntıyla yazılmıştı. Konu olarak güçlü olmasının yanı sıra oyuncular da çok kıymetli. Diğer Asya dizileri izleyip de Tiffany Tang gibi değerli bir oyuncuyu tanımayanınız yoktur. Yanına bir de Wallace Chung gibi karizmatik ve güzel bakışlı bir oyuncuyu koyarsanız böyle dehşet bir dizi ile karşı karşıya kalabilirsiniz. Ben dizinin her bölümünü bir romantik film izliyormuşçasına özenle izledim. Dizinin her dakikasından zevk aldığım için de ölmeden önce izlenilmesi gerekenler listeme kolaylıkla giriş yaptı. Dizi de diğer oyuncular kategorisinde tek gözüme takılan Jian Renz'nin oynadığı He Yimei rolü oldu. Gerçekten rol, çok donuk ve itici yazılmıştı. Oyuncu iyi oynadığı için haliyle bende gıcık kaptım. He Yimei rolü haricinde gözüme batan bir oyuncu ya da rol olmadı. Dizi de en çok güzeller güzeli Mi Lu'nun oynadığı Xiao Xiao rolü oldu. Çok şapşik ve güzel bir karakterdi. Fazla içten ve samimi yazılmış bu rolü kendime yakın hissettim. Dizi boyunca Xiao Xiao karakterini Yang Le'nin oynadığı Lu Yuanfeng karakteri ile yakıştırdım ve çift olarak destekledim. Bu iki karakterin olduğu sahneleri ayrı bir severek izledim. Eğer ki vaktiniz varsa sizlerde bu diziye bir şans vermelisiniz. Eminim ki benim kadar çok seveceksinizdir. Gönül rahatlığıyla sizlere öneriyorum.

My Sunshine ( Silent Separation, 何以笙箫默, 何以笙簫默)

10 Eylül 2016 Cumartesi

Dikenli Yatak Taş Yastık

2016 kimlere yaradı çok merak ediyorum? 2016'da çok mutlu oldum diyen insan sayısı bir elin beş parmağını geçmez diye düşünüyorum. Bu yazıyı okuyan sizleri bilemem ama çok kötü geçenlerden biri de benim. Öyle ki artık gece olduğunda bir oh çekip uyuduğumda yatak diken gibi batıyor, yastık taş gibi geliyor... Günün bitiminde ki o düşünceler o planlar artık beynimi de yormaya başladı. Bir sonra ki günü, geleceği ve ya bu günü düşünmekten, artık ruhen yoruldum. Ruhumun yorulması da bedenimi etkilemeye başladı. Kendimi o kadar halsiz hissediyorum ki sabah gözlerimi açtığımda, ''Keşke o yataktan hiç çıkmasam!'' diyorum.

8 Eylül 2016 Perşembe

Fifteen Years of Waiting for Migratory Birds / 2016 (Çin)

-spoiler içermez-
Güzel erkeklerin, güzel kızların olduğu nadide bir dizidir bu dizi. Çevirisi başladığı andan itibaren bende yeri çok farklı oldu. İzlemenin yanı sıra replik yapmaktan da en çok keyif aldığım dizilerden biri oldu. Her bir repliği o kadar anlam yüklü ve naiftiydi ki dizinin her karesinden ekran görüntüsü alabilirdim. Özellikle dizi de başrol kıza bayıldım. ALLAH'ım o nasıl tatlı bir kızdı, o nasıl tatlı bir oyunculuktu kelimelerle anlatamam. Adeta bir animeden fırlamış gibi havası vardı. Dizi de Sun Yi yani karakter ismi Li Li üzüldükçe bende üzüldüm, sevindikçe bende sevindim. Nedense hep Li Li'yi kendi yerime koydum. Sanırım karakter olarak yakın hissettiğimden çok başka bir yeri oldu.Tabii ki küfür ettiklerim de oldu. Mesela Pei Shang Xuan karakteri şahsen bir kaşık su da boğmalıktı. Kafasızlığıyla hayatını mahvettiği için kocaman bir alkışı hak etmişti. Tabii bir de yılan Han Yi Chen vardı. Ah! O ne anasının gözüydü. İlgi delisi bir kız olmasının yanı sıra kalbi de kötüydü. İki yüzlülüğü ile benden bolca küfür yiyenlerden biriydi. Birde Liu Qian Ren karakteri vardı, üvey ağabey. Liu Qian Ren karakteri iyi mi kötü mü hiç anlayamadım. Fakat başlarda gıcık olsam da sonradan çok sempatik geldi. Dizi de en sevdiğim çift Daniel ve Li Jun çifti oldu. İkisi de şaşkın ördek gibilerdi. Bu karakterlere can veren oyuncuların hepsi çok iyi oynadılar. Benim gözümde  her biri rolünü  yaşar gibi oynamıştı. Oyuncular dizinin aynı isimli  kitabını merak etmemi  bile sağladı. Dizi konu ve kurgu olarak çok güçlüydü. Senarist tarafından çok iyi yazılmıştı. Bence bu hoş diziyi  kaçırmayın derim.

Fifteen Years of Waiting for Migratory Birds
 (十五年等待候鸟, Shi Wu Nian Deng Dai Hou Niao)

Dedikodu// Kara Sevda Dizisi Seul Drama Ödülleri En İyi Dizi Dalında Jüri Özel Ödülü Aldı

Daha evvel bu ödül törenine Fatmagül'ün Suçu Ne?, Ezel, Kara Dayı, 20 Dakika, Kara Para Aşk, Kurt Seyit ve Şura, Medcezir dizileri aday gösterilmiş, Kenan İmirzalıoğlu (Ezel), Çağatay Ulusoy (Medcezir) ve Engin Akyürek (Kara Para Aşk) 'de bu ödül töreninde sahneye çıkıp ödüllerini almışlardı. Bu yıl ise Kara Sevda ve ek olarak Kırgın Çiçekler dizisi yine bir kategoride aday gösterilmiş ve finale kalmışlardı. Sonunda  ödül töreni gerçekleşti ve bu yıl yine bir gurur yaşandı. Dördüncü kez bir oyuncumuz  sahneye çıkıp En İyi Dizi Dalında Jüri Özel Ödülü’nü alıp bizi gururlandırdı. Ayrıca dizi, Neslihan Atagül ile En İyi Kadın Oyuncu dalında da finale kaldı.


Geçen Yıldan Bu Yıla Babacığımın Ölüm Yıl Dönümünde Değişenler

Babamı kaybettikten sonra uzun bir süre psikolojik olarak ilaç tedavisi görmüştüm. Fakat bir gün ilaçlar ağır geldiği için ne yapıyorum ben diyebildim. Yaklaşık 3 yıl evvel kendimde bir güç buldum ve kendi kendimi tedavi etmeye başladım. Önce manevi olarak huzurlu olmam lazımdı bunun için dualar okudum, tespihler çektim, namaz kıldım ve iç huzurumu yakaladım. Mantık yürüterek, bedenimi, ruhumu dinleyerek hareket ettiğim için ilk aşama olarak manevi yönden kendimi sağlama aldıktan sonra ruhsal olarak bedenime sıra gelmişti. Beynimi nasıl kontrol edeceğimi eğitmek için sürekli kendimle konuştum. Bir nevi içsel olarak doktorun benimle konuştuğu gibi kendi düşüncelerimi kontrol etmeyi öğrendim. Bu yaklaşık 1 yıl kadar sürdü. Geçen yıl 3 eylül'de kendime bir söz verdim ve babamın ölüm yıl dönümünde kendimi kapatıp ağlamayacaktım. İrademi harekete geçirerek bunu yaptım. Bu yüzden o sancılı dönemi daha kolay geçirdim. Bunu yapabileceğimi görünce daha fazla azim yaptım. Öncelikle uyumadan önceki o sancılı vakitleri kafamdan sildim. Ruhumla birlikte yaşam tarzımı, hayatımı ve bedenimi değiştirmeye karar verdim. Kıştan bu yana daha sağlıklı beslenmeye ve spor yapmaya başladım. 6. yılın sonunda kendimce büyük bir yol katettim. Her neyse geçen yıl irademi kontrol ettiğim için bu yıl normal bir zaman nasıl geçirilir onu öğrenmeye karar verdim. Çünkü ben 26 Ağustos - 3 Eylül arası kendimi her şeye kapatıyorum bunu aşmazsam yarın ikili ilişkilerde problem yaşayabilirdim. Bu yıl da bu konu üzerine yoğunlaştım ve...

Sabah ilk işim kahvaltından önce biraz spor yapmak oldu. Hem beynimi hem bedenimi gün için hazırladım.

7 Eylül 2016 Çarşamba

U Prince Series: The Handsome Cowboy / 2016 (Tayland)

-spoiler içermez-
Tayland'ın meşhur serilerinden biri olan U Prince Series bu yıl start aldı. 12 seriden oluşacak dizinin 
12 farklı çifti olacak. Bu serinin ilki The Handsome Cowboy olup ilk çifti de Sibtis ve Prikkang çifti oldu. Sibtis ve Prikkang çiftine hayat veren Esther Supreeleela ve Push Puttichai Kasetsin ikinci kez birlikte kamera karşısına geçtiler. Ekran karşısında çift olarak sevilen ikilinin uyumları gerçekten izlenmeye değerdi. Bence iki ve ya üçünce kez de birlikte rol almalılar diye düşünüyorum. Şahsen ben bu ikiliye doyamadım. İkisinin de gerçek yaşamlarında sevgilileri olmasa gerçek yaşamlarında da sevgili olsunlar diyebilecek kadar çok sevdim. Anlayacağınız kızın güzelliği adamın yakışıklılığı muazzam bir görsellik oluşturmuş ve diziyi doyumsuz hale getirmişti. Diziye dönersek; Push'un oynadığı her dizi güzel olur şekilde kafamıza kodlama yapmalıyız. Yani; bir dizi de başrol karakter Push ise kesinlikle o dizi güzel çıkar. Adam işini öyle iyi biliyor ki dizi seçiminde hep nokta atışı yapıyor. Birde garip bir şekilde şeytan tüyü var bu adamda. En kötü diyebileceğiniz diziyi bile güzel yapabilen cazibeye sahip. Aurası yüksek olarak oyunculardan biri olduğu için izleyiciyi asla sıkmaz. Yani; Push gördüğünüzde tereddütsüz diziye başlayabilirsiniz. Aslında dizi sadece başrol çifte kurgulu olduğu için diğer oyuncular fazlasıyla arka planda kalmıştı. Fakat yine de benim hoşlanmadığım oyuncular da çıktı. İkinci kadın olan Pitta'yı hem rol karakteri olarak hemde oyuncu olarak sevmedim. Zevkler elbette tartışılmaz ama ilk defa Tayland'da ünlü olan bir kadının çirkin olduğu algısına da kapıldım. Natthapat Wipatkornthrakul hiç bir tarafıyla beni etkilemedi. Hani makyaj güzeli dediğimiz kavram var ya tam da kendisine uyuyordu. Ne oyunculuğu, ne fiziği, ne yüzü hiç bir şeyi bende bir al beni yaratmadı. Bu yüzden bana göre tek pot duran oyuncu Natthapat Wipatkornthrakul'du. Onun haricinde tüm dizi her şeyiyle on numara beş yıldızdı. Dizinin en büyük avantajı 8 bölüm çerezlik bir dizi olmasıydı. Romantik, komedi olduğu için haliyle eğlenceli ve otomatik olarak akıcıydı. Ben şiddetle diziyi size tavsiye ederim. Zaman yaratın yine izleyin derim. Eminim sizler de çok seveceksinizdir. 

U Prince Series: The Handsome Cowboy (กำราบหัวใจจอมพยศ)

Tam 27 Yıl Önce Bu Gün Ben Doğmuşum

Bu gün benim doğum günüm ama mutsuz ve yorgun uyandım. Her yıl aynı mutlulukla geçmiyor maalesef. 2016 bana pek yaramadı, bu yüzden de günlerim pek bir tatsız geçiyor. Fakat şükürler olsun Rabbim daha büyük şeylerle sınamasın. Doğum günümde ikinci bir defa babamın yokluğunu hissediyorum. Normalde zaten hep hissediyorum ama bu sefer biraz farklı.

1 Eylül 2016 Perşembe

Yaz Sezonu İzlediğim Türk Dizileri (2016)

Bu yaz Türk dizileri konusunda pek verimli bir yaz değildi. Zaten 1 aya yakın neredeyse çoğu dizi yayınlanmadı. Birde çok çok iyi orijinal diziler de yayına girmedi. Genel olarak romantik komedi üzerine diziler yayınlansa da hemen hemen uyarlama oldukları için birbirine benzer konulu dizilerdi. Yine de tatile gitmeyenler ve tatil bölgelerinde oturmayanlar haricinde vakit öldürmek için iyi diziler çıktı yazabilirim. Takip ettiğim dizi listesine baktığımda sadece bir dizinin orijinal olduğunu fark ettim. Hayat Sevince Güzel dizisi harici hepsi uyarlamaydı. (Şahane Damat dizisinden emin değilim.) O dizi de zaten seri ve Anadolu dizisiydi. Gönül isterdi ki zehir gibi kafaları olan senaristlerimizden bize özgü konular çıksın bende takip edeyim ama olmadı. Umarım kış sezonu için orijinal işler izleyebilirim. (Takip etmediğim dizilerden orijinal konulu diziler vardı)

Son Günler Ne Yaptım #3

Uzun zamandır hiç kişisel yazdı yazmadığımı fark etmişsinizdir. Kişisel olarak büyük büyük sorunlardan, ALLAH tarafından küçük küçük sınavlardan geçirildim. Elim asla klavyenin tuşlarına gitmedi. Giderse buralarda laf yerindeyse karnı yarık gibi tüm anlatılmayacak şeyleri yazabilirdim. Biraz toparlandıktan sonra sonunda kişisel bir yazı yazmaya karar verdim.

Tasarım:Sawako Kuronuma