30 Aralık 2016 Cuma

Dedikodu//Super Junior Sungmin Yuvasına Döndü

Super Junior grubunun ponçiklisi,yumuşak yumuşak pofuduk yanaklısı ve ilk evli üyesi Sungmin askerden geldi. Her ne kadar askerliğine kısa süre kala evlenip bizi şok etse de her zaman tam destek olarak arkasında durduk. Skandal dolu yorumlarla askere uğurladığımız Sungmin için zor bir dönem başlıyor. Çünkü Koreli netizenler pislik dolu leş yorumlarını bizim çocuğun üzerine salacaktır. Tabii ELF görünümlü bencil kişilerde bu leş insanların ekmeğine yağ sürecektir. Bu yüzden ELF'lere şimdiden sabırlar dilerim. Özellikle ayrı bir şekilde VitaMins olanlara da bol sabırlar dilerim. En çok yorumların kanına dokunacak kesim VitaMins olacaktır. Gerçekten anlayamıyorum bir insan evlendi diye neden nefret toplar  çözemiyorum. 

Asker Gidiş-Geliş Tarihi: 31 Mart 2015 - 30 Aralık 2016

28 Aralık 2016 Çarşamba

2016 Begendigim Kore Dizileri Top 10

Ne kadar bu yıl dizi anlamında verimli geçmese de top 10 oluştururken çok zorlandım. Hangi diziyi seçsem bilemedim. Çok düşünmem dizileri yeniden gözden geçirmem lazımdı. Düşündüm düşündüm böyle bir liste çıkardım. Fakat hala bazı dizilerde emin değilim acaba x dizisini mi alsaydım listeme diye düşünmüyor değilim. Yine de kendime göre doğru bir liste çıkardığımı düşünüyorum. Her yıl böyle listeler yapıp da neden yazmadığım sorusu çok soruluyor. Hazır yeri gelmişken bu konuda da bir kaç cümle yazmak istiyorum. Blogumun bir kısmı zaten tavsiye yazılarından oluşuyor. Bir de çok fazla Kore temalı blog var bu bloglarda zaten dizileri yazıp bu konuda bilgi veriyor. Benim de tekrar tekrar aynı dizileri yazmam gereksiz olur. Böyle düşündüğüm için sadece Diğer Asya dizilerini yazmayı tercih ediyorum. Aslında yazma kararı almıştım bir ara hatta bir kaç dizi hakkında yazı yazmıştım. Fakat beni pek sarmadı Kore dizilerini yazmak benim harcım değilmiş gibi geldi. Severek yazmadığım içinde yazarken çok zorlandı ve cümleleri nasıl bağlayacağımı bilemedim. Hani bazen bir konu hakkında görüş belirtirken aniden tıkanır ve saçmalamaya başlarsınız ya benimde tıpkı böyle oldu. Bu yüzden de Kore dizileri hakkında oturup Bir yazı girmek yerine kendimi daha iyi ifade edebileceğim yazılar yazmayı tercih ettim. Umarım Kore dizi tavsiyelerim size yararlı oluyordur ve umarım blogumu yıl içinde de severek takip ediyorsunuzdur. Şimdiden yapacağınız her yorum için teşekkür ederim.

  Bu yıl bir değişiklik yapalım sizde yorumlara kendi top 10 listenizi bırakın. Benim listem böyle bakalım sizin top 10 listeniz nasılmış?

İşte Top 10 listem;

26 Aralık 2016 Pazartesi

Tavsiye Edebilecegim Kore Dizileri #vol 5

Bu tavsiye postlarını yakın zamanda vermem konusunda çok mesaj alsam da ben hiç birinizi dinlemedim ve bildiğimi okudum. Aslında bu öneri mantığıma pek yatmıyor. Zaten güncel izleyen insan ya da yıl içerisinde yıla göre izleyen insan dizilerden haberdar oluyor. Fakat geriye dönük dizi izleyenler için bu durum aynısı olmuyor. Aylar geçtikçe unutulan diziler olduğundan geriye dönük izleyenler için toplu şekilde öneri vermek daha sağlıklı gibi geliyor. Bu yüzden belli bir kitleye değil tüm kitlelere hitap edecek şekilde post yazmaya çalışıyorum. Bu yıl Kore dizileri pek verimli geçmedi. Bir kaç dizi dışında seve seve izlediğim deli olduğum dizi olmadı. Aslında Kore dizilerinden çok sıkıldım. Ben 2006- 2007 senelerinden bu yana Kore dizisi izlediğim için artık çok klişeleşmiş ve kendini tekrar eden diziler olarak görüyorum. Benim açımdan empati kurmak isterseniz Türk dizileri hakkında ki düşüncelerinize göre empati kurun. Nasıl Türk dizilerinde yine mi klişe konu diyorsak artık yıllardır izlemekten bana da Kore dizileri böyle gelmeye başladı. Fakat bu durum izlememe engel oldu mu, hayır. Çünkü her şeyden önce blogumu ziyaret eden ve yorum bırakan herkes benim için kıymetlidir ve olumlu olumsuz saygı çerçevesinde bloguma gelen herkese de saygım sonsuzdur. Bu yüzden izlemek istemesem bile yıl sonunda bu postu bekleyenler için yine izlemeye çalışıyorum. Buna rağmen tam 45 tane dizi izlemişim. Bana göre iyi bir rakam ama çoğu insana göre daha az dizi izlemiş oluyorum. Benden daha fazla izleyen ve abartanlarda mevcut. Fakat benim onlardan farkım güncel dizi izlemem yani Kore'de yayınlanırken dizileri izlemem ve sadece yıl içinde yayınlanan dizileri izlemem. Onun harici çok izlemek ya da az izlemek pek fazla önemli değil. Neyse önce uyarı metnimi daha sonrasında da sizlere tavsiye postlarını sizinle buluşturayım. Umarım siz benden daha çok severek izlersiniz bu güzel dizileri.
 Öncelikle bütün postlarım için yazdığım uyarı yazımı  buraya kopyalayım.
Uyarı: 




Benim fikrimi alarak aynı düzende öneri açan arkadaşlar neden kendi stilinizi yaratma geregi duymuyorsunuz üste bir iki cümle yazıp alta afişleri sıralamayı geçtim birde yüzlü yüzlü afişleri de bu post içinden alıyorsunuz.Ben bir afiş için bile en az yarım saat aradım afişlerin arasında seçim yaptım..Bu fikir için bile günlerce uğraştım diğer bloglara göre farklı olsun diye düşündüm fakat siz ne yapıyorsunuz hazır fikir hazır post var nasıl olsa deyip benim günlerce uğraştığım emegimi yarım saatte blogunuza açıyorsunuz.Bu biraz ayıp olmuyor mu? Birazcık özgün bir blog olmaya çalışın kendi fikrinizi tarzınızı yaratın ki okuyucunuzda fark yaratın.





Benim blogumdan aldıgınız herhangi bir fikri herhangi bir afişi herhangi bir düzeni blogunuzda izinsiz kullanıyorsanız hakkım haram olsun. 




Taklitler aslını yaratırmış derler ama ben taklit istemiyorum.Çünkü bu blog benim sizin kopyala yapıştır bloglarınız gibi olsun istemiyorum.Sizin için eğlence ya da iş olan bu blog alemi benim için bir yaşam tarzı ve siz her dakika benim yaşam tarzıma tecavüz ediyorsunuz.



Ha birde benden size bir iyilik daha; bu şekilde post açan arkadaşlar size geçmiş olsun.Zaten en büyük cezayı size Google verecektir.Hep benimle uğraşacak değil ya biraz da Google sizle uğraşsın.Emin olun Google salak değil hemde hiç değil.Lafın kısası ayvayı zaten yemişiniz benim ahıma baştan gerek kalmamış..

Diziler alfabetik sıraya göre sıralanmıştır.
7 First Kisses

24 Aralık 2016 Cumartesi

Dedikodu//Super Junior Shindong Yuvasına Döndü

Vay be yazdığım yazı daha dün gibi aklımda (Dedikodu// Shindong Asker Oldu ). Ne duygularla ne hislerle yazmıştım yazıyı. Bir ara sanki zaman geçmeyecek gibi gelmişti. Önce günler birbirini kovaladı, sonra haftalar birbirini kovaladı, sonra aylar birbirini kovaladı. Her gün sanki ailemden birini bekliyormuşcasına günleri saydım. Sonunda o gün geldi çattı ve 23 Aralık 2016'da Super Junior'a, ELF'lere, yuvasına kavuştu. Bu kadar zaman boyunca pek fazla hakkında haber alamadım. Sadece bir kaç gösteri videosu ve fotoğrafı birde uzun aralıkla bir kaç küçük haber alabildim. Buna rağmen kalbim hep Shindong'laydı. Shindong gelir gelmez sosyal medyası hemen hareketlendi. Öncelikle Shindong IG'da Heechul ile takipleşti.Tabii öncesinde terhis olurken karşılamaya Leeteuk gitti ve Shindong'u oradan kaçırdı. Ayrıca akşamı üyelerle yemek yemeyi planlamış.
Şu an ki bilgilere göre Shindong mutlu görünüyor. Eh! O zaman hoş geldin Shin Donghee.

Asker Gidiş-Geliş Tarihi: 24 Mart 2015 - 23 Aralık 2016

19 Aralık 2016 Pazartesi

Kinoa Salatası Yapılışı

Diyet yapanlar iyi bilirler ki kinoa diyet yapılırken en besleyici en yardımcı gıdadır. Diyet yaparken hem kalorisi, az hem enerji veren, hemde doyurucu bir şeyler ararız. Bende bu yüzden özellikle detoks günlerimde kinoa tercih ediyorum. Kinoa Bolivya ve Peru'da yetişen bir bitki olup zamanla Güney Amerika ve Avrupa kıtasına yayılmış bir bitkidir. Son yıllarda da ülkemizde kinoa yetiştiriciliği yapılmaktadır. Tam Protein içeren kinoa'nın içerisinde glüten yoktur. Kinoa yüksek oranda besin lifi içerir ve sindirim sistemine de yardımcı olur. Özellikle kabızlık ve kan şekerinin kontrolüne yardımcı oluyor. Bunların yanında demir bakımından zengin, antioksidan özelliğe sahip, kolesterol düşürmesinde yardımcı, damarları rahatlatarak kronik migren ağrılarını giderici özelliğe de sahip bir besin. Yani anlayacağınız bu besinin içerisinde yok yok. Bu yüzden de Türk mutfağında bir yere sahip olmasa da özellikle diyet yapanlar ve veganlar için vazgeçilmez bir takviye olarak mutfağımızda yer alıyor. Bu besinin salatası, pilavı, kısırı, çayı, köftesi, sütlacı, sütü yapılıyor. Ben ise bu sefer salatasını tercih ettim. Büyük ay'ın çıktığı gün detoks yaptım. Akşam yemeği olarak bu salatayı tercih ettiğim için fotoğraflamayı ihtimal etmedim. Bu gün ise tarifi anca paylaşabiliyorum. Umarım bu salatayı sizlerde seversiniz.

16 Aralık 2016 Cuma

Papatya Çayı Toniği

Eskiden bitki çayı içmeyi çok severdim.  Günde bir iki bardak muhakkak içmeyi tercih ederdim.  Sağlık sorunlarım  ortaya çıkmaya başladıktan sonra  bazı gıdalar ve  bitki çaylarından uzak durmam  söylendi.  Bende   bitki çaylarının her çeşidini  stok yaptığım için haliyle elimde bir sürü çay kaldı.  Geçen haftalarda sosyal medya  hesaplarımdan birinde  ne yapacağımı bilmediğimi yazdığımda bir  arkadaşım -''İçemiyorsan yüzüne sür.'' yazdı. Bunun üzerine araştırmaya başladım. İnternet üzerinde çok farklı  şekillerde tonik  yapılışı buldum.  Fakat cildim çok hassas olduğu için  cesaret edemedim. Bende bunun üzerine mantığıma yatkın olduğu şekilde  bir  tonik oluşturmak istedim.

14 Aralık 2016 Çarşamba

TTO KİL Maskesi

Bu yıl benim için çok sarsıntılı geçince blogum neredeyse dizi blogu gibi bir şey oldu. Bu durumdan aşırı derece de rahatsızlığımı belirttim. Bu yüzden hazır yılın sonu yıl bitmeden bari bir iki tane kozmetik üzerine yazı yazmayı planladım. Aslında yazmayacaktım ama sol taraftan post geçmişime bakınca pek iç açıcı gelmedi. En son kozmetik yazısı olarak 29 Nisanda yazı girmişim. Bu post içinde aslında kurban bayramında düşünmüştüm. Hatta bayramın son günü fotoğraflayıp ardından bu postu açıp taslaklara yollamıştım. O gün bu gündür ha bu gün ha yarın derken zaman aktı geçti bu güne nasip oldu. Bu yıl niye böyle oldum bilmiyorum. Çoğu kişisel ve kozmetik yazısını erteleye erteleye bu aya kadar kaldı. 2016 ciddi anlamda hem ülkemiz için hemde benim hanem için zor geçti. Sanırım hepsinin birleşiminde de açıkçası ben biraz üşendim. Bu durum tabii ki doğru mu? Bence hayır ama bunu bir saygısızlık olarak görmemenizi rica ediyorum. Hepimiz bazı yıllar yıldızı düşük olarak zaman geçiriyoruz ve bu da düşüncelerimizi etkileyebiliyor. Çok fazla yazdım farkındayım ama affınıza sığınarak size önermek istediğim ürüne geçmek istiyorum.


13 Aralık 2016 Salı

Aşka Tutsak / La Esclava Blanca (Kolombiya)

Tam 1 haftadır ha bu gün ha yarın derken bu postu yazmam bu günü buldu. Üzerimde aşırı derecede yorgunluk var. Birde hava kapalı olunca hiç bir şey yapasım gelmedi. Bu gün dizinin 6. bölümü oynamış olması lazım biraz yazı konusunda geç kaldım ama umarım sizler ben yazmadan keşfetmişsinizdir. Dizinin ilk iki bölümü çok kalp acıtıcıydı. O zamanlar sömürge altında olan siyahilere yapılan muamele anlatılıyordu. Çok üzücü sahneleri görmek canımı sıktı. Hatta öyle ki diziye bir an kendimi kaptırmışım kendi kendime konuşmaya başlamışım. Annem -''Aman kapat bu kadar üzüleceksen izleme be!'' diye azarladı. Azarı yedikten hemen sonra kendimi toparladım ve diziyi incelemeye devam ettim. Dizinin renk kalitesi, çekim mekanları, işlenişi ve oyunculuklar çok iyiydi. Konusunun güçlü olduğunu düşündüm. 1821-1843 yıllarında geçtiği için bana göre o zamanların kıyafetlerini, yaşam tarzlarını çok iyi betimlemişlerdi. Siyah adamın nasıl köleleştiği, nasıl bir baskı altında olduğu ve beyaz adamın ne kadar gaddar olduğunu da çok iyi anlatmışlardı. dizinin her sahnesinde sanki o bulunan mekanda ve zamanda sizde varmışçasına bir his uyandırıyordu. Dramatik hikayelerin yanında sevgi ve aşkın büyüsü de hat safhadaydı. Velhasıl dizide tüm duygular mevcuttu. Bu diziyi izlememiz için çok fazla neden var. Mesela bir dönem dizisi ve o zamanların gerçeğini anlatıyor. İnsanları derisine göre ayırmamamız gerektiğini anlatarak bize ders veriyor.   Dizi de aşk var, entrika var, gizem var, aile bağlarının önemi var, iyi anlatılan bir konu var anlayacağınız varda var. sadece bunlar bile neden sorusuna cevap olabilir. Ayrıca gündüz kuşağında olması çalışmayanlar için büyük bir avantaj birde bölümü geçtikçe reytinglerde gözle görülür bir yükselme söz konusu. Birde dizi yayınlandığı ülkelerde reyting rekorları kırmış bir diziymiş, sadece bize izlemesi kalmış daha ne olsun? Ben diziyi beğendim belki sizlerde beğenirsiniz. Bence bir deneyin derim.
''Dizi Seoul Uluslararası Drama Ödülleri'nde En İyi Drama Dizisi kategorisinde aday gösterilmiş. Bu yapım aynı zamanda  ''En İyi Yönetmen'' ve ''En İyi Senaryo'' dallarında da aday gösterilmiş.''
Aşka Tutsak 
(La esclava blanca, The White Slave, Beyaz Köle)

7 Aralık 2016 Çarşamba

YOLO Dünyası için Geri Sayım Başladı!

haydar-colakoglu-yolo-uygulama
Ulaşımda En Pratik Yol O!  sloganı ile yola çıkan ve Uber’in karşılaştığı en güçlü rakip olan girişim YOLO için geri sayım başladı. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de yoğun ilgi gören şehir içi, konfor ve kaliteyi birleştiren yolculuklar sağlayan platformlara bir yenisi daha ekleniyor. Kısa süre içinde hayatımızda farklı bir yer edinmeyi hedefleyen girişimin adı YOLO.
YOLO, şehir içinde lüks segment araçlar ile şehir içi VIP taşımacılık hizmeti veren ve sektöre çok iddialı girerek diğer rakiplerine nazaran çok farklı iş modeli ve kazanç vaat eden bir mobil uygulama. Dünyada Uber modeli olarak bilinen mobil uygulamanın Türkiye versiyonu olarak planlanmış olan YOLO, uzun süren Ar-Ge çalışmaları sonucunda ortaya çıkmış.

4 Aralık 2016 Pazar

Facebook'ta renklitirtil'la Uğraşıyorlardı

Blogumun facebook macerası ne zaman başladı hatırlamıyorum ama illa aç diyen takipçilerim yüzünden başladığını iyi hatırlıyorum. İlk facebook hesabımı keyfi kapattıktan sonra ikinci de önüme gelen Kore fanını ekleyerek bir sıkıntının içerisine girdim. [Kore fanları çok fazla ve çevreleri iyi onlardan gören de beni ekledi.] İnsanlar tanıdıkça tanıdı hesaplarım coştukça coştu hatta limitleri bile aştı ve sonunda tamamen tanınır hale geldim.

22 Kasım 2016 Salı

Çin'in Batıl İnançları

Bana gelen ve gördüğüm yorumlara göre Türk izleyiciler tarafından Çin'e karşı yanlış anlaşılma ve ön yargı olsa da çevremde ki insanların bu ön yargısını yıkmayı başardım. Benim sayemde Çin'i tanıyan, dizi ve filmlerini izleyen insanları gördükçe seviniyorum. Çin'in eğlence kültürünü çok seviyorum. Daha doğrusu kültürü otantik olan tüm ülkeler ayrı dikkatimi çeker. Ayrıca görünürde olmasa da kopyacılığıyla Dünya'nın devi olmasını da saygıyla karşılıyorum. Bir kaç gerçekten sinir olduğum yönleri olsa da ( her ülke'nin muhakkak var) Çin yaşamamak şartıyla ( çok saygılılar ama çok kalabalıklar hatta Doğu Çin'in koktuğu rivayet ediliyor.) gitmek istediğim ülkelerden biri. Neyse konumuza dönelim. Ben Çin'i sevdiğim için bir çok alanda elimden geldiğince araştırıyorum. Gerek siyaset, gerek kültürel, gerek toplum olarak nasıl yaşadıklarını merak ediyorum. Bu araştırmalarımın bir kısmında Çin'in batıl inancı karşıma çıktı. Hazır araştırıyorken neden sizlerle paylaşmayayım dedim.  

4 Rakamının Uğursuzluğu 


Bir Garip Aşk Tekrar Başladı (Iss Pyaar Ko Kya Naam Doon / Hindistan)

Bir çoğumuzun Hint dizilerini keşfetmesine sebep olan kanal 7'nin de ilk Hint dizisi olan Bir Garip Aşk dizisi tekrar başladı. Aslında dizi ilk yayınlandığı zaman hemen keşfedilmedi. Nereden baksanız kanal 7'ye  göre 20 bölüm yani 20 gün filan çok büyük bir patlama yapmadı. Fakat sonrasında ne oldu bilinmez tüm evlerde izlenmeye başladı. Yayınlandığı dönemde belli yaş üstü annelerimiz birlikte otururken bile bu diziyi açıp izler oldular. Kendimden örnek vermek gerekirse benim oturduğum apartmanda ve eski oturduğum mahallemde izlemeyen kimse yoktu. Hatta öyle ki günlerde dizinin bölümleri hakkında sohbetler bile edilir oldu. Dizinin oyuncularını ayrı ayrı sevdik. Hepimizin en büyük düşmanı Shyam'ı, dizinin saf ve çileden çıkarıcı kızları Anjeli ve Payal'ı, küçük canavar Bubbly'i, sinsi babaanne Subhadra Devi'yi, başlarda şımarık zengin kızı olan Lavanya Kashyap'ı, hatta dolandırıcı Sheetal Kapoor'u bile çok sevdik. Ne kadar ekran başında sinir krizi geçirsek de her birini izlemek günümüze renk kattı. Madhumati Gupta ve Devyani Raizada'nın dans kapışmaları, Akash Singh Raizada'nın gözlükleri ve aşkı, birde Manorama Raizada'nın çılgınlıklarını da unutmamak lazım. Dizinin sonlarına doğru gelen Nand Kishore (NK) ve Aarav Singh Raizada'nın yanaklarını da sıkmayı çok istedik. Sır dolu Garima Shashi Gupta'yı, tüm dizi boyunca oturan Shashi Gupta'yı ve bir gözüküp bir kaybolan Manohar Raizada'yı da sevmeyi ihmal etmedik. Esasında Arnav'ın odunluklarına, Khushi'nin aklına geldiği gibi davranmasına aşık olduk biz. Dizi o kadar içtendi ki gün geçtikçe büyüyen sevgimiz sayesinde Barun Sobti Türkiye'ye davet edildi ve daveti kırmayıp geldi. Geldiğinde bir çok olay yaşandı. Görmeye seçilen kişilerin acemilikleri yüzünden biz Türk kızlarını yanlış tanımasından korktuk ve tepkiler gösterdik. Çoğu gidemeyen hayran zaten mutsuzken yapılanları görünce ağladılar. Yetmedi bir de Barun'un beden dilini inceleyerek memnun kalıp kalmadığını tartıştık. Ve o sırada bir haber çıktı. Yalan yayılan, iftiralar yüzünden çoğu insan araştırmadan Barun'a kızdı ve sevmeme yemini etti. (Haberin açıklaması için tıklayın.)
Bu olayların yanı sıra gelmesi Türk hayranlarıyla buluşması ve alçak gönüllü bir adam olması çok büyük bir incelik olarak kaldı. Bu şekilde diziyi bitirmiştik. Ardından kanal 7 dört tane daha Hint dizisi yayınladı ama hiç biri Bir Garip Aşk dizisinin yerini tutmadı. Zaten çoğu kişi de yarısında izlemeye başladığı için akıllarında dizi kalmıştı. Neyse ki kanal 7 şimdi bu değerli diziyi tekrar yayınlamaya başladı. Şimdi tek bir sorun var akşam olması ama üzülmeyin sabah kuşağında da dizinin bölüm tekrarı yayınlanacak. İzlemek isteyip daha evvel izlemeyen, kaçıran ve tekrar izlemek isteyenler ekran başına.
Dizi Kanal 7'de 21 Kasım'da başladı. Dizi hafta içi her gün 21.25'de yayınlanıyor. Tekrarı ise; hafta içi her gün 12.40'da yayınlanıyor.


Iss Pyaar Ko Kya Naam Doon? ( Bir Garip Aşk,What Shall This Love Be Named?, Bu Aşka Ne Ad Vermeli, Idhu KadhalaChuppulu Kalisina Shubhavela, Mounam Sammadham, Men Nazra Thanya, Mối Tình Kì Lạ, La Promesse)

19 Kasım 2016 Cumartesi

Boğuluyorum

Bu aralar içim sıkılıyor, ruhum boğuluyor kendi kendime üzülüyorum içimde adlandıramadığım bir telaş var. Sanki böyle bir şey olacakmış gibi bir his de hat safhada. Geçtiğimiz ay evle ilgili tadilatımız bitip oh demiştik. Fakat artık bir şey yazamıyorum pimapen ve kombicinin hatasından aldığımız kombinin garantisi başlatılamadı. Kombici pimapenciye, pimapenci kombiciye suçu atıyor. Biz evi boyattık zaten müteahhitin ALLAH belasını versin haram zıkkım olsun aldığı paralar duvarları sadece tek tuğla ile örüp malzemeden çalmış yamuk şekilsiz bir ev yapmış bu yüzden çivi çaksak yan tarafın duvarı da kırılıyor. Zaten 15 temmuzdan sonra belasını bulmuş lanet herif. Neyse ustalardan ikisi de birbirine suç attı ve sonuç olarak bizim kombi için duvar kırdırmamız gerek görüldü. Borusu yukarı alınıp eğim sağlanacak.

12 Kasım 2016 Cumartesi

Bu Hafta ki Instagram Paylaşımlarım

Aylardır Instagram hesabımda ki paylaşımlarımı burada post yapmak için bekletiyordum. Oturup da bir türlü bu postu açmak nasip olmadı. Sonunda bu gün eserekliliğim tuttu ve posta niyetlendim. Geçen pazardan itibaren Instagramda kendimce çok aktiftim. Bol bol unfollow ve followlar da gördü bu gözler. Bakalım bu haftam nasıl geçmiş?

6 Kasım 2016

11 Kasım 2016 Cuma

Ülker Noodle (Ramen) Çıkarmış - NISSIN NOODLES

Son yıllarda ülkemizde uzak doğu fanlığının artması ile birlikte uzak doğu gıdaları da yavaş yavaş kendini göstermeye başladı. En çok da biz Türklerin damak tadına uygun olan noodle sevildi ve bir çok marka ile ülkemizde satışa sunuldu. Bazı markaların beğenmedim, bazı markaları tuttum ama genel olarak severek tükettim, tükettik. Son olarak Ülker markası da noodle ile giriş yaptı. Aslında haberi 2012 yılında verilmişti ama ancak bu sene ortaya çıktı.
***
09 Ekim 2012 tarihli Hürriyet gazetesi internet haberine göre;
Yıldız Holding bünyesindeki Bellini Gıda Sanayi ile Japon Nissin Food arasındaki ortaklık anlaşması dün imzalandı.

10 Kasım 2016 Perşembe

Cesur ve Güzel (Dizi)

Bu sezon bir çok dizinin eleştirisini yapmak da çok zorlandım. O kadar iyi oyuncularla o kadar güzel işler çıkardılar ki ben tutulup kaldım. Bu dizi de benim için öyle bir dizi oldu. Güzel bir kadın ve güzel bir erkekle kalp krizi geçirmelik dizi yapmışlar. Bir iki oyuncu dışında oyuncuların hepsini tanıyorum. Dizinin her bir sahnesinde göz parıltısı geçirdim. Parıl parıl gözümün önünden geçen yıldız oyunculara bir kez daha hayran oldum.Kıvanç Tatlıtuğ, Tuba Büyüküstün ve Tamer Levent üçlüsü zaten efsane olmuş ama diğer oyuncularda bir pırlanta benim gözümde. Eh böyle bir kadroya Ece Yörenç gibi kıymetli bir senarist yakışırdı. Ece Yörenç kişiliğiyle, duruşuyla ve yazdığı dizilerle bana göre bu sektörün en usta en kıymetli isimlerinden biri benim için. Kadın benim gözümde bir dev. Kendisine aşırı derece de saygı ve sevgi besliyorum. Onun olduğu hiç bir iş kötü olmaz. O varsa hiç düşünmeden bir diziye başlayabilirim. Yani; oyuncuları bile no name olsaydı bu dizinin ben yine Ece Yörenç ismi için izlerdim. Gerçekten kadına karşı ayrı bir hayranlık besliyorum. Dizi de oyuncuları eleştirmek gerekirse (eleştiremiyorum) ; Tamer Levent'te Şevket Taşkın ve Kıvanç Tatlıtuğ'da da Behlül Haznedar havası aldım. Böyle düşünmemin sebebi ise; Tamer Levent'in deli kişiliği, Kıvanç'ın da flörtöz davranışları böyle hissetmeme sebep oldu. Tabii ki karakter olarak bambaşka karakterlere bürünmüşlerdi. Fakat arkadaş Kıvanç nedir? İnsan mıdır? Bir insanın burnu bile güzel olur mu? Zayıf ya da kilolu kısa ya da uzun saçlı sakallı ya da sakalsız adam her haliyle o kadar başka ki başka bir oyuncu da böyle bir aurayı hissedemiyorum. İşin tuhafı adam yaşını alıp hatları oturdukça daha da yakışıklı oluyor. Zaten oyunculuk konusunda on numara beş yıldız olan Kıvanç'ın fiziksel görünüşü de böyle olunca insan bir afallıyor. Şöyle bir ekrana kilitleniyor. Kıvanç'ın karşısında ikinci erkek kim olursa olsun maalesef sönük kalıyor Serkan Altunorak da bu şanssızların arasında yerini almış. Fakat Serkan Altunorak'ı da ben çok beğenirim. Bu yüzden bu dizi de görmek çok hoşuma gitti. Yine de ikinci erkek yerine Cesur karakterinin kankisi olarak görsek daha hoş olurdu sanki. Diziye baktığımda Ece Yörenç kalemini konuşturmuş. Her zaman ki gibi güçlü bir konu çıkarmaktan çekinmemiş. Aslında başlamadan evvel Asi dizisine benzeyeceğini düşünmüştüm ama işleyiş konusunda dizi bana farklı geldi. Buram buram entrika ve aşk kokacak bu diziyi ben çok beğendim. Eğer vaktiniz varsa bu diziyi kaçırmayın derim.  Bu arada ıslık  melodisi çok hoşuma gitti. Eh! Toygar Işıklı varsa işin içinde kötü olması beklenemezdi.
Dizi reytinglerde yayın zamanı 8., tekrarı ise 11. sırada tamamlandı.
Cesur ve Güzel

Son Günler Ne Yaptım #5

Son günlerim aşırı derece de garip gidiyor. Vizeler olduğu için çok fazla sıkıntıdayım. Zaten vize ve final zamanları hep böyle bir şey yapmadan oturmak içimden geçer. Tüm gün uyusam, koltuğa uzanıp televizyon izlesem öyle hoşuma gidecek ki sanki tüm sorumluluklardan kaçmış olacakmışım gibi geliyor. Fakat tabii ki yatamadım.

Yine mi kombi;

5 Kasım 2016 Cumartesi

Altınsoylar (Dizi)

Altınsoylar  bu sezonun merakla beklediğim dizilerinden biriydi. Sonunda dizi  başladı ama ilk dakikadan üzdü beni. Kim Ki Duk hayranı olarak Bin jip yani namı diğer Boş Ev filminin başrol erkek  Tae Suk karakterinin hikayesini, dizinin başrol karakteri Oğuz Bakır'a  uyarlanması  pek hoşuma gitmedi. Belki başka dizi ve ya film olsa olurdu da Kim Ki Duk olunca birde çok önemli bir filmi olunca  tuhaf kaçtı. Yanlış anlaşılmasın dizinin konusu  değil ama karakterler bire bir uyarlanmıştı. Konu itibariyle de bir diziye benzetiyorum ama  hangi dizi bir türlü çözemedim. Hatta öyle ki birlikte dizi film izlediğim bir dostum var birlikte hareket ediyoruz  yıllardır, gittim ona sordum. 
Soruşa gel. :D

4 Kasım 2016 Cuma

Aşk ve Mavi (Dizi)

Dizinin ilk haberi çıktığında çok yadırgamıştım. -''Emrah, tekrar ekranlara mı dönüyor?'' demiştim. Daha sonra Burcu Kıratlı ile olduğunu duyunca açıkçası hiç yakıştıramamıştım. Yaş farklı olduğu için yakışmazlar diye düşünmüştüm. Türk televizyonlarında bir kural vardır ki Emrah varsa o dizi tutar. Bu yüzden dizinin reytingleri konusunu hiç düşünmedim. Aslında diziden pek bir umudum yoktu. Fakat son tanıtım fragmanını izleyince gözlerimin önünden yıldızlar geçti desem yeri. O kadar güçlü bir kadro oluşturmuşlar ki hangi oyuncunun sahnesini izlesem bilemedim. Kadrosunda dizilerden yakınca tanıdığımız oyuncular mevcuttu. Hepsi de tecrübeli ve güçlü oyunculardan oluşturulmuştu. Oyuncuların içerisinde en çok Işıl Yücesoy detayı hoşuma gitti. Benim için kıymetli ve özel oyunculardan biridir. Yani; dizi kötü dahi olsaydı Işıl Yücesoy için yine izlerdim. Burcu ve Emrah yakıştırmasına gelince. Emrah, Burcu'ya göre olgun durmuştu. Bence biraz Emrah'ın kilo vermesi lazım. Bu şekilde aradaki belirgin o olgunluk kaybolur gibi geliyor. Bu belirginlik konusunda bence gayet güzel yakışmışlardı. Ayrıca birbirlerine oyunculuk atarken de çok uyumlulardı. Yani; aralarında ki o kimya uymuştu. Dizi de en çok dikkatimi çeken samimiyet oldu. Yani senaryo sokak ağzına yakın yazılmıştı. Belki rahatsız olan olmuştur ama ben samimi buldum. Sanki daha bizden gibi geldi. Sansür olmaması hoşuma gitti. Dizi de tecrübeli oyuncular olduğu için oyunculuklara eleştiri yapmak bana düşmez. Sadece rol olarak İsmet karakterinden hoşlanmadım. Karakter sanırım biraz ezik bu yüzden de üstün olmaya çalışacak gibi geldi. Beni usta oyuncular haricinde kalan oyuncuların içinde rahatsız eden bir oyunculuk olmadı. Pot duran herhangi bir oyunculuk da görmedim. Dizinin konusunun alt yapısında entrika yatıyor. Buram buram intikam ve entrika kokuları aldım. Eğer ki senaryo sapıtmazsa konusu çok güçlü tam bir Türk dizisi ortaya çıkarmışlar. Aslında bu tarz dizileri özlediğimi fark ettim. Küçük bir dönüş olması Türk televizyonlarına renk kattı. Umarım her Emrah dizisi gibi bu dizinin de yolu açık olur. Güzel reytingler görmesi dileğiyle. Eğer ki entrika, intikam türünde dizileri seviyorsanız hiç kaçırmayın derim. Benden tam not aldı, umarım siz de seversiniz. 

Dipnot: Lütfen hiç bir oyuncunun özel hayatı ile ilgili yorum yapmayın, yayınlamayacağım, bizi insanların özel hayatı değil,  ortaya çıkardığı işi ilgilendirir. Dizi ile ilgili görüşlerinizi merakla bekliyorum. 
Dizi reytinglerde yayın zamanı 4., tekrarı ise 21. sırada tamamlandı.

 
Aşk ve Mavi
''Götür beni gittiğin yere.''

3 Kasım 2016 Perşembe

Umuda Kelepçe Vurulmaz (Dizi)

Dizi gerçekten sinirlerimi bozdu. Zengin ailelerinin kudretini izlemek artık tahammül sınırlarımı zorluyor. Maalesef ki bu durum senaristin suçu değil gerçekten böyle bir düzenin olmasından kaynaklı. Haberlerde, televizyonlarda bazen programlarda bu tarz şeyleri görebiliyoruz. Bilmem kimin oğlu araba ile insan öldürüyor ama alması gereken cezası almıyor para, mevki her şeyi çözüyor. Bu dizinin başında bir nevi bu işlenmiş. Kudreti paradan alan kesim ve mazlum kesimin hikayesi.  Neyse ki bu dizi de kudreti paradan alan  çocuk ıslah evine düştü ama tabii diğerlerine göre  bir sıfır önde! Her neyse diziyi genel olarak çok sevdim. Zaten diziye Mert Yazıcıoğlu için şans vermek istiyordum. Fakat izlediğim de her oyuncu için izlenebilirmiş .Melisa Şenolsun'u oyuncu olarak hiç sevmiyorum. Çok itici geliyor sanırım hep sinsi rolleri seçtiğinden kaynaklı. Umarım bu dizi de kendisini sevebilirim ve ön yargım yıkılır. Dizi de Onur karakterinden nefret ettim. Burak Dakak'ın küçüklüğünü Samanyolu kanalının dizisinden hayal meyal hatırlıyorum. Fakat daha sonrasında oynadığı bir kaç diziyi izlesem de hatırlayamadım. Bana göre rolünü çok iyi oynadı. Daha önce ki cümlelerimde yazdığım gibi ciddi anlamda nefret ettim. Dizinin kahramanı tabii ki de Mert Yazıcıoğl'ydu. Bu çocuğun başka bir havası var. Her oynadığı rolü resmen üzerine giyiyor. Birde saçları uzayınca çok sempatik olmuş. bunun yanında genç oyuncu kadrosundan oluşsa da çok göze batan pot olan oyuncu yoktu. Genç oyuncu kadrosu fazla olup da göze batmayan pek fazla dizi olmuyor bu dizi bu konuda şanslı olmuş. İlk bölüme göre konusu güçlü ve farklı ayrıca akıcı geldi. Bence on numara dizi yapmışlar.  Bu diziyi  şiddetle izlemenizi tavsiye ederim. 

''Fakir ve suçluysanız sadece suçlu derler, zengin ve suçluysanız sadece zengin derler.''
Dizi reytinglerde yayın zamanı 9., tekrarı ise 38. sırada tamamlandı.
Umuda Kelepçe Vurulmaz

27 Ekim 2016 Perşembe

Vatanım Sensin (Dizi)

Halit Ergenç'in büyülü sesiyle başlayan bu diziye bayıldım. Özellikle aşk diye nitelendirdiğimiz kısımlar çok güzel olmuştu. Eş olduklarından mı bilmiyorum ama aşkta çıtayı yükseltmişlerdi. O kadar sıcak ve samimi sahnelerdi ki o sevgiyi kalbimde hissedebildim. Diğer bir yönden Halit'in nasıl güzel bir aile babası olduğunu dizi aracılığıyla görmüş olduk. Her ne kadar Bergüzar'ın oyunculuğunu beğenmesem de bence bu diziye başka bir kadın oyuncu düşünülemezdi. Özellikle  bir kısım vardı ki bölümün sonlarına doğru Azize karakteriyle Bergüzar beni benden aldı. Dizinin dekor ve mekan kısımlarına bayıldım. Dizi de usta oyuncu Celile Toyon'u görmek çok güzeldi. Her dizi de olduğu gibi bu dizide de Onur Saylak'tan nefret ettim. Neden hep böyle kenafir gözlü rollerde oynar anlamıyorum. Fakat bir gerçek var ki bu roller ona çok yakışıyor. İlk defa bir dizide oyuncuların oyunculuklarından bahsedemeyeceğim için tıkanıp kaldım. Hepsi o kadar değerli ki bari genç oyuncuların oyunculuklarından bahsedeyim diye düşünüyorum. Dizi de Azize'nin kızları rolünde ki kızların oyunculuklarını sevmiyorum. Pınar Deniz daha evvel iki yapımda oynamıştı o dizilerde de soğuk gelmişti hala soğuk geliyor. Miray Daner ise bir çok yapımda oynadı ama en son galiba Medcezir dizisinde oynamıştı. Son dizisine göre pek sevdiğim söylenemez ama bu dizi de tabularımı yıkacak gibi geldi. Ve nam-ı diğer Ali Kemal yani Kubilay Aka. Sanırım Vatanım Sensin dizisi ilk dizisiymiş ama sanki deneyimli bir oyuncuymuş gibi geldi. Rolünü çok doğal oynuyordu ve bir de çok yakışıklı geldi. Kim keşfetmişse çocuğu gözlerine sağlık. Bana göre dizi ilk bölümünde film tadında ilerledi. Dizi ilk dakikalarında biraz yavaş ilerlese de sonradan akıcı bir hale geldi. Dizi de her şey çok güzeldi. Vaktiniz varsa şiddetle bu diziyi izleyin derim. 

Dipnot: Dizi de  Hasan Tahsin sahnesi tüylerimi diken diken etti. Dizi vesile oldu ama Hasan Tahsin ruhun şad olsun. 

Dizi reytinglerde yayın zamanı 2., tekrarı ise 31. sırada tamamlandı.

Vatanım Sensin (Wounded Love)

Yoksa Dizi Blogu mu Oldum

Bu yılki  paylaşımlarıma şöyle bir baktım da bir kaç tane kişisel post harici hep dizi ve film yazarak geçirmişim. Bildiğiniz üzere ben kişisel bir blogum. Fakat bu yıl benim için çok zor geçtiğinden kişisel olarak hiç bir yazı yazmak içimden gelmedi. Aslında blogger defterimde en az 50 tane yazılması gereken başlık varken bir türlü içerik kısmında kendimi ifade edemedim. Kafam hep başka yerlerde olduğu için cümleler birbiri ardına gelmek yerine tıkanıp kaldı.

25 Ekim 2016 Salı

Anne (Dizi)

Bu yıl tvN kanalı aracılığıyla Kore'nin uyarlamasını beklediğim diziyi önce Türkiye yaptı. Bu benim için gerçekten sürpriz oldu. Japonya'nın komedi türü uçuk kaçık olsa da dram dizileri çok iyidir. Hatta bence Asya'da Dram dizilerini en iyi Japonya yapar. Bence yapım bu konuda tam on ikiden vurmuş. Zaten dizi alınacaksa Japonya'dan alınmalı keza Asya ülkeleri de böyle yapıyor. Dizinin jenerik kısmında dizinin haklarının satın alınmış olduğunu gördüğümde çok sevindim. Bu yüzden izleyici olarak yapımı tebrik ve teşekkür ederim.

İntikam Vakti / Legami (Portekiz- Brezilya)

Türk televizyonlarında Kore ve Hindistan rüzgarları eserken tv8'de boş durmamış 90lı yıllardan 2000'li yılların ortasına kadar yayınlanan pembe dizileri geri hortlatma görevini kendine amaç edinmiş. Açıkçası iyi de etmiş. Çoğu insan bende dahil, Kore ve ya Hindistan neden almadı diye sorgularken unuttukları bir şey var o da zaten iyi dizileri kanalların kapmış olmasıydı. Kore'nin yelpazesi evet, fazla televizyonlarda alınıp yayınlanmıyor ama onunda pazarı çok pahalı. Acun bu konuda bence parmağını bile kıpırdatmaz gibi geliyor. Zaten bir önce ki cümlemde dediğim gibi güzel dizilerin Kore yelpazesinde Türk dizisine uyarlanmış olması ve Hint dizilerinde ise diğer iki kanalın zaten almış olmasından farklı bir ülke seçmesi akıllıca geldi. Aslında tv8'in ülke alternatifi olabilirdi mesela Hindistan yerine Pakistan dizileri, Kore yerine, Çin, Tayvan, Tayland ve ya Japonya dizileri olabilirdi. Sanırım Asya dizileri yayınlamak istemediler.. Sonuç olarak kanalın karı için Portekiz çok doğru seçim olmuş. Küçük yaşlarımda Türk televizyonlarında pembe dizi rüzgarı eserken bende herkes gibi izliyordum. Natalia Oreiro ve Thalia küçüklüğümün unutulmaz kadın oyuncularıdır. Keşke zamanında yayınlayan kanallar elini taşın altına koysalar da o dizileri yayınlasalar dediğim oluyor. İtiraf etmek gerekirse Youtube'da bulunan Vahşi Güzel dizisinin bölümlerini de açı ara ara izlerim. Bu dizi hakkında pek bilgi sahibi değilim. Zaten yıllardır izlemediğim içinde fazlasıyla uzağım. Yıllar sonra ilk defa bu dizi ile tekrar düzenli olarak pembe dizi izlemeye başlayacağım. Dizi Portekiz ve Brezilya ortak yapım olup Emmy Ödüllü bir diziymiş. Dizinin ilk bölümüne göre güçlü ve bildiğimiz bir konuya sahip olduğunu fark ettim. İzlerken çok fazla yadırgayacağımız bir konuya sahip değil. Yıllardır Asya dizileri izlediğim için ister istemez kültür olarak yadırgadım ama bu da tabii ki izlememe sebep olmadı. Zaten aldığı ödülden de ne kadar başarılı olduğu gördüğümüz bu diziyi ben sevdim. Bence sizlerde bir şans vermelisiniz. Umarım o özlediğimiz eski zamanları biraz olsun sizlere izlediğiniz zaman diliminde yaşatır.

Dizi 24 Ekim Pazartesiden itibaren hafta içi her gün saat 16.00'da tv8'de. 

İntikam Vakti (Legami, Laços de Sangue)

22 Ekim 2016 Cumartesi

Kalbimdeki Deniz (Dizi)

Dizinin oyuncu kadrosu açıklandığında ve yapımın PASTEL olduğunu görünce diziyi heyecan verici buldum. Fragmanlarının yayınlanması ile izlemek için sabırsızlanıyordum. Sonunda dizi başladı. Öğrendiğimden bu yana dizide tek gözüme batan Özge Özberk ve Kutsi'nin başrol olmasıydı. Nedense bu ikiliyi pek yan yana düşünemedim. Açıkçası ikisini pek yakıştıramadım. Aslında ikisinin de oyunculuğunu ayrı ayrı severim ama sanki ikisi uyumsuz bir çift olacak gibi geldi.Dizinin ilk bölümüne göre Devin Özgür Çınar,Zeynep Aydemir ve Hakan Eratik'e rol olarak sinir oldum. Hatta Devin Özgür Çınar yanımda olsa bir kaşık su da boğmak isterdim. Gerçekten ikisi de rollerini o kadar iyi oynuyorlardı ki belli bir süre sonra bünyemde gerçekçi bir algılama yaptı. Özge Özberk her zaman ki gibi harika oyunculuğunu konuşturmuştu. Bakışı, mimikleri, duruşu her şeyi ile rolüne iyi bürünmüştü. Zaten Özge Özberk gibi bir oyuncunun olduğu dizilerinde, oynadığı rollerinde kötü olması beklenemezdi. Kutsi ise, ne yaşlanmış arkadaş dedirtti. Performansından bir şey kaybetmemiş olması beni sevindirdi. Son oynadığı dizi hatırladığım kadarıyla tutmamıştı. Umarım bu dizi de böyle bir talihsizlik yaşamaz. Dizinin bölüm kahramanı yoktu bana göre hepsi tek düzey oyunculuk sergilemişlerdi. Dizi ilk bölüme göre güçlü bir konuya sahipti ama olaylar çok hızlı gelişti. Senaryo da bazı yerleri tam oturtamadım. Mesela adamın her şeyi bırakıp bir kadın için gitmesi gibi. Aslında bildiğimiz bir konusu vardı ama işleyiş de oyuncuların oyunculuklarıyla dizi bir kaç basamak atlamıştı. Dizi de konu hızlı geliştiği için de otomatik olarak akıcı bir hal almıştı. İnşallah dizinin işleyiş yönü Kutsi ile Özge Özberk aşkı değilde bir annenin sadece çocukları için mücadelesinin işleyişi olur. Bu şekilde dizi, tıpkı Karagül dizisi gibi kalitesini hiç kaybetmez. İlk bölüme göre benim diziden beklentim hayli yüksek. Vaktiniz varsa sizde bu diziye bir şans vermelisiniz.

Dizi reytinglerde yayın zamanı 5., tekrarı ise 27. sırada tamamlandı.

Kalbimdeki Deniz
“Bazen hayat seni en değerli incisini sunmak için okyanusun en dibine çeker.”

18 Ekim 2016 Salı

Hayat Bazen Tatlıdır ( Dizi)

Sevemedim kara gözlüm.  Tamamen diziyi Hayat Bilgisi dizisine benzettim. Gani Müjde'nin son yıllar yaptığı dizileri pek sevmediğimi artık biliyorsunuzdur ama bu bayağı bayağı Pis Yedili, Hayat Bilgisi karması bir dizi olmuş. Birce Akalay, Kanbolat Görkem Arslan ve Ufuk Özkan'ın başrol olduğu diziden pek tat alamadım. Bana göre dizi  tamamıyla  Gani Müjde'nin kendini tekrar etmesinden ibaret olmuş. Saçma sapan esprilerde bonusu. İşin özü;  oyuncular farklı hikaye aynı gibi geldi. Dizi hakkında pek yazacağım bir şey yok  usta oyuncular harici oyuncularını da sevemedim. Yine 20li yaşların ortalarında 30lu yaşlara  yakın kişileri lise öğrencisi olarak izleyeceğimiz dizinin, bir Hayat Bilgisi olabileceğini sanmıyorum ama yine de sizler bir şans verin derim. 18 yaş ve altı yaşa   hitap edecek bu diziyi belki sizler seversiniz. 
Dizi reytinglerde yayın zamanı  5. sırada, tekrarı ise 23. sırada tamamladı. 
HAYAT BAZEN TATLIDIR 

13 Ekim 2016 Perşembe

Cesur Yürek (Dizi)

İtiraf etmek gerekirse fragmanları yayınlandığı günden itibaren dizi için beklentim hiç yoktu. Nedense hep soğuk gelmişti bana ama şans vermekten kendimi geri alamadım. 

Ve sonuç olarak;
Mafyavari tarz dizileri pek sevmediğim için bayıldım yazamam ama diziyi çok sevdim. O özlediğim Deli Yürek dizisini hatırlattı. Zaten dizinin yapımcısı olan Raci Şaşmaz ve Bahadır Özdener Deli Yürek senaryo ekibindeydi bunun da etkisiyle böyle bir dizi çıkardıklarını düşünüyorum. İzlerken hep Deli Yürek'in 2016 versiyonu hissine kapıldım. Tabi ki yer yer Kurtlar Vadisi'nin havasını da hissetmedim değil. Düşünceme göre dizi iki dizinin karması gibi bir şey olmuştu. Başrollerini pek sevemesem de Rüveyda Öksüz ve tatlı Onur Tuna paylaşıyordu. Onur Tuna'nın o boğuksu sesine bayılıyorum. Yüzü, fiziksel görünüşü o kadar uyuyor ki sesine izlerken farklı bir bakıyorum adama. Keza oyunculuğu bir başka adamın. Bakışları, mimikleri oyunculuğunda ki o doğallık adeta beni kendine hayran bıraktırıyor. Oyuncu kadrosunda dizilerden tanıdığımız usta oyuncular vardı. Özellikle Kurtlar Vadisin'den yolu geçmiş oyuncular hayli fazlaydı. Bu yüzden neredeyse hepsini tanıdığınız için oyunculukları hakkında yazmak istemiyorum. Dizinin repliklerinde vatan, vatan aşkı betimlemelerine yer verilmesi. Suriyeli mültecilerin konusunun işlenmesi ve 15 Temmuz'dan bahsedilmesi çok hoşuma gitti. Dizi bu konuda gözümde artı bir puan kazandı. Eğer ki siyasi ve mafyavari  konulardan hoşlanıyorsanız  bu diziyi kaçırmayın derim. 

Dizi reytinglerde yayın zamanı  2. sırada, tekrarı ise 32. sırada tamamladı. 

CESUR YÜREK

Roy Lae Sanae Luang / 2013 (Tayland)

-spoiler içermez-
Bu tarz diziler beni çok geriyor ama izleyici bu tarz dizilere acayip ilgi gösteriyor. Entrikası bol, erkeğin kadına kötü davranması kadın izleyiciyi konu itibariyle adeta hipnoz ederek kendine çekiyor. Şiddet ve aşkın tavan yaptığı bu tür dizilerin konuları her zaman çok güçlü olur. Tayland'ın bu türde ki dizileri ne kadar beni boğsa da hakkını yememek gerekir ki çok iyi oluyor. Zaten sosyal medya da konuşulma durumuna bakınca da bir nevi bu başarı gözle görülür hale geliyor. Dizi de tüm oyuncular çok iyi oyun sergilediledir. Gözüme batan hiç bir oyuncusu yoktu. Oyunculuk o kadar iyiydi ki nefret edilesi karakterlerden gerçekten nefret edebildim. Mesela Lalita karakterine can veren Yok Thanyakan Thanakitananon'dan gerçekten nefret edebilirim. Ya da başrol karakter Krao'yu canlandıran Weir Sukollawat Kanarot'tan rahatlıkla nefret edebilirim. İşte  oyunculuğun iyi olmasından dolayı  belli bir süre sonra biz izleyicilerin gerçek anlaması üzerine böyle bir durum olaşabiliyor. Nitekim bu dizide de böyle oldu.  Dizi genel anlamıyla akıcı bir diziydi. Özellikle bu tarz dizi sevenler için bulunmaz Hint kumaşıydı.  Bütün duyguların yüksek   anlatılması dizinin farklı bir yerinin olmasını sağlıyordu. Dizi de beni tek rahatsız eden  baskının yanı sıra başrol karakterin intikam için  evin tüm kadınlarına yaklaşmasıydı. Bu durum beni çok rahatsız etse de  pek göze batmıyordu. Eğer ki farklı konu da ve türde bir dizi arıyorsanız bu diziye göz atmanızı tavsiye ederim. 
Roy Lae Sanae Luang (ร้อยเล่ห์เสน่ห์ลวง, Charming Deception)

12 Ekim 2016 Çarşamba

U Prince Series: Gentle Vet / 2016 (Tayland)

-spoiler içermez-
Daha evvel 12 seriden oluşan bu dizinin ilk serisi olan U Prince Series: The Handsome Cowboy 'u blogumda yazmıştım. Dizinin ikinci serisi de final yapınca hemen bloguma yazmak istedim. Aslında çifti fotoğraflara göre soğuk bulmuştum. Ayrıca birazda uyumsuz bulmuştum. Fakat izleyince tüm ön yargılarım kırıldı yazabilirim. Tek kelimeyle başrol erkeğe bayıldım. Başrol erkek bana hep Koreli grup olan Boyfriend'in ikizlerini anımsattı. Güldüğünde Jo Kwangmin, Jo Youngmin kardeşler aklıma geldi hep. Bilmiyorum belki de benzemiyorlardır ama hep gözlerimde ikizler vardı. Kang Vorakorn sadece tipiyle değil tabi ki oyunculuğuyla da kalbimi kazandı. Bana oyunculuğu çok doğal geldi. Birde partneri Sutatta Udomsilp'i iyi taşıdı. Kang Vorakorn'a göre Sutatta Udomsilp'in oyunculuğu bana daha yapay geldi. Mimiklerini tam yerinde kullanmaması biraz rahatsız etse de Kang Vorakorn sayesinde hiç göze batmadı. Aslında bakıldığında Kang Vorakorn, Sutatta Udomsilp'e göre oyunculuk da daha çaylak ama demek ki doğuştan gelen bir durumu var diye düşünüyorum. Dizi 4 bölümcük olduğundan beni hiç sıkmadı. Tam bir çerezlik bir diziydi. Bu yüzden vakti olmayan okullu kimseler bu seriyi izlemek için seçebilirler. Bana göre çok güzel masum bir aşk vardı. Çift bu aşkı kimyaları uyuştuğu için çok güzel yansıttılar. Eğer ki vaktiniz varsa kaçırılmaması gerek bu seriye göz atmanızı tavsiye ederim. Eminim siz de benim kadar seveceksinizdir.
U Prince Series: Gentle Vet (นางสาวสวยใสกับคุณชายสะอาด)

11 Ekim 2016 Salı

Dedikodu// Ryeowook Asker Oldu


Biraz geç oldu ama bu postu yazmak için anca bu saatte vakit bulabildim. Bu gün her seferinde olduğu gibi bu seferde biz ELF'lerin kalbinin tuhaf hissettiği günlerden biri yaşandı. Shindong, Sungmin, Eunhyuk, Donghae, Siwon ve son olarak Ryeowook'da bu gün asker oldu. Aslında daha önce asker olacaktı ama bir takım sebeplerden dolayı askerliğini ertelemek zorunda kalmıştı. Fakat ben son 2 aydır pek fazla internet ile içli dışlı olmadığımdan gidişini maalesef çok yeni öğrendim. Yeni öğrendiğim için de benim için biraz ani bir haber oldu

10 Ekim 2016 Pazartesi

İntikam Ateşi / Ek Hasina Thi (Hindistan)


Türkiye de Tellywood rüzgarı hız kesmeden devam ediyor. Kanal 7'nin ardından şimdi de eski adıyla tv2 yeni adıyla teve 2 yeni yayın dönemi için bir Hint dizisi satın almış. Orijinal adıyla 
Ek Hasina Thi, Türkçe adıyla İntikam Ateşi 10 ekimden itibaren yayınlanmaya başladı. Diğer Hint dizileri gibi teve2 kanalı da bu diziyi hafta içi her gün, günlük dizi olarak yayınlama kararı olmuş. Dizi günde iki kez yayınlanacak. 19.50'de yeni bölümü yayınlanırken, tekrarı ise 11.35'de ekranlara gelecek. Ben her Hint dizisi gibi bu diziyi de izlemedim. İlk defa izleyeceğim için hakkında pek bir yazı yazamam. Fakat ilk bölümünden anladığım kadarıyla yine bomba gibi bir dizi bizi bekliyor. Başrol oyuncularını çok sevdim. Başrol kızımız Sanjeeda Sheikh'in güzelliği der susarım. Erkek karakterimiz Vatsal Sheth'da çok yakışıklı geldi. Gözleri, ten rengi, boyu, fiziği çok hoşuma gitti. Ayrıca Madhubala'nın Malik'ini (Bhupinder Singh) bu dizi de görmek beni mutlu etti. İntikamlı entrikalı Hint dizilerini seviyorsanız bu diziyi de listenize almalsınız. Umarım hepimiz severek izleriz. Bu arada Bir Garip Aşk dizisini seslendiren şirkete dizinin seslendirme işini vermişler. Dizinin başrol kadın karakterini Sanaya Irani'yi seslendiren Elif Acehan seslendiriyor ve her zaman ki gibi sesi karaktere çok yakışmış. 
İntikam Ateşi (Ek Hasina Thi) 10 Ekim'den itibaren Cumartesi ve Pazar günü saat 18.00'da  teve2'de. 
(Kanalın eski adı tv2)
DSMART 21.Kanal 
DIGITURK 54.Kanal 
TURKSAT 4A 
TELEDÜNYA 42.Kanal 
TIVIBU IPTV ve Uyduda SD yayını 62. Kanalda
Uyduda HD yayını 356.Kanalda 
TURKCELL TV 32.Kanal
Frekans: teve2 Frekans:12034 V 27500 // teve2 HD Frekans:12245 H 27500 

Ek Hasina Thi
(There was a beautiful woman,Durga,Oru shishirathinte ormakku,Laheeb Al-Huqd , لهيب الحقد, Güzel Bir Kadın Vardı, İntikam Ateşi)

9 Ekim 2016 Pazar

Son Günler Ne Yaptım #4

Şükür! Sonunda bilgisayarın başına oturabildim. Resmen bilgisayarımı ve blogumu özlemişim. Ramazan bayramından bu yana evde tadilat işleri bitmiyor. Adeta ev beni artık değiştir dedi ve ne sorunu varsa ortaya döktü. 

1 Ekim 2016 Cumartesi

İlişki Durumu: Evli (Dizi)

Neden dizilerin suyunu çıkarırlar anlamıyorum. Çoğu zaman tutulan bir dizi varsa muhakkak isim değiştirerek devamı çekilir ve nedense bu diziler de sonradan hiç tutulmaz. Dizinin yolu açık olsun ama keşke tadında bırakmayı seçselerdi. Zaten diziyi izleyen ve takip edenler nasıl bir dizi olduğunu iyi biliyorlar. Bu yüzden dizi hakkında ne yazacağımı pek bilemiyorum. Bilinen bir dizi olduğu için şöyleydi böyleydi ilk bölümü yazmak da saçma gelir diye düşünüyorum. Bildiğimiz Ayşegül ve Can'ın tuhaf ilişkisi yazsak yeridir. İlişki Durumu: Karışık dizisinin finalinde Ayşegül ve Can evlenmişti. Şimdi ise, Banu Kiremitçi Bozkurt'un Kore dizisi Full House'dan uyarladığı dizinin, sıfır konusu ile Gani Müjde bu evliliği işleyecek. Yönetmen ve senarist değişiminin yanı sıra başrol oyuncuları Pamir Pekin ve Eda Ece'nin yerine Serenay Aktaş, Anıl İlter gelmişti. Dizi de replikler birazcık senaristten dolayı farklılık gösterip düşüşe geçse de işleyişi aynı tadında olacağını sanıyorum. 40 bölüm oynamış, bilinen bir dizi olduğu için pek fazla yazacak bir şey bulamıyorum. Umarım daha önce izleyenler ve izleyecek olanlar severek izlerler.
Dizi reytinglerde yayın zamanı  3. sırada, tekrarı ise 12. sırada tamamladı. 
İlişki Durumu: Evli

Adını Sen Koy (Dizi)

Diziyi izleyenler benim gibi mi düşünüyorlar bilmiyorum ama ilk başladığı günden bu yana Bir Garip Aşk olarak bildiğimiz Is Pyaar Ko Kya Naam Doon? dizisinden esinlenildiğini düşünüyorum. Sanki dolaylı da olsa Bir Garip Aşk dizisini izliyormuşum hissine kapıldım. Hatta başrol erkek Arnav'ın tarzına benzediği için Ömer yerine Arnav diyoruz izlerken kendisine. Bilmiyorum benzettiğim için mi ama ben bu diziyi çok sevdim. Zaten genelde günlük dizileri izler ve severim. Bu yüzden bu diziye şans vermesem olmazdı. Oyunculuk konusunda dizi ve filmlerden tanıdığımız bir çok insan var. Özellikle usta oyuncuların tanınmış insanlardan seçilmesi dizi için artı bir avantaj olmuş. Tabi ki yine ekrandan tanıdığımız genç nesil oyuncular da mevcut. Dizinin başrolleri ise, daha evvel Beyaz Karanfil ve Acayip Hikayeler dizisinden göz aşinalığımız olan 2009 Best Model of Turkey 1. si Erkan Meriç ve Miss Turkey 2015 3. sü Hazal Subaşı paylaşıyor. Bu ikiliyi ilk defa izlediğim halde ikisininde oyunculuğunu çok beğendim. Özellikle Erkan Meriç gerçekten rolünün hakkını veriyor. Partneri Hazal Subaşını da birlikte oynadıkları sahnelerde üstte taşıyormuş gibi hissettim. Zaten ikilinin kimyası da çok uymuştu. Sadece Hazal Subaşı'nın tepkileri çok yapay duruyor. Daha doğal tepki vermeyi öğrenirse on numara bir oyunculuğu olacaktır. Dizide dikkatimi çeken bir oyuncu var. Oyuncu Ömer'in kız kardeşi Ayşe'yi canlandıran Yaprak Durmaz. Ayşe karakterini ne zaman televizyonda görsem aklıma Priyanka Chopra geliyor. Güzelliği ve yeteneğiyle efsane oyuncular arasına adını altın harflerle yazdırmış Priyanka Chopra'nın sanki kız kardeşiymiş gibi hissediyorum. Nedense bu ikisini birbirine çok benzetiyorum. Ten rengi, yüz hatları, burun ve kaş şekilleri, dudakları yani neredeyse bütün belirgin özellikleri birbirine çok yakın geldi. Hatta ikisinin fotoğraflarını yan yana getirip inceleme gereksinimi duydum. Dizide şimdilik günlük diziye uygun olarak pot duran bir oyuncu görmedim. Tabi ki rol gereği sevmediğim karakterler mevcut ama onlarda dizinin tadı gibi bir şey olmuşlardı. Eğer ki gündüz evde iseniz ve vaktiniz bol ise bu günlük diziye başlamanızı tavsiye ederim. Şimdilik güçlü bir konu ve işleyişe sahip bir dizi olarak devam ediyor. Böyle devam etmesini bir günlük dizi için dilemek saçma olur ama eminim siz de çok seveceksinizdir. 
Adını Sen Koy

24 Eylül 2016 Cumartesi

Bounty Hunters (Film)

 -spoiler içermez-
''Öncelikle Lee Min Ho'yu posterde görünce sakin olun. Çünkü film Kore değil ortak yapım Çin filmi. Buna açıklık getirdiğime göre şimdi yazıma başlayabilirim.''
Son günlerde yine çok bunaltıcı ve kırıcı günler yaşıyorum. Kafa dağıtmak için izleyecek bir şeyler arıyordum. O sırada direk Çince'den (İngilizce alt yazı kaynağı yok) Le Min Ho, Wallace Chung ve Tiffany Tang'ın filminin çeviri bulduğunu gördüm. Zaten üç oyuncuyu da çok sevdiğimden hemen listeme aldım. Anca bu gün müsait olunca ilk işim açıp izlemek oldu. Aslında filmi oyuncularını görünce incelememiştim. Yani, türünü konusunu bilmiyordum bu yüzden de afişine göre dram aksiyon bir film olduğunu düşünmüştüm. Fakat film ilk dakikasından itibaren komedi üzerine yapılmıştı. Filmi izlerken o kadar çok güldüm ki resmen son günlerime ilaç gibi geldi. Tüm stresimi üzüntümü aldı götürdü. Tabi ki işleyişte sadece komedi yoktu. Romantizm ve aksiyon da had safhadaydı. Filmi aslında üç oyuncu için açsam da film ilerledikçe sadece Wallace Chung için izledim yazabilirim. My Sunshine dizisinde ki o etrafı duvarlarla örülü adam gitmişti adeta başka bir adam gelmişti. Bir insan iki rolde de nasıl bu kadar farklı duygu uyandırır inanamadım. Filmin ilk dakikalarında şaşırıp yadırgasam da o şapşik hallerine bayıldım. Diğer oyunculara baktığımda Le Min Ho her zaman ki gibi onun tarzı olan bir roldeydi. Pek fazla merak uyandırıcı bir rolü olmasa da karizması ile farklı bir duygu uyandırmıştı. Tiffany Tang'ı hiç ama hiç yadırgamadım. Sanki roller onun giysisi gibi. Farklı bir rolde de olsa sanki alışılagelmiş bir roldeymiş hissi uyandırıyor. Filme genel olarak baktığımda dikkatimi çeken oyuncu Karena Ng oldu. İlk defa izlediğim halde sanki daha önce izlemişim gibi geldi. Yüzü o kadar tanıdık geliyordu ki araştırma gereği duydum. Fakat maalesef daha evvel oynadığı hiç bir yapımı izlememişim. Film tamamıyla akıcı ve eğlenceliydi. Hiç sıkılmadım ve filmin nasıl geçtiğini anlamadım. Filmde dram adına hiç bir sahne yok. Lee Min Ho bir Koreliyi canlandırsa da konuşmasının üzerine dublaj ile Çince ses eklemişlerdi. İlk defa Mandarin dilinde bir yapım izleyecek olanlar biraz yadırgayabilirler ama sakın bunu dert etmeyin ön yargılı olmazsanız pek fazla sorun olmaz. Eğer benim gibi kafa dağıtmak istiyorsanız şiddetle tavsiye ederim.


Bounty Hunters (赏金猎人, 바운티 헌터스)

23 Eylül 2016 Cuma

Kaçın Kurası (Dizi)

Rengarenk dizisinin reytingleri başladığı haftadan sonra hızla düşüşe geçmişti. En son yayınlanan bölümünde reytingleri 31. sıraya kadar gerilemişti. 15 temmuz sonrası verilen aradan mı yoksa hikayesinin işleyişinden mi bilinmez izleyicisini hızla kaybetmişti. Yapımcı ve kanal bunu fark etmiş olmalı ki dizinin devamı niteliğinde diziyi baştan çekme kararı aldı. Çoğu oyuncusunu kadrodan çıkarıp yerine yeni oyuncularla çalışmayı tercih eden yapım, birde senarist ve yönetmeni de değiştirmeyi ihmal etmediler. Durum böyle olunca tabi ki isimde otomatik olarak değişti. En büyük değişimi başrol erkek oyuncusunu değiştirerek yaptı yapım. Kaan Taşaner ile yollarını ayıran yapım, Serhan Teoman ile el sıkıştı iyi de yaptı. Selin ve Kaan gerçek hayatlarında da sevgili oldukları için ayrı bir sıcaklık vardı. Fakat Serhat ile de Selin uyumu çok hoş oldu. İkili arasında hızla kimya kurulmuş gibiydi. Bakışlar, mimikler Kaan ve Selin çifti kadar izleyiciye geçiyordu. Bu yüzden Serhat Teoman'ın doğru seçim olduğunu düşünüyorum. Serhat Teoman'ı çok severim çok iyi bir oyuncudur ve onun olduğu dizileri ayrı bir eğlenceli bulurum. Kameraya verdiği enerjiden midir nedir oynadığı her dizi benim için çok akıcı geçer. Rengarenk dizisine göre bu dizi biraz daha espriden uzak bir  işleyişe sahip olmuştu. Daha çok romantizm üzerine  işlenecek gibi geldi.  Senaristin değişmesi ile bu düzende değişmişti. Beni dizinin işleyişinde en çok rahatsız eden şey  dizinin damdan düşer gibi anlatılması oldu.  Yani, dizi devamı gibi olduğundan başlangıcı yoktu. Tüm  olaylar damdan düşer gibi ya da daldan dala gibi olmuştu.  Oyuncuların sempatikliği ve uyumluluğu olmasa   sanki ilk bölümden  dizi toslayacakmış gibi geldi. Fakat başrol oyuncuların ustalığından dolayı  bu durum  pek  göz ardı edilmiyordu. Zaten Engin Elgün gibi bir senarist olduğundan dizinin sonra ki bölümleri için her şey rayına oturacaktır diye düşünüyorum. Bu durum harici her şey yerindeydi. Vaktiniz varsa bu diziyi kaçırmayın derim.  

 İlk bölüm yayın zamanı reytinglerde 21., tekrarı ise 49. sırada  bitirdi. 
Kaçın Kurası

20 Eylül 2016 Salı

Familya (Dizi)

Fragmanları dönmeye başladığı andan itibaren en çok beklediğim ama isminden dolayı yadırgadığım bir diziydi Familya. Neden aile yerine familya ismi kullanıldı çok merak ediyorum. Bu isim konusu harici dizi de aklıma takılan hiç bir şey olmadı. İlk başta dizide oyuncuları dikkatimi çekti. Tanınmış ve oyunculuklarını sevdiğim oyunculardan oluşuyordu. Uğur Yücel ve Güven Kıraç'ın olduğu diziler zaten hep güzel olur düşüncesiyle şans verdim. İkinci olarak türü ve konusu dikkatimi çekti. Aile ve komedi türü bir araya geldiğinde her zaman akıcı ve sıcacık diziler ortaya çıkar. Konu olarak da aile türünü fazlasıyla kucakladığı için kesin izlemeliyim diye düşündüm. Dizi, diziden çok film tadında gibi geldi. İlk dakikadan itibaren anlamlı bir şekilde dizi işlenmeye başlamıştı. Aslında acı bir hikayeye sahip dizi. Fakat acının komik tarafı diyaloglarla sahnelere yansıtılmıştı. Survivor Murat'ı bu dizi de görmek çok hoşuma gitti. Rolü kendisine çok yakışmıştı. Konusu ve kurgusu güçlü, işleyişi akıcı bir dizi olmuş. Dizi hakkında çok fazla yazmaya gerek yok on numara beş yıldız bir proje ortaya çıkmış. Aile sıcaklığında gülmek isteyenler varsa bu diziyi kaçırmasınlar derim.
Dizi reytinglerde yayın zamanı  5. sırada, tekrarı ise 17. sırada tamamladı. 

  FAMİLYA

19 Eylül 2016 Pazartesi

Babam ve Ailesi (Dizi)

Sevemedim kara gözlümlü bir dizi daha listeme girdi. Dikkat ediyorum da genelde benim sevemediğim diziler tutuluyor. Bu dizi de tutar gibi geldi. Öncelikle Karagül dizisi (Karagül dizisinde esas erkek yoktu. Dizi, kadın odaklıydı.) harici iki kadın bir adamlı dizilerden hoşlanmıyorum. Neden bir erkeğin iki karısı olan diziler yapılır anlamıyorum. Özellikle iki kadından da çocuk olması durumu daha da boğucu hale getiriyor. Bu yüzden de bu dizi benden eksi puanla başladı. Dizinin tanınmış oyuncularının hepsini severim. Gerçekten iyi ve kaliteli oyuncular olduklarını düşünüyorum. Fakat yeni oyuncular da yok değil. Bunlardan bir tanesi de Kadir rolüne hayat veren Caner Şahin'di. İlk dakikadan itibaren oyuncu çok dikkatimi çekti. O kadar doğal ve gerçekçi oynuyordu ki araştırma gereği duydum. Bu dizi ilk projesiymiş ve inanılmaz derece de şaşırdım. Demek ki bazı insanlar doğuştan yetenekli doğuyorlarmış bunu öğrendim. Dizide ailenin çocuk rolünde ki oyuncularının pırıl pırıl gençlerden seçilmesi çok hoşuma gitti. Şimdilik hepsi birbirinden yetenekli gözüküyor. Tabi ki gelecek bölümlerde yetenekli mi değil mi tam olarak o zaman anlarız. Dizi akıcı ve kurguda güzel gözükse de beni pek açmadı. Gelecek zamanda izlemeyi düşünmüyorum. Fakat yazının başında yazdığım gibi benim sevmediğim diziler genelde fazla hayrana sahip oluyorlar ve tutuluyorlar. Bence vaktiniz varsa bir deneyin derim. Belki siz seversiniz.

Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı 13., tekrarı ise 15. sırada tamamladı.
Babam ve Ailesi

İçerde (Dizi)

Ay Yapım'ın adının geçtiği her proje on numara beş yıldız oluyor. Sadece Ay Yapım'ı gördüğüm an hiç düşünmeden dizilerine şans veririm. Nitekim bu dizi içinde ilk olarak bu durumu göz önünde bulundurarak şans verdim. İkinci olarak oyuncu ve konusuna baktım. Aslında Çağatay Ulusoy'u oyuncu olarak pek beğenmem. Hatta onun olduğu dizilerin bir iki bölümüne bakar devam etmem. Dizi de bir başka yadırgadığım konu ise; Bensu Soral'dı. İlk haberler çıktığında -''Bu kız ne alaka?'' bile dedim. Çağatay Ulusoy'un oyunculuğunu beğenmesem de sırf güzel diye bu kızın konulması çok garip geldi. Oyunculuğu ilk dizisinde vasattı. Bana göre karşısına daha iyi bir kadın oyuncu konulsa daha iyi olurdu diye düşündüm. Hatta ablası Hande Soral bile olsa daha iyi olurdu. Fakat bu durumlar diziye şans vermemem için söz konusu değildi. Bunların haricinde dizi oyuncu konusunda çok iyiydi. Usta ve iyi oyuncuların aynı dizide buluşmuş olması izleyici açısından diziye artı puan kazandırmıştı. Dizinin ilk bölümüne göre Çağatay Ulusoy beklediğimin üstünde bir oyunculuk sergiledi. Hatta kendini çok iyi geliştirmişti. Rolle o kadar bütünleşmişti ki belki de kariyerinde bu rolü bekliyormuş gibi geldi. Bence Çağatay artık bu tarz rolleri kabul etmeli diye düşünüyorum. Bana göre dizinin ilk bölüm kahramanı Çağatay olmuştu. Resmen yıldız gibi parlamış diğer oyunculardan bir adım önde diziye başlamıştı. Eğer rolü bu şekilde devam ederse gelecekte Çağatay'ı oyuncu olarak sevebilirim bile. Yalnız Çağatay parlarken Bensu Soral aynı yerinde saymıştı. Hala oyunculuğu yapaylığını koruyordu. Yani, izleyiciye gerçeklik duygusunu hala veremiyor. Oyun oynadığını belli ettiği içinde izleyici de ters etki ediyor maalesef. Umarım bu dizi Bensu için yararlı olur da kendini birazcık bu konuda geliştirir diye umut ediyorum. Dizinin diğer oyuncularına baktığımda 
Damla Colbay ve Aras Bulut İynemli her zaman ki gibi iyi oyun çıkardıklarını görüyorum. Damla'yı ben Hayat Mucizelere Gebe dizisinde tanımıştım. Resmen kızın oyunculuğuna ilk görüşte vurulmuştum. Bu dizi ile oyunculuğunun üzerine bir şeyler katmış olmasına çok sevindim. Damla, bana göre geleceğin iyi oyuncuları arasında muhakkak yerini alacaktır. Aras Bulut İynemli hakkında artık yazmak bana pek düşmez diye düşünüyorum. İlk kamera önüne çıktığı günden bu güne kadar oyunculukta zirveyi buldu. Benim bakış açıma göre uzun bir yolu olsa da geleceğin usta oyuncularından biri. Bu yüzden hakkında yazmam bile doğru olmaz. Keza usta oyuncular hakkında da yazmam saygısızlık olur diye düşünüyorum. Şu an için dizi de pot duran bir oyuncu yok. Tam tersi ışığı olan ve kendini geliştirmesi gereken oyuncular var. Zaten oyuncu seçimini kim yapmışsa gerçekten bu işi iyi bilen birileri yapmış. Buradan kendilerini de tebrik etmek lazım. Dizinin konusu klasik Ay Yapım konusu olsa da kurgu konuyu güçlendirmişti. Dizinin çekim açıları ve renk tonlamasını çok sevdim. En iyi dizilerden tanıdığımız Uluç Bayraktar yine yapmış yapacağını dedirtti. Gerçekten bu adamın çektiği projeleri ayrı bir seviyorum. Özellikle Kenan İmirzalıoğlu ve çekim açılarını çok yakıştırıyorum. Ezel ve Karadayı dizilerinde her bir sahneyi hayranlıkla izlemiştim. Büyük ihtimal bu diziyi izlerken de yine hep sahnelere odaklanırım diye düşünüyorum.

Diziyi o kadar çok sevdim ki beni bıraksanız sayfalarca yazarım bu yüzden daha fazla yazmadan sizlere diziyi şiddetle öneriyorum. Bence bu diziyi kaçırmayın ve bir şans verin, hiç bir şey kaybetmezsiniz.,
Dipnot: Bu arada haddim değil ama yazmadan geçemeyeceğim. Çetin Tekindor'un her sahnesini ağzım açık izledim. Büyük ustaya hayran olmamak elde değil.


''Çok merak ediyorum be müdürüm! Acaba geceleri uyku uyuyabiliyor musun?''
- Sarp
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı 2., tekrarı ise 6. sırada tamamladı.
İÇERDE

17 Eylül 2016 Cumartesi

My Sunshine / 2015 (Çin)

-spoiler içermez-
Hani bazı diziler, dizi olmaktan çıkıp izleyici ile bütünleşir, içine işler ya bu dizi de işte öyle bir dizi. Bu kadar hoş bir diziyi yazan yazar ve uyarlayan senaristin ellerinden öpmek lazım. Çin'in en çok satan romanı Silent Separation'un uyarlaması olduğundan mı nedir her bir repliği o kadar naif o kadar anlamlı ki dizi ister istemez sizi kendine çekiyor. Geçmişten geleceğe doğru uzanan dizinin her bir bölümü çok güzel kurgulanmıştı. Dizi genel anlamda çok akıcıydı. Her bir olay ince bir ayrıntıyla yazılmıştı. Konu olarak güçlü olmasının yanı sıra oyuncular da çok kıymetli. Diğer Asya dizileri izleyip de Tiffany Tang gibi değerli bir oyuncuyu tanımayanınız yoktur. Yanına bir de Wallace Chung gibi karizmatik ve güzel bakışlı bir oyuncuyu koyarsanız böyle dehşet bir dizi ile karşı karşıya kalabilirsiniz. Ben dizinin her bölümünü bir romantik film izliyormuşçasına özenle izledim. Dizinin her dakikasından zevk aldığım için de ölmeden önce izlenilmesi gerekenler listeme kolaylıkla giriş yaptı. Dizi de diğer oyuncular kategorisinde tek gözüme takılan Jian Renz'nin oynadığı He Yimei rolü oldu. Gerçekten rol, çok donuk ve itici yazılmıştı. Oyuncu iyi oynadığı için haliyle bende gıcık kaptım. He Yimei rolü haricinde gözüme batan bir oyuncu ya da rol olmadı. Dizi de en çok güzeller güzeli Mi Lu'nun oynadığı Xiao Xiao rolü oldu. Çok şapşik ve güzel bir karakterdi. Fazla içten ve samimi yazılmış bu rolü kendime yakın hissettim. Dizi boyunca Xiao Xiao karakterini Yang Le'nin oynadığı Lu Yuanfeng karakteri ile yakıştırdım ve çift olarak destekledim. Bu iki karakterin olduğu sahneleri ayrı bir severek izledim. Eğer ki vaktiniz varsa sizlerde bu diziye bir şans vermelisiniz. Eminim ki benim kadar çok seveceksinizdir. Gönül rahatlığıyla sizlere öneriyorum.

My Sunshine ( Silent Separation, 何以笙箫默, 何以笙簫默)

10 Eylül 2016 Cumartesi

Dikenli Yatak Taş Yastık

2016 kimlere yaradı çok merak ediyorum? 2016'da çok mutlu oldum diyen insan sayısı bir elin beş parmağını geçmez diye düşünüyorum. Bu yazıyı okuyan sizleri bilemem ama çok kötü geçenlerden biri de benim. Öyle ki artık gece olduğunda bir oh çekip uyuduğumda yatak diken gibi batıyor, yastık taş gibi geliyor... Günün bitiminde ki o düşünceler o planlar artık beynimi de yormaya başladı. Bir sonra ki günü, geleceği ve ya bu günü düşünmekten, artık ruhen yoruldum. Ruhumun yorulması da bedenimi etkilemeye başladı. Kendimi o kadar halsiz hissediyorum ki sabah gözlerimi açtığımda, ''Keşke o yataktan hiç çıkmasam!'' diyorum.

8 Eylül 2016 Perşembe

Fifteen Years of Waiting for Migratory Birds / 2016 (Çin)

-spoiler içermez-
Güzel erkeklerin, güzel kızların olduğu nadide bir dizidir bu dizi. Çevirisi başladığı andan itibaren bende yeri çok farklı oldu. İzlemenin yanı sıra replik yapmaktan da en çok keyif aldığım dizilerden biri oldu. Her bir repliği o kadar anlam yüklü ve naiftiydi ki dizinin her karesinden ekran görüntüsü alabilirdim. Özellikle dizi de başrol kıza bayıldım. ALLAH'ım o nasıl tatlı bir kızdı, o nasıl tatlı bir oyunculuktu kelimelerle anlatamam. Adeta bir animeden fırlamış gibi havası vardı. Dizi de Sun Yi yani karakter ismi Li Li üzüldükçe bende üzüldüm, sevindikçe bende sevindim. Nedense hep Li Li'yi kendi yerime koydum. Sanırım karakter olarak yakın hissettiğimden çok başka bir yeri oldu.Tabii ki küfür ettiklerim de oldu. Mesela Pei Shang Xuan karakteri şahsen bir kaşık su da boğmalıktı. Kafasızlığıyla hayatını mahvettiği için kocaman bir alkışı hak etmişti. Tabii bir de yılan Han Yi Chen vardı. Ah! O ne anasının gözüydü. İlgi delisi bir kız olmasının yanı sıra kalbi de kötüydü. İki yüzlülüğü ile benden bolca küfür yiyenlerden biriydi. Birde Liu Qian Ren karakteri vardı, üvey ağabey. Liu Qian Ren karakteri iyi mi kötü mü hiç anlayamadım. Fakat başlarda gıcık olsam da sonradan çok sempatik geldi. Dizi de en sevdiğim çift Daniel ve Li Jun çifti oldu. İkisi de şaşkın ördek gibilerdi. Bu karakterlere can veren oyuncuların hepsi çok iyi oynadılar. Benim gözümde  her biri rolünü  yaşar gibi oynamıştı. Oyuncular dizinin aynı isimli  kitabını merak etmemi  bile sağladı. Dizi konu ve kurgu olarak çok güçlüydü. Senarist tarafından çok iyi yazılmıştı. Bence bu hoş diziyi  kaçırmayın derim.

Fifteen Years of Waiting for Migratory Birds
 (十五年等待候鸟, Shi Wu Nian Deng Dai Hou Niao)

Dedikodu// Kara Sevda Dizisi Seul Drama Ödülleri En İyi Dizi Dalında Jüri Özel Ödülü Aldı

Daha evvel bu ödül törenine Fatmagül'ün Suçu Ne?, Ezel, Kara Dayı, 20 Dakika, Kara Para Aşk, Kurt Seyit ve Şura, Medcezir dizileri aday gösterilmiş, Kenan İmirzalıoğlu (Ezel), Çağatay Ulusoy (Medcezir) ve Engin Akyürek (Kara Para Aşk) 'de bu ödül töreninde sahneye çıkıp ödüllerini almışlardı. Bu yıl ise Kara Sevda ve ek olarak Kırgın Çiçekler dizisi yine bir kategoride aday gösterilmiş ve finale kalmışlardı. Sonunda  ödül töreni gerçekleşti ve bu yıl yine bir gurur yaşandı. Dördüncü kez bir oyuncumuz  sahneye çıkıp En İyi Dizi Dalında Jüri Özel Ödülü’nü alıp bizi gururlandırdı. Ayrıca dizi, Neslihan Atagül ile En İyi Kadın Oyuncu dalında da finale kaldı.


Geçen Yıldan Bu Yıla Babacığımın Ölüm Yıl Dönümünde Değişenler

Babamı kaybettikten sonra uzun bir süre psikolojik olarak ilaç tedavisi görmüştüm. Fakat bir gün ilaçlar ağır geldiği için ne yapıyorum ben diyebildim. Yaklaşık 3 yıl evvel kendimde bir güç buldum ve kendi kendimi tedavi etmeye başladım. Önce manevi olarak huzurlu olmam lazımdı bunun için dualar okudum, tespihler çektim, namaz kıldım ve iç huzurumu yakaladım. Mantık yürüterek, bedenimi, ruhumu dinleyerek hareket ettiğim için ilk aşama olarak manevi yönden kendimi sağlama aldıktan sonra ruhsal olarak bedenime sıra gelmişti. Beynimi nasıl kontrol edeceğimi eğitmek için sürekli kendimle konuştum. Bir nevi içsel olarak doktorun benimle konuştuğu gibi kendi düşüncelerimi kontrol etmeyi öğrendim. Bu yaklaşık 1 yıl kadar sürdü. Geçen yıl 3 eylül'de kendime bir söz verdim ve babamın ölüm yıl dönümünde kendimi kapatıp ağlamayacaktım. İrademi harekete geçirerek bunu yaptım. Bu yüzden o sancılı dönemi daha kolay geçirdim. Bunu yapabileceğimi görünce daha fazla azim yaptım. Öncelikle uyumadan önceki o sancılı vakitleri kafamdan sildim. Ruhumla birlikte yaşam tarzımı, hayatımı ve bedenimi değiştirmeye karar verdim. Kıştan bu yana daha sağlıklı beslenmeye ve spor yapmaya başladım. 6. yılın sonunda kendimce büyük bir yol katettim. Her neyse geçen yıl irademi kontrol ettiğim için bu yıl normal bir zaman nasıl geçirilir onu öğrenmeye karar verdim. Çünkü ben 26 Ağustos - 3 Eylül arası kendimi her şeye kapatıyorum bunu aşmazsam yarın ikili ilişkilerde problem yaşayabilirdim. Bu yıl da bu konu üzerine yoğunlaştım ve...

Sabah ilk işim kahvaltından önce biraz spor yapmak oldu. Hem beynimi hem bedenimi gün için hazırladım.
Tasarım:Sawako Kuronuma